
Emmanuelle Riva
Barny

Barny, although a Marxist, is intrigued by the mysteries of religion. In confession, she teases a priest, Léon Morin, but he is a young and intelligent man and ready to discuss anything.

Emmanuelle Riva
Barny

Jean-Paul Belmondo
Léon Morin

Irène Tunc
Christine Sangredin

Nicole Mirel
Sabine Levy

Gisèle Grimm
Lucienne

Marco Behar
Edelman

Marc Eyraud
Anton

Monique Hennessy
Arlette
Edith Loria
Danielle Holdenberg
Monique Bertho
Marion
Nina Grégoire
Simone Vannier
Secretary
Lucienne Marchand
Secretary
Nelly Pitorre
Secretary
Ernest Varial
Director

Yılların eskitmeyi bir türlü başaramadığı iki Hollywood efsanesi; bol ödüllü sanatçılar, Clint Eastwood ve Meryl Streep, "Yasak İlişki" adlı bu filmde başrolleri paylaşıyorlar. Iowa-Madison County'de mütevazı bir hayat süren, evli bir kadının bir yasak aşk sarmalına dolanmasının anlatıldığı Yasak İlişki'de bazı köprü resimleri çekmek için gelen fotoğrafçı Robert'a gönlünü kaptıran evli ve çocuklu Francesca'ın dramını izleyeceğiz. Eşi ve çocukları kasaba dışındayken aşkını doya doya yaşayan Fran, bir yandan da evliliğini sorgulamaya başlamıştır. Robert James'in bestseller romanından uyarlanan filmde Streep, en iyi kadın oyuncu dalında Oscar'a aday gösterilmiştir.

II. Dünya Savaşı sırasında birçok çocuk bombalanmalar nedeniyle memleketlerinden tahliye edilerek çevre şehirlerde yaşayan insanların evine yerleştirilir. Tahliye edilen çocuklara bakanlardan biri de Alice adında bir kadındır. Alice, evine gelen çocuğa bakacağına söz verse de bir süre sonra ondan kurtulmak ister. Ancak çocukla zaman geçirip birbirlerini tanımaya başladıkça Alice, bu ilişkinin geçmişin sırlarını çözmenin anahtarı olduğunu fark eder.

2. Dünya Savaşı sonrası ABD'nde Marksist bir yahudi olan Katie Morosky (Barbra Streisand), bir radyo istasyonunun yanısıra değişik birkaç işte birden çalışarak yaşamını sürdürürken bir yandan da politik inançları doğrultusunda üniversitede ve sokakta aktif eylemlere katılmaktadır. 1930'ların başında okulda tanıştığı deniz subayı Hubbell Gardiner'le (Robert Redford) yıllar sonra tekrar karşılaştıklarında ilk aşklarının canlandığını farkederek birlikte yaşamaya başlarlar. Hubbell, Hollywood için çalışan ve McCarthyciliğin etkisiyle kara listeye alınan bir senaristtir. Olayların gelişimi iki sevgilinin duygu yüklü yollarını ayıracaktır; üstelik Katie hamiledir.

Film, dünya edebiyatının baş yapıtlarından olan 'Çavdar Tarlasındaki Çocuklar" romanının yazarı J.D. Salinger'in hayatını konu ediyor. Yazarın hem kariyeri, hem gençlik yılları hem de kendisine ağır bir travma yaşatan İkinci Dünya Savaşı sırasında cephede verdiği mücadele anlatılıyor.

Seven lonely lives in Paris: a middle-aged estate agent who believes a colleague is sending messages in video tapes she loans him; his co-worker whose Bible is close at hand in times of stress; her late-night charge, an angry, nasty bedridden old man; his son, a patient bartender; the bartender's best patron, an ex-soldier who's lost his moorings while his fiancée looks for a large flat for them; and, the estate agent's much younger sister, who answers personals and waits in cafés with a red flower pinned on her jacket. Will any connect? Can open hearts trump fears?

Hristiyanlığın ilk zamanlarında ve imparator Neron döneminde geçer.Romalı asker Marcus Vinicius (Robert Taylor) güzel Lygia(Deborah Kerr)'ya aşık olur ancak aşkına karşılık alamaz. Bir süre sonra sevdiği kadının Hristiyan olduğunu ve Roma'nın yakıldığını öğrenince onu kurtarmak için Romaya geri döner. Neron döneminde Hristiyanların gördüğü zulmü anlatan film 8 dalda Oscara aday gösterilmiştir.

Başarılı bir metin yazarı olmasına rağmen Josie asıl isteğinin muhabirlik olduğunu söyleyince ona bir teklif gelir. Hayalini kurduğu işte ilk görevi eski okuluna gidip öğrenci kılığında dönemin gençleri ile ilgili bir haber hazırlamaktır. Aslında bu öğrenciliğini bir "inek" olarak geçirmiş olan Josie için eski hataları düzeltme fırsatı gibi görünür. Üstüne üstlük öğretmenine âşık olunca işi ile aşkı arasında bir seçim yapmak zorunda kalacaktır.

Birinci Dünya Savaşı’nda oğlunu kaybeden kör bir saatçi tren istasyonuna yaptığı bir saati geri işlenmesi üzerine kurar, gidenler belki geri döner düşüncesiyle...Bu saat bir mucizeye sebep olur ve 1918’de savaşın bittiği gün doğan Benjamin Button’un hayat saati tersine işler. O 80’lerinde bir yaşlı olarak doğmuştur ve hayatı bir bebekliğinin ulaşabileceği ilk evresinde son bulacaktır.Benjamin tersine giden gelişmesinde ortama ayak uydurmaya çalışırken daha küçük yaşlarda bir kıza aşık olur. İlk önceleri kendi yaşlı görüntüsünden dolayı ondan uzak kalmaya çalışırken yaşları birbirlerini yakaladığında mutluluğu bulur ama ikisinin de daha gideceği yol vardır.

1940 yılında Fransa’da II. Dünya Savaşı’nın ilk işgalleri yaşanmaktadır. Genç ve güzel bir kız olan Lucile Angellier, üvey annesinin evde gözetiminde, savaşta esir düşen babasından haber almak için beklemektedir. Bir yandan Paris’ten gelen savaş mültecileri küçük kasabaya yerleşmeye çalışırken, diğer yandan Alman askerleri kasabalıların evlerini bir bir işgal etmeye başlar. Lucile evlerine yerleşen Bruno von Falk adlı yakışıklı askerden, başlarda hiç hoşlanmaz ve kendisini geri çeker. Fakat günler ilerledikçe iki genç arasında aşka sürüklenen bir çekim oluşur. Ama karşılarında savaşın en trajik yüzü durmaktadır.

Altı Oscar kazanan BAYAN MİNİVER, savaşın başlarında ABDnin Avrupaya müdahale etmesi doğrultusundaki kamuoyu desteğini oluşturan ve devam etmesini sağlayan bir İkinci Dünya Savaşı propaganda filmiydi. İngiliz orta sınıf ailesi Miniverlar, savaşın ilk aylarını Belham kasabasında geçirirler. Miniverların oğlu Vin, bir yandan bombalardan isabet almamaya çalışırken, bir yandan da Leydi Beldonın zarif torunu Carola kur yapar. İstasyon şefi Bay Ballard yetiştirdiği güle Bayan Miniverın adı verilir ve gururlu yaşlı Leydi Beldonın gülüne rakip olarak yarışmaya sokulur. Daha sonra, Vin Kraliyet Hava Kuvvetlerine katılır; Bayan Miniverin iriyarı kocası Clem İngiliz Ordusunun Dunkerqueten dramatik bir biçimde tahliyesine gezinti teknesiyle yardımcı olur; Nazi bombalarının güllerini mahvetmesine göz yummayı reddeden hoş, kibar ama güçlü bir iradeye sahip Bayan Miniver ise, bahçede bulduğu yaralı Alman paraşütçüsünü etkisiz hale getirir

İkinci Dünya Savaşı esnasında İngiltere İstihbarat Bakanlığı, ABD’yle de işbirliği yaparak, ulusa moral aşılamak sebebiyle Dunkirk Muharebesi’nde kurtarılan askerlerin hikayesini anlatan bir film çekmek istemektedir. Eskiden sekreterlik yapan Catrin Cole (Gemma Arterton) bakanlığa iş görüşmesi için çağrıldığı zaman yine aynı pozisyona alınacağını düşünmektedir, ancak ansızın kendini bu filmin senaryo ekibinde bulur. Catrin, yazdığı film senaryolarıyla bir yandan kadınların toplumda daha görünür olması için mücadele verirken bir yandan da iki aşk arasında kalacaktır.

Robert Garfield, uzun zamandır uzak kaldığı kasabasına geri dönem durumunda kalmıştır. Çocukluğunda beraber vakit geçirdiği, en yakın arkadaşlarından biri ölmüştür. Garfield'ın tek hatırladığı 11 yaşındayken burada olduğudur. Kendi yaşıtı olan Carol'a o dönemde çok güçlü bir şekilde aşıktır. Hayatlarına tam o sırada müdahil olan Ted isimli çok tuhaf bir yabancı ise, Robert'ın tüm çocukluğunu yeniden düşünmesine yol açacaktır.

1930'lu ve 40'lı yıllarda geçen hikayede Guy (Stuard Townsend), Cambridge'te burslu okuyan İrlandalı bir gençtir. Henüz on sekiz yaşında genç bir adam olan Guy, bir gün aniden odasına giren yarı Amerikalı yarı Franzsız bir genç kıza, Gilda'ya (Charlize Theron) aşık olur. Varlıklı bir ailenin kızı olan ve hayatını bu zenginliğin getirdiği rahatlıkla sürdüren Gilda ve Guy arasında, yıllar boyu sürecek ve bazılarının felaketini hazırlayacak bir aşk başlar. Okul bittikten sonra Guy ve Gilda, Paris'te Gilda'nın İspanyol göçmeni arkadaşı Mia (Penelope CRUZ) ile aynı evi paylaşmaya başlarlar. Ancak 2. Dünya Savaşı kapının eşiğindedir. Guy ve Mia direnişçilere katılıp faşizme karşı savaşmaya karar verirler ve onlardan çok farklı bir hayat tarzı benimseyen Gilda'yı bırakarak giderler. Savaş esnasında Mia ölür ve Guy Gilda'yla tekrar görüşemeyince İngiltere'ye döner. Bir süre sonra İngiliz istihbarat subayı olarak yeniden Paris'e gelen Guy, Gilda'yı Alman subaylarla birlikte görür.

Portekiz'in Fátima kentindeki üç genç çoban, tarihsel olaylara dayanarak, Meryem Ana'nın iman edenlere ilham veren ve Kilise ve hükümetin yetkililerini öfkelendiren ve onları hikayelerini geri almaya zorlayan vizyonlarını aktarıyor.

Jean Valjean fakir bir adamdır. Bir gün açlığını gidermek için bir somun ekmek çalmaya karar verir. Yakalanması neticesinde hak ettiğinin çok üzerinde, ağır bir cezayla karşı karşıya kalır. Bir süre sonrası bağışlanması, Jean'ın tüm hayatını tepeden tırnağa değiştirecektir. Jean, aşkı, otoriteyi, arzuyu ve tutkuyu bulacaktır. Hapisten zirveye doğru giden yol, onlarca saplantının gölgesinde, daha da virajlı hale gelecektir. Victor Hugo'nun edebiyat tarihinin en önemli eserlerinden biri olarak addedilen eseri Les Misearbles'in 1998 tarihli uyarlaması olan filmin yönetmeni Bille August. Filmin başrollerinde ise Liam Neeson ve Hans Matheson var.

After leaving a wealthy Belgian family to become a nun, Sister Luke struggles with her devotion to her vows during crisis, disappointment, and World War II.

Hitler'in Polonya'yı işgal etmesinden günler sonra ve Alman bombaları tehdidi İngiltere'yi sarsarken, Sigmund Freud dünyanın çılgına dönmesini izler. Anavatanını işgal eden Nazi güçlerinden kaçan Freud, ailesini Viyana'dan Londra'ya getirir ve burada yazar C.S. Lewis tarafından ziyaret edilir. Britanya İkinci Dünya Savaşı'na girerken iki kişi, gün boyu süren renkli, bazen çekişmeli bir tartışma aracılığıyla Tanrı'nın varlığına hakkında diğerinin bakış açısını görmeye çalışır.

Robin Williams Çılgın Dünya filminde rol adığında, tamamen farklı iki Amerikan ikonu bir araya gelmiş oldu: Günümüzün önde gelen komedyenlerinden biri ve yarattığı karakterleri sayesinde, romanları edebiyatta dönüm noktası sayılan ve en iyi satanlar listesine giren John Irving. Williams'ın en sevilen filmlerinden, Ölü Ozanlar Derneği ve Oscar® ödüllü Can Dostum'daki lezzeti, iyi tabiatlı bir adamın şiddet, zina, babalık, feminizm ve ürkütücü tesadüflerden oluşan yaşamı konu edilen bu filmde de bulabilirsiniz. Garp'ın zorlu annesi rolünde Glenn Close ve transseksüel rolünde John Litgow, filmin Oscar® ödülüne aday gösterilmesinde büyük paya sahipler. Oyuncuların işbirliği, ortaya muhteşem bir sinema filmi çıkarmış.

Aşk acısı çeken genç bir adam hayır gecesinde bir kadınla tanışırken bu kadının kendisinden hoşlanmayan bir adamla nişanlı olduğunu öğrenir. Çevresinin de verdiği cesaretle bu kadının kalbini çalmak için çaba gösterecektir.

Başrollerini Jodie Foster, Beau Bridges, Rob Lowe ve Nastassja Kinski gibi devlerin oynadığı John Irving'in eserinden uyarlanan bir klasik. 1939 yazında, Amerika'nın Maine eyaletindeki New Hampshire Oteli'nde çalışan ve orada evlenen bir çiftin, evlenip kalabalık bir aile olduktan sonra günümüzde sürdürdükleri yaşam mücadelesi. Eski otelin anılarını hep taze tutan aile, aynı adı taşımasını istedikleri bir otel açmaya karar verirler. Eski bir binayı alarak işe koyulurlar. Ancak çevredeki gençler aileyi rahatsız etmeye başlar. Sinema sevenler için mükemmel bir öykü, unutulmaz bir klasik...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir