
Lou Taylor Pucci
Evan

Can çekişen annesini kaybettikten sonra yaşamanın anlamını yitiren Evan (Lou Taylor Picci) yaşama arzusunu yeniden kazanmak için son çare olarak bir geziye çıkmaya karar verir.Rastgele bir yer seçen Evan, İtalya’ya gelir ve burada kendini turistlerle eğlenirken bulur.Buraya kadar her şey iyi giderken gizem dolu bir kadın olan Louise (Nadia Hilker) ile karşılaşması sonrası onun için pek çok şey değişmeye başlar.

Jack Nance'in canlandırdığı Henry Spencer'ı yeri tanımsız bir "endüstriyel çöl"ün kabus gibi atmosferinde gelişen bir dizi olayın merkezindeki özne olarak takip ediyoruz. Geçmiş bir ilişkisi esnasında partneri Mary'nin hamile kaldığını öğrenen Spencer, onu kendi küçük evine getirir. Burada mutant, sürüngen benzeri bir yaratık dünyaya getiren Mary'nin evden kaçmasıyla Spencer; evde "bebek", radyatörün arkasında hayali bir sahnede gördüğü kadın ve kendisini baştan çıkarmaya çalışan karşı komşusu ile başbaşa kalır.

San Fransisco'da gökyüzünden yağan sporlar birbirinden güzel çiçekler açmasına sebep olur. Bunlardan birini incelemek için eve getiren araştırmacı Elizabeth Driscoll, bir süre sonra erkek arkadaşının tuhaf davranışlarından rahatsız olur. Soğuk ve mesafeli davranmaya başlayan Geoffrey'deki değişim karşısında dehşete kapılarak Sağlık Bakanlığı'ndaki iş arkadaşı Matthew Bennel'den yardım ister. Aslında sporların, uzaydan gelen, kurbanlarını uykuda avlayarak bedenlerini kopyalayan yarı bitkisel istilacılar olduğu ortaya çıkar. Elizabeth ve Matthew, arkadaşları Jack ve Nancy'nin de yardımıyla, giderek herkesin birer "kopya"ya dönüştüğü şehirde, umutsuz bir savaşa girişirler.

Antarktika'da bir grup ABD'li bilim insanı Norveçli meslekdaşlarının boş ve yıkık araştırma üssünü incelerler, ancak buldukları avının şeklini alabilen dehşet verici bir canlıdan başka bir şey değildir.

Belden aşağı yayınlara prim veren ucuz bir televizyonun yöneticisi olan Max Renn, çaresizce rating’leri arttıracak bir program arayışındayken ilginç bir korsan yayına denk gelir. Videodrome isimli underground yayın, ilk başta gerçek cinayetlere yer veren bir "snuff" tv havasındadır. Videodrome’u keşfettikçe altüst edici görüntüler, teknolojiye tapınma, sado-mazoşizm ve cinsellik içerikli yayınlar Max’ın profesyonel ilgisinin kişisel merakına yenik düşmesine sebep olur.

After the death of his father, a brilliant college student returns to his family home where he learns that the horrors from his childhood aren't as dead and gone as he once thought.

Zengin bilimadamı Andre Delambre maddelerin ışınlanma yoluyla naklini sağlayan cihazı icat etmiştir. İlk insanlı deneyi büyük bir hırsla kendi üzerinde yapar ve sonuçları korkunç olur. Çünkü ışın odasına kendisi ile birlikte bir sinek girmiştir. Cihaz, sineğin kolu ve kafasını Andre'ninkilerle yer değiştirir. Korku sinemasında çığır açan baş yapıt. 2000 li yılların görsel efektleri ile karşılaştırılamayacak olsa da dev bir sinek insanın her zaman midesinin bulanmasını sağlıyor. Kurt Neumann'ın film-noir'a yakın çekim tarzı, Vincent Price, David Hedison ve Patricia Owens'ın hem filmin yapısına hem de birbirlerine olan uyumları çok iyi.

Black Box, trajik bir trafik kazasından kurtulduktan sonra hafızasını geri kazanmaya çalışan bir adamın hikayesini konu ediyor. Genç bir adam, geçirdiği trafik kazasının ardından eşini kaybeder. Kazadan kurtulmayı başarsa da hafızasını kaybeden adam, umutsuzca eski haline dönmek için çabalar. Bu süreçte kızını da büyütmeye çalışan adam, hafızasını geri kazanmayı umut ederek, kendi kimliğini sorgulamasına neden olacak deneysel bir tedaviye girer.

1958 tarihli aynı adlı filmin yeniden çevrimi. Bir ateş topu ormana düşer.O sırada oradaki yaşlı bir adamla motorsikletini tamir etmek için oraya giden Brian (Kevin Dillon) düşen ateş topunun yanına giderler. İhtiyar olay yerine gittiğinde jöle kıvamında bir nesne görür. Nesne kendisini incelemek isteyen ihtiyarın eline yapışır ve ihtiyarı emer. Bu sırada Brian olayı görür. Adam acıdan inlerken kendini yola atar. Ancak bir çift yoldan arabayla geçmektedir. Arabadakiler Meg (Shawnee Smith) ve Paul (Donovan Letich) çiftidir ve Brian’ın okuldan arkadaşıdır. Araba ihtiyara çarpar. Brian, Meg ve Paul ihtiyarı hastaneye götürürler. Hastanede korkunç bir şekilde Paul’de ölür ve artık Brian ve Meg yalnız başına bu belaya karşı gelmeye çalışırlar.

After the fall of civilization, the few survivors have been driven to cannibalism. A young man must confront a violent tribe that has murdered his father and stolen the medicine that keeps his girlfriend alive.

Meşhur korku roman yazarı Clive Barker'ın imzasını attığı Books of Blood'tan uyarlanan film, uzay ve zaman ögelerinin birbirine girdiği üç farklı hikayeyi anlatıyor. Daha önce keşfedilmeyene doğru bir yolculuk yapılıyor. Filmde Anna Friel, bir psikolog olan Mary'yi canlandırıyor. Mary, 7 yaşındaki oğlunu lösemiden kaybetmiştir. Yeni sevgilisi Simon, Mary'nin ölü oğlu ile konuşması konuşabileceğini söyler. Robertson ise Jenna'ya hayat veriyor. Jenna, sesten iğrenme rahatsızlığı olan misfoniden muzdariptir. Annesinin onu çiftliğe geri göndereceğini öğrenince Los Angeles'ın yolunu tutar. Üçüncü hikayede ise bir katilin hikayesi anlatılıyor. Katil paha biçilemez bir kitap bulur. Bu sayede eşi ile birlikte kirli işlerden emekliye ayrılabilecektir. Bu karaktere ise Yul Vazquez hayal veriyor.

Bilim adamları Kuzey Kutbu'nda meteor buldu. Birini öldürür, diğerine bulaştırır. Yakındaki üs, olayı araştırmak için kurtulan kişiyi alır. Hayatta kalanın kimliği soru işaretleri yaratır.

Hafta sonu parti vermek için akıllı ev kiralayan bir grup genç, evin yapay zekası Margaux'nun onlar için onlar için hazırladığı planlardan habersizdir.

Bir üniversitede hocalık yapan biyolog Lena’nın (Natalie Portman) asker eşi Kane (Oscar Isaac), bir görev için “Area X” adlı bir bölgeye gider ve bir yıl sonra geri döner. Ancak döndüğünde tamamen bitik durumdadır ve komaya girer. Lena, eşini bu hale getiren şeyin ne olduğunu merak eder ve “Area X”te araştırma yapmak amacıyla gidecek, tamamı kadınlardan oluşan bir keşif ekibine gönüllü olarak katılır. Bir biyolog, bir psikolog, bir acil tıp teknisyeni, bir jeomorfolog ve bir fizikçiden oluşan bu keşif ekibi, doğanın kanunlarının geçersiz olduğu tamamen mutasyona uğramış bir bölgeye adım atacaklardır ve onları nelerin beklediği belli değildir.

Beş arkadaş haftasonunu geçirmek için ormandaki bir kulübeye gelirler. Burada, daha önce bir profesör tarafından bırakılmış teyp kaydına ve sonradan Nekronomikon'un kendisi olduğu anlaşılan Ölüler Kitabı'na rastlarla. Teybi çalıştırdıklarında profesörün kendi çevirisini yaptığı ölüleri canlandırma pasajlarını dinlerler ve ağıza alınmayacak derecede dehşetli bir kötülük ormanda açığa çıkar.Önce ormanın kendisi sonra da insanlar kötücül yaratıklara dönüşmeye başlar. Kızlardan biri ormana kaçtığında ağaçların tecavüzüne uğrar. Diğerleri de daha az korkunç olmamak üzere paylarına düşen dehşetle yüzleşeceklerdir. Filmin asıl kahramanı, eğer varsa, hiç kuşkusuz Bruce Campbell'ı türün hayranları arasında ölümsüzleştirecek olan Ash karakteridir.Soluksoluğa izlenen ve sinirbozucu derecede korkunç bu film çoktandır kült klasikleri arasında üst sıralardaki yerini korurken, Sam Raimi'nin dehasına şahit olup, şimdiki tahtına nasıl kurulduğunu merak edenler tarafından kaçırılmamalı.

Hikayemiz sıfırın altında bir frekansa sahip Isaac-Newton Midgeley ile alışılmışın üstünde bir frekansa sahip olan ve bizim evrenimizin otistik savantlarını andıran Marie-Curie Fortune arasındaki ilişki üzerinden ilerliyor. Isaac (Zak) çocukluğundan beri Marie’den hoşlanmaktadır, Marie ise herhangi bir duygusu olmamakla birlikte deney yapma isteği ile Zak'le görüşmektedir. Ancak Zak ile Marie’nin her yıl birlikte harcayabilecekleri sadece 1 dakikaları vardır. Bu dakikayı aştıkları takdirde doğa durduk yere yağmur yağdırarak, zelzele yaparak, gökten bagaj yağdırarak bu birlikteliğin devamına engel olmaya çalışır. Filmin en naif olan bu ilk kısmında kahramanlarımızın çocukluk ve ilk gençlik yıllarındaki birlikte olma çabalarını ve bunun yarattığı tuhaf sonuçları izliyoruz.

Gizemli yaratıkların istila ettiği dünyada bir hafızasını kaybetmiş genç adam, kayıp kız arkadaşını bulmak için eksantrik bir hayatta kalma uzmanıyla iş birliği yapar. Lowell Dean'ın yazıp yönettiği filmde "Matrix" serisinin Trinity'si Carrie-Anne Moss ve Douglas Smith'i izliyoruz.

Charles Dexter Ward, a wealthy scientist, uses an ancient diary and human remains to begin a terrifying and bloody pursuit for immortality.

Yedi genç, yeni bir ilaç türünün denemelerine katılmak için fütüristik bir alanda toplanır. Rutin bir tıbbi çalışma yapılması beklenirken test deneklerinin 4 gün boyunca uykuya dalmamasını gerektirecek bir yan etki ortaya çıkar. Laboratuvarda mahsur kalan kobaylar, uykuyla mücadele edip hayatta kalmak için savaşmak zorundadır.

Neighbors in a block wake one morning to find they have been sealed inside their apartments. Can they work together to find out why? Or will they destroy each other in their fight to escape?

A horror film told in three parts, from three perspectives, in which a mysterious transmission that turns people into killers invades every cell phone, radio, and television.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.












0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir