
Christopher Reeve
Richard Collier

Aşkı; Düşlerin ötesinde, tutkuların ötesinde, zamanın ötesinde bulacak! Bu hikaye geçmişte onu bekleyen gerçek aşkını bulmak için hayatını feda eden genç bir yazara ait... Bir gün kendisinden yaşça büyük bir kadın Richard Colliere (Christopher Reeve) antika altın bir saat verir ve birlikte zamanda yolculuk yapmaları için onu ikna etmeye çalışır. Yıllar sonra Richard güzeller güzeli genç bir bayanın (Jane Seymour) resmini görerek kendinden geçer. Bayanın daha ileriki yaşlarda çekilmiş başka bir fotoğrafı gerçekleri ortaya çıkarır. Bu fotoğrafın kendisine altın saat veren kadına ait olduğunu anlayan Collier, 1912ye geri dönüp onu bekleyen aşkını bulmayı kafasına koyar..

Christopher Reeve
Richard Collier

Jane Seymour
Elise McKenna

Christopher Plummer
William Fawcett 'W.F.' Robinson

Teresa Wright
Laura Roberts

Bill Erwin
Arthur Biehl

Jiří Voskovec
Dr. Gerald Finney
Susan French
Older Elise

John Alvin
Arthur's Father

Eddra Gale
Genevieve
Audrey Bennett
Richard's Date [1972]

William H. Macy
Critic [1972]
Laurence Coven
Critic [1972]
Susan Bugg
Penelope [1972]
Christy Michaels
Beverly [1972]
Ali Marie Matheson
Student [1972]

Birinci Dünya Savaşı’nda oğlunu kaybeden kör bir saatçi tren istasyonuna yaptığı bir saati geri işlenmesi üzerine kurar, gidenler belki geri döner düşüncesiyle...Bu saat bir mucizeye sebep olur ve 1918’de savaşın bittiği gün doğan Benjamin Button’un hayat saati tersine işler. O 80’lerinde bir yaşlı olarak doğmuştur ve hayatı bir bebekliğinin ulaşabileceği ilk evresinde son bulacaktır.Benjamin tersine giden gelişmesinde ortama ayak uydurmaya çalışırken daha küçük yaşlarda bir kıza aşık olur. İlk önceleri kendi yaşlı görüntüsünden dolayı ondan uzak kalmaya çalışırken yaşları birbirlerini yakaladığında mutluluğu bulur ama ikisinin de daha gideceği yol vardır.

Çok bilinmeyen, genelde yeraltı camiasının tanıdığı bir müzisyen olan Adam, yaşadığı toplumun ve insanlığın aldığı halden dolayı depresif ve çok mutsuz haldedir. Onu hayata bağlayan Eve adındaki sevgilisi ile olan aşkları ise yüzyıllardır sürmektedir; zira Adam ve Eve aşkları hiç tükenmeyen iki vampirdir. Fakat bu ölümsüz ve uzun soluklu aşk Eve’in küçük kız kardeşi Ava tarafından sekteye uğrayacaktır.

Mirasın, sevginin, kaybın ve var olmanın muazzamlığının tekil keşfini anlatan bu filmde, yakın zamanda vefat etmiş, beyaz bir kumaşa sarınmış bir hayaletin ayrı kaldığı karısıyla yeniden iletişime geçmeyi denemek için banliyödeki evine geri döndüğü süreç anlatılıyor.

Audrey Niffenegger'in 2003 tarihli aynı adlı romanından uyarlanan Zaman Yolcusunun Karısı adlı film, Chicago'da kütüphaneci olan Henry DeTamble'ın sahip olduğu genetik bir bozukluk neticesinde istem dışı olarak zamanda yolculuk etmesini ve Clare Abshire adındaki bir ressama aşık olmasını anlatıyor. Fantastik bir aşk hikayesini konu alan filmde Henry ve Clare'in her şeye rağmen ilişkilerini ayakta tutma çabalarına şahit oluyoruz.

Delicesine aşık olan lise mezunları Riley ve Chris trajik bir araba kazasıyla ayrıldığında, Chris arafta kalırken Riley erkek arkadaşının ölümünden kendini sorumlu tutar. Mucizevi bir şekilde, ikisi bağlantı kurmanın bir yolunu bulur.

Luce(Addison Timlin) Daniel'ı(Jeremy Irvine) gördüğü an tuhaf ama tanıdık bir hisle sarsıldı. Onda bilindik bir şeyler vardı. Yeni okuluna adımını attığı ilk gün onun diğerlerinden farklı olduğunu anlamıştı. Fakat Daniel anlaşılmaz bir şekilde ona karşı mesafeliydi. Luce ise pervane misali ateşe taparcasına onun çekim alanına girdiğini biliyordu. Hislerinin peşine düşüp gerçeklerle yüzleşmeye hazır mıydı? Küçücük bir sır hayatlarını ne yönde değiştirecekti? Cevaplar gerçekleri anlamlandırmada yeterli olacak mıydı?

Sarah ve David, ortak bir arkadaşlarının düğününde tanışan iki yabancıdır. Ancak kendilerini bir anda, geçmişte yaşadıkları belirleyici anları yeniden yaşayacakları sıra dışı bir yolculuğun içinde bulurlar. Bu deneyim, onları hem kendileriyle hem de birbirleriyle yüzleşmeye zorlayacaktır.

21 yaşına basan Tim Lake, ailesindeki tüm erkeklerin sahip olduğu gizli bir yeteneğinin olduğunu öğrenir. Lake ailesinin tüm erkekleri zamanda seyahat etme yeteneğine sahiptir ve Tim de artık bunu kullanabilecektir. Bunu fırsat bilen Tim geçmişindeki utanç verici anlara gidip olayları değiştirmeye başlar. Kısa bir süre sonra Londra'ya taşınır ve son derece çekici bir kadın olan Mary'e aşık olur. Tim herkesten gizlediği yeteneğini ilişkilerine de yeni bir 'boyut' getirmesi için kullanmaya başlar ve bu sayede her adımı hatasız atlatmayı planlar. Ancak bir süre sonra her sorunu bu şekilde çözemeyeceğini ve hataların da hayatın gerekli birer parçası olduğunu fark eder.

1916 yılının New York şehrindeyiz... İrlanda göçmeni bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelen Peter Lake şimdilerde yetenekli bir hırsız olarak hayatını sürdürmek zorundadır. Göreve çıktığı evlerden birinde güzel ev sahibesi Beverly Penn ile karşı karşıya gelir ve o anda genç kadına aşık olur. Ne var ki aşkları pek de uzun ömürlü olamayacaktır; zira Beverly bu olayın hemen ardından hayatını kaybeder. Beverly'i bir türlü aklından çıkaramayan Peter yakın gelecekte yaşayacağı doğaüstü bir olay sonrasında kendini başka zaman bir zaman diliminde, kim olduğunu hatırlamadığı bir hal içerisinde bulur. Dahası ölüleri diriltmeyle ilgili gizli bir gücü olduğunu keşfetmiştir...

1965'te yazılmış bir dizi aşk mektubu bulan bir gazeteci, gizli bir ilişkinin ardındaki gizemi çözmek için harekete geçer ve bu sırada kendisi de aşka yelken açar.

1917 Sovyet Devrimi öncesi ve sonrasını yaşayan bir burjuva aydını Dr. Jivago'nun öyküsü. Devrimle birlikte inandığı tüm değerler silinip yerine yeni sistemin gelişi Dr. Yuri Jivago'nun hayatını alt üst eder. Savaşın acımasızlığını yaşayan Dr. bir yandan da iki kadın arasında kalır.

17 yaşındaki Samantha okulda harika bir arkadaş grubuna ve mükemmel sevgiliye sahiptir. Ancak bir gün her şey değişir. Geçirdiği bir kaza sonucu Samantha esrarengiz bir şekilde, tekrar tekrar aynı günü yaşamaya başlar. Her sabah aynı güne uyanan Samantha, gün boyunca herkesin ne yaptığını biliyor fakat ne denerse denesin sonunda günü baştan yaşamaya başlıyor. Hayatınızı kökünden değiştirmek ve gerçek aşkı bulmak için tek bir gün bile farklılık yaratabilir mi?

New York Times’ın en çok satan yazarlarından Katherine Center’in romanından uyarlama. Libby (Leslie Bibb), kocasının ani ölümünden sonra, her şeyi aşırı eleştiren annesinin yanına taşınır. Hiç beklenmedik bir anda, uzun süre ayrı kaldığı için yabancılaştığı teyzesi Jean, Libby için bir çıkış planı önerir: Jean’ın Texas Hill Country’deki çiftliğinde bir iş ve yaşaması için bir yer. Düşünüp vazgeçmeye zaman bırakmamak için, Libby hemen minivanı toplar, çocukları alır ve yola koyulur. Jean Teyze’nin çiftliğindeki hayat beklediğinden daha gizemli ve heyecanlı hale gelir. Özellikle de aksi çiftlik müdürü James’le (Josh Duhamel) tanıştıktan sonra. Libby, aslında sadece bir çılgın anneyi diğer bir çılgın anneyle takas etmiş olmayabileceğinin farkına varır. Belki de aslında kendisi ve küçük ailesini tekrar hayata döndüreceği yeri bulmuştur.

Mutsuz bir evliliği olan ve üst tabakanın kendisine yapmacık gelen tavırlarından bunalan Julia Sturges, kocasından habersiz olarak iki çocuğunu da alır ve Amerika'ya gitmek üzere Titanic gemisine biner. Ancak kocası Richard da çocuklarından vazgeçmek niyetinde değildir ve son anda Titanic'e binmeyi başarır. Julia ve kocası Richard arasında yolculukları boyunca üst tabakaya mensup olmanın getirmiş olduğu soğukkanlı ama gerilimli bir tartışma yaşanırken, her ikisi de birbiri hakkındaki yalanları, gerçekleri ve gerçek kişiliklerini keşfederler. Bu arada ilk seferine çıkmış olan, yapıldığı tarihe göre dünyanın en büyük gemisi olan ve hiç batmayacağı söylenen Titanic; bir buzdağına çarpınca, Julia ve Richard bu olay karşısında kendi sorunlarının boyutunu ve ilişkilerini bir kez daha gözden geçirmek zorunda kalırlar.

Film, bir mahkumun cezaevinden çıktıktan sonra eşine ve eski yaşamına dönme çabasını anlatıyor... * Bu kadar güzel dram bulmak cidden zordur. Mükemmel bir yol hikayesi. Yavaşçacık ve usulca kalbinize giriyor ve içini sonuna kadar dolduruyor. Sonunda kalbiniz mutlulukla patlıyor.

Karısını öldüren bir otomobil kazasında kör olan bir romancı, suçlanan iş adamının ihmal edilmiş eşiyle ilişkisi üzerine hayat ve yazı tutkusunu yeniden keşfeder.

19. yüzyıl Viyana'sı... çok hoş ve alımlı bir kadın olan Lou Salome, dönemin meşhur doktoru Breuer'i ziyarete gelir ve henüz iki kitabı basılmış ve pek tanınmayan filozof Nietzsche ye yardım etmesi için rica da bulunur. Ona göre, Nietzsche'nin yaşamakta olduğu duygusal çöküntü nedeniyle, Avrupanın kültürel geleceği tehlikededir... Dr.Breuer ilk etapta bu teklife sıcak bakmamasına rağmen, Salome'un çekiciliğinden etkilenir ve teklifi kabul eder. Dr.Breuer'in, Nietzsche ile tanışmasıyla hayatı değişecektir. çünkü bu adam, çok farklı fikirleri olan, sıradışı biridir. Ve bir süre sonra, hasta ile doktorun yer değiştireceği diyaloglara gebe olacak bir tanışma olacaktır bu... Irvin D. Yalom'un aynı isimli, basıldığı 1992 senesinde çok ses getiren kurgu romanından uyarlanan bu filmde, Psikanalizmin öncüsü Freud'un gençliği ile de karşılaşıyoruz.

Sean Connery ve Gena Rowlands: İleri yaşlarında birçok değişimi yaşamakta olan çok iyi bir çift... Ancak Gena, evliliklerinin 40. yılında Seanın bir maceraya atıldığını keşfeder. 25 yıl sonra bu gerçekle başa çıkmayı öğrenmeye çalışacaktır... Ryan Philippe ve Angelina Jolie: Connery ve Rowlandsın hayal bile edemediği karışık bir dünyada dostluk arayan iki kitap müdavimi, genç bir çiftir... Dış görünüşleri ne kadar düzgünse de güvensizlikleri yüzeyin hemen altındadır... John Stewart ve Gillian Anderson: Biri yalnız bir tiyatro yönetmeni ve diğeri ise yalnız bir mimar... Doğal bir kimyaya sahip ikili... Madeline Stowe ve Anthony Edwards: Öykümüzün en komik çifti... Birbirlerini aldatmaktadırlar... Hemen her akşam otel odalarında gizli randevuları vardır... Dennis Quaid. Akşamlarını barlarda kendisini dinleyecek herhangi birine fantastik hikayeler anlatarak geçiren biri...

Genç bir hemşire olan Alma, her bakımdan sağlıklı görünen ancak konuşmayı reddeden aktris Elisabeth Vogler'ın bakımını üstlenir. Birlikte vakit geçirdikleri süre boyunca Alma sürekli Elisabeth ile konuşur, fakat hiçbir zaman yanıt alamaz.

En İyi Film başta olmak üzere tam 6 Oscar'lı bir başyapıt Ünlü yıldız Margo Channing (Bette Davis), Eve (Anne Baxter) adlı genç bir kızla tanışır Eve, Margo'nun büyük bir hayranıdır ve kısa sürede onun güvenini kazanmayı başarır; hatta onun evine taşınır Oysa masum görünüşlü bu kızın başka amaçları vardır Margo'nun yerini almak isteyen Eve, sinsi planlarını sırayla uygulamaya başlamıştır Margo'nun yıldızı sönerken Eve ise başarıdan başarıya koşmaktadır...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir