
Marina Gatell
The Queen

The end of the world is imminent. A man goes into a parallel dimension, a limbo between reality and fantasy where the normal rules of time and space have ceased to apply. His wife goes to rescue him. Both will be trapped in a strange and cruel world where a ruthless Queen organizes reality as a mad game of chess, a post-apocalyptic dystopia of domination and subjugation where characters can’t eat, speak or move about freely and are periodically viciously attacked.

By the year 2056, an epidemic of organ failures has devastated the planet. The megacorporation GeneCo provides organ transplants on a payment plan — and those unable to fulfill their plans have their organs repossessed. In the midst of this, a sickly teenager discovers a shocking secret about herself, her father, and their connection to GeneCo.

A group of friends stumble upon a mirror that serves as a portal to a "multiverse", but soon discover that importing knowledge from the other side in order to better their lives brings increasingly dangerous consequences.

Kıyamet sonrası olarak adlandırabileceğimiz bir zamanda ve belirsiz bir mekanda geçen "Şarküteri", bizlere açlıktan birbirlerini yiyen insanları anlatıyor. Bir şarküteride çalışmaya başlayan Louison, kendisini işe alanların asıl amacını bilmiyor, fakat zaman ilerledikçe karşılaştığı 'cinayetler'le gözleri açılıyor. Daha önce bir sirkte, maymunuyla birlikte gösteri yapan Louison'un 'karanlık' geçmişi, gördüğü kabuslarla bizlere ulaşıyor. Louison, bu arada işvereni 'Kasap'ın kızı Julie'ye aşık oluyor.

Belden aşağı yayınlara prim veren ucuz bir televizyonun yöneticisi olan Max Renn, çaresizce rating’leri arttıracak bir program arayışındayken ilginç bir korsan yayına denk gelir. Videodrome isimli underground yayın, ilk başta gerçek cinayetlere yer veren bir "snuff" tv havasındadır. Videodrome’u keşfettikçe altüst edici görüntüler, teknolojiye tapınma, sado-mazoşizm ve cinsellik içerikli yayınlar Max’ın profesyonel ilgisinin kişisel merakına yenik düşmesine sebep olur.

Kayıp Çocuklar Şehri 1995 yapımı, Marc Caro ve Jean-Pierre Jeunet'nin yönetmenlğini üstlendiği fantastik filmdir. Göz alıcı dekorları, usta işi özel efektleri, Jean-Paul Gaultier kostümleri ve ucube karakterleriyle, çılgın bir hayal alemi.

Jack Nance'in canlandırdığı Henry Spencer'ı yeri tanımsız bir "endüstriyel çöl"ün kabus gibi atmosferinde gelişen bir dizi olayın merkezindeki özne olarak takip ediyoruz. Geçmiş bir ilişkisi esnasında partneri Mary'nin hamile kaldığını öğrenen Spencer, onu kendi küçük evine getirir. Burada mutant, sürüngen benzeri bir yaratık dünyaya getiren Mary'nin evden kaçmasıyla Spencer; evde "bebek", radyatörün arkasında hayali bir sahnede gördüğü kadın ve kendisini baştan çıkarmaya çalışan karşı komşusu ile başbaşa kalır.

70’lerin ikinci yarısında Avrupa’yı kasıp kavuran, yetişkinler için serbest cinsellik, şiddet, fantastik ve bilim kurguyu politik olarak pek doğru olmayan bir şekilde harmanlayan çizgi roman akımı, Le Metal Hurlant (Haykıran Metal) dergisinde taçlanmıştı. 1977’te ABD’de bu dergiden öykünen Heavy Metal hayat buldu. Avrupalı işlerlerin yanında sıradışı Yeni Dünyalı yaratıcılara işlerini sergileme imkanı veren dergi, Atlantik’in öte yakasındaki ağbeyinin 'vefat'ının ardından da, bugünlere dek güçlü bir şekilde gelmeyi bildi. 1981 tarihli Heavy Metal filmine gelince, işte bu kült derginin sayfalarından 5 (+ video için fazladan 1) kısa öyküyü birleştirerek türün hayranlarına kıyak yapıyor. Animasyon kalitesi pek iç açıcı olmasa da hikayeleme olarak epey ilginç bir içerik yelpazesi sunan bu derlemenin en güçlü isimleri, hiç kuşkusuz Den ve Harry Canyon...

Crawford , resonator adlı cihazı denerken (manyetik alanla öteki boyuta geçiş sağlıyor) yılan şeklinde bir canlının saldırısına uğrar. Makinenin çalışmasının sevinci ile hemen Dr. Edward'a olayı bildirir. Dr. Edward ise makineyi kendisi de denemek isteyip neler olacağını görmek istemektedir. Makineyi uzun süre çalıştırarak kendisini tehlikeye atan Edward, ötelerden gelen yaratık tarafından öldürülür. Olay üzerine Crawford suçlanıp, akıl hastanesine kaldırılır. Kendisine yardım etmek isteyen Dr. Katherine, Crawford'ın anlattığı olay hakkında araştırma yapmak için akıl hastanesinden çıkartıp Crawford'ın aynı olayla tekrar yüzleşmesini sağlamak istemektedir.

An artificial intelligence escapes her spaceship to turn into a female ghost and challenges two blade runners to a galactic chase.

After the fall of civilization, the few survivors have been driven to cannibalism. A young man must confront a violent tribe that has murdered his father and stolen the medicine that keeps his girlfriend alive.

Meşhur korku roman yazarı Clive Barker'ın imzasını attığı Books of Blood'tan uyarlanan film, uzay ve zaman ögelerinin birbirine girdiği üç farklı hikayeyi anlatıyor. Daha önce keşfedilmeyene doğru bir yolculuk yapılıyor. Filmde Anna Friel, bir psikolog olan Mary'yi canlandırıyor. Mary, 7 yaşındaki oğlunu lösemiden kaybetmiştir. Yeni sevgilisi Simon, Mary'nin ölü oğlu ile konuşması konuşabileceğini söyler. Robertson ise Jenna'ya hayat veriyor. Jenna, sesten iğrenme rahatsızlığı olan misfoniden muzdariptir. Annesinin onu çiftliğe geri göndereceğini öğrenince Los Angeles'ın yolunu tutar. Üçüncü hikayede ise bir katilin hikayesi anlatılıyor. Katil paha biçilemez bir kitap bulur. Bu sayede eşi ile birlikte kirli işlerden emekliye ayrılabilecektir. Bu karaktere ise Yul Vazquez hayal veriyor.

The ultimate weapon, claimed to be safe for mankind, produces global side-effects including time slides and disappearances. The scientist behind the project and his car are zapped from the year 2031 to 1817 in Switzerland where he meets Dr. Victor Frankenstein, Mary Shelley and others.

Bir bilgisayar programcısı olan Thomas Anderson aynı zamanda Neo takma isimli çok usta bir bilgisayar korsanıdır. Ancak siyah takım elbiseli ve gözlüklü adamların yakın takibindedir. Bu takibin nedenini ise karşılaşacağı Morpheus'dan öğrenecektir. Neo, birden kendini Morpheus'un anlattıklarına güvenmek zorunda kaldığı büyük bir komplonun içinde bulacaktır. İçinde yaşadığımızı sandığımız bu dünya tamamiyle aldatıcıdır. Tüm insanlık aslında uzaydan gelen yaratıkların köleleridir. Neo, Trinity ve Morpheus'un da yardımıyla kendilerini bu düzeni yıkmaya adayan bir grubun içine katılır.

Görevini tamamlayarak Dünya'ya dönmeye hazırlanan kargo gemisi Nostromo'nun beş erkek, iki kadın ve bir kediden oluşan mürettebatı özel kabinlerinde uykudadır. Bilgisayarların çevredeki bir gezegende yabancı bir yaşam türü tespit etmeleri üzerine uyandırılırlar. Yasalar, akıllı olabilecek her canlının araştırılmasını emretmektedir. Dallas, Lambert ve Kane'den oluşan ekip, gezegene gittiğinde terk edilmiş bir uzay gemisiyle karşılaşır. Buldukları yumurta benzeri organizmaları incelerken, bir tanesi kırılır ve yengeç benzeri bir yaratık Kane'in yüzüne yapışır. Ekip gemiye döndüğünde Ripley, Kane'i içeri almakta tereddüt eder. Karantina kuralları çok açıktır. Fakat mürettebat, arkadaşlarını kurtarmak için bu sorumluluğu alır.

Gizemli yaratıkların istila ettiği dünyada bir hafızasını kaybetmiş genç adam, kayıp kız arkadaşını bulmak için eksantrik bir hayatta kalma uzmanıyla iş birliği yapar. Lowell Dean'ın yazıp yönettiği filmde "Matrix" serisinin Trinity'si Carrie-Anne Moss ve Douglas Smith'i izliyoruz.

Umbrella Şirketi'nin yol açtığı virüs felaketi Umbrella'nın gizli sığınaklarından Raccoon City'ye yayılmıştır. İkinci filmde alan genişliyor ve tüm şehir virüslü insanlarla doluyor. Kahramanımız Alice, Umbrella Şirketi tarafından yapılan deneyler sonucu insanüstü güçlerle donatılmıştır. Alice ile birlikte virüsten etkilenmeyen bir kısım insan da onunla birlikte mücadeleye girerler. Bu insanların arasında Umbrella'nın özel ekibi S.T.A.R.S'ın bir üyesi olan Jill Valentine ve bu ekibin lideri olan Carlos Oliveira gibi donanımlı kişiler de bulunmaktadır. Bu grup, bir yandan tüm şehre yayılmış virüslü yaratıklarla uğraşırken bir yandanda Umbrella'nın yarattığı ikinci felaket olan Nemesis ile mücadele etmek zorunda kalırlar. Bu cehennemden kurtuluşlarının tek yolu ise Umbrella'ya bağlı bilimadamı Doktor Ashford'a güvenmek ve kızını, ona sağ olarak ulaştırmaktır.

Obama ve Amerikan hükümeti, İran'dan gelecek ciddi bir saldırıdan kuşkulanmaktadır ve savaş ilan eder. Çin ve Rusya İran'ın yanında; İngiltere ve İsrail ise Amerika'nın tarafındadır. Böylece 3. Dünya Savaşı başlamış olur. Nükleer ve kimyasal silahların kullanılmasıyla dünya nüfusu gitgide azalmaya başlar. Peter, kızı ve nefret ettiği komşusu Maine'in Bangor şehrinde hayatta kalan tek insanlardır. Şimdi hesaba katmadıkları o düşmana karşı bir arada olmaları gerekmektedir.

Artık Nevada çölünde saklanan Alice, her insanoğlunu ölümsüz olmakla tehdit eden ölümcül bir virüsü yok etmek ve adaleti aramak için yeniden Carlos Olivera ve L.J. ile birlikte yeni hayatta kalanlar Claire, K-Mart ve Hemşire Betty ile işbirliği yapar. Umbrella Şirketi tarafından tutsak alındığından beri Alice, deneylere maruz kalmıştır ve genetik olarak duyuları ve becerileri insanüstü düzeylere ulaşmıştır. Hayatta kalmak isteyenlerin bu becerilere ve daha fazlasına ihtiyacı olacaktır.

Dünyanın büyük bölümünü yaşayan ölüler ele geçirmişlerdir. Yaşayan ölülerin estirdiği terör karşısında çaresiz kalan insanlar ise, 'normal' hayatlarını sürdürebilmek için çareyi tahkim edilmiş kent duvarlarının arkasına çekilmekte bulmuşlardır. Öte yandan bir avuç acımasız fırsatçı girişimci tarafından oluşturulmuş başka bir topluluk daha vardır. Bunlar da karmaşa içindeki kent caddelerinin üzerinde yükselen gökdelen kulelerinde yaşamaktadır.Kent duvarlarının dışında ölülerden oluşan ordu hızla büyüyerek güçlenir. İçeride ise anarşi doruk noktasına varmıştır. Kentteki insanların hayatını kurtarmak için bir grup paralı asker göreve çağrılır. Ölüler ordusundan insanları koruyabilmenin başka yolu kalmamıştır.

Yıl 2078. Sirius 6b gezegeninde bir maden kolonisi keşfedilmiş güneş sistemlerinin tümünde geçen 50 yıl boyunca, Maden İşletmeleri Yeni Ekonomik Blok yani N.E.B. loncası tarafından yürütülmüştü. 20 yıl önce N.E.B, Sirius 6b'de, dünyanın enerji problemini çözecek olan madeni keşfetti. Beryniyum. Ama hemen ardından, Beryniyum çıkarmanın ölümcül dozlarda radyasyon ve çevre kirlenmesi yarattığını gördüler. İttifak olarakda bilinen, Maden İşçileri Ve Bilim Adamları Federasyonu maden işletmelerinin derhal kapatılmasını talep etti. N.E.B.'in buna yanıtı, savaş ilanı oldu. İttifak ve N.E.B. arasındaki bu çatışma, dünya üzerinde yeni bir soğuk savaşın tetikleyicisi olmuştu. Ama Sirius 6b'de savaş başlar başlamaz bitmişti. N.E.B.'in büyük çapta giriştiği nükleer bombardımanlar sivil nüfusun büyük bir kısmını yokederken bir zamanlar cennet olan gezegenide harabeye çevirmişti. Kurtulanların binlerceside, ölümcül Beryniyum radyasyonu taşıyan bulutlar yüzünden ölmüşlerdi...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.





0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir