Chief Dave Beautiful Bald Eagle
Norman III

Visionary artist Matthew Barney returns to cinema with this 3-part epic, a radical reinvention of Norman Mailer’s novel Ancient Evenings. In collaboration with composer Jonathan Bepler, Barney combines traditional modes of narrative cinema with filmed elements of performance, sculpture, and opera, reconstructing Mailer’s hypersexual story of Egyptian gods and the seven stages of reincarnation, alongside the rise and fall of the American car industry.
Chief Dave Beautiful Bald Eagle
Norman III

Milford Graves
Norman II

John Buffalo Mailer
Norman I

Ellen Burstyn
Hathfertiti

Maggie Gyllenhaal
Hathfertiti
Madyn G. Coakly
Hathfertiti

Paul Giamatti
Ptah-Nem-Hotep

Joan La Barbara
The Widow of Norman

Stephen Payne
Usermare

Aimee Mullins
The Ka of Norman / Isis

Matthew Barney
The Ka of Norman / Osiris: James Lee Byers
Jennie Knaggs
Nephthys
Herbert Perry
Set
Eugene Perry
Set
Brennan Hall
Horus

Gelmiş geçmiş en kışkırtıcı filmlerden biri olarak görülen acımasız Dönüş Yok!'un ardından çektiği bu ilk uzun metrajlı filmi, Gaspar Noé'nin tabiriyle "psikedelik bir melodram". İlk gösterimi 2009 yılında Cannes'da yapılan Boşluk, transa benzer görsel üslubu ve birinci şahıs gözünden öznel anlatımıyla epey tartışma yarattı.Filmi, Tokyo'da küçük çaplı işler çeviren uyuşturucu satıcısı Oscar'ın gözünden izliyoruz. Oscar bir gece bir polis baskınında yakalanır ve vurulur. Ölüm döşeğinde, ruhu dünyadan ayrılmaya direnir ve kız kardeşi Linda'yı korumak üzere kızın peşine düşer.

İnzivaya çekilmiş bir adam olan Will, henüz doğmamış ruhlarla görüşür. Ruhlar, Will tarafından birçok teste tabi tutulur. Will, ruhların sahip olduğu en önemli ayrıcalık olan doğum için uygun olup olmadıklarına karar verir. Onun hayatı, bu zamana kadar tanıştığı hiçbir ruha benzemeyen Emma ile karşılaşmasıyla bambaşka bir hal alır. Will, Emma ile tanıştıktan sonra kendi varoluşuna bir yolculuk yapar.

An exiled magician finds an opportunity for revenge against his enemies muted when his daughter and the son of his chief enemy fall in love in this uniquely structured retelling of the 'The Tempest'.

Hereafter' (Ahiret) ölümle farklı yollarda bağlantısı bulunan üç kişinin hikayesini anlatıyor. Amerikan işçi sınıfına bağlı olan George (Matt Damon)'un ölümden sonraki hayatla özel bir bağı bulunmaktadır. Ancak George bu bağı taşımak zorunda olduğu bir lanet olarak görmektedir. Fransız gazeteci olan Marie(Cecile De France) bütün dünyasını sarsan ölümcül bir durum yaşamıstır. Ölmüş ve tekrar hayata dönmüştür. Ve Londra'da ailesi dağılmış bir çocuk olan Marcus ikiz kardeşini kaybedince umutsuzca onu aramaya başlamıştır. Tesadüfler ya da kader ne derseniz artık onları Londra'da buluşturacaktır.

A melancholy poet reflects on three women he loved and lost in the past: a mechanical performing doll, a Venetian courtesan, and the consumptive daughter of a celebrated composer.

Manon des Sources, Jean de Florette filminin devamıdır... Papet, Soubeyran ailesinin soyunun devamı için Ugolin'e baskı yapmaktadır. Ugolin'in gönlünde güzel Manon vardır. İşin dramatik tarafı Manon yıllar önce arazisini almak istedikleri Jean de Florette'in küçük kızıdır. Manon dağlarda keçilere çobanlık yaparak yaşamaktadır. Vahşi bir yaşam süren Manon'un sosyal ilişkileri sıfırdır. Film teması bu kez aşk ve intikam üzerine kurulmuştur. Manon, ailesinin elinden dalavereyle alınan toprakları geri kazanmak istemektedir, yalnız gerçeği bilen kendisinden başka kimse yoktur. Ugolin için hayattaki en önemli şeyler yetiştirdiği göz alıcı karanfiller ve Manon'dur. Ugolin'in filmdeki rolü ilk filmde olduğu gibi basit düşünen, saf ama amcası Papet'e uyan bir köylüdür. Saf olan aşkı derin bir umutsuzluğa düşer.

San Fernando Valley'de sıradan bir günde ölmek üzere olan bir baba, genç karısı, bir erkek bakıcı, kaybolmuş ünlü bir oğul, aşık bir polis, dahi bir çocuk, eskiden dahi bir çocuk olan bir adam, bir şov programı sunucusu ve yabancılaşmış bir kız bir hikayenin farklı parçalarında yerlerini alacaklardır. Bu insanlar, unutulmaz bir heyecanla sonlanacak bu gün içinde, şans, hareket, geride bırakılan zaman ve rastlantılar yumağında adeta birbirlerinin hayatlarının içinden zikzaklar çizerek geçecek ve birbirlerini çözümleyeceklerdir.

Tiyatro yönetmeni Caden yeni bir oyun üzerinde çalışmaktadır. Karısı Adele Berlin'deki tablolarını takip edebilmek için küçük kızları Olive'yi de alarak onu terk eder. Terapisti Madeleine ona tavsiyeler vermek yerine çok satan kitabının sayfalarında gezinmektedir. Çekici ve samimi Hazel ile olan ilişkisiyse beklenmedik şekilde karaya oturur. Kendi var oluşunu anlamlı kılmak ve ölümsüzlük saplantısını tatmin etmek için bir binayı tiyatro sahnesi olarak düzenleyip, her bir bölümünde çeşitli yaşamları oynayacak oyuncuları içine yerleştirme ve yönetme kararı alır * Eternal Sunshine of the Spotless Mind ve Being John Malkovich gibi filmlerin hayalgücü sınır tanımayan senaristi Charlie Kaufman'ın yazıp, ilk defa yönetmen koltuğuna oturduğu filmi Synecdoche, New York, ilginç senaryosuyla dikkatleri üzerine çekiyor.

Memleketi Texas'tan henüz gelmiş olan Pinky Rose (Sissy Spacek), Güney Kaliforniya'nın çöller bölgesinin sıcak su kaplıcalarıyla tanınan bir kasabasının yaşlılara hizmet veren tedavi merkezinde işe başlar. Bu utangaç ve çocuksu görünümlü kızı yine kendisi gibi Texaslı olan daha kıdemli bir çalışan Millie Lammoreaux (Shelley Duvall) eğitecektir. Kısa bir süre sonra da Pinky ekonomik nedenlerle Millie'nin yanına taşınır ve kirayı paylaşmaya başlarlar. Pinky, sözde popüler, sözde sofistike ve güya hızlı bir yaşantı sürüyor gibi gözüken bu kızı bir idol olarak görür ve ona özenip onun gibi davranmaya başlar. Oysa anlamadığımız bir nedenle Millie her ne kadar dışa dönük bir davranış şekli gösterse de çevresinde çok sevilen bir insan değildir.

1935 yazının en sıcak günleri... On üç yaşındaki Briony Tallis, ablası Cecilia ve hizmetçilerinin oğlu Robbie'nin gizli bir şekilde flörtleşmelerine tanık olur. Çocuk aklı ile gördüklerini yanlış yorumlaması üzerine yıllarca sürecek büyük bir trajedenin yaşanmasına neden olacaktır. O andan itibaren bir daha hiç düzelmeyecek kadar trajik bir şekilde kaderleri birbirlerine bağlanan bu üç insan, hak etmedikleri bir kefaretin farklı şekillerde kurbanı olacaklardır.

Pakistanlı mahkûm Vir Pratap Singh, orada uzun süre kaldığı süre boyunca tek kelime etmedi. İnsan hakları savunucusu Samia Sidikki, sessizliğinin nedenini öğrenmek ve Vir'in böyle bir çıkmazdan kurtulmasına yardım etmek istiyor. Pakistanlı Zara, ölen annesinin vasiyetini yerine getirmek için annesinin dinlenmek istediği Hindistan'a gider. Vir Pratap Singh adında genç ve çekici bir pilotla tanışır ve birbirlerine tutkuyla aşık olurlar. Ancak Zara, başka bir ülkenin vatandaşı olduğu ve başka bir ülkeyle nişanlı olduğu için onunla birlikte olamaz. Vir, sevgilisini rahatsız etmemek için hayatından kaybolmaya karar verir, ancak Zara'nın onsuz bir hayat düşünemeyeceğini öğrendikten sonra Pakistan'a gelir ve bu onun için ölümcül bir hata olur.

Erkek arkadaşı terk ettiğinde Pepa onu bulup neden terk ettiğini öğrenmek ister. Şaşırtıcı bir şey bulur: Erkek arkadaşının karısı ve oğlu. Onlar da kendisi gibi durumdan habersizdir. Eski erkek arkadaşının kirli işlere karışmış olabileceği ve dolayısıyla kendisinin de başının polisle derde girebileceği endişesiyle Pepa bir avukata başvurur. Bu kadın avukatın eski erkek arkadaşının yeni sevgilisi olduğu ortaya çıkar. Birbiri içine geçmiş olaylar dizisi komik ve eğlenceli biçimde gelişir.

Genç ve mutlu bir çift olan Adam ve Barbara Maitland geçirdikleri trafik kazası sonrasında ölürler. Bu arada Charles ve Delia, kız kardeşleriyle birlikte New York'a gelerek Maitland'ların evlerini satın alırlar. Fakat Adam ve Barbara Maitland bu durumdan hiç hoşnut değildirler. Birer hayalet olmalarına rağmen tecrübesizlikleri yüzünden yeni ev sahiplerini evden uzaklaştıramazlar. Son çare olarak en kötü hayalet Beter Böcek'e başvururlar.

Soygunculuk suçuyla hapise gönderilen Gino Strabliggi, suçunu bir müddet çektikten sonra iyi halden dolayı şartlı olarak serbest bırakılır. Cezasının dolmasın iki yıl kala serbest bırakılan Strabliggi, bu durumunu Germain Cazeneuve isimli hapishane çalışanına borçludur. Germain, son derece iyi niyetli ve de tecrübeli bir adamdır. Gino, artık kötü geçmişini silip yeni bir hayata başlamaya karar vermiştir. Bu nedenle de kendine yeni ve ahlaklı bir iş bularak küçük bir şehre taşınır. Ancak kısa süre içerisinde talihsizlikler kapısını çalmaya başlar.


İşletme master'ı öğrencisi olan gergin bir kız, sorunlu ailesini cezbeden karizmatik yeni komşusuna tutulur. Ama bir sırrı olan adam, kızdan uzak durmaya mecburdur.

Sıradan bir adamın hasta oğlunu yaşatmak için suça yönelmesini anlatan çok önemli bir film… Dünyanın her yerinde rastlayabileceğiniz türde bir Sırp ailesi. Daha çok para kazanabileceği fırsatları, işini ahlaklı bir şekilde yapabilmek adına geri çeviren bir adam, gündüzleri öğretmenlik yapan ailesine düşkün bir kadın ve bu çiftin aşklarının meyvesi olan sevimli bir oğlan. Rutin ama problemsiz, sıcak bir hayatları var. Ayın sonunu zor getiriyorlar ama her sabah arabayla kırmızı ışıkta durduklarında arabanın çevresini saran sokak çocuklarına göre daha şanslı olduklarını da biliyorlar.

New York sokakları Erica Bain için hem evi hem de geçim kaynağıdır. Sevgili şehrinin seslerini ve hikayelerini sunucusu olduğu “Street Walk” adlı radyo programında dinleyicileriyle paylaşmaktadır. Fakat Erica’nın bildiği ve sevdiği her şey hayatının aşkı David ile saldırıya uğradıkları korkunç bir gecede elinden sökülüp alınır.

Bir emlak avukatı olan John Clark, işinde ve ailesinde oldukça huzurlu bir yaşam sürmektedir. Ancak hayatında birşeylerin eksik olduğunu düşünür. Her gün eve giderken, bir dans merkezinin penceresinin önünde aynı kızı görmeye başlar. Bu kızla tanışmak umuduyla dans derslerine başlayan John, ilk başlarda işlerin kötü gitmesiyle bir hata yaptığını düşünür. Paulina, John'a dans konusunu ciddiye almasını ve onunla çıkmayı düşünmediğini söyler. Dersler devam ettikçe John, danstan keyif almaya başlar. Chicago'daki en büyük dans yarışması için çalışmalara başlayan John, bunu tüm ailesinden ve çalışma arkadaşlarından gizler. Paulina'yla ilişkisi ilerleyen John, vaktini sürekli evden uzakta geçirmeye başlayınca karısı da bu durumdan şüphelenmeye başlar.

1831 yılında İrlandalı Charles Adare, orada vali olan kuzeninin yardımıyla Avusturalya'ya yeni bir hayata başlamak için gider. Oraya vardığında kendisiyle iş anlaşması yapmak isteyen güçlü bir zengin ve eski bir mahkum olan Sam Flusky ile tanışır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir