
Spencer Tracy
Henry M. Stanley

When American newspaperman and adventurer Henry M. Stanley comes back from the western Indian wars, his editor James Gordon Bennett sends him to Africa to find Dr. David Livingstone, the missing Scottish missionary. Stanley finds Livingstone ("Dr. Livingstone, I presume.") blissfully doling out medicine and religion to the happy natives. His story is at first disbelieved.

Spencer Tracy
Henry M. Stanley

Nancy Kelly
Eve Kingsley

Richard Greene
Gareth Tyce

Walter Brennan
Jeff Slocum

Charles Coburn
Lord Tyce

Cedric Hardwicke
Dr. David Livingstone

Henry Hull
James Gordon Bennett, Jr.

Henry Travers
John Kingsley

Miles Mander
Sir John Gresham

David Torrence
Mr. Cranston

Holmes Herbert
Frederick Holcomb

C. Montague Shaw
Sir Oliver French

Brandon Hurst
Sir Henry Forrester
Hassan Said
Hassan

Paul Harvey
Colonel Grimes

Britanya İmparatorluğu donanmasının en parlak dönemini yaşadığı 18. yüzyıl sonlarında geçen filmde. Bounty gemisinin mürettebatı aylar süren kötü muamelenin sonunda isyan çıkarır. Fletcher Christian’ın liderliğindeki mürettebat, acımasız Kaptan Bligh’ı denize bırakır. Kaptan olağanüstü şaşırtıcı bir gayretle limana geri dönmeyi başarırken, Bounty’ ise çeşitli zorluklarla mücadele ederek Güney Pasifik’e yelken açar.

Avustralyalı azimli bir genç kız, tek başına yelkenle dünyayı dolaşan en genç kişi olma hayalinin peşinden giderken korkularıyla yüzleşir.

Olaylar 1924 yılında, İngiliz sömürgesi olan Hindistan'da geçiyor. Judy Davis'in canlandırdığı Adela Quested, genç ve dikbaşlı bir İngiliz kadın, yanında nişanlısının annesi Mrs. Moore (Peggy Ashcroft) olduğu halde Hindistan'a gelir. Burada tanışıp dost edindiği Dr. Aziz (Victor Banerjee) bir süre sonra Adela'yı mistik Marabar mağaralarına yapacağı ziyarette kendisine katılması için davet eder. Girdikleri bir mağaradan yara izleriyle çıkan Adela, Aziz'in kendisine saldırdığını iddia eder.

Sırayla gezgin, yazar, arkeolog, kaşif, kartograf ve yirminci yüzyılın başlarında İngiliz İmparatorluğu adına görev alan siyasi ataşe olan Gertrude Bell’in hikayesinin anlatıldığı filmde aslında halktan biri olan Bell, modern Irak ve Ürdün devletlerinin kurulmasına ve bu devletlerin ilk kralları olan Kral Abdullah ile Kral Faysal’ın seçilmesine yardımcı olmuş, iktidar belirlemiş bir kadındır.

Film, 1. Dünya Savaşı’nda Alman Hava Kuvvetleri’nde Kızıl Baron olarak isim yapan, savaşın en ünlü, en korkusuz ve en cesur pilotu Manfred von Richthofen’in gerçek hayat öyküsünden bir kesit sunuyor… Ard arda kazandığı zaferleri ile bir efsane olan Kızıl Baron, savaşta yaralandıktan sonra, hemşire Kate’e aşık olur.

1964'te İrlanda'da 3 genç kız, aileleri ve kilise tarafından acımasız ve insanlık dışı Magdalene Manastırı'na gönderilirler. Burada suçlarının cezasını çekeceklerdir. Suçları bekar bir kadın olmak, güzel olmak, saf olmak, çok zeki olmak ya da sessiz kalmak istemeyen bir tecavüz kurbanı olmaktır.Günahları için çalışmaları gereklidir... Yılda 364 gün ve karın tokluğuna! Üstelik başlarına hiç ummadıkları şeyler gelecektir.

Stephen Glass, "Başkanın Uçağı'nın Uçuş Dergisi olarak tanıtılan The New Republic'te yıldızı yükselen bir muhabirdir. Doğum gününüzü hatırlayan, tereddüt etmeden size iyilikte bulunan türden biridir. Hayret verici haberler yapan ve yazdıklarının çoğunu özenle uyduran biri. Glass, şirket ortamına kesinlikle yatkın, eşsiz becerileri sayesinde ayakta durmayı başarır. Adi bir yalancı olduğundan, ofisteki herkesin gözüne girerek suçlanmaktan kurtulmayı becerir. Her daim hazır bir göz yaşartıcı öyküsü bulunan Glass, yalanı ortaya çıktığında bile, aralarında bazı editörlerin de bulunduğu mesai arkadaşlarını sadece bir hata işlediği konusunda inandırır. Her şey yolunda giderken öyle bir habere çatar ki, çileden çıkardığı seçmenler altta kalmayı reddeder. Ve işler çığrından çıkar...

In 1879, the British suffer a great loss at the Battle of Isandlwana due to incompetent leadership.

1957 Yılında Batı Virginia eyaletinde para kazanmanın tek yolu yer altına girip kömür çıkarmaktan geçmektedir. O bölgede yaşayan herkes bu kaçınılmaz hayata boyun eğmiştir. Lise öğrencisi Homer Hickam Jr. bir Sovyet uydusu olan Sputnik'in tepelerinden geçmekte olduğunu öğrenince, hemen uzaya gidecek bir roket yapmak için çalışmalara başlar. Önünde inanılmaz engeller olan Homer, babasının itirazlarına rağmen öğretmeni ve üç arkadaşının yardımıyla kendi roketini yapmaya çalışır. Eğitiminin yetersiz olması, maddi olanaksızlıklara yaptığı roketlerin etrafa verdiği zarar da eklenince yaptığı çalışmalar çok zorlukla ilerlemektedir ama istediğini elde etmek için yılmadan ve asla vazgeçmeden çalışmalarına devam eder...

Deniz Kuvvetleri mensubu Fisher, içindeki şiddetin nedenini anlayabilmek için profesyonel yardım alır ve bir psikiyatristle görüşmeye başlar. Bu yolculuk onu, yıllardır görmediği ailesini aramaya itecektir. Çocukluğunda yaşadığı travmatik olaylar da ancak bu şekilde aşılabilecektir.

1939 Eylül'ünde Polonya'yı işgal eden Almanya, Molotof-Ribbentrop Paktı gereği, Polonya'nın doğusunu da Kızılordu'nun işgal etmesine ses çıkarmamıştı. En az Naziler kadar gaddar olan Sovyet Yönetimi, Polonyalı 18 bin subay,230 bin asker ve 12 bin polisi tutsak olarak almış ve Ekim ayının sonunda bu tutsakları Kozielsk, Starobielsk ve Ostashkovo kamplarına nakletmişti.5 Mart 1940'ta Beria'nın önerisi ve Stalin'in de onayıyla bu tutsakların 15 bininin öldürülmesine karar verildi.


Thomas Edison, George Westinghouse ve Nikola Tesla... Endüstriyel çağın en büyük mucitlerinden üç kahraman. 19. yüzyıl sonlarında elektrik sistemi üzerine, adeta bir savaşı andıran kıyasıya bir rekabete girişirler. Entrikalarla dolu süreçte rakiplerini alt eden isim, 1893 Dünya Fuarı’nı aydınlatacak akım türünün patent sahibi olacaktır. Kazanan tarihin akışını, dünyanın kaderini değiştirecektir.

Bu kez Holt, fil dişi arayışı yolculuğuna kadınlaşan arkadaşı Marlin Arlington’ı getiriyor. Holt aynı zamanda Jane’in Londra’ya dönmesi konusunda onu ikna edecek fikirler de planlamaktadır. Holt ile Arlington, Jane’e bir takım modern giysiler ve parfümler gösterdiğinde gündeme gelen modernleşme kavramı ile Jane etki altında kalsa da geri dönmemekte kararlıdır. Tarzan, Jane’i korumak uğrunda her türlü vahşi hayvanla mücadele ederken bir şekilde fil dişi araştırmasına da engel teşkil eder. Arlington’ın silahından mermi alır. Bu arada Jane, Tarzan’ın öldüğüne inansa da maymunlar tarafından iyileştirilir. Jane ve ekip vahşi yerlilerce saldırıya uğradıklarında Tarzan onları kurtarabilecek midir?

Dee Brown'un en çok satan romanından beyaz perdeye uyarlanan, başyapıt niteliği taşıyan bir film. General Custer'a karşı kazanılan Sioux zaferini konu alan film, 3 karakterin mücadelesi üzerine kurulmuştur; Darthmouth mezunu genç bir doktor olan Charles Eastman; topraklarını benliklerini ve şereflerini kaybetmek istemeyen ve Amerika birleşik Devletleri'nin hükmü altına girmek istemeyen lakota kabilesinin gururlu şefi Oturan Boğa ve hükümet'te Kızılderili'lerden sorumlu Senatör Henry Daves, Eastman ve okul öğretmeni Elaine Goodale Sioux'daki yerlilerin yaşam koşullarını iyileştirmeye çalışırken, Senatör Dawes, Başbakan Grant'a kulis yapar. Kalbimi Oraya Gömün, duyguları derinden etkileyen, bilgi yüklü, görsel olarak dikkatleri çeken bir western klasiği.

Ulusal Sualtı Araştırmaları Kurumu'nun özel projeler yöneticisi Dirk Pitt, Afrika'daki Nijer nehrinde bir batıkta hazine aramaktadır. Bu arada bölgedeki toplu ölümleri araştıran Birleşmiş Milletler görevlisi güzel bir bilim kadınını ölümden kurtarır. Araştırmalara beraber devam eden ikili, ölümlerin arkasında Fransız bir milyonerle Batı Afrikalı bir diktatörün olduğunu öğrenirler. Bölgedeki biyolojik salgın engellenemezse denize yayılacak ve tüm dünyayı tehdit edecektir.

Aşk, intikam ve gurur arasında kalan kanlı katil Kontes Bathory'nin yükseliş ve düşüşünün öyküsü. 1560 doğumlu Kontes, 14 yaşında iken nüfuzlu bir Lord ile evlendirilir. Dönemin en güzel, akıllı ve güçlü kadını olarak anılan Kontes, erkeklerin hakim olduğu ve sadece onların sözünün geçtiği bir dünyaya başkaldıran bir kadın olarak öne çıkar. Bir davette kendinden oldukça genç olan Istvan'a aşık olur ve aralarında tutku dolu yasak bir aşk başlar. Fakat bu mutlulukları uzun sürmeyecektir, çünkü Istvan'ın babası Kont Thurzo, oğlunu ondan ayırmak için planlar kurmaktadır. Kont Thurzo, Kontes'i yaşı büyük olduğu için oğlu tarafından sevilemeyeceğine inandırır ve Kontes sonunda ancak bakirelerin kanıyla yıkanarak genç kalabileceğine inanmaya başlar. Bir sürü bakire kadın kaleye getirilir ve bir daha da görülmezler.

1870'li yıllar... Texas ve Mexico arasındaki kanunların işlemediği sınırda, Amerika Tarihi'nin ilk suçla mücadele birimi kurulmaktadır; 'Texas Rangers'Leander McNelly'nin liderliğinde toplanan beş adamı, Amerika'nın en başı bozuk bölgesi olan Texas'da asayişi sağlamak için çaba gösterirler. Adamlarının genç ve deneyimsiz olmasına rağmen McNelly azılı kanun kaçaklarıyla mücadele etmekten çekinmez.Meksikalı 'banditolar', topraklarını korumak için mücadele eden yerliler ve altın umuduyla Rio Grande Nehri'ne akın eden göçmenlerle dolup taşan topraklara adalet getirmek için organize bir şekilde suçla mücadele etmek kaçınılmazdır.

Güney Afrika'da gerçekten yaşanmış tarihi bir olaya dayanan film, 100 İngiliz askerinin 1879 yılında Rorke's Geçidi'nde yer alan İngiliz ileri karakolu savunmasında 4.000 Zulu savaşçısına karşı verdiği mücadeleyi anlatmaktadır.

Danimarka doğumlu (ünlü yazar) Karen Blixen (Meryl Streep) daha iyi bir yaşam sürebilme umuduyla bir baronla mantık evliliği yapar. Çift Nairobi'ye taşınır, ancak kocası burada alkol ve çapkınlığa dayalı bir hayata dönünce, Karen kendisini aşksız bir evliliğin içerisinde hapsolmuş olarak bulur. Karen daha sonra özgür ruhlu bir avcı olan Denys Finch Hatton (Robert Redford) ile karşılaşır: Acaba ilişkileri içerisinden bir aşk yeşerebilecek midir, yoksa Karen'ı bekleyen şey kalp acısı mıdır?
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir