
Adam Sandler
Michael Newman

Michael Newman, iflah olmaz bir işkoliktir. Karısı ve iki çocuğuyla birlikte güzel bir yaşamı olmasına rağmen bütün hayatını, bir türlü memnun olmak bilmeyen patronunun da etkisiyle işinde geçirmektedir.

Adam Sandler
Michael Newman

Kate Beckinsale
Donna Newman

Christopher Walken
Morty

David Hasselhoff
Ammer

Henry Winkler
Ted

Julie Kavner
Trudy

Sean Astin
Bill

Joseph Castanon
Ben at 7 years old

Jonah Hill
Ben at 17 years old

Jake Hoffman
Ben at 22-30 years old

Tatum McCann
Samantha at 5 years old

Lorraine Nicholson
Samantha at 14 years old

Katie Cassidy
Samantha at 27 years old

Cameron Monaghan
Kevin O'Doyle

Jennifer Coolidge
Janine

Wes Anderson'ın aslına sadık kalarak uyarladığı dört Roald Dahl öyküsünden oluşan antolojinin Oscar ödüllü ilk filminde, bir kumarbaz şaşırtıcı bir yetenek geliştiriyor.

Tom Hanks'in 1988 yılında en iyi aktör dalında Oscar® ödülüne aday gösterildiği bu komedi fiminde, Hanks, 30 yaşındaki bir adamın vücuduna sıkışmış 12 yaşındaki bir çocuğu canlandırıyor... Bir karnavalda genç Josh Baskin (Hanks) büyümeyi diler. Ertesi sabah uyandığında dileğinin gerçekleşmiş olduğunu görür. Arkadaşı Billy'nin yardımıyla (Jared Rushton), Josh bir oyuncak firmasında işe başlar. Ancak yaşadığı her tecrübeden sonra John çocukluğun sade zevklerini özlemeye başlar...

Hayatı partilerden ibaret olan Cassie tuhaf bir kazada ölür. Ancak gökteki büyük partiye gidebilmek için önce Dünya'daki hatalarını telafi etmelidir.

George Lass bir kaza sonucu ölür ve öldükten sonra ölüm meleği olarak dünyaya geri döner. Görevi vaktinden önce ölenlerin ruhlarını almaktır. Ölüm meleklerini hizada tutan Rube'un ortadan kaybolmasıyla her şey alt üst olur.

Bir kadın ve oğlu, evlerini doğaüstü işgalcilerden kurtarmak için sözde ruhani uzmanlardan oluşan rengarenk bir ekipten yardım ister.

Ellili yaşlarının başındaki boşanmış Rémy, hastaneye yatırılır. Rémy'nin eski eşi Louise, başarılı bir maliyeci olan oğulları Sébastien'dan Londra'daki son derece cazip işini bırakıp eve dönmesini ister. Sébastien tereddüt eder; babasıyla ikisinin uzun yıllardır birbirlerine söyleyecek lafları kalmamıştır pek. Ancak insafa gelerek, annesine yardım edip babasının ölümcül kanserle mücadelesini desteklemek üzere Montreal'e uçar. Sébastien gelir gelmez yeri göğü birbirine katar, ilişkilerini devreye sokar ve Rémy'yi bekleyen sıkıntıları azaltmak uğruna, akla gelebilecek her şekilde sistemi zorlar. Babasının geçmişine damgasını vurmuş neşeli ekibi de, yani akrabaları, dostları, eski metresleri, onun yatağının etrafında toplar. Bu "barbar istilâları" çağında bu insanlar ne hale gelmişlerdir? O eski günlerin fütursuzca davranışları, dostluğu ve farfarası hâlâ yerli yerinde midir? Mizah, zevk düşkünlüğü ve arzular hâlâ düşlerini süslemekte midir?

Yedi yıldır bitmemiş bir roman, çalıntı bir araba, ölü bir köpek, dengesiz bir öğrenci, kızgın bir eş ve hamile - üstelik de evli - bir metres!... Bunlar, Profesör Grady TRIPP'in (M.DOUGLAS) o hafta sonu başa çıkması gereken felaketlerin sadece bir kısmıdır. Ayrıca okulun aynı hafta sonu yapılacak yıllık Edebiyat Festivali'nde görevli öğrencilerin de sorumluluğu ondadır. Bu öğrencilerin hemen hepsi, yıllar önce tıpkı kendisinin de olduğu gibi birer "harika çocuk"tur. Bu çocukların en yeteneklisi ve profesyonel bir yalancı James LEER (T.MAGUIRE) ile tanışan Grady, tahmin ettiğinden de korkunç bir hafta sonu geçireceğinin henüz farkında değildir. 2001 yılında En İyi Müzik dalında Oscar® ödülü kazanan bu filmde Michael DOUGLAS, kariyerindeki en iyi performanslarından birini sergiliyor.

Saeeve Brooks... Reklam dünyasının harika çocuğu... O uslanmaz çapkın! Bu sabah uyandığında, başı fena halde dönüyor, kulakları uğulduyordu... Aynaya bir göz atmasıyla, çığlığı kopartması bir oldu. Hem de tiz bir soprano sesiyle! Aynadan yakışıklı, kendinden emin bir kadın avcısı yerine kadife tenli, dolgun vücutlu, gür saçlı nefis bir sarışın bakıyordu kendisine. Bu haliyle bir kadın tavlayabilirse ne âlâ... Önünde cennetin kapıları açılacaktı. Yoksa, hayat boyu ilişki kurduğu kadınların onu göndermek istedikleri yere, cehenneme doğru tam gaz ilerleyecekti!

Cindy ve Jim Green çok mutlu bir evlilik sürdüren genç bir çifttir ve hayatta en çok istedikleri şeylerden biri çocuk sahibi olmaktır ama tıbbı bütün çareler tükenmiş gibi görünmektedir. Bir gece evlerinin arka bahçesine bütün dileklerini yazdıkları bir kutu gömerler. Yağmurlu ve fırtınalı bu gecenin sonunda birden Timothy adında bir çocuk karton bir kutunun içinde beliriverir! Timothy genç çift adeta bir mucizedir. Fakat Timothy Green gelirken beraberinde de pek çok beklenmedik sürpriz getirecektir... Ahmet Zappa'nın hikayesini senaryolaştıran Peter Hedges aynı zamanda filmin yönetmenliğini de üstleniyor. Romantik komedilerin gediklisi Jennifer Garner'ı ve en son The Thing'de seyrettiğimiz Joel Edgerton'ın başrolleri paylaştığı yapım fantastik öğeler de içeren bir komedi-dram...

Michael Keaton (Batman) özel efektler fırtınası ile donmuş bu vahşi, karlı fantezi-macerada hayatını düzene koymak için son bir şans elde eden çılgın bir babadır. Çok büyük bir çalışmanın son aşamasında olan çalışkan müzisyen Jack Frost (Keaton) aniden çok önemli bir şeyin eksik olduğunun farkına varır: Karısı (Kelly Preston) ve küçük oğlu Charlie (Joseph Cross) ile geçiremediği zaman. Fakat Jack kaçırdığı okul, hokey maçları ve mutfak lavabosu tamirlerini telafi edemeden önce, buzlu dağ yolundan çıkarak gökyüzünde dolaşan atlı bir kızak haline gelir. Sonra, Charlie'nin soğuk bir kış gecesi yürekten dileğine teşekkür, Jack yürüyen, konuşan, kayak pistlerinin kralı kardan adam olarak sihirli bir şekilde Dünya'ya geri döner.

Tek eğlencesi kendisinden bıkmış komşularını eleştirmek ve acımasızca yargılamak olan huysuz dul Otto Anderson’un dayanılmaz hikâyesini anlatıyor. Otto’nun yan dairesine hayat dolu genç ve neşeli bir aile taşındığında, Otto dişine göre bir rakiple, kıvrak zekâsı ve ağzı burnunda karnı ile Marisol ile karşılaşıyor. Marisol ve Otto’nun arasında Otto’nun hayatını ters yüz edecek bir dostluk başlıyor.

Onbir yaşındaki Vada'nın hayatı, babası Harry'nin kozmetikçi Shelly ile evlenmeye karar vermesiyle bir anda kararıyor. Vada, küçük bir kasabada yaşayan ve zamanının çoğunu bir erkek olan en iyi arkadaşıyla geçiren ve hastalıklardan korkan bir kızdır. En iyi arkadaşının ölümü üzerine hayatı başka bir açıdan görmeye başlıyor.

Stephen King'in aynı adlı kısa hikâyesinden uyarlanan bu film, Chuck Krantz'ın hayatının sonundan başlayarak geriye doğru anlatılan bir hikâyeyi konu alıyor.

Apayrı dünyalara sahip milyoner Edward ile araba tamircisi Carter’ın yolları, kanser hastalığı sebebiyle bir hastane odasını paylaşmalarıyla kesişir ve sadece iki ortak noktaları olduğunu keşfederler: Hayatlarının kalan kısmını yapmak istedikleri her şeyi yaparak geçirme arzusu ve kendileriyle barışma ihtiyacı. Hayatları boyunca yapmak istedikleri herşeyin bir listesini yapıp hastaneyi terkeden iki arkadaş, birlikte araba seyahatine çıkarlar ve bu süreçte dost olup hayatı dolu dolu, hoşgörü ve mizahla yaşamayı öğrenirler.

Birbirlerine sıkı sıkı bağlı olan Scott ve Kristin evlenmeye karar verirler. Düğün için bütün işlemler halledilir. Düğün yapılmış ve her şey yolundadır, ancak Scott ve Kristin’in arkadaşları yani düğün sağdıçları otel odasında ölü bulunana kadar herşey yolundaymış gibidir. Her sadıçın bir gerçeği vardır ve ortaya çıkmaya başladıkça Scott ve Kristin’in hayatlarını değiştirecektir.

Estranged siblings reunite after years apart, forced to confront unresolved tensions and reevaluate their strained relationships with their emotionally distant parents.

Lee, sevgilisi Peter'la sıradan bir ilişkisi ve bunun yatay izdüşümünde monoton bir cinsel hayatı olan genç bir kadındır. Lee, başarılı avukat E.Edward Grey'in yanında çalışmaya başlayınca bütün yaşamı değişecek ve anlamına kavuşacaktır. Avukatın sadist eğilimleri, genç kadının mazoşist zevkleriyle karşılaşınca ikisi de yıllardır aradığı oyun arkadaşını bulmuş gibi olur.

Hal (Jack Black), sadece manken gibi kadınlarla ilgilendiği için başarılı olamayan sıradan bir adamdır. Bir gün gittiği bir medyum, kadınların iç güzelliğini görebilmesi için onu hipnotize eder. Hal kısa zamanda kendisini çok etkileyen Rosemary'e aşık olur. Hipnotizmanın etkisi altında, aşırı kilolu Rosemary'nin, hep hayal ettiği güzel kadınlar gibi olduğunu sanmaktadır. Yönetmen Peter ve Bobby Farrelly'nin elinden çıkmış oldukça komik ve aynı zamanda dokunaklı bir aşk öyküsü...

1930’ların İtalya’sında geçen filmde hayat dolu bir Yahudi muhasebeci olan Guido Orefice (Roberto Benigni), güzeller güzeli öğretmen Dora’ya (Nicoletta Braschi) vurulur ve tüm engellere rağmen evlenirler. Ardından bir de çocuk sahibi olan çiftin hayatlarındaki tüm pürüzler ortadan kalktığında İkinci Dünya Savaşı patlak verir ve Almanlar İtalya’yı esir alır. Yahudi oldukları için toplama kampına götürüldüklerinde Guido, oğlu Giosué’ye (Giorgio Cantarini) esir kampının ve savaşın bir oyun olarak söyleyecek; oğlu, oyunu başarıyla tamamlarsa ödül olarak çok istediği bir oyuncak tankı hediye edecektir.

Avusturalyalı 8 yaşındaki küçük Mary, alkolik bir anne ile ilgisiz bir babanın meraklı ve bir o kadar da yalnız kızıdır. Amerikalı Max ise 44 yaşında ve muzdarip olduğu Asperger sendromundan ötürü dış dünyayı anlamakta ve çevresiyle iletişim kurmakta zorluk yaşayan bir başka yalnız insandır. Bir mektup arkadaşlığı, bu iki insanın birbirlerini tanımasını ve birbirlerinin hayatlarını değiştirmesini sağlar.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.




0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir