
Leven Rambin
Fern

An army veteran discovers an abandoned boy lurking in the woods behind her childhood home. After taking in the boy, she searches for clues to his identity, and discovers local folklore about a malevolent life-draining spirit that comes in the form of a child: The Tatterdemalion.

Rio de Janeiro'da çalışan, müşterilere mektup yazıp postalamakla görevli soğuk ve yaşlı bir kadın olan Dora (Fernanda Montenegro), müşterilerden ve insanlardan nefret ediyor. Dokuz yaşında bir çocuk olan Josue (Vinicius de Oliveira), babasını hiç görmemiş. Josue'nun annesi, kocasına mektuplar yazıyor ve bu mektuplar Dora aracılığıyla gönderiliyor. Kadın bir araba kazasında ölünce, Josue'nin sorumluluğunu insanları pislik olarak gören Dora üstlenmek zorunda kalıyor. Dora, Josue'yı babasını görebilmesi için yolculuğa çıkmaya ikna ediyor ve bu iki farklı insan arasında sıradışı bir dostluk kuruluyor.

Maggie "Seninle beraber yaşamıyorum" diye çıkıştı Brick'e. "Aynı kafeste duruyoruz, o kadar." Tennessee Williams'ın 1955 Pulitzer ödüllü oyununun çarpıcı diyalogları ve yoğun duygusallığı oyunun bu film versiyonunda fırtına gibi gürlüyor. Kızgın Damdaki Kedi, olgun yaşlara hitabeden konuları ve ateşli performanslarıyla büyük gişe yapmış.Paul Newman, sorunlu eski spor yıldızı Brick rolündeki hassas performansıyla ilk kez Oscar Ödülü'ne aday gösterilmiş. Elizabeth Taylor ise, hayata olduğu gibi değil de birgün olmasını umduğu şekliyle sarılan kedi Maggie rolüyle ikinci kez aday olmuş. Burl Ives'in yalancılıktan nefret eden Big Daddy rolünde Broadway'deki ününü perçinlediği Kızgın Damdaki Kedi, yakıyor.


Klasik hikaye, çalıştırıldığı yerden kaçan yetim çocuğun, Londra sokaklarında bir yankesici ile tanışmasını ve yankesiciliği öğrenmesini anlatıyor.

Will, Portland’da bir ormanda 12 yaşındaki kızı Tom ile beraber toplumdan tamamen izole olmuş bir halde yaşamını sürdürürken sosyal hizmetler tarafından fark edilmeleriyle hayatları bir anda değişir. Film, topluma ayak uydurmaları amacıyla yaşadıkları çadırdan bozma evlerinden uzaklaştırılıp normal bir eve taşınmaya zorlanan baba-kızın yaşadıkları psikolojik geçiş üzerine odaklanıyor.

Brian Selznick’in aynı adlı çocuk romanından uyarlanan filmde, Ben (Oakes Fegley) ve Rose (Millicent Simmonds) gizlice hayatlarının daha farklı olmasını dileyen, iki ayrı çağdan iki farklı çocuktur. Ben, hiç tanımadığı babasının özlemini çekerken, Rose da hayranı olduğu ve yaşamını gazetelerdeki haberlerden kestiği bir kupür albümünde toparladığı bir aktrisi bulma hayali kurmaktadır. Ben’in evinde gizli bir ipucu bulması ve Rose’un onu çok heyecanlandıran bir gazete başlığını okumasıyla, her iki çocuk da hayatlarındaki eksik şeyleri bulmak için büyüleyici bir simetriye sahip olan maceralara atılır.

II. Dünya Savaşı'nda Fransa'da savaşmış olan Jimmy Picard, savaş sonrasında çektiği şiddetli baş ağrıları, ani görme ve işitme kayıpları üzerine hastaneye yatar. Doktorlar Jimmy üzerinde çeşitli testler uygulamalarına rağmen rahatsızlığının nedenini bir türlü bulamazlar. Bunun üzerine Jimmy, Fransız bir antropolog, psikolog ve Yerli Amerikan Kültürü Uzmanı George Devereux'a yönlendirilir. Normal şartlar altında asla tanışmayacak, hiçbir ortak noktaları olmayan bu ikilinin arasında ilk seanslarından itibaren karşılıklı güven ve saygıya dayalı samimi bir ilişki kurulur. İkisi birlikte Jimmy'nin anılarını ve düşlerini keşfetmeye başlarlar.

Bu bir iş adamının hikayesi, para ve başarı hırsıyla gözleri kararmış kendini bile görmeden önüne gelen her şeyi ezip geçecek bir hırsla yaşamaktayken birdenbire onu vuran varoluşçu krizin öyküsü. Hayatının ne kadar anlamsız olduğunu en yakınındakilerin bile farkında olmadığının farkına varan adam için bu krizin başlamasına neden olan şey ise, gerçek oğlunun doğum esnasında değiştirilmiş olduğunun, 6 yıldır aslında bir başkasının çocuğunu büyüttüğünün farkına varmasıdır.

Avustralya’nın izbe bir kıyısında deniz feneri bekçiliği yapan ve savaş sonrası bunalımı yaşayan gazi Tom Sherbourne ile Parageuse Kasabası’nda tanıştığı, savaşta kaybettiği iki ağabeyinin yasını tutan karısı Isabel sakin bir hayat sürmektedirler. Çiftin en büyük isteği çocuk sahibi olup aile kurmaktır. Bir gece içinde bir adam cesedi ve bir kız bebeğin bulunduğu gizemli bir sandal kıyıya vurur. İkili çok zor bir kararın eşiğindedir, çocuğun ailesini aramak yerine çocuğu yanlarına alarak yaralarını sarmaya çalışırlar...

7 yaşındaki Ree Dolly, kendisinden yaşça küçük iki kardeşine ve hasta annelerine bakmak zorundadır. Ruhsal bir çöküntü içinde olan annesinin o hale gelmesinde uyuşturucu bağımlısı babasının rolü çok büyüktür. babası onları terk etmiştir. Ama Ree onu bulmaya ve ailesini yeniden bir araya getirmeye karar verir.

Amerika’nın güney kasabalarından birinde iki oğluyla yaşayan dul John hem çiftçilikle, hem de sorunlu oğulları Chris ve Tim ile uğraşmaktadır. Sık sık polisle başı derde giren büyük oğul Chris ve sindirim sorunu bulunan 10 yaşındaki Tim’in hayatı, varlığından heberdar olmadıkları hapisten çıkmış amcaları Deel’in birgün aniden kendilerini ziyarete gelmesiyle değişecektir. John, kardeşi Deel ile geçmişte yaşadıkları sorunlara sünger çekmek için çiflikte ona iş ve yatacak yer verir. Ama Deel’in amacı, zamanında babalarının John’a verdiği altın paralara sahip olmaktır.

Ian McEwan'ın aynı adlı ödüllü romanından uyarlanan film, başarılı bir çocuk kitapları yazarı olan Stephen Lewis’in hayatını anlatıyor. Stephen Lewis, soğuk bir kış günü, üç yaşındaki kızıyla birlikte süpermarkete alışverişe gider. Kasa kuyruğunda beklerken bir an dikkati dağılır ve kısa bir sürede kızının yok olduğunu fark eder. Kızının kayboluşunun üstünden iki yıl geçer. Stephen artık üç yaşındaki tüm çocukların yüzünde kendi kızını aramaya başlar ve bu andan itibaren yaşamı altüst olur.

Film, yaralı bir adamı bir çanta dolu parasıyla birlikte evine alan dul bir çiftçinin hikayesini konu ediyor. Bir grup adam para için evine geldiğinde çiftçi, kime güvenceğine karar vermekte zorlanır. Çiftliğinin kuşatılmasına karşı savunma yaparken çiftçi, herkesi şaşırtan ve gerçek kimliğini sorgulayan bir silahşörlük yeteneğini ortaya çıkarır.

Ünlü aktör Charles Laughton'ın yönetmen olarak imza attığı film, konusu ve oyuncularıyla kaçırılmayacak bir klasik. Hapiste tanıdığı Ben adlı adamın evinin yakınlarına yüklü bir miktar para sakladığını öğrenen psikopat Harry, hapishaneden çıktıktan sonra Ben'in evine gider...

Susie, 14 yaşında öldürülmüş ve cennete gitmiştir. Ölümünden sonra dünyada onsuz sürüp giden yaşamı, ortadan kayboluşuyla ilgili yorumlarını, ailesinin sevgili kızlarının canlı bulunması umuduna sarılmasını ve katilinin cinayetten kalan ipuçlarını yok etmeye çalışmasını takip eder. İstediği herşey düşündüğü an yerine gelmektedir ama dünyada da hayat sürerken Susie’de bir şekilde o hayata dahildir.

Gelecekteki kıyamet günlerini anlatan bir kitabın uyarlaması olan film, güçlü oyuncu kadrosuyla, en iyi satanlar listesindeki kitabın (The Road) gölgesinde kalmayacak gibi gözüküyor.Kıyamet sonrası atmosferinde Amerika yangın yeridir. Bir baba ve oğlunun istikameti Amerika kıyılarıdır. Amerika’yı bir uçtan bir uca geçerken ellerindeki basit tüfekle yaşadıkları macerada esas problem zor hava koşullarında nereye gittiklerini bilmemeleri ve yollarına çıkan haydutlardır. Film bilim kurgu türünde olmasına rağmen Western türünden de öğeler taşımaktadır.

Zak, down sendromlu 22 yaşındaki bir gençtir. En büyük hayali büyük bir güreşçi olmaktır. Amacına ulaşabilmek adına en sonunda bakımevinden firar eder. Salt Water Redneck güreş okuluna girmeye kararlı olan genç adam yolculuğu sırasında haydut Tyler ile tanışır. Tyler Zak'in arkadaşı ve koçu olacaktır. İkili, iyi kalpli bakımevi hemşiresi Eleanor'un da yardımıyla Zak'in hayallerini gerçekleştirmeye çalışacaktır...

A 12-year-old boy manages to flee a Communist concentration camp on his own, through sheer will and determination. All he has in his possession is a loaf of bread, a letter to deliver to someone in Denmark, and a compass to help get him there.

Bir anne, kaybolan 3 yaşındaki oğlunu tüm çabalarına rağmen bulamaz ve zamanla ümidini kaybeder. Ancak oğlu dokuz yıl sonra, ailenin yeni taşındığı kasabada ortaya çıkar.

Film 1865 yılında Güney eyaletlerinden Louisiana'da, Amerikan İç Savaşı'nın son günlerinde geçer. John McBurney (Clint Eastwood) adında ağır yaralı bir Kuzeyli onbaşı, Güneylilere ait bu topraklarda ormanlık bir arazide tam da düşman birliklerinin eline geçmek üzereyken Amy (Pamelyn Ferdin) adlı 12 yaşlarında bir kız çocuğu tarafından kurtarılır. Onu saklayarak hayatını kurtaran bu küçük kız çocuğu, o civarda bulunan bir kız okulunun öğrencisidir. Haber verdiği okul görevlileri ve diğer öğrenciler hep birlikte baygın durumdaki yaralı askeri okul binasına taşırlar. Geniş bir arazi içinde gözlerden uzak bu görkemli binada iki kadın öğretmen ve siyahi bir kadın görevli (Mae Mercer) dışında yarım düzine kadar da kız öğrenci vardır. Bu yaralı düşman askerini hemen Güneylilere teslim edip etmeme konusunda kadınların arasında geçen kısa bir tartışmadan sonra okulun müdiresi Martha Farnsworth (Geraldine Page) onu önce tedavi edip iyileştirdikten sonra yetkililere teslim etmeye karar verir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.






0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir