
Frano Lasić
Niko

Set in Dubrovnik, this drama chronicles a friendship between three men, that began just before World War II. One of the men is of Italian origin, another is the wealthy heir of a shipping fortune, and the third is the son of a Jewish antique-store owner. Before the war, they are fast friends, enjoying one another's company at carnivals and at a private fencing club. However, when the war comes, the Italians and Germans move in to create the Independent State of Croatia. The Italian friend becomes a fascist and courts and marries the sister of his rich friend. Soon enough, atrocities are being committed, and anyone suspected of Jewish or Serbian parentage or anti-fascist leanings, is killed.

1940 yılında Fransa’da II. Dünya Savaşı’nın ilk işgalleri yaşanmaktadır. Genç ve güzel bir kız olan Lucile Angellier, üvey annesinin evde gözetiminde, savaşta esir düşen babasından haber almak için beklemektedir. Bir yandan Paris’ten gelen savaş mültecileri küçük kasabaya yerleşmeye çalışırken, diğer yandan Alman askerleri kasabalıların evlerini bir bir işgal etmeye başlar. Lucile evlerine yerleşen Bruno von Falk adlı yakışıklı askerden, başlarda hiç hoşlanmaz ve kendisini geri çeker. Fakat günler ilerledikçe iki genç arasında aşka sürüklenen bir çekim oluşur. Ama karşılarında savaşın en trajik yüzü durmaktadır.

A German soldier home on leave falls in love with a girl, then returns to World War II.

1930'larda Meksika'dan Avrupa'ya seyahat eden bir gemideki yolcular, o dönemde toplumun genelini temsil eder. Tüm mürettebat Alman'dır ve buna yolculardan biri olan La Condesa'ya aşık olan Dr. Schumann da dahildir. Genç bir Amerikalı kadın olan Jenny, sevdiği adam David ile seyahat etmektedir. Jenny, diğer yolculardan bazılarının kim olduğu konusunda büyülenmiş ve kafası karışmıştır.

2. Dünya Savaşı'nda Polonya'nın Almanlar tarafından işgali üzerine Amerika Birleşik Devletleri'ne kaçmış Leo Gursky , çocukluk yıllarında aşık olduğu, ancak ailesi tarafından yine ABD'ye gönderilmiş Alma'yı hiç unutmamış, başka hiçbir kadını sevmeyeceğine dair kendine söz vermiştir. Ömrünün son yıllarını geçiren Leo ile, annesinin yeniden evlenebilmesi için girişimlerde bulunan genç Alma Singer'ın yolları kesişir. Bu esnada çok eskiden yazılmış, ancak yeni ortaya çıkan gizemli bir kitap, hepsinin hayatını derinden etkileyecektir.

1941 yılında İtalyanların adayı işgal etmesiyle bu huzurlu ortam bozulur. Başlarda adalılar tarafından basit bir işgalci olarak görülen Yüzbaşı Antonio Corelli'nin (Nicolas Cage) gerçek yüzünü adalı Pelagia (Penelope Cruz) ortaya çıkarır. O, savaşa inanmayan gerçek bir insan ve yaşam sevgisiyle dolu bir askerdir. Kısa zamanda ada halkıyla kaynaşırken, genç kadına aşık olur. Ancak savaşın acımasızlığı aşıkların peşini bırakmayacaktır.

İki erkek ve bir kadın arasındaki üç kişilik aşkın sinema tarihindeki en güzel anlatımlarından biri olan Jules ve Jim, sadece aşk değil, dostluk üzerine de sözleri olan bir film. Yakın arkadaş olan Jules ve Jim’in hayatları, Catherine ile tanışınca bambaşka bir yöne doğru savrulur. Her ikisi de aynı kadına aşık olsa da Catherine, ilk başlarda sadece Jules’a ilgi duyar. Bildik kadın kimliğinin çok dışında bir karaktere sahip olan Catherine için hayat, alışıldık sınırların çok ötesinde bir anlam taşımaktadır. İlk zamanlardan beri Jim’in ilgisinin de farkında olan Catherine, yıllar sonra onunla da bir yakınlaşma içine girer. Catherine’i terketmeyi düşünmeyen Jules’un da varlığıyla bu unutulmaz üçlü, birlikte yaşamaya başlarlar.


Soğuk savaş zamanının baskısı altında olan SSCB askerlerinden sorunları olan bir asker, savaşçı hava pilotu ve beraber çalıştığı kadın pilot arasında yaşadığı aşk üçlüsünü anlatan film.

Waiting For Anya, Michael Morpurgo’nun aynı isimli romanından sinemaya uyarlananıyor. Romanın konusu ise şöyle: Fransa-İspanya sınırındaki küçük Lescun kasabasında yaşayan Jo, savaşa uğurladığı babasının özlemiyle başa çıkmaya çalışırken, okuldan artakalan zamanlarını çobanlık yaparak geçirir. Günün birinde Jo, dağda bulduğu ayı yavrusuna bakan gizemli bir adamla karşılaşır. Daha önce bir yerlerde gördüğüne emin olduğu bu adamın izini sürmeye karar verince boyundan büyük işlere kalkışır. Savaşın yakıcı etkilerinden kaçmaya çalışan bir düzine çocuğun kaderi, artık tamamen onun ellerindedir. Çocukların düşünü kurduğu barış, kasaba sınırının yanı başındaki dağların eteklerinden geçmektedir. Ancak bu yol, bir grup rütbeli davetsiz misafir yüzünden her zamankinden çok daha tehlikeli bir hâl almıştır.

Bu film 'Pire' lakaplı Henry Nash ve en yakın dostu Nicky'nin deniz kuvvetlerine katılmadan önce yaşadıkları ve delikanlılık çağlarına ait son maceralarının öyküsünü anlatıyor. Elizabeth McGovern, Nash'in gizemli sevgilisini canlandırıyor. Ay ile Yarışanlar, masumiyetin kaybı, büyüyüp yetişkin olmanın getirdiği sorumluluklar gibi birbiri ardına gelen olayların acı tatlı hikayesini anlatıyor.

Pregnant out of wedlock, an educated young woman is pressured by her father into an arranged marriage with a lonely farmer in this drama set during WWII.

Joe Buck, geçmişini bir kenara bırakır ve New York’a doğru bir yolculuğa çıkar. Niyeti orada zengin kadınlarla tanışıp, jigololuk yapmaktır. Ancak şehir hiç de onun beklediği gibi değildir. Kısa bir süre sonra fakir bir dolandırıcı olan Ratzo ile tanışır ve bu iki adam, çaresizliklerle dolu hayatlarında birbirlerinin en yakın dostu olur.

Bu son derece etkileyici drama, II. Dünya Savaşı'nda gerçekleşen Bulge Savaşı sırasında Alman hatları arkasında kalan savaş yorgunu bir piyade bölüğünü anlatmaktadır. Ev özlemiyle yanan ve karla kaplı siperlerde soğuktan titreyen askerler acıya, ıstıraba ve üzüntüye bastırılamaz bir mizah ve amansız bir alay ile katlanmaktadırlar. Hiçbiri kahraman olmak niyetinde değildir ama hepsi de kendilerinden beklenen cesareti göstermeye hazırdır.

Dünyanın her yerinde medyanın ilgisini çeken gerçek bir olaydan esinlenen Son Piyade, 92 yaşındaki bir 2. dünya savaşı gazisi olan Artie Crawford'ın maceralarını anlatan dokunaklı bir dram. Artie, Normandiya'da gerçekleşecek 75. yıl anma törenini kaldığı huzur evinde duyar. Kutlamalara katılmaya kararlı olan Artie huzur evinden gözüpek bir kaçış planlar ve eski birliğine son bir kez saygısını sunmak için Fransa'ya doğru ilham verici bir yolculuğa çıkar.

İkinci Dünya Savaşı'nın çıkmasından kısa bir süre önce Almanya'da yaşayan Yahudi bir aile Nazi zulmünden kaçmak için ülkelerini terk etmek zorunda kalır. Kenya'da bir çiftliğe yerleşen Redlich ailesi geride bıraktıklarının üzüntüsüyle yeni hayatlarına alışmaya çalışır. Bir an önce eski hayatlarına dönmeyi uman Redlich'ler dünyanın diğer tarafından gelen haberlerle sarsılırlar. Aile bireyleri yeni düzenin getirdiklerine alışmak ve direnmek arasında bocalarlar. Stefanie Zweig'ın otobiyografisinden uyarlama bu modern klasik 2002 yılında En İyi Yabancı Film Oscar'ını kazandı. Filmin ödüllü yönetmeni Caroline Link "Jenseits der Stille - Beyond Silence" adlı filmiyle 1998 senesinde En İyi Yabancı Film dalında Oscar'a aday oldu. Başrolde izlediğimiz Juliane Köhler "Aimee & Jaguar"daki performansıyla 1999 yılında Berlin Film Festivali'nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü aldı.

Saklanmakta olan bir savaş suçlusu, dışarısıyla tek bağlantısı olan hizmetçicisi Tanja ile özel bir ilişki geliştirir. Ancak onun kendisini korumak için görevlendirilmiş bir ajan olduğunu öğrenince ikisinin de hayatını değiştirecek bir karar alır.


Çiftlik sahibi Ryker, Joe Starret’in arazisini istemektedir. Shane, Starret’in arazisinin korunmasına yardımcı olmak için onların yanına yerleşir. Evde kaldığı sürece onun karısını ve çocuğunu etkisi altında bırakır. Halkı topraklarından çıkarmak için gelen Chirs ile efsane silahşör Shane karşı karşıya gelirler. Shane, Chris'i yenince Ryke onu satın almak ister. Shane teslim olmz bu sefer de başlarına Wilson belası açılır. Efsane silahşör tüm vadiyi bu silahlı adamlardan temizlemeye çalışırken, ailenin küçük oğlu Joey ile arasında kuvvetli bir bağ gelişir... Yönetmenliğini George Stevens’ın üstlendiği yapımın başrollerinde Alan Ladd, Jean Arthur, Van Heflin, Brandon de Wilde, Jack Palance yer almaktadır.

Forrest Gump, düşük IQ’su olmasına rağmen, Amerikan tarihinin en önemli olaylarının tam ortasında yer alan biridir. Alabama'da büyüyen Forrest, koşma yeteneği sayesinde üniversiteye girer, Vietnam Savaşı'na katılır, Beyaz Saray’a davet edilir ve karides işinden milyoner olur. Ancak tüm bu başarılar, çocukluk aşkı Jenny’ye duyduğu sevginin yanında sönük kalır.

Amerika Birleşik Devletleri'nin 2. Dünya Savaşı'na girmesinin ardından Desmond T. Doss da birçok Amerikalı gibi orduya katılmaya gönüllü olur. Ancak dindar bir Hristiyan ve bir pasifist olan Doss, savaşta insan öldürmeyi ve herhangi bir şekilde silah kullanmayı reddetmektedir, onun yerine savaş alanında yaralıları kurtararak hizmet etmek istemektedir. Bu tavrı hem komutanları hem de asker arkadaşları arasında ilk başta çok sert tepkiyle karşılanır, askeri mahkemeye bile çıkar. Ancak Doss, son derece sert bir eğitimden geçip kendi hayatı pahasına silahsız bir şekilde savaş alanına gitmeyi çoktan göze almıştır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.












0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir