
Chris Pratt
Chris Raven
"Masum olduğunu kanıtlamak ya da idam edilmek için 90 dakikan var."
Yakın gelecekte, LAPD cinayet masası dedektifi Chris Raven, kendini bir anda yüksek güvenlikli bir mahkeme salonunda, eşinin cinayetinden yargılanırken bulur. Bu kez karar, "Mercy" adı verilen devrim niteliğindeki yeni yargı sistemine aittir. Yargıç Maddox liderliğindeki bu sistem, olay yeri verilerinden dijital kayıtlara kadar her detayı analiz ederek hüküm verir. Chris'in, Mercy mahkemesinin yüksek teknolojili imkanlarını kullanarak masumiyetini kanıtlaması için yalnızca doksan dakikası vardır.

Chris Pratt
Chris Raven

Rebecca Ferguson
Judge Maddox

Kali Reis
Jacqueline 'Jaq' Diallo

Kylie Rogers
Britt Raven

Chris Sullivan
Rob Nelson

Jeff Pierre
Patrick Burke

Annabelle Wallis
Nicole Raven

Rafi Gavron
Holt Charles

Kenneth Choi
Ray Vale

Jamie McBride
Dan Vogel
Ross Gosla
David Webb

Mark Daneri
Jeff Martin
Haydn Dalton
Bill Peterson

Michael C. Mahon
Booking Sergeant

Noah Fearnley
Tattoed Sleazebag

Colter Stevens uyandığında kendini bir banliyö treninde, başkasının bedeninde bulur ve 8 dakika sonra tren infilak eder. Gözlerini açtığında yeniden kendi bedenindedir. Bunu sağlayan, hükümetin geliştirdiği 'yaşam şifresi' adlı bir programdır. Bu program bir başka kişinin kimliğine geçip onun hayatının son sekiz dakikasını yaşayabilmeyi sağlamaktadır. Stevens'ın görevi bombacıyı bulmak ve onun yapacağı ikinci eylemi engellemektir. Bunun için son 8 dakikayı defalarca yaşar ve her seferinde elde ettiği ipucları ile olayı çözmeye çalışır.

Eğer zamanda geriye gidip hayatınızı sonsuza kadar değiştiren bir olayı tersine çevirme şansınız olsaydı, bunu yapar mıydınız? Ve bu ne olurdu? Polis memuru John Sullivan'ın başına gelen bir mucize ona gizemli geçmişinin kapılarını aralar. John, 30 yıl önce ölen babası Frank ile iletişim kurabildiğini farkeder. Fakat geçmişi değiştirerek, annesinin, yani Frank'in karısının esrarengiz bir şekilde öldürülmesini de içeren bir seri gizemli ölüm zincirini tetikler. Şimdi baba-oğul zamanla yarışarak kendileri için varolan gelecek tamamen yok olmadan önce bu olaya bir son vermelidirler.

Bir gökdelenin 13. katındaki ofislerinde buluşan yüksek teknoloji dahisi Douglas Hall ve güzel iş arkadaşı Whitney henüz çok gizli olan, en son yazılımlarını denemektedirler. Olağanüstü bir sanal ortam simülatöründe Douglas, 1930'ların Los Angeles'ine gidip harikulade bir macera yaşamaktadır. Genç adam biraz tehlikeli ve işlerin yolunda gitmediği bir seansı terkedip gerçek hayata döndüğünde tatsız bir sürpriz onu beklemektedir...

A tough detective who is part of an elite New York City unit is trying to find out who killed his partner, but uncovers a plot to kidnap mobsters for money.

Polis San Pedro'da patlayan bir tekneyi araştırdığında 27 ceset ve 91 milyon dolarlık uyuşturucu parası bulur. Olaydan kurtulan iki kişi, yanıklarla dolu vücuduyla korkmuş bir Macar terörist ve Verbal Kint adında bir tetikçidir. Polisteki sorgusunda Kint, 6 hafta öncesinden başlayarak olayları anlatır.

Fred Madison, karısının gecmişinden habersiz olarak onunla evlenmiştir. Ancak bu geçmiş onları rahat bırakmayacaktır. Sonuçta iş bir cinayet ve Fred’in kişilik bölünmesi yaşamasına kadar gidecektir. Bir korku hikayesi, bir cinayet bilmecesi, namlunun ucuyla buluşan bir aldatma, psikolojik bozukluğun analizi…

"Sürücü" işinin uzmanıdır : o soygunlardan kaçış için nadir bir araba sürücüsüdür. Onun olağanüstü bu yeteneği yakalanmasına engel olmuştu. Polisten başarılı bir kaçış sonrasında, kendinden emin dedektifin birincil hedefi "Sürücü"yü yakalamaktır. Onlar, çetenin soygun sonrası mahkum edilmesine yardım etmesi karşığında bağışlanacağı vaad edilir. Sürücü dedektifi yanıltmak için "Oyuncu" ( Isabelle )'dan yardım istedi.

En popüler oyunları piyasaya süren Antenna Research şirketi, büyük bir ses getireceğini inandığı yeni oyununu onun yaratıcısı ve birkaç üyesi ile denemek için bir araya gelir. Bu grup arasında en heyecanlı olan oyunun esas yaratıcısı, akıllı ve seksi Allegra Geller'dır. Bir yandan oyundaki yenilikleri keşfederken bir yandan da en çılgın fantezileri ve gerçek arasındaki çizgiyi sonsuza dek yok edecek maceraya hazırdırlar. Existenz'ı gerçeğe bu kadar yakın kılan şey, bağlantılarının oyuncuların sinir sistemine direkt olarak bağlanmasıdır. İnsanın omuriliğinden açılan bir delik ile bağlanan oyunun, oyuncuların hatıralarına, duygularına ve korkularına giriş hakkı vardır. Sonunda büyük an gelir, sabırsız oyuncular hayatlarını en büyük macerasına doğru yola çıkarlar. Fakat bir anda oyun karşıtı bir protestocu silahını çıkarır ve bağırır "eXistenZ'a ölüm, Allegra Geller'a ölüm!" Ateş eder ve oyunun yaratıcısını yaralar.

Giannaris, Eve Dönerken’i 1999’da Kuzey Yunanistan’da yaşanmış gerçek bir olaydan kurgulamış. Arnavutluk kökenli bir adam şehirlerarası bir yolcu otobüsünü rehin alır ve yolcuları bırakmak için 500.000 Euro fidye ister.Elinde otomatik bir silah ve el bombası bulunan adamın para dışında istediği bir şey daha vardır: sorunsuz olarak Arnavutluk’a geçişinin sağlanması. Kısa zamanda polis tarafından kuşatılan otobüste ölüm kalım pazarlığı başlar. Başlarda sert görünmeye çalışan eylemci kısa süre sonra yumuşar ve yedi kişi hariç otobüsteki tüm rehineleri serbest bırakır. Eve Dönerken’de Giannaris Amerikan aksiyon filmlerini aratmayacak bir tema yakalamış. Tansiyon her ne kadar Hollywood gerilimlerindeki kadar yüksek olmasa da özellikle diyaloglar, Yunan-Arnavutluk ilişkilerini ve insan doğasını oldukça iyi yansıtıyor.

Uzaylı varlığına dair gizli verileri ifşa eden bir siber güvenlik uzmanı, dev bir şirketin hedefi haline gelerek kaçmak zorunda kalır. Garip fenomenlerle karşılaşan bir meteorologla güçlerini birleştiren ikili, insanlığın kavrayışının ötesindeki bu gerçeği kanıtlamak için tehlikeli bir mücadeleye girişir.

Akbaba, CIA de çalışan Turner isimli bir memurun kod adıdır. Turner'ın bürosunun görevi, tüm dünyada yayımlanan kitap, gazete ve dergileri okumak ve bunlardan, gerek her dilde olup biteni izlemek, gerekse CIA için yeni düşünceler bulmaktır. Fakat Turner bir öğle yemeği dönüşü tüm büro personelini öldürülmüş şekilde bulur. Üst düzeyle ilk emasında kendisinide kurban olarak görür ve saklanmaya başlar.

Matrix'te tasvir edilen olaylardan altı ay sonra, Neo, özgür insanlar için iyi bir kehanet olduğunu kanıtladı, çünkü giderek daha fazla insan Matrix'ten kurtulup Direniş'in tek kalesi olan Zion'a getiriliyor. Neo'nun kendisi, süper hız, Matrix'in içindeki şeylerin kodlarını görme yeteneği ve belirli bir dereceye kadar ön biliş gibi süper güçlerini keşfetti. Ancak bu direnişe kötü bir haber var: 250.000 makineli nöbetçi Zion'u kazıyor ve onlara 72 saat içinde ulaşacak. Zion nihai savaşa hazırlanırken Kahin Neo, Morpheus ve Trinity'ye Kaynağa ulaşmalarına yardım edecek Anahtarcı'yı bulmalarını söyler. Bu arada Neo'yu Trinity'nin ölümünü tasvir eden tekrarlayan rüyalar endişelendiriyor ve sanki bu yeterli değilmiş gibi, Ajan Smith bir şekilde silinmekten kurtulmuş, eskisinden daha güçlü hale gelmiş ve Neo'yu bir sonraki hedefi olarak belirlemiştir.

Neo, başka bir cephede savaşı bitirmek için savaşırken aynı zamanda Ajan Smith'e karşı koyar. İnsan şehri Zion, makinelerin kitlesel istilasına karşı kendini savunur.

The Time Machine, başkarakterinin zamanda yolculuk yapan bir mucidin, George’un hikayesini anlatır. George, icat ettiği zaman makinesi sayesinde zamanı avucunun içine almış bir adamdır. Bu makine sayesinde mucizevi bir şekilde 1899 yılından 802701 yılına gider. Bu milyonlarca yıl uzaklıktaki gelecekte, insanoğlunun iki düşman ırka bölündüğünü fark eden George, kendini acımasız bir savaşın tam ortasında bulur.

Harry Caul (Gene Hackman) çok gelişmiş elektronik aletler kullanarak dinleme ve izleme yapma konusunda uzman bir özel dedektiftir. Sahibi olduğu özel dedektiflik bürosuna başvuran müşterilerinin istediği kişileri izleyip seslerini banda almaktadır. Paranoid ve ketum bir kişiliğe sahip Caul'e başvuran bir iş adamı, dedektiften genç bir erkek ve kadını izlemesini ister. Caul genç çifti izlerken kaydettiği konuşmalardan etkilenir ve artık olaya sadece bir "iş" olarak bakmaz.

Annesi yeni erkek arkadaşıyla Kolombiya'da tatilde gizemli bir şekilde ortadan kaybolunca, June'un cevap arayışı uluslararası bürokrasi tarafından engellenir. Annesinden binlerce mil uzakta Los Angeles'ta olan June, çok geç olmadan onu bulmak için parmaklarının ucundaki en son teknolojiyi yaratıcı bir şekilde kullanır. Ancak daha derine indikçe, dijital hafiyeliği cevaplardan çok soruları gündeme getirir. June annesiyle ilgili sırları çözdüğünde, onu aslında hiç tanımadığını keşfeder.

Ünlü bilimkurgu yazarı Philip K. Dick'in bir kısa öyküsünden yönetmen Steven Spielberg tarafından sinemaya uyarlanan film, 2054'te Washington DC'de geçmektedir.Dedektif John Anderton, psişik güçlere sahip kahinler ve bazı teknolojik aygıtlar sayesinde cinayetleri daha işlenmeden önce fark edip suçluları yakalayan özel bir polis biriminin başındadır. Anderton'ın kusursuz işlediğine inandığı sistem, birdenbire tersine döner. Anderton'ın şefi olduğu birim, cinayet suçlamasıyla onun peşine düşer. Avcı artık av olmuştur.

David Lightman, çevresiyle iyi ilişkileri olan, meraklı bir gençtir. David, bir şirkete ait sandığı bilgisayar sistemini hack ederek, orada bulduğu bir bilgisayar oyununu oynamaya başlar. Ancak onun oyun sandığı şey, aslında Amerikan'ın askeri savunma sisteminde yer alan ve nükleer füzelerin kontrolünü sağlayan bir simülasyondur. Basit bir savaş oyunu oynadığını düşünen genç hacker, kendini Üçüncü Dünya Savaşı'nın içinde bulur.

Kısaca Deja Vu olarak bilinen olayın rahatsız edici gizemini herkes bir şekilde deneyimlemiştir. Birisiyle yeni tanıştığınızda sanki onu yollardır tanıyormuş gibi bir hisse kapılırsınız. Veya herhangi bir yere ilk defa gittiğiniz halde sanki orada daha önce bulunmuş gibi hissedersiniz. Kısacası Deja Vu adı verilen duyguyu bilmeyen yoktur denilebilir. Peki, ya bu tuhaf ve tüyler ürpertici duygu aslında geçmişten gönderilen bir uyarıysa… Veya bilinmeyen geleceğe dair ipuçlarını barındırıyorsa... Yapımcı Jerry Bruckheimer ve yönetmen Tony Scott’un yeni aksiyon-gerilim çalışmasında deja vu duygusu baş roldedir. İnsanların hayatını paramparça eden bir suç olayını araştırmakta olan ATF ajanı Doug Carlin’e (Denzel Washington) hiç umulmadık bir anda rehberlik eder.

Saatli bomba gibi patlamaya hazır, uykusuzluk çeken bir adam ile tekinsiz bir sabun satıcısı; ilkel erkek saldırganlığını şok edici yeni bir terapi yöntemine dönüştürür. Kurdukları bu fikir hızla yayılır ve her şehirde yeraltı "dövüş kulüpleri" kurulmaya başlar ta ki egzantrik biri yollarına çıkıp yok oluşa doğru giden, kontrolden çıkmış bir sarmalı tetikleyene kadar.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.



0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir