
Jean Gabin
Germain Cazeneuve

Soygunculuk suçuyla hapise gönderilen Gino Strabliggi, suçunu bir müddet çektikten sonra iyi halden dolayı şartlı olarak serbest bırakılır. Cezasının dolmasın iki yıl kala serbest bırakılan Strabliggi, bu durumunu Germain Cazeneuve isimli hapishane çalışanına borçludur. Germain, son derece iyi niyetli ve de tecrübeli bir adamdır. Gino, artık kötü geçmişini silip yeni bir hayata başlamaya karar vermiştir. Bu nedenle de kendine yeni ve ahlaklı bir iş bularak küçük bir şehre taşınır. Ancak kısa süre içerisinde talihsizlikler kapısını çalmaya başlar.

Jean Gabin
Germain Cazeneuve

Alain Delon
Gino Strabliggi

Mimsy Farmer
Lucie

Michel Bouquet
Commissioner Goitreau

Victor Lanoux
Marcel

Cécile Vassort
Évelyne Cazeneuve

Ilaria Occhini
Sophie Strabliggi

Guido Alberti
Boss of the printing house

Bernard Giraudeau
Frédéric Cazeneuve

Christine Fabréga
Geneviève Cazeneuve

Malka Ribowska
Me Baudard, Gino's lawyer

Robert Castel
André Vaultier

Gérard Depardieu
Young mobster

Jacques Monod
Prosecutor
Patrick Lancelot
Doctor

İlk kez 2005 Berlin Film Festivali’nde gösterilen bu gerçekçi büyüme öyküsü, klasik müzik ve bir suç imparatorluğu arasında kalan genç bir adamın hayatına mercek tutan nitelikli bir karakter incelemesi. Yirmi sekiz yaşındaki Thomas Seyr, Paris’te bir emlak mafyasının gelecek vaat eden üyelerindendir. Thomas’ın, bu “erkek” mesleğinin gölgesinde kalan bir özelliği ise, bir konser piyanisti olan annesinden miras kalan, piyano çalma yeteneğidir. Annesinin ölümünden sonra tuşlara hiç dokunmamış olan Thomas, emlakçılık uğruna yüz çevirdiği bu yeteneğinin asıl önceliği olduğunu fark eder. Ortağının karısıyla ilişkiye girmesi ve piyanoya verdiği ağırlık yüzünden işini ihmal etmeye başlaması Thomas’ın hayatını çelişkilerle dolu bir çalkantıya sürükler...

Şartlı tahliyeyle serbest bırakıldıktan sonra, bir kariyer hırsızı eski gözetim memuruna saldırır, suç hayatına geri döner ve kaçar.

A prisoner leads his counterparts in a protest for better living conditions which turns violent and ugly.

Shy sixteen-year-old Stacy Collins can't believe that the most popular guy in school, an attractive athlete named Bobby Tennison, is interested in her. At first she is flattered by his constant attention, but then he becomes possessive and jealous-telling her who she can speak to and what she can wear. Threats escalate into violence when Bobby thinks Stacy has stepped out of line. Soon she is walking on egg shells and living in fear. Having seen the tell-tale bruises, Stacy's best friend convinces her to break things off with Bobby-but in a moment of weakness, Stacy goes to meet him. It will be the last time she is seen alive.

İç İşleri'nde çalışan bir polis memuru olan Stéphanie, Paris'teki gergin ve kaotik bir gösteri sırasında ağır yaralanan genç bir adamı içeren bir davaya atanır. Gayrimeşru polis şiddetine dair hiçbir kanıt bulamazken, kurbanın kendi memleketinden olduğunu keşfettiğinde dava kişisel bir hal alır.

Amerika'da yaşayan ve yabancılardan oluşan bir grup, günün birinde Los Angelas'da bulunan restoranlara rastgele silahlı saldırıda bulunur. Ancak bu olay birbirlerini tanımayan insanların her birinin hayatında onarılamaz trajedilere yol açar.

Los Angeles şehrinde zamana karşı gerçekleşen bir ölüm-kalım kovalamacasını konu alıyor. Tam bir keşmekeşin hüküm sürdüğü bu büyük şehirde yıllardır taksi şoförlüğü yapan Max'in sıradan yaşamı, bir gece arabasına aldığı Vincent adlı garip bir adamla tanışmasıyla tahmin edemeyeceği ölçüde değişir. Vincent, uyuşturucu mafyasına karşı açılacak bir davada tanıklık yapacak kişileri öldürmek için şehre gelmiş bir kiralık katildir ve Max'ı rehin alarrak özel şoförü gibi kullanmaya başlar. FBI'ın Vincent'ın peşine düşmesiyle, şehirde büyük bir kovalamaca başlar.

Irkçı geçmişiyle tanınan, ABD’nin güney eyaleti Mississipi’de, 60’lı yıllarda bir zenci için yaşam hiç de kolay değildir. Bunu değiştirmek için çalışan 3 insan hakları eylemcisinin ortadan kaybolması iki FBI ajanının bölgeye gelmesiyle sonuçlanır.

Bir ev kadını ve uyuşturucu bağımlısı kocası… Birbirine aşık iki polis dedektifi… Afrika-Amerikalı bir yönetmen ve karısı… Meksikalı bir çilingir… İki araba hırsızı… Orta yaşlı Koreli bir çift ve çaylak bir polis…Los Angeles’ın günlük monotonluğunda birbirinden habersiz yaşayan sıradan insanlar… 36 saat içinde birbirleriyle tanışırlar. Bu birbirinden farklı hayatları nasıl bir öykü bir araya getirir?Irk farklılıklarının ne kadar önemsiz olduğunu, suçlu ve saldırganın, siyahla beyaz kadar yakın, bir o kadar da uzak, olduğunu savunan, doğruyla yanlışın görecesinde kaybolan bir film. Eleştirmenlerin büyük beğenisini toplayan filmde, insanlığın gölgesinde kalan gerçekler gün ışığına çıkıyor...

Lili, İspanya tatilinden dönüşte, ikiz erkek kardeşinin babası ile tartışmalarından sonra evi terk ettiğini öğrenir. Ailesinin bu olayı hafife almasını ve babasının umursamaz tavrını onaylamaz. Lili umutsuzca kardeşinin telefonunu bekler fakat herhangi bir haber çıkmaz. Bir süre sonra Lili depresyona girer ve yemek yememeye başlar. Beklenmedik bir anda kardeşinin gönderdiği kartpostal eline ulaşır..

Alejandro González Inarritu'nun Babel'inde, Fas'ta turistik geziye çıkan Amerikalı evli çiftin başına gelen trajik bir olay, dünyanın farklı ülkelerindeki dört ailenin yaşamında olaylar zincirini harekete geçirir. Koşullar açısından birbirine bağlı olan ama kıtalar, kültür ve dil açısından birbirinden ayrışan karakterlerin her biri, gerçek huzur ve teselliyi sadece aile kavramının sağlayabileceğini keşfeder.

Jenny, mesleğinde hızla yükselme hırsıyla dolu, çalışkan, genç bir pratisyen hekimdir. Bir akşam, muayenehanesinin mesai saatinden sonra çalan kapısını açmaz. Ertesi gün ise polislerden akşam gelenin genç bir kız olduğunu ve kapıyı çalmasından bir süre sonra nehir kenarında ölü bulunduğunu öğrenir. Polisin, kızın kimliğini bir türlü teşhis edemediğini söylemesi üzerine Jenny’nin kariyer endişesinin yerini artık tek bir şey almıştır: Kızın kim olduğunu öğrenmek. Kızın isimsiz olarak gömülüp sonsuza dek unutulmaması için elinden geleni yapmaya kararlıdır.

Ludlow kendi dünyası ile sokaklar arasındaki uçurumu hiçbir zaman aşmamış kıdemli bir polistir. Ancak karısını kaybettikten sonra hayatı keyifsiz, karanlık ve ölümcül bir hâl alacaktır. Görev aldığı polis departmanında yozlaşmaları fark eden Ludlow, partnerinin ölümü ile ilgili dosyada araştırma yaparken, tüm hayatını adadığı ve kendisinin de içinde bulunduğu teşkilâta başkaldırmak zorunda kalır.

Kuzey İrlanda'da geçen filmde iki adamın 1960'lı yıllarda başlayan hikayesi anlatılıyor. Uzun yıllar baskı ve şiddet ile yaşayan adamın acılarla dolu öyküsü 1998'e kadar sürüyor... Geçtiğimiz Ocak ayında Sundance Film Festivali'nde yarışan film yönetmenlik dalında ödüle layık bulundu. Kuzey İrlanda'nın çalkantılarla dolu yakın tarihini incelerken geleceğe doğru uzanan yolun, kendi geçmişiyle yüzleşmekten geçtiğini anlatan film, 1975 yılında başlıyor. İngiltere'yle birleşme yanlısı Ulster Gönüllüleri'nden 17 yaşındaki Alistair Little, 19 yaşındaki Katolik Jim Griffin'i öldürür. İki hafta sonra Alistair tutuklanarak cezaevine gönderilir. Jim'in 11 yaşındaki kardeşi Joe, cinayetin tanığıdır. Cinayetten 33 yıl sonra, hayalimizde şunu canlandırırız: Katil Alistair'le kurbanın kardeşi Joe karşılaşsalardı ne olurdu?

Mysterious Orfamay Quest hires Los Angeles private investigator Philip Marlowe to find her missing brother. Though the job seems simple enough, it leads Marlowe into the underbelly of the city, turning up leads who are murdered with ice picks, exotic dancers, blackmailed television stars, and self-preserving gangsters. Soon, Marlowe's life is on the line right along with his case.

After two British Secret Intelligence Service agents are murdered at the hands of a cryptic neo-Nazi group known as Phoenix, the suave agent Quiller is sent to Berlin to investigate.

Güney Boston'daki İrlanda Mafyasını çökertmek için polis, yeraltı dünyasına sızması amacıyla kendi adamlarından birini gönderir; ancak suç örgütünün de benzer bir hamle yaptığından habersizdir. Gizli görevdeki polis mafya babasının gözüne girerken, kariyer sahibi bir suçlu da polis teşkilatı içinde yükselir. Fakat her iki taraf da çok geçmeden aralarında bir köstebek olduğunu fark eder.

Brezilya, 1977. 40'lı yaşlarının başındaki teknoloji uzmanı Marcelo, bir kaçaktır. Oğluyla yeniden bir araya gelme umuduyla karnaval haftasında Recife şehrine varır, ancak çok geçmeden şehrin aradığı şiddetten uzak sığınak olmadığını anlar.

Ray, kendi halinde yaşayıp giden, hayalleri olan küçük bir çocuktur. Yaşadığı oldukça trajik bir olay sonucunda hayatına kör olarak devam etmek zorunda kalır. Yaşadığı bu acıya rağmen hayata dair umudunu kaybetmez ve yepyeni, taze hayallerle hayat yolculuğuna devam etmeye karar verir. Ray, karşısına çıkan engellerle savaşacak ve dünyanın en önemli müzisyenlerinden biri haline gelecektir. Küçük Ray, hem adıyla hem de soyadıyla tanınan Ray Charles olacaktır. 11 haziran 2004 günü 73 yaşında hayata veda eden soul müziğinin efsane ismi Ray Charles'ın yaşam öyküsünü anlatan 'Ray' müzikal bir otobiyografi.

James "Clubber" Lang’den unvanını geri kazanan Rocky rahat hayatına geri dönmüştür. Ailesi ile daha fazla vakit geçirmeyi planlarken SSCB'li yeni bir boksör olan Ivan Drago Amerika’ya gelerek Rocky'yi gösteri maçına davet eder. Artık Rocky’nin çok yakın arkadaşı olan Apolla Creed, Rocky yerine bu meydan okumayı kabul eder. Ancak maç sırasında Ivan Drago tarafından öldürülür. Creed’in ölümünden kendini sorumlu tutan Rocky, Ivan Drago’ya gösteri maçı için meydan okur. Moskova'da Noel Günü'nde yapılacak maç Rocky’nin kariyerinde ki en zorlu maç olacaktır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir