
Leslie Uggams
Elizabeth 'Liz' Wetherly


Leslie Uggams
Elizabeth 'Liz' Wetherly

Shelley Winters
Bertha
Michael Christian
Eddie Collins

Slim Pickens
Sheriff Orville

Ted Cassidy
Keno

Dub Taylor
Justice of the Peace Floyd
Lou Joffred
Odell
Red Lawson
Claude, the Salesman
Sherif Smith
The Deputy
Jim Bacon
Redneck in Bar / at Wedding (uncredited)
Richard Robinson
Man With Newsreel Camera at Football Game (uncredited)

Lanetli Hediyeler, gerilim ve korku romanlarının dünyaca ünlü usta yazarı Stephen King’in ülkemizde Ruhlar Dükkanı adıyla yayımlanmış kitabından sinemaya uyarlanan bir film. Sessiz, sakin bir kasaba olan Castle Rock’ta huzur içinde yaşam süren insanlar, yeni açılan antika dükkanına ve sahibine aşırı ilgi gösterir. Bunun nedeni, gizemli bir kişiliğe sahip antikacı Leland Gaunt’ın kendi yaşamlarına renk katacağı, canlılık yaratacağına inanmalarıdır. Bu garip insanı ve dükkanını çok çabuk benimsemiş ve yakınlık göstermişlerdir. Antikacı Leland, kendini ziyarete gelenleri etkisi altına aldıktan sonra gereksinim duydukları büyüleyici,garip sanat eserleri sunar. Ama karşılığında müşterilerden bazı şeyler isteyecektir.

Yaşadığı sarsıcı olayın ardından sessizliğe bürünmüş olan Melinda (Kristen Stewart), lise hayatını dışlanmış bir genç olarak sürdürmektedir. Peki, Melinda annesinin ilgisizliğine ve arkadaşlarının alaycı tavırlarına rağmen iç dünyasında yaşadıklarını kelimelere dökecek cesareti bulabilecek midir?Aslında onun kimsenin bilmediği bir sırrı vardır ve bu sır açığa çıktığında her şey değişecektir.

1958 yılında küçük bir çocuk olan David, aynı mahallede oturan ve sakat kız kardeşiyle beraber Ruth Chandler'ın evinde kalan Meg Loughlin ile arkadaş olur. Oğulları ve Loughlin kardeşler ile beraber yaşayan Ruth, evinde bira ve sigara içilmesine izin vermesi ve kendilerini son derece serbest hissetmeleri sebebiyle mahalledeki çocuklar tarafından kısa sürede sevilir ve evi rahatça vakit geçirmek için toplanılan bir yer halini alır. Meg ve küçük kız kardeşi için ise azap dolu günler yaklaşır. Ruth tarafından sürekli aşağılanan iki kız kardeş evin içinde giderek büyüyen bir şiddetin kurbanları olacaklardır.

A rural roadside diner becomes the host of a maniacal killing spree – leaving a young waitress to clean up the mess. After hard-headed Nancy fires the staff at her dad’s diner, she decides to cover the last shift of the night by herself. Little does she know, she is far from alone. The day is coming back to haunt her and when things begin to spiral out of control, she must fight for her life over the course of one long night.

Universal Studios’un klasik canavarlar mirasından Werewolf: The Beast Among Us’ta bir canavar 19. Yüzyıl Avrupa’sında bir kasabada ay ışığı altında terör estiriyordur. Genç bir adam ise sevdiklerini bu dile getirilemeyen felaketten korumaya çalışmaktadır. Kasabanın doktoru (Stephen Rea) ile yaptığı çalışmalar esnasında, Daniel (Guy Wilson) kurt adam saldırılarının korkunç sonuçlarına tanık olur. Yaratığın dehşet saçan ünü ödül avcılarını, heyecan peşinde olanları ve şarlatanları kasabaya çekince, Daniel bu acımasız canavarı yok etmeye karar verir. Bunun üzerine gizemli bir yabancı (Ed Quinn) ve yetenekli kurt adam avcılarından (Stephen Bauer, Adam Croasdell) oluşan ekibi canavarı yakalamak için kasabaya geldiklerinde, Daniel annesinin (Nia Peeples) tüm itirazlarına rağmen onlara katılmayı teklif eder. Ancak gruptakiler kısa süre içinde bu yaratığın daha önce karşılaştıkları tüm yaratıklardan daha güçlü daha zeki ve daha tehlikeli olduğunu anlarlar..

Ölüm tarafından cezbedilen, 9 yaşındaki bir çocuğun hayatını konu alıyor. Babasının sahip olduğu motel sebebiyle yalnız bir çevrede yaşayan Ted, psikolojik olarak kötü bir çocukluk geçirmektedir.

17 yaşındaki Mari ve arkadaşı Phyllis, hayranı oldukları bir grubun konserine gitmek üzere yola çıkarlar. Fakat bu yolculuk, hayatlarının son ve en trajik yolculuğu olacaktır. Bir grup katil tarafından yolları kesilen kızlar, bütün bir gece işkence ve her türlü şiddete maruz kalarak öldürülürler. Kızları öldürdükten sonra kaçarken bir eve sığınan katiller, kendileri için de sonun başlangıcına geldiklerinden habersizdirler. Sığındıkları evin sahipleri, Marinin anne ve babasıdır. Kızlarının başına gelen felaketten habersiz olan anne ve baba, evlerine sığınan gençlerin işledikleri korkunç cinayetin farkına vardıkları anda, dehşet saçan bir intikam planının uygulayıcısı olacaklardır.


After thugs brutalize a deaf-mute woman, the spirit of an Apache warrior takes over her lifeless body and sets out on a bloodthirsty quest for revenge.


Collingwood ailesi tatil için bir dağ evine giderler. Ailenin kızı Mari, orada Paige ile arkadaş olur. Fakat bir çete tarafından iki arkadaş kaçırılır ve Mari ellerinden kurtulmaya çalışırken vurulur. Çete üyeleri kendilerine sığınacak bir ev ararken tesadüfen Mari'nin ailesinin evini bulur. Herşey ortaya çıktığında failler kurban durumuna düşecektir. The Last House On The Left, 1972 tarihli, Wes Craven imzalı kült korku filminin yeniden yapımı.

Çılgın bir gece geçirmek üzere hazırlanan, hepsi birbirinden güzel dört genç kız... Birbirleri hakkındaki tüm sırlarını, korkularını, seks fantezilerini, kısaca her şeylerini paylaşan dört yakın arkadas... Ve aynı gece, şehirde içki içip, eski aşk maceralarından söz etmek için buluşan dört yakışıklı genç... Bu iki grup, rastlantı sonucunda Los Angeles'in en ünlü gece kulübünde bir araya gelirler. Çılgın bir müzik ve egzotik içkiler eşliğinde herkes giderek birbirine yakınlaşır ve kalp atışları hızlanır.

Genç bir müzisyen, çalınan bir klasik otomobile binerken güzel bir dövme sanatçısı kızı arabaya alır.

Martin çocukken babasının tacizine uğrayan sorunlu biridir. Yine kendisi gibi sorunlu olan annesiyle yaşar. "İnsan Kırkayak " isimli filmi takıntı haline getirmiştir ve filmdeki gibi kendi insan kırkayağını yapmak için işyerinden insanları kaçırmaya başlar.



Derek Vinyard (EDWARD NORTON), beyaz ırkın üstünlüğüne inanan bir grup gencin karizmatik lideridir. Nefret içindeki Derek, bir siyahı canice öldürünce hapse girer. Hapisten çıktığında artık bambaşka biridir. Geçmişinden ve yaptıklarından utanç duyar ve küçük kardeşi Danny'nin (EDWARD FURLONG) de kendisiyle aynı sonu paylaşmaması için çabalar. Bir aile içinde gelişen ve sonunda aynı aileyi parçalayan ırkçılık hakkında tartışmalı ve çarpıcı bir film. Edward Norton bu filmdeki rolüyle en iyi oyuncu dalında Oscar'a aday gösterilmiştir.


Belgesel türüne yaklaşan film, Güney Amerika'ya çekime gittikten sonra kaybolan bir film ekibinin araştırılmasını konu ediniyor. Olayı araştıran profesör, film ekibinin çevrede yaşayan yerlilerin keyfini kaçırdığını ve bunun karşılığında onların yamyam yüzleriyle karşılaştıklarını öğreniyor. Üstelik bu bilgiyi geride kalan video kasetlerden almak zorunda kalıyor! İlginç bir ayrıntı olarak, yönetmenin filmin İtalya prömiyerinden sonra tutuklandığını ve ancak oyunculara zarar vermediğini ispat ettikten sonra salındığını ekleyelim.

Eski bir New York Times muhabiri olan David ve garip yeni komşusu Robert kazara bisikletiyle bir kıza çarptığında kabus gibi bir akşam yaşanır. Vızıldayan ve kafası karışan David, Robert'ın kariyerini korumak için onu olay yerinden kaçmaya ve kızı ölüme terk etmeye ikna etmesine izin verir. Robert pişmanlık duymuyor ve dostluk adına sırrı korumak için ağza alınmayacak şeyler yapıyor. Artık polis vur-kaç katilinin peşine düştüğü için, David'in yerel gazetesi onu ölen kızın kız kardeşi Vanessa ile tanıştığı hikayeyi aktarması için gönderdiğinde işler kontrolden çıkmaya başlar. Koşullara ve kız kardeşinin katilini bulma konusundaki derin arzusuna rağmen, ikisi hemen romantik bir bağ kurar, bu da David'i şaşırtır ve peşini bırakmaz, Robert'ı yeni arkadaşını kendine saklamak için acımasız adımlar atmaya iter.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir