
Van Heflin
Captain Bernhard Rogge

"Under Ten Flags" is a WWII movie loosely based on the true story of the German navy commerce raider Atlantis, a converted Auxilliary Cruiser, and her Captain Bernhard Rogge. Atlantis, camouflaged as a merchant ship, cruised the South Seas ( Atlantic, Indian & Pacific) and sank or captured 22 merchant ships from May 1940 through November 22, 1941 when she was sunk by the British Cruiser HMS Devonshire. Rogge was one of the few German officers of flag rank who were not arrested by the Allies after the war ended. This was due to the very proper and ethical way he exercised his command of Atlantis. After the war he advanced to Rear Admiral in the West German Navy and became a high-ranking NATO commander.

Van Heflin
Captain Bernhard Rogge

Charles Laughton
Admiral Russell

Mylène Demongeot
Zizi

John Ericson
Lieutenant Krüger

Cecil Parker
Colonel Howard

Folco Lulli
Paco

Alex Nicol
Knoche / Captain Canard

Liam Redmond
Captain Windsor

Eleonora Rossi Drago
Elsa
John Lee

Ralph Truman
Admiral Bensen

Grégoire Aslan
Master of the Abdullah

Peter Carsten
Lieutenant Mohr

Helmut Schmid

Gian Maria Volonté
Samuel Braunstein

Yıl 1942. Naziler Rusya'da ölümcül bir harekata girişmiştir. Kruschev'in liderliğindeki Stalingrad vatandaşlarıysa cesur bir direnişe geçmiş, yerel halk kahramanı Vassili Zaitsev'in ışığıyla tek yumruk haline gelmiştir. Uzman bir keskin nişancı olan Vassili'nin gösterdiği kahramanlıklar en yakın arkadaşı politik subay Danilov tarafından yürütülen bir propaganda sayesinde efsaneleşmiştir. Vassili'yi durdurmak için Almanlar en iyi keskin nişancıları olan Albay Konig'i Stalingrad'a gönderirir...

İkinci Dünya Savaşı'nın Avrupa'yı kasıp kavurduğu yıllar... 130.000 Kuzey Afrikalı, Fransız ordusuna katılarak ülkeyi Naziler'den korumak için savaşırlar. Daha önce hiç adım atmadıkları bu toprakların özgürlüğü için savaşan bu insanlardan Said, Mesud, Abdülkadir ve Yaser kazandıkları zaferlerle kahraman ilan edilirler.

At the start of World War II, Cmdr. Ericson is assigned to convoy escort HMS Compass Rose with inexperienced officers and men just out of training. The winter seas make life miserable enough, but the men must also harden themselves to rescuing survivors of U-Boat attacks, while seldom able to strike back. Traumatic events afloat and ashore create a warm bond between the skipper and his first officer.

One dark night during the early phases of WWII, the Italian Royal Navy submarine Cappellini sinks an armed merchant ship sailing with lights out. At that moment, its commander Salvatore Todaro makes a decision that was destined to go down in history: to save the 26 shipwrecked Belgians who otherwise would have drowned in the middle of the Atlantic Ocean and disembark them at the nearest safe harbor. To make room for them on board his submarine, he is forced to navigate on the surface of the water for three days, visible to the enemy forces and endangering his life and that of his men.

İkinci Dünya Savaşının önemli cephelerinden olan Rusya cephesinde büyük değişiklikler olmuştur. Rusya'ya saldıran Alman orduları yanlış zaman ve yetersiz malzeme yüzünden inanılmaz hızla girdikleri bu topraklardan geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Savaş alanındaki kurnazlıkları sayesinde hayatta kalmayı başaran Çavuş Steiner ve emrindeki birliğe yeni atanan komutanları Yüzbaşı Stransky arasında çok kısa bir zaman içinde bir sürtüşme başlar. Aslen Prusyalı aristokrat bir aileden gelen bu yeni komutan her ne pahasına olursa olsun şeref madalyası almaya çalışmaktadır. Aralarındaki hava gergindir çünkü çavuş, askerler arasında adeta bir efsane haline gelmek üzeredir.

In the early years of the World War II, the Royal Navy is fighting a desperate battle to keep the Atlantic convoy routes open to supply the British Isles, facing the great danger posed by the many German warships, such as the Admiral Graf Spee, which are scouring the ocean for cargo ships to sink.

Tüm zamanların tarihsel açıdan en önemli filmlerinden biri olan Steven Spielberg'in Schindler'ın Listesi, cesaret ve inanç dersleriyle nesiller boyu ilham vermeye devam eden güçlü bir hikaye. En İyi Film ve En İyi Yönetmen de dahil olmak üzere yedi Akademi Ödülü sahibi olan bu inanılmaz gerçek hikaye, Holokost sırasında 1.100'den fazla Yahudinin hayatını kurtaran esrarengiz Oskar Schindler'ı (Liam Neeson) konu alıyor. Bu, fark yaratan bir adamın zaferi ve yaptıkları sayesinde insanlık tarihinin en karanlık bölümlerinden birini atlatanların dramıdır.

Dört çocuk annesi bir kadın, İkinci Dünya Savaşı’nda kaybettiği üç oğlunun ardından fazlasıyla yaralanmıştır. Şimdi tek dileği hayatta kalan tek oğlunun savaştan sağ salim dönmesidir. Yakarışları karşılık bulur ve Başkan tarafından verilen bir emirle James Ryan’ın ne pahasına olursa olsun bu savaştan sağ çıkması sağlanacaktır. Normandiya çıkarmasının yapıldığı gün, sekiz kişilik bir asker birliği farklı bir göreve, Ryan’ı kurtarma görevine atanır. Ancak yüzbaşı John Miller tarafından yönetilen bu birim, can pazarının yaşandığı bu zorlu ortamda hakikatli bir yaşam mücadelesine atılacak; tek bir adamı kurtarmak için sekiz kişinin hayatının tehlikeye atılmasının meşruluğunu sorgulayacaktır.

Amerika Birleşik Devletleri'nin 2. Dünya Savaşı'na girmesinin ardından Desmond T. Doss da birçok Amerikalı gibi orduya katılmaya gönüllü olur. Ancak dindar bir Hristiyan ve bir pasifist olan Doss, savaşta insan öldürmeyi ve herhangi bir şekilde silah kullanmayı reddetmektedir, onun yerine savaş alanında yaralıları kurtararak hizmet etmek istemektedir. Bu tavrı hem komutanları hem de asker arkadaşları arasında ilk başta çok sert tepkiyle karşılanır, askeri mahkemeye bile çıkar. Ancak Doss, son derece sert bir eğitimden geçip kendi hayatı pahasına silahsız bir şekilde savaş alanına gitmeyi çoktan göze almıştır.

İkinci Dünya Savaşı sırasında atom bombasının geliştirilmesine liderlik eden Amerikalı fizikçi J. Robert Oppenheimer'ın hikayesi. Manhattan Projesi'nin başına geçen Oppenheimer, insanlık tarihini değiştirecek bu ölümcül icadı hayata geçirirken, yarattığı gücün doğuracağı vicdani ve siyasi sonuçlarla da yüzleşmek zorunda kalır.

2. Dünya Savaşı'nın kaderini belirleyen olaylardan biri olan Dunkerque Tahliyesi'ni konu edinen film, yüz binlerce İngiliz ve müttefik askerlerinin etrafının düşman askerleri tarafından sarılması ile başlar. Arkaları deniz olan bir yerde sıkışan askerler, düşman saldırısına karşı çaresiz bir durumda kalırlar.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Amerikalılar Güney Atlantik'te Almanlar'ın bir denizaltı sakladıklarını buluyorlar. İki gemi arasında kanlı bir çatışma oluyor ve Kaptan Murrell (Robert Mitchum), kendisiyle eşit deneyime sahip Alman kaptanı Von Stolberg (diğer adı ile as Curt Jurgens) (Curd Jürgens)alt etmek için tüm marifetlerini kullanmak zorunda kalıyor..iki kurnaz,zeki kaptanın birbirlerini yok etmek için akıl almaz stratejileri ve bitmeyen heyecan.. düşmanının aklını okuyan kaptanlardan kazanan kim olacak..

II. Dünya Savaşı zamanları... Film, savaşın özellikle tüm avrupayı ve avrupadaki yahudileri kırıp geçirdiği bir ortamda katolik okulan giden iki öğrencinin aralarındaki geç başlayan erken biten dostluğun hikayesini konu alıyor. Bahsi geçen okul da bir çok yer gibi alman milislerin ablukası altındadır. Tüm bu sıkı yönetim ve baskıya rağmen okul yöneticileri isimlerini değiştirmek suretiyle üç yahudi öğrenciyi okullarında saklamayı başarırlar taki okul çalışanlarıdan biri intikam amaçlı ispiyonculuk yapana kadar...


1941'de Nazi Almanyası Sovyetler Birliği'ni işgal ettiğinde, birlikleri hızla Leningrad'ı kuşattı. Yabancı gazeteciler tahliye edildi, ancak içlerinden biri olan Kate Davies'in öldüğü tahmin ediliyor ve uçağı kaçırıyor. Şehirde yalnız başına genç ve idealist bir polis memuru olan Nina Tsvetnova ona yardım eder ve birlikte kendi hayatta kalmaları ve kuşatılmış Leningrad'daki insanların hayatta kalması için savaşacaklar.

İkinci Dünya Savaşı’ndan bir yıl önce, yoksul bir ailenin kız çocuğu bir geyşa evinde hizmetçi olarak çalışmaya başlar. Gizemleri günümüze kadar korunan, saklı ve bir o kadar da büyülü bir dünyada büyüyen kız çocuğu, rekabetin bitmediği, hataların affedilmediği bir dönemde efsanevi geyşa Sayuri’ye dönüşür. Dönemin en güçlü erkeklerini parmaklarında oynatan Sayuri, rakiplerinin tuzaklarına aldırmaksızın gerçek aşkın hayalleriyle yaşamaktadır.

61 yıl önce Amerikan işgal kuvvetlerin karşı Iwo Jima Adası'nı savunan Japon askerlerinin ve başlarındaki generalin hiç anlatılmamış öyküsüyle karşımıza çıkıyor. Iwo Jima'daki askerler arasında; yeni doğan kızını görmekten başka bir isteği olmayan fırıncı Saigo; becerisi ve onuruyla dünyaca tanınan Olimpiyat şampiyonu binici Baron Nishi; idealizmi henüz savaş sınavından geçmemiş eski bir askeri polis olan genç Shimizu ve teslim olmaktansa intiharı yeğleyebilecek katı bir asker olan Teğmen Ito vardı. Savunmaya önderlik eden isim ise, Amerika'ya yaptığı yolculuklarla savaşın umutsuz doğasını anlamış ama aynı zamanda Pasifik'in ötesinden gelen devasa Amerikan filosunu yenmek için gereken stratejiyi kavramış olan Tuğgeneral Tadamichi Kuribayashi idi...

II. Dünya Savaşı sırasında Adolf Hitler’e karşı düzenlenen başarısız suikast girişimini konu alan, Tom Cruise’un başrolde olduğu tarihi bir gerilim filmidir. Film, Nazi rejimini içeriden çökertmeyi amaçlayan Alman subaylarının cesur planını anlatır. Albay Claus von Stauffenberg (Tom Cruise), Nazi rejiminin işlediği katliamları gördükten sonra Hitler’e karşı harekete geçmeye karar verir, planın adı ise “Operasyon Valkyrie”’dir. Bu operasyon, Hitler’e suikast düzenleyip ardından Valkyrie adlı acil durum planını kullanarak Nazi rejimini içeriden devirmeyi hedefler.

Nazi kampında 1944 te tutsak olduğu dönemde, Yahudi Jacop (Robin Williams), bir radyo programına kulak misafiri olmuş ve Sovyet birliklerinin ilerlemeye başladığını haber almıştır. Varşova'daki gettoya dönüp haberi arkadaşı Mischa (Liev Schreiber) ile paylaşır. Mischa, Jacop'un Nazilerin yasağına rağmen bir radyo bulduğuna inanmış ve bunu herkese yaymıştır. Jacop ise gerçeği açıklamak yerine, bu yanlış anlaşılmadan yararlanıp insanların moralini yükseltmek için kendi uydurduğu haberleri yaymaya başlar.

İkinci Dünya Savaşının belki de en gizli kalmış olaylarından biri olan ve Japonlara esir düşen askerlere Burma ormanlarının derinliklerinde yaptırılmaya çalışan demiryolunun gerçek bir yaşantıdan alınan öyküsü. Bu son derece zor şartlarda, aşırı nem, sıcak, sivrisinekler vs. bir yana aç bırakılmaları, saatler boyu durmadan çalışmaya zorlanmaları, her an öldürülme lorlusuyla yaşamaları, bu esir kampındaki askerlerin hayatlarını gerçekten de tam bir cehenneme döndürmüştür. Kendilerini esir tutanlar tarafından intikam, kaçma ve hayatta kalma duyguları adeta yok edilmiş ama onlar içlerinde kalan son umut ve şeref kırıntıları sayesinde, inatla denebilecek bir azimle, kaçıp kurtulabilecekleri o anı beklemektedirler.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir