
Madonna
Self

From the rains of Japan, through threats of arrest for 'public indecency' in Canada, and a birthday tribute to her father in Detroit, this documentary follows Madonna on her 1990 'Blond Ambition' concert tour. Filmed in black and white, with the concert pieces in glittering MTV color, it is an intimate look at the work of the icon, from a prayer circle before each performance to bed games with the dance troupe afterwards.

Spot ışıklarında yıllar geçirdikten sonra Selena Gomez akılalmaz bir yıldız statüsüne ulaştı. Ancak yeni bir zirveye yaklaşırken beklenmedik bir durum tarafından karanlığa çekildi. Bu eşsiz dobra ve samimi belgesel, Selena Gomez’in altı yıllık yeni bir ışığa ulaşma yolculuğunu anlatıyor.

Bu samimi belgeselde, bir yıllık dünya turnesi boyunca izlediğimiz Shawn Mendes yıldızlığı, ilişkileri ve müzikteki geleceği konusunda içini döküyor.

Mutluluk Peşinde, bir kardeşlik hikâyesi. New Jersey'de, bir rahibin oğulları olarak hayata mütevazı bir başlangıç yapan ve bir anda akılalmaz bir üne kavuşan Jonas kardeşler arasında koparılamaz bir bağ vardı, ta ki acı verici bir ayrılık onları farklı yönlere sürükleyene dek. Samimi röportajlar, daha önce yayınlanmamış görüntüler ve özel müziklerle hiç görmediğiniz bir Jonas Brothers karşınızda.

"Bu benim hikayem. İhtiras, şiddet, tazminat ve aşkın hikayesidir." Tupac Shakur, gecekondularda yetişmiş, şöhret ve zenginlik için büyük mücadele etmiş ve tüm zamanların en çok satan hip-hop sanatçısı haline gelmiştir. Bilgili, hassas ve her zaman doğruları söylemiş biridir. Kısacık yaşamı süresince, dünyanın her tarafından milyonlarca gence ulaşabilmiştir. Zamansız ve şok edici ölümünün ardından onun etkisi ve önemi sürekli büyümektedir. Şimdi, ilk defa, Tupac kendi dramatik yaşantısını kendisi anlatmaktadır. Orjinalinde tamamı Tupac'ın kendi sesiyle anlatılan bu yegane film, Tupac'ın annesi Afeni Shakur'un izni ve yardımlarıyla yapılmıştır. Tupac'ın müziği ve insanı elektrik gibi çarpan sahne gösterilerinin olduğu tek filmdir. Dürüst, alışkanlık yapıcı ve ilham verici bu samimi "kendi portresi" bu sıra dışı sanatçının karmaşık ruhunu da yansıtmaktadır. Şair, kahin ve devrimci... İşte Tupac yeniden karşınızda.

Sweetener Dünya Turu kapsamında Londra'da konser veren Ariana Grande, bizi sahne arkasına götürerek provalarda ve yolda yaşadıklarına bir bakış sunuyor.

Mike Diamond ve Adam Horovitz, gruplarının ve 40 yıllık dostluklarının hikayesini arkadaşları, iş ortakları ve eski büyük babaları Spike Jonze’un yönettiği bir belgeselde paylaşıyor.

Part documentary, part concert film, part fever dream, this film captures the troubled spirit of America in 1975 and the joyous music that Dylan performed during the fall of that year.

The biography of former Beatle, John Lennon—narrated by Lennon himself—with extensive material from Yoko Ono's personal collection, previously unseen footage from Lennon's private archives, and interviews with David Bowie, his first wife Cynthia, second wife Yoko Ono and sons Julian and Sean.

Jennifer Lopez'in bir ikon olmasını sağlayan azim ve kararlılığını gözler önüne seriyor. Jennifer Lopez'in hayatının ikinci yarısını simgeleyen film, Latin kökenli bir kadın, anne ve sanatçı olarak, Jennifer Lopez'in hayatına derinlemesine bir bakış sunuyor.

Bu belgesel, sıra dışı bir genç olan Billie Eilish’in hayatını tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Ödüllü film yapımcısı R. J. Cutler, ilk albümü yayınlandığında hayatı değişen Eilish’in yolda, sahnede, evde ailesiyle yaşadıklarını seyircilerle buluşturuyor.

Beyoncé'nin muhteşem 2018 Coachella performansına yakından bir bakış sunan bu film, yaratıcı kavramlardan kültürel hareketlere giden duygusal yolu gözler önüne seriyor.

Norman Maine,artık yıldızı sönmek üzere olan bir film yıldızıdır.Genelde sarhoş gezen aktör,yine davetli olduğu bir programda,sahnede şovunu sergileyerek,şarkı söyleyen Esther Blodgett`i çok beğenir.Şovdan sonra şarkıcının arkadaşlarıyla kendi aralarında eğlenip,stres atmak için gittikleri kafede Esther`i çok beğendiğini,onda geleceğin yıldızını gördüğünü,ve kendisini yıldız yapmak için yardımcı olacağını söyler.Başta bu söylenenlere inanmakta güçlük çekse de kendisi de günün birinde herkesin seveceği ünlü bir sanatçı olmayı isteyen Esther, aktöre yardımını kabul edeceğini söyler.

Ergenlik çağında bir genç olan William'ın hayattaki tek tutkusu müziktir. Bu nedenle okulunu da pek umursamayan William, bu durumdan ötürü ailesiyle sürekli çatışmaktadır. Sevdiği müzik grupları üzerine amatör yazılar yazan William, zamanla tanınmaya ve küçük yaşına rağmen önemli mevkilere adım atmaya başlar. Hayallerinde bile göremeyeceği şey artık kapıdadır. Büyük hayranı olduğu Stillwater isimli müzik grubunun yeni turnesine katılması ve turne üzerine Rolling Stones dergisine yazı yazması için seçilmiştir! William, grupla birlikte çıktığı yolculukta bu çok sevdiği insanlara ve müzik piyasasına dair önemli gerçeklere tanık olacaktır.

Günde yedi ders ve ateşli bir öğle arası. Genç ve hevesli müzisyen, oyuncu, dansçı adayları ve onlara hayalini kurdukları şöhretin kapılarını açmayı garanti eden New York Güzel Sanatlar Akademisi Altı Dalda Akademi Ödülüne aday gösterilen ve En İyi Beste ve En İyi Şarkı dallarında Oskar kazanan bu film kaçırılmaması gereken görsel bir şölen.

1955 yılında, adının J.R Cash olduğunu söyleyen genç zayıf bir gitarist Memphis'teki Sun Stüdyolarına ünlü olmak için gelir. Bu Amerikan kültürünün üzerinde silinmez bir iz bırakacak adamın şöhrete ilk adımlarıdır. Bir korku treninin akordlarında dolaşan parmakları, demirden daha keskin ve kararlı bakan gözleri, kapkara ve derin bir geceyi andıran sesi ile daha önce hiç duyulmamış bir gerçek hayatı anlatıyordu.O günlerde şöhretinin ilk günlerini ateşleyen değişik karakteri ve insanlar üzerinde bıraktığı etki bugünün rock, country, punk, folk ve rap starlarına kadar bir çok yeteneğin de ortaya çıkmasında ön ayak olmuştur. Kendine has sesi ve kariyeri boyunca kişisel değişimler sert karakterinin bir uzantısı olmuştur. Önceleri kendisini yok eden bir çok yıldız gibi yaşayan Cash daha sonraları idol haline gelen 'Siyah Giyinen Adam' karakteri ile bıçak sırtındaki şöhretin hem ne kadar acımasız hem de aşkın doğasının ne kadar güçlü olduğuna dair örnek oluşturmuştur.

Jackson Maine, son zamanlarında kariyerinde düşüş gösteren yetenekli bir müzisyendir. Bir gün, henüz keşfedilmemiş genç bir yetenek olan Ally ile tanışır ve ikili arasında tutkulu bir aşk başlar. Ally'nin yeteneğinin farkedilmesi için çalışan Jack onu sahnenin büyülü dünyası ile tanıştırır. Kısa süre sonra ise Ally artık ünlü bir müzisyen olmuştur. Kendi kariyerini Ally'nin gölgesinde bırakan Jack, kaybolan ihtişamını geri kazanmaya çalışır. Ancak bu sandığı kadar kolay olmayacaktır.

Ünlü bir müzisyen olan Mother Mary, kariyerinin zirvesindeyken hem sanatsal üretimi hem de özel hayatıyla ilgili baskılarla karşı karşıya kalır. Onunla yakın bir ilişki kuran moda tasarımcısı, Mary’nin hayatına dahil oldukça ikili arasında giderek derinleşen ve sınırları belirsizleşen bir bağ oluşur. Şöhret, yaratıcılık ve kimlik arayışı ekseninde ilerleyen hikâye, iki karakter arasındaki ilişkinin dönüşümünü ve bunun kariyerleri ile kişisel hayatları üzerindeki etkilerini takip eder.

Tuzak, gittikleri bir pop konserinde kendilerini karanlık ve uğursuz bir olayın merkezinde bulan bir baba ve genç kızının hikayesini konu ediyor. Aile babası Cooper ve ergenlik çağındaki kızı, bir pop müzik konserine katılır. Ancak çok geçmeden polisin, medyada yalnızca "Kasap" olarak anılan kötü şöhretli bir seri katile tuzak kurmak, onu tutuklamak ve böylece kanlı faaliyetlerine son vermek için bu mega olayı kullanmak istediği ortaya çıkar.

Poppy ve Branch, kendilerinin altı ayrı troll kabilesinden birinin üyesi olduklarını öğrenirler. Her bir kabile funk, country, tekno, klasik müzik, pop ve rock gibi müzik türlerini temsil ediyordur. Hard rock grubun üye olan Queen Barb babası King Trash'in yardımıyla diğer tüm müzik türlerini yok etmek istiyordur. Böylece tüm dünyaya rock müzik hakim olacaktır. Poppy ve Branch, Queen Barb'a karşı zorlu bir savaşa girişirler.

Wladyslaw Szpilman, Polonyalı başarılı bir piyanisttir. İkinci Dünya Savaşı'nda Almanların Polonya'yı işgal etmesiyle hayatı kâbusa döner. Musevi olduğu halde şans eseri toplama kamplarına gitmekten kurtulur ve Varşova'nın gettolarında yaşamaya başlar. Acı ve sefalet dolu yaşamı, bir gün bir Alman subayının ona yardıma gelmesi ve onu oradan kurtarmasıyla değişir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.












0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir