Cai Guoqiang
Self

Known for his spectacular pyrotechnic displays, Chinese artist Cai Guo-Qiang creates his most ambitious project yet: Sky Ladder, a visionary, explosive event that he pulls off in his hometown in China after 20 years of failed attempts.

Saygıdeğer usta, komedyen ve aktör Robin Williams'ın yaşamına ve çalışmalarına samimi bir bakış.


Tür harmanlayan sanatçı ve stil ikonu Lil Peep'in hayatına bir bakış.

Los Angeleslı sanatçılar Polonyalı unutulmuş heykeltıraş Stanislav Szukalski'nin eserlerini keşfeder. Bu çılgın dâhinin şaşırtıcı gerçek öyküsü ise adım adım açığa çıkar.

As his life comes to its end, famous Hollywood director Orson Welles puts it all on the line at the chance for renewed success with the film The Other Side of the Wind.

Bu yaratıcı portreyle yönetmen Kirsten Johnson, 86 yaşındaki babasını sonsuza kadar hayatta tutmanın bir yolunu arıyor. Film yapımcılığının sihrini ve ailesinin kara mizahını kullanarak, Dr. Dick Johnson'ın son yıllarını ölüm ve ötesiyle ilgili fanteziler kurarak kutluyor. Baba ve kız birlikte, hepimizi bekleyen büyük kaçınılmazlıkla yüzleşirler.

An intimate conversation between filmmakers, chronicling De Palma’s 55-year career, his life, and his filmmaking process, with revealing anecdotes and, of course, a wealth of film clips.

Yönetmen Ursula Macfarlane (Untouchable) ile yapımcı Alexandra Lacey, Anna Nicole Smith adıyla ünlenen model ve oyuncu Vickie Lynn Hogan'ın yaşamını, ölümünü ve sırlarını insancıl bir yaklaşımla cesurca mercek altına alıyor. Anna Nicole'un 1992 yılında Playboy'a ilk kez verdiği pozlarla yakaladığı şöhret, Amerikan rüyasının timsali hâline gelmişti. Ancak 2007'deki zamansız ölümü, bu rüyanın trajik sonu oldu. "ANNA NICOLE SMITH: BENİ TANIMIYORSUNUZ" daha önce hiç yayınlanmamış görüntülere, özel kamera arşivlerine ve şimdiye dek sessizliğini korumuş önemli isimlerle yapılan röportajlara yer veriyor. Belgesel, Anna Nicole'un vücut verdiği mükemmel sarışın bomba imajının ardındaki neredeyse hiç bilinmeyen öyküsünü yeni bir bakış açısıyla ve tüm gerçekliğiyle gözler önüne seriyor.

Bu belgesel, sıra dışı bir genç olan Billie Eilish’in hayatını tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Ödüllü film yapımcısı R. J. Cutler, ilk albümü yayınlandığında hayatı değişen Eilish’in yolda, sahnede, evde ailesiyle yaşadıklarını seyircilerle buluşturuyor.

From the rains of Japan, through threats of arrest for 'public indecency' in Canada, and a birthday tribute to her father in Detroit, this documentary follows Madonna on her 1990 'Blond Ambition' concert tour. Filmed in black and white, with the concert pieces in glittering MTV color, it is an intimate look at the work of the icon, from a prayer circle before each performance to bed games with the dance troupe afterwards.

Uzmanlar, eleştirmenler ve diğer paydaşlarla yapılan güncel röportajlardan arındırılmış olan film, ünlü sanatçının Las Vegas'taki konser serisinin başlangıcında çekilmiş, yakın zamanda keşfedilen arşiv görüntüleriyle ilerliyor. Başlangıçta otelde birkaç hafta sürmesi planlanan 1969 tarihli konser serisi, şaşırtıcı derecede karlı olmuş ve yedi yıldan fazla sürmüştür. Bir müzikseverin coşkusu ve hassasiyetiyle ustaca derlenmiş olan bu belgesel, Presley'nin neşeli, çalışkan, hatta şapşal olduğu provalar ile güçlü ve görkemli performanslardan aceleci performanslara kadar değişen canlı performanslar arasında ustaca geçiş yapıyor.

Türkçesi ayna olarak çevirilen Andrei Tarkovsky'nin en kişisel filmi. Zaman kavramının tamamen yitirildiği şiirsel bir dille, ölmekte olan bir adamın ikinci dünya savaşı sırasında çocukluğu, ergenlik dönemi ve annesiyle babasının boşanması sırasında yaşadığı travmanın Rusya'nın tarihi ve toplumunun evrimi fonunda verildiği bir başyapıt. 2. Dünya Savaşı'nın karanlık günlerini anlatan film, yönetmenin kendi çocukluğundan da izler taşıdığı gibi, Rus tarihine dair ilginç göndermeler de yapıyor. Filmde çocukluğun masumiyetinin savaşın dehşetine kurban gidişi anlatılıyor.

Gelecek vadeden bir müzikal bestecisi, 20'li yaşları geride bırakmak üzereyken New York'ta genç bir sanatçı olarak aşk, arkadaşlık ve hayatın zorluklarıyla boğuşur.


Dünyanın geri kalanıyla bağları kesilmiş, birbirine sıkı sıkıya bağlı bir aile, korkunç yaratıkların dikkatini çekecek herhangi bir ses çıkarmadan korku ve sessizlik içinde yaşar.

Bill Parish, bu dünyada bir insanın sahip olabileceği her şeye sahiptir: Güç, para, başarı ve mutlu bir aile. Fakat mutlu dünyası 65. yaş gününden birkaç gün önce esrarengiz yabancı Joe Black'in ziyaretiyle altüst olacaktır. Zira bu herhangi bir genç adam değil, Parish'in canını almaya gelen Ölüm'dür. Doğum gününü ailesiyle kutladıktan sonra hayata veda etmeyi tercih eden Bill, dünyada geçireceği fazladan birkaç güne karşılık Ölüm'ün dünyadaki rehberi olmayı kabul eder. Ölüm ise dünyanın tüm nimetlerini, en başta da aşkı tadacaktır. Ancak aşık olduğu kişinin Parish'in güzel kızı Susan olması, Bill'in dünyadaki son günlerini oldukça çetin kılacak gibidir.

Her denizkızının hayali, yakışıklı bir prens ile evlenmek ve normal bir insan gibi hayat sürmektir. Şüphesiz ki sevimli Ariel de, bir gün rüyalarında gördüğü prensle tanışmanın hayallerini kuran bir denizkızı olarak mavi denizlerin serin sularında kulaç atmaktadır. Ancak Ariel, düşlerini gerçeğe dönüştürmek konusunda bir hayli kararlıdır. Bu hayalini gerçekleştirmek uğruna Ursula adlı kötü kalpli bir deniz büyücüsüyle bir anlaşma yapar. Ursula, Ariel'in sesini ister ve bunun karşılığında Ariel'e bir çift bacak verir. Bu sayede Ariel, karaya çıkıp insan Prens Eric ile tanışabilecektir. Kendisine yapılan tüm uyarıları gözardı eden Ariel, kendini bir anda denizin derinliklerinde bulur. Yaptığı anlaşmanın başına açtığı işleri yeni fark edecektir.

Kelepçeli Aşık’ta Cary Grant “kedi” lâkaplı çapkın bir mücevher hırsızını canlandırmaktadır. Grace Kelly ise pek çok mücevhere sahip olan şımarık ve kaprisli güzel bir genç kadındır. Cary Grant, usta bir hırsız olmasına karşın artık içinde bulunduğu ve hırsızlık yaptığı bu günlerden eski günlerdeki normal ve düzenli uğraşlarına dönmek ve gerçek mücevher hırsızını ortaya çıkartarak masum olduğunu kanıtlamak arzusu duymaktadır.

1930'lar Paris. Genç Charles Aznavour, birkaç kuruş karşılığında bir oyunda yer alınca sahneye olan tutkusunu keşfeder ve şarkıcı olmaya karar verir. Ancak başlangıç pozisyonu hiç umut verici değil; parası yok, Ermeni göçmenlerin oğlu olarak ve alışılmadık bir ses tonuyla etrafındakiler onun başarısından şüphe ediyor. Sarsılmaz bir hırsla hareket eden Charles her riski kabul eder. Chanson ikonu Edith Piaf nihayet onun farkına vardığında, bu buluş çok yakın görünüyordu. Peki hayali için ne kadar fedakarlık yapmaya hazırdır?

David Burke, kendi bölgesinde etliye sütlüye bulaşmadan çalışan bir uyuşturucu satıcısıdır ve şimdiye kadar işleri hep yolunda gitmiştir. Fakat paraya sıkışan üç genç, David'in parasını ve malını çalarlar. Marihuana satıcısı Brad'e borcu olan David, bu parayı ödemenin yollarını arar. Brad ona bir şans verir ve Meksika sınırından yüklü miktarda uyuşturucu geçirmesini ister. David, kılık değiştirerek aile babası olacaktır. Yolda kendisine striptizci Rose, bakir Kenny ve kaçak Casey eşlik eder.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.



0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir