
Luc Picard
Michel Rochon

The detective Maud Graham hides her sensibility behind the image of a strong and independant woman. She frequently offers her hospitality to a 16-year-old prostitute, Grégoire, a young man who became her friend. But when the teenager decides to invite a 12-year-old boy who is running away from home, Maud is near illegality. In addition, the detective has to deal with a serial killer who had already killed and mutilated many women. When she understands that the killer is very intelligent and organized, she elaborates a strategy to arrest him. There starts a dangerous game where the two teenagers that Graham is protecting will be implied. The killer is getting closer, revealing more and more of his madness.

Luc Picard
Michel Rochon

Maude Guérin
Maude Graham

Lawrence Arcouette
Grégoire

Charles-André Bourassa
Frédéric Tanguay

Yves Jacques
François Berger / Babette Brown

Julie Ménard
Josée

Yvan Ponton
Robert Fecteau

Christian Bégin
Roger Moreau

Alexis Martin
Alain Gagnon

François Papineau
Claude Brunet
Michel Deschênes
Michel Rochon à 12 ans

Jean-Guy Bouchard
Journaliste

Yves Corbeil

Isabelle Miquelon
Journaliste

Marie-Josée Tremblay

16 yaşındaki uçarı Nicole, kendinden yaşça büyük olmasına rağmen David adında yakışıklı ve gizemli biri ile çıkmaya başlar. Nicole’ün hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını öğrenmesi uzun sürmez çünkü yakından bakıldığında David inanılmaz derecede kıskanç, kontrol delisi ve saldırgandır... Daha ilk günlerden bu ilişkiyi onaylamayan babası, David’den şüphelenmeye başladığı an onu kızının hayatından tamamıyla çıkarmak için elinden geleni yapar. Öte yandan David sanıldığından fazla kurnazdır... Nicole’un babası onu kurtarmayı başarabilecek mi? Geç olmadan bu psikopat sevgiliden aileyi koruyabilecekler mi?

Çölün ortasında bir gece. Korkunç bir kasırga dış dünya ile tüm bağlantıları koparır. 10 yabancı, tuhaf bir yolüstü oteline sığınmak zorunda kalmışlardır. Dışarıyla herhangi bir iletişim kurabilmek imkansız gibidir. Ve kaynağını tam olarak anlayamadıkları cinayetler başlar. Bir güç, tek tek hepsini öldürmeyi kafasını koymuştur. Fakat olaylara rastlantının penceresinden bakmayı bıraktıklarında, içinde bulundukları durumun çok daha karışık olduğunu farkederler. Amerikan bağımsız sinemasının heyecan verici isimlerinden James Mangold tarafından çekilen korku gerilim, oyuncularıyla da dikkat çekiyor.

14 yaşında, zeki ve çekici bir genç kız olan Hayley ve internette tanıştığı 30 yaşındaki moda fotoğrafçısı Jeff, tanışmak üzere bir kafede buluşurlar. Aralarında yaşanan flörtleşme, onları daha da yakınlaştırarak Jeff'in dairesine kadar götürür ve bu, beklenmedik bir olayın başlangıcı olur. Hayley, uzun süredir merak ettiği sırrı çözmek için Jeff'in içkisine ilâç katar.

Angela Bridges adındaki genç ve güzel iş kadını noel gecesinde geç saate kadar çalışmaktadır. İşini bitirip eve gitmek için otoparka geldiğinde arabasının çalışmadığını farkeder. Otopark alt katta olduğu için cep telefonu da çekmez. Şirkette çalışan Thomas yardım etmeyi teklif ettiğinde Angela kabul eder ancak başına geleceklerden habersizdir. Bir sonraki Noel'i görmek istiyorsa Angela otoparkın P2 katından kurtulmalıdır.

Korku sinemasının ustalarından John Carpenter'ı üne kavuşturan filmi "Cadılar Bayramı", ilk cinayetini altı yaşında işleyen bir çocuğun onbeş yıl sonra hapisten kaçarak geçmişini tekrarlamasını anlatıyor. Azizler günü arifesinde işlediği cinayeti hayatının merkezi haline getiren ve sıradan insanları öldürerek adeta sorunlarıyla hesaplaşan gencin hikayesi.

Eski bir rock yıldızı olan Johnny Boz, seks sırasında acımasızca katledilir ve dava San Francisco Emniyeti'nden dedektif Nick Curran'a verilir. Soruşturma sırasında Nick, Boz'un ölmeden önce en son yanında görülen polisiye roman yazarı kız arkadaşı Catherine Tramell ile tanışır. Catherine çok zeki ve manipülatif bir kadındır ve Nick onun Boz'u öldürdüğüne aşağı yukarı ikna olmasına rağmen, herhangi bir kanıt bulamaz. Daha sonra Catherine ile tehlikeli ve şehvet dolu bir akıl oyunu oynamaya başlar. Ancak ilişkileri ilerledikçe birbirlerine iyice kapılırlar ve çelişen kanıtlar, Nick'i Catherine'in masumiyeti konusundaki şüphelerini sorgulamaya iter.

Young babysitter Amanda arrives at the Lloyd residence to spend the evening looking after their young son. Soon after the Lloyds leave, a series of frightening occurrences in the gloomy old house have Amanda's nerves on edge. The real terror begins, however, when the child's biological father appears after recently escaping from a nearby mental institution.

Elijah Wood’u tatlı küçük bir hobbit olarak tanıyanlar, onu karşılarında mükemmel bir ‘manyak’ olarak gördüklerinde afallayacaklar. ‘Tek Yüzük’ onu ele geçirmeye başladığında kocaman gözlerinde oluşan ifade belki de onun bu filmdeki gibi rollere uygunluğunu gösteren bir sinyaldi. Filmde, antika taş mankenleri, öldürdüğü güzel kadınların kafa derileri ile restore eden Frank’i izliyoruz. Derken, onun işine hayranlık duyan genç fotoğrafçı Anna çıkıyor ortaya ve karakterimizin arkadaşı oluyor. Frank, Anna’yı takıntı haline getirdikçe, öldürme açlığı tamamen kontrolden çıkıyor. Manyak, William Lustig’in 80’lere damgasını vuran, büyük bir fan kitlesi olan şiddet dolu korku filminin yeniden çevrimi. Orijinal filmin en şüpheci fanatikleri bile, Aja’nın versiyonunun orijinalinin hiç gerisine düşmediğini; atmosfer, müzik ve farklı New York görüntüleriyle fazlasını bile kattığını söylüyor...

Hukuk öğrencisi Martin, tavsiyelere kulak asmayarak şehir morgunda gece bekçisi olarak işe başlar. Amacı hem para kazanmak hem de ders çalışacak zaman yaratmaktır. Ancak morgda tuhaf olaylar yaşanmaya başlar ve bir seri katil ortalıkta dolaşmaktadır. Dedektif Thomas Cray soruşturma için görevlendirilir. Martin'in kız arkadaşı Catherine, onun baş şüpheli olduğunu öğrenir.


Bir grup liseli genç, kasabalarına yeni gelen güzel Veronica (Abigail Breslin) ile zaman geçirmek isterler ve onu kandırıp ormana götürürler. Ancak Veronica hakkında bilmedikleri bir şey vardır ve bu sır, onlara pahalıya mal olacaktır.

Yeni bir hayata başlamak isteyen "Cizvit" lakaplı eski bir tetikçi, geçmişinin günahlarından kurtulamaz. Karısı öldürüldüğünde ve oğlu kaçırılıp Meksika'ya götürüldüğünde Cizvit, oğlunu kurtarmak ve cinayetin intikamını almak için ayrıntılı ve tehlikeli bir plan yapar.

Yakın gelecekte, LAPD cinayet masası dedektifi Chris Raven, kendini bir anda yüksek güvenlikli bir mahkeme salonunda, eşinin cinayetinden yargılanırken bulur. Bu kez karar, "Mercy" adı verilen devrim niteliğindeki yeni yargı sistemine aittir. Yargıç Maddox liderliğindeki bu sistem, olay yeri verilerinden dijital kayıtlara kadar her detayı analiz ederek hüküm verir. Chris'in, Mercy mahkemesinin yüksek teknolojili imkanlarını kullanarak masumiyetini kanıtlaması için yalnızca doksan dakikası vardır.

Hademe olarak yaşayan ve yalnız bir hayat süren Arden’in (Toni Collette) hayatı cinayete kurban gitmiş bir genç kızın cesedini bulmasıyla bir anda altüst olur. Bu keşif kız kardeşi o henüz küçük bir çocukken kaybolan Leah’a (Rose Byrne) belki de yaşadığı travmaya son verme imkanı sağlayacaktır. Ev kadını olan Ruth (Mary Beth Hurt) ise ceset ve kocası Carl (Nick Searcy) arasında rahatsız edici bir bağlantı kuracaktır.

Güçlü bir İspanyol iş insanının kızı olan Marfil, kaçırılıp açıklama yapılmadan serbest bırakılınca New York'taki hayatı altüst olur. Babası, Sebastian Moore'u kızına koruma olarak tutar. Her anı birlikte geçirmek zorunda kalan ikili arasında, hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı bir dünyada kaçınılmaz bir çekim oluşur. "Culpables" serisinin yazarı Mercedes Ron'un romanından uyarlanmıştır.

Seyahat eden bir çiftin arabası büyük bir çölün civarında bozulur. Umutsuzca yardım bekleyen ikili yardım bulmak amacıyla birbirlerinden ayrılırlar. Yokluğun ortasında, birbirlerinden dakikalar geçtikçe daha da uzaklara doğru yol alan çift, kendilerini ne gibi sorunların beklediğinden habersizdir. Karısını çölün ortasında yitiren Jeff, onun izinden gitmeye çabalayacaktır.

2006 yılında, "To Catch a Predator" programının sunucusu Chris Hansen televizyon tarihine geçmek için yola çıkar. Ahlaki bir mücadele olarak başlayan program, hırs ve reyting takıntısıyla kontrolden çıkan bir güç oyununa dönüşür. Hansen ve ekibi, büyük bir "av" peşinde Teksas'a gittiğinde yaşananlar televizyonu sonsuza dek değiştirecektir.

Cinnet, Alfred Hitchcock'un yıllar sonra sevgili kentine, yani Londra'ya dönüşünü simgeler. Bu dönüş ustaya ilham vermiş gibidir: Kentin son derece başarılı bir fon olarak kullanıldığı, herşeyiyle tipik İngiliz bir seri cinayetler öyküsü izleriz. Film, aynı zamanda Hitchcock filmlerinde görülegelmiş en kanlı cinayet sahnelerinden bazılarını da içerir. Ve bu nedenle kimi eleştirmenlerden "zevksiz" damgasını yer. Sanki biraz da bunu dengelemek için, katilin peşindeki polis komiseriyle eşinin evlerindeki yemek tartışmaları, ustanın mutfak kültürüne olan büyük ilgisinin bir yansıması ve ayrıca başlıbaşına bir mizah unsurudur. Ve film star oyuncuya sahip değilse de tipik İngiliz, birinci sınıf bir takım oyunculuğu içerir.

Birbirinden uzak iki hayatın kesişmesiyle sapkın bir tek gecelik ilişkinin, bir seri katilin kanlı cinayetler zincirine dönüşmesiyle her şey beklenmedik bir biçimde şekilleniyor.

Kötü sonuçlanan bir banka soygunundan sonra eve dönen 3 kardeş annelerinin evi haciz yüzünden kaybettiğini öğrenir. Bir gece yeni ev sahipleri ve misafirleri doğum günü partisi için bir araya gelmişlerdir. Evdekiler habersiz şekilde 3 kardeşin rehinesi olmuştur ve onları kötü bir doğum günü partisi beklemektedir. Anneleri kız kardeşleri de eve gelir anne olarak çocuklarını korumak için elinden geleni yapacaktır. Dehşet dolu gecede anne oğlunun kaçmasıyla bütün kontrolü ele alır, sırlar ortaya çıkar, hataların cezalandırılacağı bu gecede rehineler bununla baş etmek zorunda kalacaklardır...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir