
Robert Redford
Denys Finch Hatton

Afrika'nın büyüleyici manzaralarında geçen Benim Afrikam, izleyicisini 1910’ların başında Nairobi’nin egzotik atmosferine götürüyor. Hayatındaki sıkışmışlığı aşmak için yeni bir kıtada kök salmaya çalışan Karen Blixen’in hikayesi, aşkın, özgürlüğün ve cesaretin sınandığı duygusal bir yolculuğa dönüşüyor. Zengin detaylarla işlenen bu film, Blixen’in aşksız evliliğinden sıyrılıp, tutkulu bir avcıyla yaşadığı beklenmedik yakınlaşmayı odağına alıyor. Doğanın ihtişamı ve insan ruhunun karmaşıklığı, unutulmaz oyunculuklarla birleşiyor. Hem görsel hem de duygusal açıdan etkileyici olan Benim Afrikam, izleyenleri gerçek aşkın ve aidiyetin peşinde büyüleyici bir keşfe davet ediyor.

Robert Redford
Denys Finch Hatton

Meryl Streep
Karen Blixen

Klaus Maria Brandauer
Bror / Hans von Blixen-Finecke

Michael Kitchen
Berkeley Cole

Malick Bowens
Farah Aden

Michael Gough
Lord Delamere

Suzanna Hamilton
Felicity Spurway

Rachel Kempson
Lady Belfield

Graham Crowden
Lord Belfield

Leslie Phillips
Sir Joseph

Shane Rimmer
Belknap, farm manager
Joseph Thiaka
Kamante
Stephen Kinyanjui
Kinanjui
Mike Bugara
Juma

Job Seda
Kanuthia

Eilis Lacey (Saoirse Ronan), İrlanda'nın fakir mahallelerinden birinde yokluk içinde yaşayan bir kızdır. Sevmediği bir işte annesinin hatrına çalışan Eilis'e kasabasındaki kilise papazı yardımcı olur ve onu Amerika'ya güvenilir bir tanıdığın yanına gönderir. 1950'li yılların New York'unda Brooklyn’e gelen genç kız, Amerika'nın gelecek vaatleri için annesinin evini terk eder. Ayakları üzerinde durma mücadelesi veren Eilis bu arada bir gençten de çok hoşlanır. Fakat gurbet özlemi birkaç ay sonra Eilis için dayanılmaz olur ve bu sırada annesinden gelen bir haber ile İrlanda'ya birkaç haftalığına dönmeye karar verir. Amerikan rüyası İrlanda'daki geçmişi yüzünden bozulan Eilis, iki ülke ve üzerinde yaşadığı hayatlardan birini seçmek zorunda kalacaktır.

On sekizinci yüzyıl sonu, çok güzel ve büyüleyici Düşes Georgiana Spencer (Keira Knightley), dönemin en etkileyici kadınıdır. Güzelliği ve karizmasıyla toplumda nam salmıştır. Bu namın duyulmasıyla kendinden yaşça büyük olan Devonshire Dükü (Ralph Fiennes) ile görücü usulü evlenir. Bu evlilikle beraber Georgiana moda ikonu ve kurnaz bir politikacı haline gelir. Ancak evliliğinde bulamadığı aşkı umutsuzca aramaya devam eden Georgina’nın hayatı Charles Grey (Dominic Cooper) ile yaşadığı yasak aşk, müsrifliği ve politikaya el atması sonucu yaşadığı itibar kaybı, ve en iyi arkadaşı Bess Foster’ın (Hayley Atwell) ona olan ihaneti sonucu karmakarışık olacaktır.

Bathsheba Everdine, a willful, flirtatious, young woman, unexpectedly inherits a large farm and becomes romantically involved with three widely divergent men.

Yorkshire bozkırlarında geçen, tutkulu ve fırtınalı bir aşk hikayesi; Heathcliff ve Catherine Earnshaw arasındaki yoğun ve yıkıcı ilişkiyi konu alıyor.

Frank ile April, kendilerini her zaman çok özel, farklı görmüşler; hayatı yüksek ideallerine uygun şekilde yaşamaya hazır ve istekli olmuşlardır. Bu nedenle lüks evlerin sıralandığı bir cadde olan Revolutionary Road'daki yeni evlerine taşındıklarında kendilerini çevreleyen durağan ortamdan bağımsızlıklarını gururla ilan ederler. O dönemin toplumsal sınırlarını belirleyen tuzaklara asla düşmemeye kararlıdırlar. Ancak Wheeler çifti kendilerini hiç beklemedikleri bir durumun tam içinde bulur: Frank Wheeler rutin bir işi olduğu için sinirleri günden güne bozulan yetişkin bir erkeğe dönüşürken April de istek ve tutkularını bastırmaya çalışan mutsuz bir ev kadını olup çıkar. Sonuç ise tıpkı diğerleri gibi hayallerini kaybetmiş tipik bir Amerikan ailesidir.

Nickel Çocukları, bir çocuk ıslahevinde kalan iki siyahi genci konu alıyor. İkisinin derin dostluğu bir dönüşüm sunarak umut uyandırıyor.

Taşrada tatil yapan kentli bir kadın, oralı genç ve evli bir çiftçiyle ilişki yaşar ve adamı karısını öldürüp onunla birlikte büyük şehre taşınmaya ikna eder. Adam, karısıyla beraber şehre giderken binecekleri teknede bir ‘kaza’ planlar, kendini boğulmaktan kurtarmak için de tekneye bir demet saz saklar. Ancak planın sonunu getirmeyi yüreği kaldırmaz ve kürek çekerek karısını kıyıya çıkarır. Büyük bir keder içinde, tramvaya binip şehre giderler. Göz yaşlarıyla dolu barışmaları, düğün yapılan bir kilisede tamamlanır. Birbirlerine yeniden âşık olmuş bir halde, önce bir fotoğrafçıya, sonra da bir berbere uğrarlar. Adam berberdeki manikürcünün ona kur yapmasını görmezden gelir, karısını da çapkın bir hayranın ilgisinden korur. Devasa bir lunaparka gidip eğlendikten sonra, tekneyle eve dönerler. Ancak bir fırtına çıkar ve yelken yırtılır.

Yılların eskitmeyi bir türlü başaramadığı iki Hollywood efsanesi; bol ödüllü sanatçılar, Clint Eastwood ve Meryl Streep, "Yasak İlişki" adlı bu filmde başrolleri paylaşıyorlar. Iowa-Madison County'de mütevazı bir hayat süren, evli bir kadının bir yasak aşk sarmalına dolanmasının anlatıldığı Yasak İlişki'de bazı köprü resimleri çekmek için gelen fotoğrafçı Robert'a gönlünü kaptıran evli ve çocuklu Francesca'ın dramını izleyeceğiz. Eşi ve çocukları kasaba dışındayken aşkını doya doya yaşayan Fran, bir yandan da evliliğini sorgulamaya başlamıştır. Robert James'in bestseller romanından uyarlanan filmde Streep, en iyi kadın oyuncu dalında Oscar'a aday gösterilmiştir.

Film yakışıklı, zeki ve maceraperest bir insan olan Robin Cavendish'in 28 yaşında doktorlar tarafından çocuk felci teşhisi konulması sonucunda birdenbire değişen hayatını konu alıyor. Boynundan aşağısı tamamen felç olan ve nefes almak için bir makineye muhtaç olan Robin Cavendish, doktorların ilk başta umutsuz konuşmasına rağmen umudunu yitirmeyerek uzun yıllar hayata tutunmasıyla adından söz ettirmiştir.

Mr.Dashwood yasalar gereği mirasını ilk karısından olan oğluna bırakmak zorundadır. Oğlundan ikinci karısı ve ondan olan kızlarına destek olmasını rica eder. Fakat oğlunun karısı bunun gerçekleşmesini engellemek için elini yapar. Biri tamamen duygularıyla, diğeri de sadece mantığıyla hareket eden iki kızkardeş, 19.yüzyılın erkek egemen ve ahlakçı dünyasında bir de ekonomik sorunlarla başetmek zorunda kalırlar. Tüm toplumsal ve ekonomik baskılara rağmen mantık ve duygu aşkla birleştiğinde, bu iki kızkardeşe güç verecek, onlara mutluluğun kapılarını açacaktır.

Sır: Hayal Etmekten Korkma merkezine, üç çocuğunu tek başına ve çok çalışarak büyütmeye çalışan Miranda Wells'i ve ailesini alıyor. Güçlü bir fırtına hayatına yıkıcı bir meydan okuma ve gizemli bir adam, Bray Johnson'u getiriyor. Kısa bir süre sonra Bray'in varlığı ailenin ruhunu yeniden canlandırıyor ancak kendisinin taşıdığı bilmedikleri bir sır vardır ve bu sır her şeyi değiştirebilir.

Earnshaw Ailesi, Yorkshire'da 19. yüzyılda çiftçilik yapan bir ailedir. Bir gün Bay Earnshaw, küçük çocuğu Heathcliff ile birlikte kendi şehrine döner. Earnshaw'un oğlu Hindley, çocuğu geri gönderir ancak Heathcliff, Hindley'in kız kardeşi Catherine ile dost kalır. Aile öldükten sonra Hindley'in kız kardeşi ve Heathcliff, bir araya gelirler.

In early 19th-century England, dire financial straits reacquaint the aristocratic Anne Elliot with her wealthy ex-fiance Frederick Wentworth. The two must choose between either putting the past behind them or listening to their hearts.

Martin Thomas Hardy'nin "Tess of the D'Urbervilles" romanından sinemaya uyarlanan "Tess", Roman Polanski'nin en ünlü filmlerinden biri. Fakir bir köylü kızı olan Tess babası tarafından zengin akrabalarının yanına gönderilir. Babası içten içe uzaktaki akrabalarının kızını da kendilerinden görüp, ona sonsuz gibi gelen zenginliklerine ortak edeceklerini ummaktadır. Oysa işler hiç de umduğu gibi gelişmez, zira Tess'in yanına yerleştiği aile D'Urbervilles adını sonradan almıştır.

Danimarka sinemasının yıldız yönetmenlerinden Thomas Vinterbergin kamerasını Victoria İngiltere'sine çevirdiği Çılgın Kalabalıktan Uzak, birbirinden çok farklı üç adamı etkisi altına alan Bathsheba Everdene'in hikayesini anlatıyor. Bağımsız ve güçlü bir kadın olan Bathshebaya, Weatherbury'deki bir çiftlik miras kalır. Çiftliğini ayakta tutmaya çalışırken, Bathsheba kararlılığına vurulan kendi halindeki bir çiftçiyi, pervasız ve yakışıklı bir çavuşu ve zengin, olgun bir bekarı kendine aşık eder. Tercihler ve tutkular aracılığıyla aşkın doğasını inceleyen bu zamansız öykü, direnç ve kararlılıkla zorlukları aşmanın mümkün olacağını da anlatıyor

Sosyetik bilinçli Bayan Bennet (Mary Boland), kocasının (Edmund Gwenn) isteksiz yardımıyla, beş kızına, uygun ve zengin birer koca arayışına girişir. Bayan Bennet'in inatçı kızı Elizabeth (Garson) zengin ve yakışıklı, ama bir o kadar da alaycı ve kaba Bay Darcy'e (Olivier) aşık olunca, başından beri zor olan planlar daha da zorlaşır. Ancak bu zeka, görgü ve aşk dolu hikayede Elizabeth, Bay Darcy'nin kalbini sadece kendi koşullarıyla kazanacaktır. İlk başta kendisine gösterdiği ilgisizliğin intikamını tatlı bir şekilde aldıktan sonra.

Yıl 1947. Londra'da hukuk eğitimi görmekte olan Botswana kraliyet ailesine mensup Prens Seretse Khama (David Oyelowo), Afrika'nın güney kısmında yaşayan Bechuanaland kralının veliahtıdır. Bir partide tanıştığı İngiliz Ruth Williams (Rosamund Pike) ile birbirlerinden etkilenirler ve kısa sürede evlenerek Güney Afrika'ya giderler. Bu durum hem Bechuanaland İngiliz mandası altında olduğundan İngiliz hükümetinin, hem de Bechuanaland'te siyah-beyaz ayrımcılığı (apartheid) yönetimini sürdürenler tarafından büyük tepkiyle karşılanır. Zira çift bu konuya da dikkat çekerek barış yaymaya çalışmaktadır. İngiliz hükümeti Seretse ve Ruth’un ayrılması için baskı uygular, ayrılmadıkları için Seretse’yi sürgüne gönderir. Fakat Seretse’nin Ruth’a ve ülkesine yeniden kavuşmak için akıllıca bir planı vardır.

Genç Prens Asoka, savaşta becerilerini mükemmelleştirmek için çalışır ve aynı zamanda aile içi çatışmalarla da ilgilenir. Üvey kardeşlerinden biriyle bir mücadele sırasında annesi Asoka'yı hayatta kalmak için kaçmaya zorlar. Uzaktayken Asoka, Kaurwaki ile tanışır ve aşık olur, ancak onu korumak için bir savaşçı olarak becerilerini kullanması gerekir. Asoka'nın Budist yolunu benimsemesine yol açan tehlikeli ve yürek burkan bir komplo ağı takip eder.

Bigas Luna nın Yönetmen liğini yaptığı filmin öyküsü, Bir İspanyol Şehri ndeki tek iş alanı olan ve sizde içten bir Samson sanız sloganıyla üretim yapan bir iç giyim firması etrafında geçmektedir. Zengin Samson aile bireyleri aslında çaresiz ve cinsel açlık içerisindedirler. Oğul Luis, bu açlığını çekici kız arkadaşı Silvia ile Silvia ın barda çalışan fahişe arasında gidermektedir. Jose, Silvia nın hamile olduğunu öğrendiği zaman acele ile çöplerin arasında bulduğu bir sodanın açma halkasını Silvia nın parmağına nişan yüzüğü olarak takar. Jose nın Silvia ya karşı hissettiği aşktan çok şehvettir. Ama ailesi fakir olan ve tek kurtuluş noktası Jose olan Silvia bu işarete inanmaz. Jose nin annesi oğlunun bir fahişenin kızıyla evlenmesine izin vermeyecek kadar sosyal statüsü ile gurur duymaktadır.

Model ajansında çalışan Helen Mirren (Kate Hudson) kariyerinde hızla ilerleyen ve şehir hayatının karmaşasına alışkın bir kadındır. Terfi edilmek üzereyken ablasının ve eniştesinin trafik kazasında öldüğünü öğrenir. Çocuklar hakkında hiç tecrübesi olmayan Helen, kız kardeşinin çocuklarına bakmaya başlar. Hem çocuklarla ilgilenmek hem de iş yaşamında başarılı olmak o kadar kolay değildir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.




0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir