
Juliane Köhler
Jettel Redlich

İkinci Dünya Savaşı'nın çıkmasından kısa bir süre önce Almanya'da yaşayan Yahudi bir aile Nazi zulmünden kaçmak için ülkelerini terk etmek zorunda kalır. Kenya'da bir çiftliğe yerleşen Redlich ailesi geride bıraktıklarının üzüntüsüyle yeni hayatlarına alışmaya çalışır. Bir an önce eski hayatlarına dönmeyi uman Redlich'ler dünyanın diğer tarafından gelen haberlerle sarsılırlar. Aile bireyleri yeni düzenin getirdiklerine alışmak ve direnmek arasında bocalarlar. Stefanie Zweig'ın otobiyografisinden uyarlama bu modern klasik 2002 yılında En İyi Yabancı Film Oscar'ını kazandı. Filmin ödüllü yönetmeni Caroline Link "Jenseits der Stille - Beyond Silence" adlı filmiyle 1998 senesinde En İyi Yabancı Film dalında Oscar'a aday oldu. Başrolde izlediğimiz Juliane Köhler "Aimee & Jaguar"daki performansıyla 1999 yılında Berlin Film Festivali'nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü aldı.

Juliane Köhler
Jettel Redlich

Merab Ninidze
Walter Redlich

Sidede Onyulo
Owuor

Matthias Habich
Süßkind

Lea Kurka
Regina (younger)

Karoline Eckertz
Regina (older)
Gerd Heinz
Max

Hildegard Schmahl
Ina
Maritta Horwarth
Liesel

Regine Zimmermann
Käthe
Marian Lösch
Johannes

Gabrielle Odinis
Klara

Bettina Redlich
Mrs. Sadler
Julia Leidl
Inge

Mechthild Großmann
Elsa Konrad


Ruanda'daki soykırım sırasında kapana kısılan ve saklanan dört kadın, farklı geçmişlere sahip olmalarına rağmen güçlü bir kız kardeşlik bağı kurar.

Four adolescent girls each spend their youth in the same farmhouse over the last century. Though separated by decades, resonances between their lives emerge: their desires and distress, secrets and truths, encounters with another’s gaze and defiant gaze in return.

Based on the writer/director's childhood, FARMING tells the story of a young Nigerian boy, 'farmed out' by his parents to a white British family in the hope of a better future. Instead, he becomes the feared leader of a white skinhead gang.

Sean Durkin'in yazıp yönettiği The Nest, bir girişimci olan Rory'nin, Amerikalı eşi ve çocuklarını kendi anavatanı İngilitere'ye dönmeye ikna etmesini ve ailenin burada yeni bir başlangıç yapmaya çalıştığı sırada yaşananları anlatıyor. Rory, son derece hırslı bir girişimcidir. Amerikalı eşini ve çocuklarını banliyödeki rahat yaşamlarından ayrılarak kendi anavatanı İngiltere’ye taşınmaya ikna eder. Burada bir fırsat yakalayan Rory, eski firmasına katılır ve muhteşem bir malikane kiralar. Kısa bir süre sonra bu çekici yeni başlangıcın ve evliliklerinin altında yatan nahoş sırlar ortaya çıkacaktır.

Film Korsika'da geçer. Orta yaşlı, eşi ve çocuguyla birlikte hayat süren bir oda hizmetçisi olan Helen, bir gün bir çiftin satranç oynamasını izler ve bu satranç tutkusu hayatını degiştirecektir.

Ülkeye olan bağlılık bir yalana dönüştüğünde, bir genç gerçeği ortaya çıkarmak için her şeyi riske atar. Gestapo'nun baskısı altında, iyi bir Alman olmanın gerçekte ne anlama geldiğine karar vermek zorundadır.

Gerçek bir öyküden esinlenen, Tyler Perry imzalı bu dramada, ABD Kadın Kolordusu'nun siyahi kadınlardan oluşan tek taburu, II. Dünya Savaşı'nda denizaşırı imkânsız bir göreve çıkar.

Film, ergenlik çağındaki iki genç kızın arkadaşlıklarının hikayesini anlatıyor. Kendileri dışındaki herkesi dışarıda bırakarak, kendi yarattıkları hayal dünyasında yaşamaya başlayan bu iki genç kız birbirlerine sımsıkı bağlanırlar. Birbirlerinden aslında hayli farklı olan, farklı sınıflara mensup ailelerden gelen bu iki kızı birbirine çeken nedenler izleyiciye arka fonda sunulmaktadır. İlk başta izleyici bu iki genç kızın aşırı bağlılıklarına, kendilerini ayrıcalıklı kişiler olarak görmelerine, hayallerinde sürdürdükleri film yıldızlarıyla, opera sanatçılarıyla, kraliyet ailesi üyeleriyle dostluklarına sevecenlikle yaklaşmaktan alıkoyamaz kendini.Film izleyiciyi onların bu iki kişilik dünyalarının tam da ortasına fırlatır. Onların 4. dünya adını verdikleri bu sanat ve keyif dünyasının büyüleyici atmosferine kapılmamak olanaksızdır. Öte yandan arkadaşlıkları giderek tehlikeli bir seyir izlemeye başlar ve ebeveynlerinin yanlışları bunun üzerine tuz biber eker.

Akademi Ödüllü Akira Kurosawa (The Seven Samurai, Ran) 'kariyerinin en samimi draması'nı (Los Angeles Times) sunuyor. Görsel olarak muhteşem, dokunaklı ve enfes bir destan. Nagasaki'yi çevreleyen göz kamaştırıcı kırsal alanlarda yaşanan bu hikaye, bir zamanlar savaşla parçalanmış bir Japon Ailesinin Amerikalı kuzenleriyle (Richard Gere) karşılaşmaları sonrası kendi iç hesaplaşmaları. Murase uzun yıllar boyunca 2. Dünya Savaşı'ndan kalan korkularıyla yaşamıştır. Daha önce görmediği erkek kardeşinin ortaya çıkmasıyla, Amerika'ya karşı duyduğu hisler ve peşini bırakmayan geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalır. Kardeşini ve ailesini görmeye gitmeyi reddetmesine rağmen oğlu Clark (Gere)'ın ziyarete gelişiyle Sachiko ve ailesi şaşırtıcı ve duygusal günler geçirirler. Bir affediş üykusü olan Rapsody In August, 'görsel olarak görkemli' (The New York Times), 'zorlayıcı' (Boxoffice) ve 'dokunaklı ve muhteşem' (Time)!

Disgrace is the story of a South African professor of English who loses everything: his reputation, his job, his peace of mind, his good looks, his dreams of artistic success, and finally even his ability to protect his cherished daughter. After having an affair with a student, he moves to the Eastern Cape, where he gets caught up in a mess of post-apartheid politics.

Elvis Presley'in 1970 yılında dönemin ABD başkanı Richard Nixon'a 6 sayfalık bir mektup yazarak Beyaz Saray'ı ziyaret etmek istediğini bildirmesinin ardından yapılan ilginç görüşmeyi perdeye taşıyacak olan film, iki tarihsel figürü perdede karşı karşıya getirmeyi hedefliyor. Tarzı komedi-tarihidir.

Mario Puzo'nun çok satan kitabından Puzo ve yönetmen Francis Ford Coppola tarafından sinemaya uyarlanan eser, 40'lar ve 50'lerin Amerika'sında, bir İtalyan mafya ailesinin destansı öyküsünü konu alıyor. Corleone ailesi, Don Vito Corleone'nin başında olduğu, suça dayalı bir örgüt kurmuş olan İtalyan asıllı meşhur bir ailedir. Aile, New York'taki diğer dört aileyle birlikte New York'un yeraltı işlerini yönetmektedir. Ancak Corleone ailesini diğerlerinden ayıran özelliği, Don Corleone'nin cebinde bozuk para gibi taşıdığı politikacılar ve yargıçlardır. Politikacılar ve yargıçlarla olan bu yakın ilişkileri diğer ailelerin açamadığı kapıları açabilmesini sağlamaktadır.

1930’ların İtalya’sında geçen filmde hayat dolu bir Yahudi muhasebeci olan Guido Orefice (Roberto Benigni), güzeller güzeli öğretmen Dora’ya (Nicoletta Braschi) vurulur ve tüm engellere rağmen evlenirler. Ardından bir de çocuk sahibi olan çiftin hayatlarındaki tüm pürüzler ortadan kalktığında İkinci Dünya Savaşı patlak verir ve Almanlar İtalya’yı esir alır. Yahudi oldukları için toplama kampına götürüldüklerinde Guido, oğlu Giosué’ye (Giorgio Cantarini) esir kampının ve savaşın bir oyun olarak söyleyecek; oğlu, oyunu başarıyla tamamlarsa ödül olarak çok istediği bir oyuncak tankı hediye edecektir.

Gerçek olaylar üzerine kurulu bu dram, çatışmanın ve politik anlaşmazlıkların ayırdığı iki kardeş ve Rwanda"lı insanların sergilediği olağanüstü cesaret ve dayanıklılığın detaylarını yansıtıyor.

Ödüllü savaş fotoğrafçısı Paul Prior, babasının ölümü üzerine memleketi olan bir Yeni Zelanda kasabasına gelir. Bir zamanlar babasının kendini herkesten soyutladığı evinde tek başına kalmaya başlar. Kardeşi Andrew, onun eşi Penny ve oğulları Jonathon kendi çiftliklerinde sakin bir yaşam sürmektedirler. Paul’ün eski kız arkadaşı Jackie ise artık olgun bir anne olarak karşısına çıkar. Celia adında lise öğrencisi garip bir genç kız da, Paul’ün kaldığı evi sık sık ziyaret etmektedir. Ona hayran olduğu bellidir. Zamanla Paul ve Celia arasında bir dostluk filizlenmeye başlar. Fakat geçmişe ait sırlar, hepsi için trajik sürprizler hazırlamaktadır...

Nazilere mensup annesiyle babası 1945 yılında Müttefikler tarafından tutuklanınca ortada kalan genç Lore, dört kardeşini önüne katıp 900 kilometre ötede, Hamburg'daki büyükannelerine doğru yola koyulur. Savaşın bitişiyle hüküm süren kargaşa, yokluk ve acının ortasında, Thomas adında gizemli bir Yahudi mülteciyle karşılaşması Lore'un dünyasını alt üst eder. Lore, tehlikeli yolculuklarında hayatta kalabilmek için düşman bildiği, hep nefret etmesi gerektiği öğretilen birine güvenmek zorunda kalacaktır.

Gerçek olaylara dayanan filmde, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı'nın istihbarata karşı koyma bölümünün anlatılmamış doğum hikâyesi anlatılmaktadır. Edward Wilson, Amerika’nın liderlerini yetiştirmekle ünlü Yale Üniversitesi’nde okurken Kuru Kafa ve Kemikler Cemiyeti’ne kabulü ile hayatı değişir. İkinci Dünya Savaşı’nın başlaması ile birlikte, CIA’in öncülü sayılan Strateji Servis Ofisi’nde göreve getirilmesiyle dünyanın en büyük gizli servislerinden biri olacak bir örgütün kuruluşunda ki en kilit isimlerden biri olacaktır.

Kadın Kral, tamamı kadınlardan oluşan askeri birlik Agojie’nin hikayesini konu ediyor. 1800’lerde Agojie adında tamamı kadınlardan oluşan askeri alay, Dahomey Afrika Krallığı’nı büyük bir beceri ve vahşilikle korumaktadır. General Nanisca, askerlerini hayatlarını alt üst etmek için çabalayan düşmanlara karşı savaşmak için eğitir.

Mathilda, New York’ta yaşayan ailesi dağılmış 12 yaşında küçük bir kızdır. Ailesini sevmeyen Mathilda için en değerli varlığı küçük kardeşidir. Babası uyuşturucu işlerine bulaşınca mafya ailenin tüm bireylerini öldürür. O sırada alışverişte olan Mathilda ise olaydan kılpayı kurtulur ve Leon’un kaldığı daireye saklanır. Leon ise çok soğukkanlı bir katildir. Ancak Mathilda’ya karşı içten bir sevgi besler ve ona kol kanat gerer. Aslında babalık, arkadaşlık gibi kavramlar ona çok yabancıdır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir