
厚木拓郎
Mario Baba

Onomichi sahilindeki tek sinema salonu kapanmak üzeredir. Gösterimlerin son günü, gece boyunca Japon savaş filmleri perdede oynar. Bu sırada bir yıldırım sinemaya isabet edince, seyircilerden üçü kendini perdenin içindeki dünyada bulur.

Rus tarihinin çeşitli dönemlerinden kesitlerin yer aldığı bir müzede geçen ilginç bir zaman kesiti... Oldukça deneysel ve zor bir çalışma olan Rus Hazine Sandığı, bütün filmin tek bir seferde çekildiği tek bir kareden oluşuyor. Rus tarihinin önemli olayları, çoğu kendilerini oynayan oyuncular tarafından canlandırılıyor.Bu oldukça zor çalışmanın altından başarı ile kalkan ünlü Rus yönetmen Aleksandr Sokurov, bu sıradışı çalışması ile pek çok uluslararası festivalde ödüllendirildi.

Savaşın yetim bıraktığı bir çocuk, kralın hizmetindeki arkadaşını yitirmesinin ardından kılıcını kuşanarak devrik kralı yeniden tahta çıkarıp adaleti sağlamak için ant içer.

Çarın soylu generali devrimin ardından safil bir hayat yaşamaya başlar, yoksulluğu onu Hollywood'da figüran olmaya zorlamıştır. Bir zamanlar işkence ettiği devrimci şimdi karşısına patronu olarak çıkar. Film Rus general Lodijensky'nin hayatından esinlenilmiştir.

Sürgünden dönen Napolyon, tekrar Fransa’nın başına geçerek Avrupa’yı tehdit eder. Ancak İngiliz ordusu komutanı Dük Wellington ve müttefik kuvvetlerle Belçika’nın Waterloo kasabasında karşı karşıya gelir. Film, hem Napolyon’un stratejik dehasını hem de savaşın insan üzerindeki yıkıcı etkilerini gerçekçi bir şekilde gözler önüne serer. Büyük savaş sahneleri ve tarihi doğruluğuyla dikkat çeken yapım, tarihin dönüm noktalarından birini etkileyici biçimde anlatıyor.

The story of the conception of a new British weapon for smashing the German dams in the Ruhr industrial complex and the execution of the raid by 617 Squadron 'The Dam Busters'.

Dünyanın her yerinde medyanın ilgisini çeken gerçek bir olaydan esinlenen Son Piyade, 92 yaşındaki bir 2. dünya savaşı gazisi olan Artie Crawford'ın maceralarını anlatan dokunaklı bir dram. Artie, Normandiya'da gerçekleşecek 75. yıl anma törenini kaldığı huzur evinde duyar. Kutlamalara katılmaya kararlı olan Artie huzur evinden gözüpek bir kaçış planlar ve eski birliğine son bir kez saygısını sunmak için Fransa'ya doğru ilham verici bir yolculuğa çıkar.

Bir dük servisindeki bir şövalye, savunma amaçlı bir kale inşa etme girişiminde başarısız olan bir kıyı villasına gider. Dük yetkisini sınırdaki barbarlar karşısında yeniden inşa etmeye başlar ve yerel kadınlardan birine aşık olana kadar ilerleme kaydediyor.

Tarihin en büyük hazine avının gerçek hikayesinden uyarlanan The Monuments Men tuhaf bir 2. Dünya Savaşı müfrezesini anlatıyor. Bu müfrezedekiler FDR tarafından sanat eserlerini Nazi hırsızlarından kurtarmak ve sahiplerine ulaştırmak için Almanya’ya gitmekle görevlendiriliyorlar. Ancak bu imkansız bir görevdir: düşman hattının arkasında kalan sanat eserleri ve her şeyi yok etme emir almış Alman ordusuyla, bu adamlar – hiç askeri deneyimi olmayan yedi müze müdürü, koleksiyon yöneticisi ve sanat tarihçisi- nasıl başarılı olabilir ki? Ancak Monuments Men olarak bilinen bu adamlar kendilerini 1000 yıllık kültürün yok olmasını önlemek için zamana karşı yarışırken, insanoğlunun en büyük başarılarını korumak için hayatlarını da riske atacaklardır..

Amerikan İç Savaşı tüm şiddetiyle ülkeyi kasıp kavurur. İnsanlar yakınlarını kaybeder. Aileler dağılır. Savaş biter. Birlikten ayrılmak isteyen Güney eyaletlerinin kurduğu Konfederasyon yenilmiştir. Yeniden Yapılanma Dönemi başlar. Kölelik yasaklanır. Başkan Lincoln'ün suikastiyle, yeni oluşan güven ortamı yerini kaos ve anarşiye bırakır. Özellikle güney eyaletlerinde çeteciler beyaz çiftlik sahiplerine saldırır ve ailelerine göz açtırmazlar. Polis gücüne katılan siyahlar ve melezler beyazları taciz eder. Bunun üzerine asayişi sağlamak üzere "Klan" kurulur. Haçlı şövalyelerini andıran giysileriyle Ku-Klux-Klan üyeleri gecelerin hakimidir artık. Devletin sağlayamadığı adaleti onlar getirir. D.W. Griffith’in sessiz filmi Bir Ulusun Doğuşu, gerçekten de bizlere anlatılan tarih tezinin aksi bir görüşü, üstelik şimdi izlendiğinde epey rahatsız edici bir tonda sunuyor.

1572'de Japonya'da sivil savaş hüküm sürmektedir. Bu esnada güçlü bir derebeyi hayatını kaybeder. Yoksul bir hırsız derebeyini öldükten sonra taklit eder ve yerine geçer. Bu zorlu dönemde krallığı birarada tutma görevini istemeyerek de olsa üstlenmek zorunda kalır.

Küçük Jacob dedesinin ona bıraktığı ipuçlarını izleyerek gizemli bir adaya gider. Bu adada “Bayan Peregrine’in Tuhaf Çocukları” adında bir evin kalıntılarını bulur. Evin içini gezdikçe evde bulduğu şeylerin inanılmaz güçlere sahip olduğunu keşfeder ve onları kurtarmak ister. Ancak bu düşündüğü kadar kolay olmayacak ve kendini tehlikeye atmasına neden olacaktır.

Dünya Savaşı'nın sonuna doğru Binbaşı Charles Whittlesey'in müfrezesine stratejik önemi olan bir noktanın ele geçirilmesi emri verilir. Ancak her şey ters gider. Söz verilen takviye birlikleri ile malzemeler Almanlar tarafından ele geçirilir. Genç İrlandalılar ve İtalyan asıllı Amerikalılardan oluşan birliğiyle Binbaşı, Alman birlikleri tarafından kısa sürede kuşatılır...

British army sergeants Ballantine, Cutter and MacChesney serve in India during the 1880s, along with their native water-bearer, Gunga Din. While completing a dangerous telegraph-repair mission, they unearth evidence of the suppressed Thuggee cult. When Gunga Din tells the sergeants about a secret temple made of gold, the fortune-hunting Cutter is captured by the Thuggees, and it's up to his friends to rescue him.

1989 yılında lise son sınıf öğrencisi olan Mike, 20 yıl sonra, evliliği sallantıda, işte terfi edemezken mucizevi bir şekilde 17 yaşına geri döner. Mike’ın 17 yaşındaki görünümü, 30 küsur yaşındaki tavırları öğrenciler arasında hiç hoş karşılanmaz. Mike en iyi yıllarını yeniden yakalamaya çabalarken başına gelmiş en iyi şeyleri kaybetme riskiyle karşı karşıyadır.

1939 yılında, Nazi Almanya’sının tehlike sinyalleri verdiği dönemde, Almanya’nın zengin ailelerinin Nasyonal Sosyalist partiye uygun eğitim görmeleri için kızlarını İngiltere’nin bir sahil kasabasında, dil eğitimleri için okula yazdırırlar. Okuldaki öğretmenlerden biri, hem Almanya’daki Nazi gücünün yükselişinin ardındaki tehlikeyi sezmekte ve olacakları az çok tahmin etmektedir. Bu nedenle, okulda ve ülkesinde bu tehlikeyi insanları anlatmak için çalışmalar başlatır. Her ne kadar başarılı olduğunu düşünse de, çevresindeki ve okulun üst yöneticileri, asıl problemin kendisi olduğunu düşünmeye başlamaktadır. Artık, İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasına çok kısa bir süre kalmıştır ve casusluk ve vatana ihanet komploları arasında kalan öğretmen, tehlikenin gerçek olduğuna insanları ve yetkilileri inandırmaya çalışmaktadır.

An engrossing spectacle set in the 4th-century BC, in which Alexander of Greece leads his troops forth, conquering all of the known world, in the belief that the Greek way of thinking will bring enlightenment to people. The son of the barbaric and ruthless King Philip of Macedonia, Alexander achieved glory in his short but remarkable life.

In 1879, the British suffer a great loss at the Battle of Isandlwana due to incompetent leadership.

Aşkı; Düşlerin ötesinde, tutkuların ötesinde, zamanın ötesinde bulacak! Bu hikaye geçmişte onu bekleyen gerçek aşkını bulmak için hayatını feda eden genç bir yazara ait... Bir gün kendisinden yaşça büyük bir kadın Richard Colliere (Christopher Reeve) antika altın bir saat verir ve birlikte zamanda yolculuk yapmaları için onu ikna etmeye çalışır. Yıllar sonra Richard güzeller güzeli genç bir bayanın (Jane Seymour) resmini görerek kendinden geçer. Bayanın daha ileriki yaşlarda çekilmiş başka bir fotoğrafı gerçekleri ortaya çıkarır. Bu fotoğrafın kendisine altın saat veren kadına ait olduğunu anlayan Collier, 1912ye geri dönüp onu bekleyen aşkını bulmayı kafasına koyar..

Uss Nimitz gemisi, Philadelpihia Deneyi benzeri bir deney sonucu zamanda geriye yolculuk yaparak Pearl Harbor baskınının yapıldığı 1941 yılına ışınlanır. Güçlü silahlarla donatılmış olan geminin kaptanı ve personeli limana yapılacak baskına müdahale edip etmeme arasında ikilemde kalırlar.

Michael Newman, iflah olmaz bir işkoliktir. Karısı ve iki çocuğuyla birlikte güzel bir yaşamı olmasına rağmen bütün hayatını, bir türlü memnun olmak bilmeyen patronunun da etkisiyle işinde geçirmektedir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.















0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir