
John Gavin
Ernst Graeber


John Gavin
Ernst Graeber

Liselotte Pulver
Elizabeth Kruse

Jock Mahoney
Immerman

Don DeFore
Boettcher

Keenan Wynn
Reuter

Erich Maria Remarque
Professor Pohlmann

Dieter Borsche
Captain Rahe

Barbara Rütting
Woman Guerrilla

Thayer David
Oscar Binding

Charles Regnier
Joseph

Dorothea Wieck
Frau Lieser

Kurt Meisel
Heini

Agnes Windeck
Frau Witte

Clancy Cooper
Sauer

John van Dreelen
Political Officer

Birbirlerinden sınıfları, geçmişleri, yaş ve meslekleriyle ayrılan üç eski Amerikan askeri ve onların yeniden sivil hayata ayak uydururken karşılaştıkları sorunlar üzerine dokunaklı bir savaş sonrası destan... Bu üç adam, II. Dünya Savaşı sonunda yaşadıkları kente geri dönerler; başarılı bankacı Al, güvenli yaşamına; eskiden bir garson olup savaşta hava kuvvetlerinde yüzbaşılığa yükselmiş Fred, savaş sırasında evlendiği ve pek iyi tanımadığı eşiyle endişe veren kavuşmaya; eskiden öğrenci olup savaşta kollarını kaybeden Homer ise, sevgilisinin sakatlığına vereceği tepki konusundaki şüphelerine. Bunlardan ikisi geri dönüşte başarılı olacaktır: eskiden olduğu gibi yemekli toplantılarda konuşmalar yapan Al genç bir çiftçiye teminatsız kredi vermeye çekinmez; Homer’in sevgilisi onu hayal kırıklığına uğratmaz; kimsenin kabul etmediği Fred ise toplumun dışında kalacaktır, hayatının en güzel yıllarını geride bırakmıştır...

1940 yılında Fransa’da II. Dünya Savaşı’nın ilk işgalleri yaşanmaktadır. Genç ve güzel bir kız olan Lucile Angellier, üvey annesinin evde gözetiminde, savaşta esir düşen babasından haber almak için beklemektedir. Bir yandan Paris’ten gelen savaş mültecileri küçük kasabaya yerleşmeye çalışırken, diğer yandan Alman askerleri kasabalıların evlerini bir bir işgal etmeye başlar. Lucile evlerine yerleşen Bruno von Falk adlı yakışıklı askerden, başlarda hiç hoşlanmaz ve kendisini geri çeker. Fakat günler ilerledikçe iki genç arasında aşka sürüklenen bir çekim oluşur. Ama karşılarında savaşın en trajik yüzü durmaktadır.

Çocukluğu evdeki dengeyi kurmakla geçen John Tyree, orduya yazılır ve asker olmak için evden ayrılır. Gitmeden önce Savannah isminde, hayır kurumlarında çalışan muhafazakar üniversite öğrencisi ile tanışır. Tesadüfler onları hep karşı karşıya getirir. Aralarındaki ilişki kıskançlık nedneiyle bozulur gibi olsa da, John genç kızın kalbini kazanmayı başarır. Ancak 11 Eylül'den sonra John orduya çağrılmıştır. Savannah ile John'un arasındaki ilişki artık mektuplarla ilerleyecektir.

2. Dünya Savaşı'nda Polonya'nın Almanlar tarafından işgali üzerine Amerika Birleşik Devletleri'ne kaçmış Leo Gursky , çocukluk yıllarında aşık olduğu, ancak ailesi tarafından yine ABD'ye gönderilmiş Alma'yı hiç unutmamış, başka hiçbir kadını sevmeyeceğine dair kendine söz vermiştir. Ömrünün son yıllarını geçiren Leo ile, annesinin yeniden evlenebilmesi için girişimlerde bulunan genç Alma Singer'ın yolları kesişir. Bu esnada çok eskiden yazılmış, ancak yeni ortaya çıkan gizemli bir kitap, hepsinin hayatını derinden etkileyecektir.

İkinci dünya savaşında çok direnişli örgütün lideri Victor Lazlow Alman konsantrsayonu kampından kaçarak Casablanca'ya gelir. Amacı Lizbon'a oradanda ABD'ye iltica etmektir. Fakat bütün umutları şans eseri Casablanca'nın en meşhur gece kulübünün sahibi olan Rick'e bağlamıştır. Rick kaçış için gerekli olan pasaportlara sahib olan tek kişidir. Öte yandan Ricky'in Victor'un yakalanması ya da öldürülmesi için gerekli nedeni vardır. Victor'un karısı Ilsa Ricky bir zamanlar kendisini terk ettiğine inandığı ve kalbinin derinliklerine gömdüğü büyük aşkıdır.

Umut vadeden bir müzisyen yakında göreve gidecek bir askerle anlaşmalı evlilik yapmayı kabul eder. Ama sahte ilişkileri bir trajedi sonucu fazlasıyla gerçek bir hâl alır.

Film yakışıklı, zeki ve maceraperest bir insan olan Robin Cavendish'in 28 yaşında doktorlar tarafından çocuk felci teşhisi konulması sonucunda birdenbire değişen hayatını konu alıyor. Boynundan aşağısı tamamen felç olan ve nefes almak için bir makineye muhtaç olan Robin Cavendish, doktorların ilk başta umutsuz konuşmasına rağmen umudunu yitirmeyerek uzun yıllar hayata tutunmasıyla adından söz ettirmiştir.

ABD Deniz Piyadesi Çavuş Logan Thibault üç kez görev yaptığı Irak'tan döner. Bulduğu ve hiç tanımadığı bir kadının fotoğrafının hayatta kalmasını sağladığına inanmaktadır. Adının Beth olduğunu ve nerede yaşadığını öğrenir. Kapısına gider ve ailesinin sahip olduğu köpek bakımevinde çalışmaya başlar. Aralarında birbirlerine güvensizlik olmasına ve kadının yaşamında komplikasyonlar olmasına rağmen aralarında romantik bir ilişki başlar, bu da Logan'a Beth'in uğurlu bir fotoğraftan daha önemli olduğu konusunda ümit verir.

Chris Taylor, genç ve idealist bir Amerikalı'dır, ve çok geçmeden Vietnam'da sadece Viet Cong'larda değil, aynı zamanda içinde büyüyen korku, fiziksel bitkinlik ve gitgide artan kızgınlığıyla da savaşmak zorunda olduğunu anlar. Taylor'ın iki kumanda komutanı düşman ve kendi aralarındaki iki savaş net bir çizgi çizmektedir, ama çelişkiler, kaos ve nefret Taylor'ın içine işler, inançlarını boğar ve duyularını insanın en yüksek tuttuğu değer olan hayata karşı hissizleştirir...

2 Dünya Savaşı devam etmektedir Almanlar, savaş esirlerini Stalag 17 adını verdikleri kampta tutmaktadır Bir süredir kampta tutuklu olan Amerikalı Çavuş J J Sefton her şeyden bıkmış bir haldedir İki esir kaçmaya çalışırken öldürülünce kamptakiler aralarında bir Alman casusu olduğuna kanaat getirir Herkes Çavuş Sefton'dan kuşkulanmaktadır.

1870'lerin Japonya'sında Amerikan ordusundan Yüzbaşı Nathan Algren, Japon İmparatoru'nun davetlisi olarak ülkenin ilk ordusunu eğitmek üzere doğuya gelir. Modernleşme eğilimleri gösteren feodal kültür, samuray tarzını da devam ettirmektedir. Algren, bir kaza geçirip samurayların lideri tarafından kurtarılınca köklü samuray kültürüyle tanışır ve etkilenir. Bir samuray savaşçısı gibi hareket etmeyi öğrenince büyük bir kararın eşiğine gelecektir. İki taraf arasında kalmıştır ve onurunun doğru yolu göstermesini beklemektedir.

İkinci Dünya Savaşı sonlarına doğru Almanya'nın içlerine doğru ilerleyen Amerikan ordusuna karşı savaşacak ordusu zayıflayan ve azalan Almanya artık 16 yaşında çocukları da askere alıp cepheye sürmektedir. Küçük bir kasabanın okulunda birlikte okuyan 15-16 yaşlarında 7 arkadaş birbirlerinden de etkilenerek askere yazılır. Temel eğitim almaya başladıkları sırada Müttefiklerin kendilerine doğru geldiğini gören komutan bu 7 genci, biraz da korumak maksatlı kendi kasabalarının köprüsünde görevlendirir. Ancak bozguna uğrayan Alman ordusu çok çabuk bölgeyi boşaltınca Köprüdeki 7 arkadaş düşman tanklarıyla karşı karşıya kalırlar.. Savaşın acımasız yüzünü gösteren iyi bir film..

Waiting For Anya, Michael Morpurgo’nun aynı isimli romanından sinemaya uyarlananıyor. Romanın konusu ise şöyle: Fransa-İspanya sınırındaki küçük Lescun kasabasında yaşayan Jo, savaşa uğurladığı babasının özlemiyle başa çıkmaya çalışırken, okuldan artakalan zamanlarını çobanlık yaparak geçirir. Günün birinde Jo, dağda bulduğu ayı yavrusuna bakan gizemli bir adamla karşılaşır. Daha önce bir yerlerde gördüğüne emin olduğu bu adamın izini sürmeye karar verince boyundan büyük işlere kalkışır. Savaşın yakıcı etkilerinden kaçmaya çalışan bir düzine çocuğun kaderi, artık tamamen onun ellerindedir. Çocukların düşünü kurduğu barış, kasaba sınırının yanı başındaki dağların eteklerinden geçmektedir. Ancak bu yol, bir grup rütbeli davetsiz misafir yüzünden her zamankinden çok daha tehlikeli bir hâl almıştır.

Gerçek mutluluk, başarı ve aşkın ne olduğuna dair yıllarca anlaşmazlıklar yaşayan Dave ve Clarice Johnson, sonunda evliliklerini bitirme noktasına gelirler. Clarice bir araba kazası geçirdiğindeyse içine attıkları ortaya çıkar. Aralarındaki farklılıklar, Clarice’in fiziksel terapi görmesiyle daha çok artmıştır. Dave de Julie ve oğlu Bryson ile vakit geçirmeye başlar. Dave, onlarda bulduklarıyla bir aile olmanın ve tutkulu bir eşin özlemini duymaya başlamıştır. Hayatlarında yaşanan bu değişikliklerle Dave ve Clarice, artık birbirlerine ettikleri yeminin kolayca bozulup bozulmayacağıyla yüzleşmeleri gerekmektedir.

Bu film 'Pire' lakaplı Henry Nash ve en yakın dostu Nicky'nin deniz kuvvetlerine katılmadan önce yaşadıkları ve delikanlılık çağlarına ait son maceralarının öyküsünü anlatıyor. Elizabeth McGovern, Nash'in gizemli sevgilisini canlandırıyor. Ay ile Yarışanlar, masumiyetin kaybı, büyüyüp yetişkin olmanın getirdiği sorumluluklar gibi birbiri ardına gelen olayların acı tatlı hikayesini anlatıyor.

İkinci Dünya Savaşı'nın Avrupa'yı kasıp kavurduğu yıllar... 130.000 Kuzey Afrikalı, Fransız ordusuna katılarak ülkeyi Naziler'den korumak için savaşırlar. Daha önce hiç adım atmadıkları bu toprakların özgürlüğü için savaşan bu insanlardan Said, Mesud, Abdülkadir ve Yaser kazandıkları zaferlerle kahraman ilan edilirler.

II. Dünya Savaşı ertesi, Almanya. Michael Berg adlı genç, kendisinin yaşça iki katı büyük olan Hanna Schmitz'e aşık olmuştur. Gizli bir ilişki yaşayan ikilinin aşkı Hanna'nın bir gün ortadan kaybolmasıyla biter. Aradan 8 yıl geçmiştir ve hukuk okuyan Michael savaş suçları mahkemesinde gözlemcilik yapıyordur. Bir gün sanık sandalyesinde Hanna'yı görür. Mahkemede Hanna'nın geçmişi ortaya dökülürken, Michael ikisinin de hayatını değiştirecek bir sırrı ortaya çıkarır.

En İyi Film başta olmak üzere tam 6 Oscar'lı bir başyapıt Ünlü yıldız Margo Channing (Bette Davis), Eve (Anne Baxter) adlı genç bir kızla tanışır Eve, Margo'nun büyük bir hayranıdır ve kısa sürede onun güvenini kazanmayı başarır; hatta onun evine taşınır Oysa masum görünüşlü bu kızın başka amaçları vardır Margo'nun yerini almak isteyen Eve, sinsi planlarını sırayla uygulamaya başlamıştır Margo'nun yıldızı sönerken Eve ise başarıdan başarıya koşmaktadır...

2. Dünya savaşında bir komando takımı, Ege adalarından birine bombaları imha etmek üzere gönderiliyor. Alman birlikleri burada bir kanalın kontrolünü elinde tutmaktadır. Komandoların amacı, topları imha edip İngilizlerin bölgeye girmesini sağlamaktır. Alistair MacLean'in romanından uyarlanan film, tüm zamanların en başarılı savaş filmlerinden biri olarak kabul ediliyor. Bunda senaryo kadar, parlak oyuncu kadrosunun da etkisi var. Ayrıca göz alıcı efektleriyle Oscar ödülü kazandığını da belirtmek gerek.

Germans kidnap an American major and try to convince him that World War II is over, so that they can get details about the Allied invasion of Europe out of him.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir