
Jack Nance
Henry Spencer

Jack Nance'in canlandırdığı Henry Spencer'ı yeri tanımsız bir "endüstriyel çöl"ün kabus gibi atmosferinde gelişen bir dizi olayın merkezindeki özne olarak takip ediyoruz. Geçmiş bir ilişkisi esnasında partneri Mary'nin hamile kaldığını öğrenen Spencer, onu kendi küçük evine getirir. Burada mutant, sürüngen benzeri bir yaratık dünyaya getiren Mary'nin evden kaçmasıyla Spencer; evde "bebek", radyatörün arkasında hayali bir sahnede gördüğü kadın ve kendisini baştan çıkarmaya çalışan karşı komşusu ile başbaşa kalır.

Jack Nance
Henry Spencer

Charlotte Stewart
Mary X

Allen Joseph
Mr. X

Jeanne Bates
Mrs. X

Judith Roberts
Beautiful Girl Across the Hall

Laurel Near
Lady in the Radiator

Jack Fisk
Man in the Planet
Jean Lange
Grandmother
Thomas Coulson
The Boy
John Monez
Bum

Darwin Joston
Paul
T. Max Graham
The Boss

Hal Landon Jr.
Pencil Machine Operator

Jennifer Lynch
Little Girl
Brad Keeler
Little Boy

After the death of his father, a brilliant college student returns to his family home where he learns that the horrors from his childhood aren't as dead and gone as he once thought.

Frank Carveth'in eski eşi Nola, sıradışı bir psikoloğun özel hastanesinde terapi görmektedir. Bu sıradışı psikolog Dr. Hal Raglan (efsanevi aktör Oliver Reed), "psychoplasmics" adını verdiği kendi geliştirdiği bir teknikle çalışmaktadır. Psychoplasmics terapisi altında duygularını dışa vuran hastalar, bu dışavurumları sonucunda fiziksel değişimler de yaşayabilmektedirler. Frank Carveth'in küçük kızı, annesiyle geçirdiği bir haftasonundan sonra babasının evine sırtında yaralarla dönünce Frank Carveth deliye döner ve olaydan Dr. Hal Raglan'i sorumlu tutar. Kısa bir süre sonra Nola'nın annesi, kimliği belirsiz vahşi küçük bir çocuk tarafından hunharca öldürülünce işler sarpasarmaya başlayacaktır?

After the fall of civilization, the few survivors have been driven to cannibalism. A young man must confront a violent tribe that has murdered his father and stolen the medicine that keeps his girlfriend alive.

Amanda's deathbed request to her son, John, was for him to destroy all the lab notes etc. from her last experiment. She also blurts out he had a brother. At the funeral John meets Melissa, who claims to be his mother's biggest fan. Together with some of John's friends they go to Amanda's house, but none are prepared for what they find there.

Seth Brundle, karizmatik bir karakteri olan, hafif çılgın bir bilim adamıdır. Kadın gazeteci Veronica Quaife, maddenin teleportasyonu yani ışınlanma üzerinde çalışan bu genç dahiyi haber konusu yapmıştır. Genç kadın Brundle'ın ilk defa bir canlıyı ışınlamayı başardığı zafer anına şahit olur. Ancak ışınlanma modülüne Brundle ile birlikte girmiş olan küçücük bir sinek, herkesin gözünden kaçmıştır. Genç bilim adamı ve güzel gazeteci arasında gelişen duygusal yakınlaşma, kısa süre içinde Brundle'da gelişen ruhsal ve fiziksel farklılıklar tarafından gölgelenecektir. Brundle'ın moleküler yapısının bir sineğinkiyle birbirine karışmış olduğu anlaşıldığında, iki sevgilinin gözleri önünde gerçekleşen acı verici trasformasyon süreci, zamana karşı bir yarışa dönüşür. 1958 tarihli kült yapımın David Cronenberg tarafından bu tekrar çekimi, yeteri kadar özgün olduğu gibi, içerdiği duygusal ve dramatik gerilimle de göz dolduruyor. Üstelik selefi, hiç de fena sayılmayacak bir eserken...

Dev canavar Godzilla, nükleer radyasyon yüzünden mutasyona uğramış, dinazor benzeri bir deniz canlısıdır. Radyoaktif ve ateş saçan nefesi ile gemileri, köyleri ve binaları ezip geçen Godzilla, Tokyo’ya doğru yol alırken oksijenini kesecek daha da korkunç bir bomba ile karşılaşır.

Kendi çalışanlarının bile bilmediği bazı tehlikeli, gizli projeler yürüten bir şirketin bir yeraltı tesisinde T-virüsü adındaki bir enfeksiyon serbest kalır. Bunun üzerine, tesisin tüm kontrolünü elinde tutan Kızıl Kraliçe adındaki süper bilgisayar, virüsün yayılmasını engellemek için çalışanların ölümü pahasına tesisin tüm giriş ve çıkışlarını kapatır.

Rage virüsünün Britanya adalarına yayılmasının yarattığı kaos kontrol altına alınmış ve insanlar yavaş yavaş boşaltmak zorunda kaldıkları evlerine geri dönmeye başlamışlardır. Amerikan ordusu da Londra'nın çeşitli yerlerinde düzenin sağlanması ve insanların güvenle evlerine yeniden yerleşebilmelerini sağlamak için yardım etmektedir.

Umbrella Şirketi'nin yol açtığı virüs felaketi Umbrella'nın gizli sığınaklarından Raccoon City'ye yayılmıştır. İkinci filmde alan genişliyor ve tüm şehir virüslü insanlarla doluyor. Kahramanımız Alice, Umbrella Şirketi tarafından yapılan deneyler sonucu insanüstü güçlerle donatılmıştır. Alice ile birlikte virüsten etkilenmeyen bir kısım insan da onunla birlikte mücadeleye girerler. Bu insanların arasında Umbrella'nın özel ekibi S.T.A.R.S'ın bir üyesi olan Jill Valentine ve bu ekibin lideri olan Carlos Oliveira gibi donanımlı kişiler de bulunmaktadır. Bu grup, bir yandan tüm şehre yayılmış virüslü yaratıklarla uğraşırken bir yandanda Umbrella'nın yarattığı ikinci felaket olan Nemesis ile mücadele etmek zorunda kalırlar. Bu cehennemden kurtuluşlarının tek yolu ise Umbrella'ya bağlı bilimadamı Doktor Ashford'a güvenmek ve kızını, ona sağ olarak ulaştırmaktır.

Tokyo'yu yerle bir eden Nükleer denemeler sonucu ortaya çıkmış dev canavar Godzilla'nın yok edildiğini sanan Japon bilim adamları, Godzilla'nın bu kez Osaka yakınlarında ortaya çıkmasıyla yanıldıklarını anlarlar. Ancak bu sefer Godzilla tek değildir , aynı boyutlarda Angilas adında bir yaratık Godzilla ile hakimiyet savaşına girişmiştir. İnsanlar ise hayatta kalmaya çalışmaktadır.

Evde yaşanan ölümcül olayların ardından Abbott Ailesi, dış dünyanın dehşetiyle yüzleşmek zorunda kalırlar. Bilinmeze doğru tehlikeli bir şekilde gitmeye zorlanırken, kumdan yolun ardında pusuda yatan ve ses yoluyla avlanan yaratıkların tek tehlike olmadığını kısa süre sonra fark edeceklerdir.

Bir terapist, hastası gerçekliğin ötesindeki bir boyutta kaybolduktan sonra, onu kurtarmak için bilinmeyene doğru bir yolculuğa çıkmak zorunda kalır.

Obama ve Amerikan hükümeti, İran'dan gelecek ciddi bir saldırıdan kuşkulanmaktadır ve savaş ilan eder. Çin ve Rusya İran'ın yanında; İngiltere ve İsrail ise Amerika'nın tarafındadır. Böylece 3. Dünya Savaşı başlamış olur. Nükleer ve kimyasal silahların kullanılmasıyla dünya nüfusu gitgide azalmaya başlar. Peter, kızı ve nefret ettiği komşusu Maine'in Bangor şehrinde hayatta kalan tek insanlardır. Şimdi hesaba katmadıkları o düşmana karşı bir arada olmaları gerekmektedir.

Yakın bir gelecekte, Dünya'daki normal yaşam yok edilmiştir. Paul ve iki oğlu Thomas ve Joseph, gündüzleri sükûnet, geceleri azap içinde bir hayat yaşamaktadırlar. Her gece, güneş battıktan sonra, gizemli ve şiddetli bir kötülüğün amansız saldırılarıyla karşı karşıya kalırlar. Thomas'ın gün batımından önce eve dönmediği bir günde, Paul onu bulmak için güvenli çiftliklerini terk etmek zorunda kalır. Aileyi, hayatta kalmak için umutsuz bir plan yapmaya zorlayan kabus gibi bir savaş başlar.

Polis memuru Daniel Carter çöl yolunda kanlar içinde bir adam görür. Onu hastaneye yetiştirmeye çalışır. Fakat hastanede kült figürleri ortaya çıkar ve içerideki hastalar çıldırmaya başlar. Daniel Carter kendini hastanenin içindeki kötülüğe karşı bulacaktır.

İki kız kardeş ve anneleri kendilerine büyük teyzelerinden miras kalan evde yaşamaya başlamak için yola çıkarlar. Evde geçirdikleri ilk gece korkunç bir saldırıyla karşı karşıya kalan anne ve kızları, yaşadıkları travma yüzünden kişiliklerini kaybeder. On altı yıl sonra tekrar aynı evde bir araya gelen, Colleen, Beth ve Vera yeniden garip olaylar yaşamaya başlar.

Bir zamanlar ilaç devi Umbrella Şirketi'nin hızla gelişen yuvası olan Raccoon Şehri, artık ölmekte olan bir orta batı kentidir. Şirket buradan ayrılırken ardında çorak topraklar bırakmıştır ve de yüzeyin altında yavaş yavaş büyüyen büyük bir kötülük vardır. Bu kötülük nihayet gün yüzüne çıktığında hayatta kalan bir grup insanın, Umbrella'nın ardındaki gerçeği keşfetmek ve geceyi sağ salim atlatmak için işbirliği yapması gerekecektir.

Peter, ailesiyle birlikte küçük bir kasabada yaşayan sekiz yaşındaki bir çocuktur. Yatak odasının duvarlarında gizemli sesler duymaya başlayan Peter, bu durumu ailesiyle paylaşır. Ancak ailesi duyduyu seslerin Peter’in hayal gücünün ürünü olduğunu söyler. Korkusu yoğunlaştıkça Peter, ailesinin ondan korkunç bir sır sakladığına inanmaya başlar.

Bütün yaşamları boyunca kötü bir ruh tarafından ele geçirilmiş bir ailenin ölüm kalım mücadelesini konu alan Never Let Go’nun başrolünde Oscar ödüllü Halley Berry yer alıyor. Yıllardır kötü bir ruhun musallat olduğu ailenin yaşadığı gizemli olayların hikayesi çocuklardan birinin kötülüğün gerçek olup olmadığını sorgulamasıyla birdenbire korkunç bir hal alır. Filmin yapımcılığını Arrival, Free Guy, Why Him? ve The Boogeyman’den hatırlayacağımız Dan Levine ile Dan Cohen üstleniyor. Crawl, The Hills Have Eyes, Piranha 3D ve High Tension filmlerinin yönetmeni Alexandre Aja ise yönetmen koltuğunda.

Nathan Gardner ve ailesi, şehirden uzak kırsal bir alana taşınarak sakin bir yaşam kurmaya çalışırlar. Ancak evlerinin yakınına gizemli bir meteor düşer. Bu meteor, çevresine garip bir morumsu renk ve radyasyon yaymaya başlar. Bu "renk", zamanla toprağı, suyu ve yaşamı dönüştürmeye başlar; bitkiler, hayvanlar ve nihayetinde aile bireyleri üzerinde çarpıtıcı, akıl almaz etkiler yaratır. Aile yavaş yavaş doğaüstü bir gücün etkisine girerken, hem fiziksel hem psikolojik çöküş yaşar. Gerçeklik algısı bozulur, zaman ve mekân kavramı kaybolur. Film, kozmik korku temasını derinlemesine işlerken, bilinmeyen ve tarif edilemez bir varlığın yavaş yavaş insan yaşamını nasıl tükettiğini gösterir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir