
Saoirse Ronan
Eilis Lacey

Eilis Lacey (Saoirse Ronan), İrlanda'nın fakir mahallelerinden birinde yokluk içinde yaşayan bir kızdır. Sevmediği bir işte annesinin hatrına çalışan Eilis'e kasabasındaki kilise papazı yardımcı olur ve onu Amerika'ya güvenilir bir tanıdığın yanına gönderir. 1950'li yılların New York'unda Brooklyn’e gelen genç kız, Amerika'nın gelecek vaatleri için annesinin evini terk eder. Ayakları üzerinde durma mücadelesi veren Eilis bu arada bir gençten de çok hoşlanır. Fakat gurbet özlemi birkaç ay sonra Eilis için dayanılmaz olur ve bu sırada annesinden gelen bir haber ile İrlanda'ya birkaç haftalığına dönmeye karar verir. Amerikan rüyası İrlanda'daki geçmişi yüzünden bozulan Eilis, iki ülke ve üzerinde yaşadığı hayatlardan birini seçmek zorunda kalacaktır.

Saoirse Ronan
Eilis Lacey

Domhnall Gleeson
Jim Farrell

Emory Cohen
Tony Fiorello

Jim Broadbent
Father Flood

Julie Walters
Madge Kehoe

Jessica Paré
Miss Fortini

Eve Macklin
Diana Montini

Brid Brennan
Miss Kelly

Fiona Glascott
Rose Lacey

Jane Brennan
Mary Lacey

Nora-Jane Noone
Sheila Heffernan

Jenn Murray
Dolores Grace

Eva Birthistle
Georgina

Michael Zegen
Maurizio Fiorello
Matt Glynn
Priest


İtalyan göçmen Francesca Cabrini, 1889'da New York'a vardığında hastalık, suç ve yoksul çocuklarla karşılaşır. Cabrini, toplumun en savunmasız kesimleri için barınma ve sağlık hizmeti sağlaması konusunda düşmanca davranan belediye başkanını ikna etmek için cesur bir misyona atılır. Kıt İngilizcesi ve zayıf sağlığına rağmen Cabrini, girişimci zekasını kullanarak dünyanın daha önce hiç görmediği bir umut imparatorluğu inşa eder.

Birbirine derinden bağlı iki çocukluk arkadaşı olan Nora ve Hae Sung, Nora'nın ailesi Güney Kore'den göç edince ayrılmak zorunda kalır. Yirmi yıl sonra, kader ve aşk kavramlarıyla ve hayatı oluşturan seçimlerle yüzleşirken, önemli bir hafta boyunca New York'ta yeniden bir araya gelirler.

Roseanne McNulty 50 yıldır yaşadığı ve yakın zamanda yıkılacak olan Roscommon, İrlanda’daki akıl hastanesinde çıkmak zorundadır. Hastanenin psikiyatri Dr. William Grene , McNulty’i incelemek için çağrılır. Roseanne’in gizemli ritüelleri, tikleri ve İncil’e olan bağlılığından etkilenir. Yıllardır Roseanne’in elinde bulunan bu İncil, içerisinde çizimler ve günlük tadında mesajlar barındırır. Grene, Roseanne’in geçmişine indiğinde onu genç ve çekici bir kadın olarak görürüz. Genç Roseanne’in halasının kafesinde çalışmak için Sligo’ya taşındığını ve orada bir savaş pilotuna aşık olduğunu öğreniriz. Ancak kasabanın rahibi de Roseanne’e aşık olur

In early 19th-century England, dire financial straits reacquaint the aristocratic Anne Elliot with her wealthy ex-fiance Frederick Wentworth. The two must choose between either putting the past behind them or listening to their hearts.

Dünyadaki hiçbir şeye dokunamadığınızı düşünün. Temiz havayı soluyamadığınızı, güneşin sıcaklığını hissedemeyeceğinizi ya da sevdiğiniz kişi öpemeyeceğinizi... Bu film alerjik bir rahatsızlıktan dolayı bulunduğu evden asla dışarı çıkamayan 18 yaşında oldukça zeki Maddy Whittier (Amandla Stenberg) ile kapı komşusu Olly Bright’in (Nick Robinson) hikayesidir. Maddy yaşadığı şeylerin ardından artık dünya ile irtibata geçmeyi istemektedir. Hele ki pencereden konuştuğu ilk aşkı Olly ile bir araya gelmek için "her şeyini" riske atmaya hazırken…

Film, büyükannesinden kalan mirastan sonra mağazasını kapatıp Dominik Cumhuriyeti’ne taşınmak isteyen ama bu konuda karışık hisler içinde olan şarap dükkânı sahibi Usnavi de la Vega’nın hikâyesini anlatıyor.

Edith Wharton’ın aynı adlı romanından uyarlanan filmde, 19. yüzyıl New York sosyetesinin gözbebeği genç Newland Archer, sosyeteye uygun hanım hanımcık bir kız olan May Welland ile nişanlanır, ancak düzenli hayatı, May'in sosyete geleneklerine bir o kadar aykırı kuzeni Kontes Ellen Olenska ile tanıştığı zaman altüst olur. İlk başta, Newland, istismarcı kocasını terk etmiş ve bu yüzden yüksek sosyetede dışlanmış bu güzel kontesi savunur ancak zamanla onda kendisine benzer bir ruh bulur ve birbirlerine aşık olurlar.

Travmatik bir çocukluğun üstesinden gelerek Boston'da yeni bir hayata başlayan ve kendi işini kurma hayalinin peşinden koşan Lily Bloom'un hikayesini konu alan filmde, Bloom büyüleyici beyin cerrahı Ryle Kincaid ile şans eseri karşılaşır. Kısa sürede aralarında yoğun bir bağ oluşur ve derin bir aşk başlar. Ancak bir süre sonra ilişkilerinde sorunlar ortaya çıkar.

Jamaika’lı bir kız olan Natasha Kingsley, çocukken ailesi ile birlikte New York’a taşınır. Kendisini New Yorklu kabul eden genç kız, tüm hayatını bu şehirde kurmuştur. Hayatının sonuna kadar New York'ta yaşamak isteyen genç kızın önünde büyük bir engel vardır. Natasha, ailesi ile birlikte sınır dışı edilmiştir. Onlar, kararı değiştirmek için her yolu deneseler de karar kesinleşmiştir ve şehri terk etmeleri için önlerinde sadece bir günleri vardır. Tam da bu süreçte, Daniel adında bir genç ile tanışan Natasha’nın hayatı bambaşka bir hal alır. Aşka inancı olmayan bir kız olan Natasha, hayatını kurtaran Daniel’a karşı anlam veremediği bir çekim hisseder. Zeki bir adam olan Daniel ise Natasha'yı görür görmez aşık olur. Karşılaşmalarının bir tesadüf olmadığını, evrenin bu an için onları hazırladığını düşünen Daniel, genç kızı kendisine aşık edebileceğine inanmaktadır. Ancak bunun için önlerinde sadece 1 gün vardır.

After a bleak childhood, Jane Eyre goes out into the world to become a governess. As she lives happily in her new position at Thornfield Hall, she meets the dark, cold, and abrupt master of the house, Edward Rochester. Jane and her employer grow close in friendship and she soon finds herself falling in love with him. Happiness seems to have found Jane at last, but could Rochester's terrible secret be about to destroy it forever?

Gralton, ABD'de 10 yıl süren bir sürgünün ardından evine, İrlanda'ya döner. İrlanda iç savaştan çıkmış ve yeni hükümet çiftçilere, işçilere ve genç insanlara umut olmuştur. Jimmy, insanların tekrar eski günlerdeki gibi özgürce dans etmeleri, müzik, sanat ve edebiyatla iç içe yaşamaları için geçmişte olduğu gibi halk salonunu tekrar kurmaya karar verir. Ancak Jimmy’nin 10 yıl önce ülkeden sürgün edilmesinin sebebi, tam da bu halk salonudur.

Film, dünya edebiyatının baş yapıtlarından olan 'Çavdar Tarlasındaki Çocuklar" romanının yazarı J.D. Salinger'in hayatını konu ediyor. Yazarın hem kariyeri, hem gençlik yılları hem de kendisine ağır bir travma yaşatan İkinci Dünya Savaşı sırasında cephede verdiği mücadele anlatılıyor.

Adrienne çevresini saran çatışmalar üzerinde düşünebilmeye çok ihtiyaç duyduğu için, Rodanthe’de sükunet bulmaya gelir. Genç kadının sıkıntılarının kaynağı eve dönmesi için direten kocası, ve verdiği her karardan nefret eden kızıdır. Adrienne’in Rodanthe’ye varışından çok kısa bir süre sonra, büyük bir fırtınanın yaklaşmakta olduğu bildirilir. O sırada Dr. Paul Flanner da (Richard Gere) kasabaya gelir. Motelin tek konuğu olan Flanner bir haftasonu kaçışı için orada değildir. Onun amacı kendi vicdan hesaplaşmasını yapmaktır. Şimdi fırtına da yaklaşırken, bu ikili huzuru birbirlerinde ararlar. Bu büyülü haftasonu Adrienne ile Paul’un hayatlarının kalanına yansıyacak, hayatlarını değiştirecek bir aşkı beraberinde getirir.

In early 20th century New York City, an impoverished socialite desperately seeks a suitable husband as she gradually finds herself betrayed by her friends and exiled from high society.

A pregnant New York social worker begins to develop romantic feelings for her gay best friend, and decides she'd rather raise her child with him, much to the dismay of her overbearing boyfriend.

İkinci Dünya Savaşı sırasında atom bombasının geliştirilmesine liderlik eden Amerikalı fizikçi J. Robert Oppenheimer'ın hikayesi. Manhattan Projesi'nin başına geçen Oppenheimer, insanlık tarihini değiştirecek bu ölümcül icadı hayata geçirirken, yarattığı gücün doğuracağı vicdani ve siyasi sonuçlarla da yüzleşmek zorunda kalır.


Birinci Dünya Savaşı’nda oğlunu kaybeden kör bir saatçi tren istasyonuna yaptığı bir saati geri işlenmesi üzerine kurar, gidenler belki geri döner düşüncesiyle...Bu saat bir mucizeye sebep olur ve 1918’de savaşın bittiği gün doğan Benjamin Button’un hayat saati tersine işler. O 80’lerinde bir yaşlı olarak doğmuştur ve hayatı bir bebekliğinin ulaşabileceği ilk evresinde son bulacaktır.Benjamin tersine giden gelişmesinde ortama ayak uydurmaya çalışırken daha küçük yaşlarda bir kıza aşık olur. İlk önceleri kendi yaşlı görüntüsünden dolayı ondan uzak kalmaya çalışırken yaşları birbirlerini yakaladığında mutluluğu bulur ama ikisinin de daha gideceği yol vardır.

Sevilen romandan uyarlanan Son Gün Doğumu, kronik hastalığı olan üniversite öğrencisi Ry'ın, annesiyle Mallorca'ya yaptığı yaz tatilini konu alıyor. Ry, beklenmedik bir şekilde Julián'a âşık olup anı yaşamaya başlasa da kötüleşen durumu ve uzun süredir saklanan aile sırları, yaz bitmeden her şeyi altüst edebilecek bir tehdit oluşturur.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.




0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir