
Sam Rockwell
Trent Burns

In the affluent, gated community of Camelot Gardens, bored wives indiscriminately sleep around while their unwitting husbands try desperately to climb the social ladder. Trent, a 21-year-old outsider who mows the neighborhood lawns, quietly observes the infidelities and hypocrisies of this overly privileged society. When Devon, a 10-year-old daughter from one family, forges a friendship with Trent, things suddenly get very complicated.

Lester Burnham, çevresindeki insanlar tarafından sevilmediğini ve horgörüldüğünü düşünmektedir. Karısı Carolyn, bunca yıllık evliliklerinden sonra sanki ondan nefret eder gibi davranmaktadır. Kızı Jane, onu küçük görmektedir. Patronu ise sürekli onun girişimlerini baltalamaktadır. Yıllardır gizlemekte olduğu tutkuları sonucunda Lester, hayatında birkaç küçük değişiklik yapmaya karar verir. Böylelikle orta yaş krizini de kolaylıkla atlatabileceğine inanmaktadır. Aldığı kararlar sonucunda giderek özgürleştikçe ve mutlu olmaya başladıkça karısıyla kızını daha çok sinirlendirmeye başlar.

USC'ye bağlı bir Amerikan lisesi futbol yıldızı olan Brian Banks'in ilham verici gerçek hikayesi. İşlemediği bir suç yüzünden 10 sene hapis cezasına çarptırılıyor. Yıllar sonra hapisten çıktıktan sonra ise hayatına geri kazanmak, NFL'de oynayabilmek ve hayallerini gerçekleştirmek için savaşıyor.

Connor O'Neil hayatında sorumluluk almaktan sürekli kaçınan ve zamanını spor karşılaşmalarında bahis oynayarak geçiren birisidir. Yakın arkadaşı olan bir bankerden borçlarını ödemek için yardım istediğinde arkadaşı ona artık karşılıksız para veremeyeceğini söyler. Çalışıp para kazanması gerektiğini öğütler ve ondan şirketinin sponsoru olduğu beyzbol küçükler takımının koçluğunu üstlenmesini ister. Hayatında kendisinden başka hiç kimsenin sorumluluğunu üzerine almamış olan Conor, istemeye istemeye görevi kabul eder. Şikago'nun en belalı mahallesinde bir okulda okuyan küçük zenci çocukların koçluğunu üstlenir. Zaman geçtikçe çocuklara ne kadar bağlandığını kendisi bile şaşırır. Bu 10 yaşından küçük çocuklar kendisine hayat dersi vermektedir. Olayın içine bir de genç öğretmenleri Diane Lane girince, işler Conor için daha da ilginç olmaya başlar. Sonunda Conor aydınlanmanın ve kendini bulmanın değişik şekiller de ortaya çıkabileceğini öğrenmeye başlar.

Başka birisini teğmen rütbesine mi yükseltmek? lago'nun cesedini çiğnemeden bu yapılamaz! Ve daha da önemlisi, lago'nun intikam planlarına esir edilmiş herkesin cesedini çiğnemeden bu yapılamayacak. Kıskançlık, tutku, yanlış kişilere duyulan güven: Shakespeare'in bu Rönesans döneminde geçen fakat tüm çağlara uyarlanabilen taze Othello hikayesinde yazar/yönetmen Oliver Parker (An Ideal Husband), Kenneth Branagh (lago), Irene Jacob (Desdemona) ve Laurence Fishburne (oyuna ismini veren, orduları kumanda eden fakat kendi kalbini yönetemeyen kişi) rollerinde bu gitgide yükselen trajediyle izleyenlerin içine sızıyorlar. “Çok iyi fakat akılsızca seven" kişi şimdi bu son derece iyi ve akıllıca oynanmış ve çekilmiş filmde yeni kuşakların ilgisini üzerinde topluyor.

Bir yayıncının oğlu olan Thomas Webb (Callum Turner), üniversiteden yeni mezun olmuştur ve dünyadaki yerini aramaktadır. Babasının sanatçı eşi ile birlikte beraber yaşadıkları Üst Batı tarafındaki dairesinden, Alt Doğu tarafına taşınan Webb, burada viski shotları içerken dünyevi bilgeliğini aktarmayı seven yazar komşusu W.F Gerald (Jeff Bridges) ile tanışır. Kendini keşfetmeye çalışan Thomas’ın dünyası uzun süredir evli olan babasının, baştan çıkarıcı genç bir kadınla ilişki yaşadığını öğrenince değişir. Bu ilişkiyi bozmaya kararlı olan Thomas, onları ayırabilmek için babasının sevgilisi ile birlikte olur. Bu durum Thomas’ın kendisi ve ailesi ile ilgili tüm bildiklerini değiştirecek bir olaylar zinciri yaratır.

Sean Durkin'in yazıp yönettiği The Nest, bir girişimci olan Rory'nin, Amerikalı eşi ve çocuklarını kendi anavatanı İngilitere'ye dönmeye ikna etmesini ve ailenin burada yeni bir başlangıç yapmaya çalıştığı sırada yaşananları anlatıyor. Rory, son derece hırslı bir girişimcidir. Amerikalı eşini ve çocuklarını banliyödeki rahat yaşamlarından ayrılarak kendi anavatanı İngiltere’ye taşınmaya ikna eder. Burada bir fırsat yakalayan Rory, eski firmasına katılır ve muhteşem bir malikane kiralar. Kısa bir süre sonra bu çekici yeni başlangıcın ve evliliklerinin altında yatan nahoş sırlar ortaya çıkacaktır.

Onbir yaşındaki Vada'nın hayatı, babası Harry'nin kozmetikçi Shelly ile evlenmeye karar vermesiyle bir anda kararıyor. Vada, küçük bir kasabada yaşayan ve zamanının çoğunu bir erkek olan en iyi arkadaşıyla geçiren ve hastalıklardan korkan bir kızdır. En iyi arkadaşının ölümü üzerine hayatı başka bir açıdan görmeye başlıyor.

Erkek arkadaşı terk ettiğinde Pepa onu bulup neden terk ettiğini öğrenmek ister. Şaşırtıcı bir şey bulur: Erkek arkadaşının karısı ve oğlu. Onlar da kendisi gibi durumdan habersizdir. Eski erkek arkadaşının kirli işlere karışmış olabileceği ve dolayısıyla kendisinin de başının polisle derde girebileceği endişesiyle Pepa bir avukata başvurur. Bu kadın avukatın eski erkek arkadaşının yeni sevgilisi olduğu ortaya çıkar. Birbiri içine geçmiş olaylar dizisi komik ve eğlenceli biçimde gelişir.

Frank ile April, kendilerini her zaman çok özel, farklı görmüşler; hayatı yüksek ideallerine uygun şekilde yaşamaya hazır ve istekli olmuşlardır. Bu nedenle lüks evlerin sıralandığı bir cadde olan Revolutionary Road'daki yeni evlerine taşındıklarında kendilerini çevreleyen durağan ortamdan bağımsızlıklarını gururla ilan ederler. O dönemin toplumsal sınırlarını belirleyen tuzaklara asla düşmemeye kararlıdırlar. Ancak Wheeler çifti kendilerini hiç beklemedikleri bir durumun tam içinde bulur: Frank Wheeler rutin bir işi olduğu için sinirleri günden güne bozulan yetişkin bir erkeğe dönüşürken April de istek ve tutkularını bastırmaya çalışan mutsuz bir ev kadını olup çıkar. Sonuç ise tıpkı diğerleri gibi hayallerini kaybetmiş tipik bir Amerikan ailesidir.


Forrest Gump, düşük IQ’su olmasına rağmen, Amerikan tarihinin en önemli olaylarının tam ortasında yer alan biridir. Alabama'da büyüyen Forrest, koşma yeteneği sayesinde üniversiteye girer, Vietnam Savaşı'na katılır, Beyaz Saray’a davet edilir ve karides işinden milyoner olur. Ancak tüm bu başarılar, çocukluk aşkı Jenny’ye duyduğu sevginin yanında sönük kalır.

Sıradan bir adamın hasta oğlunu yaşatmak için suça yönelmesini anlatan çok önemli bir film… Dünyanın her yerinde rastlayabileceğiniz türde bir Sırp ailesi. Daha çok para kazanabileceği fırsatları, işini ahlaklı bir şekilde yapabilmek adına geri çeviren bir adam, gündüzleri öğretmenlik yapan ailesine düşkün bir kadın ve bu çiftin aşklarının meyvesi olan sevimli bir oğlan. Rutin ama problemsiz, sıcak bir hayatları var. Ayın sonunu zor getiriyorlar ama her sabah arabayla kırmızı ışıkta durduklarında arabanın çevresini saran sokak çocuklarına göre daha şanslı olduklarını da biliyorlar.

Savmart isimli marketin sessiz çalışanı Sy Parrish, müşterilerin gözünde sıradan bir fotoğraf baskı elemanıdır. Ancak Nina Yorkin'in her günkü samimi selamı, onun için beklenmedik bir kapı aralar. Zamanla, Nina'nın ailesinin en özel anlarına tanık olur. Sy için bu iş, mekanik bir süreç değil; hatıraların bekçiliğidir. Mükemmel baskıyı yaparken, aslında Yorkinler'in hayatını kendi varoluşunun parçası haline getirir. Peki ya bu saplantılı ilgi, iyi niyetin sınırlarını aştığında?

Babasının ölümünden sonra Daniel annesi ile Newark'tan New Jersey'e taşınmıştır. Kaldıkları yerde kibar Okinawalı Bay Miagi ile tanışacaktır. Okuldan yeni arkadaşı Ali Mills ile kumsalda gezerken onun eski erkek arkadaşı ve Cobra karate okulunun en iyi öğrencisi Johnny ile başını belaya sokar. Bu çekişme ile süregelen olaylar sonucunda bir gün Daniel Johnny ve onun karate okulu arkadaşları tarafından dövülürken Bay Miagi'nin onu kurtarmasına kadar giden bir süreci başlatır. Miagi ilk sefer Daniel'ın onun sensei olması isteğini reddedecektir. Fakat Johnny ve arkadaşlarının intikam isteği üzerine onun hocası olmayı kabul eder.

Bir trafik kazasıyla yaşamlarında başka bir boyut açılan evli bir çift, tanıştıkları yeni insanlarla değişik ilişkilere giriyor, bu arada değişik bir tutkuya kaptırıyorlar kendilerini. Kahramanlarımız, araba kazalarıyla varoluşlarını yeniden sorgulayan, metal ile ölümcül tehlike arasındaki bağlantıyla cinsel tatmine ulaşmaya çabalayan bu yeni insanlarla ölümcül bir tutkunun peşine düşüyor.

Lawrence Michael Levine’in yazıp yönettiği Black Bear, yaratıcılık konusunda sıkıntı çeken bir film yapımcısının hikâyesini konu alıyor. Geçirdiği sıkıntılı dönemde inzivaya çekilme ihtiyacı duyan Allison karakterinin bir arkadaşının önerisiyle gittiği göl kıyısındaki evde, evin sahipleri olan müzisyen Gabe ve dansçı partneri Blair ile geçirdiği günleri sıra dışı bir anlatımla aktaran film, üç karakterin olay örgüsündeki kırılmalarla değişen ilişki dinamikleri üzerine kurulu. Allison’ın, Blair ve Gabe çifti ile olan iletişimi ilerledikçe çözülen bir hikâye ortaya çıkıyor. Bu noktadan sonra kamera önü ve arkası arasındaki ayrım da yavaş yavaş ortadan kalkıyor. Böylelikle karakterin başka bir karakteri canlandırdığı, film içinde filmin yer aldığı, çok katmanlı bir yapıyla karşılaşıyoruz. Tüm bu kırılmalar, çeşitli zıtlıklar arasındaki çekişmelerin işlendiği derinlikli bir anlatı oluşturuyor.

Kariyerine odaklanan genç bir kadın her şeye sahip gibi görünür – iyi bir gayrimenkul şirketinde yeni bir iş, heyecan verici bir proje ve tutkulu bir âşık. Ancak patronunun karısına âşık olup bir kötülük ağına takılınca işler değişir. Genç kadın bu sürükleyici gerilim filminde kendini savunmaya çalışırken sırlar ve geçmişiyle bağlantılı karanlık dürtüler bir bir ortaya çıkar.

Eski bir barmen olan Robert Freegard, neredeyse on yıl boyunca bir İngiliz gizli servis ajanı gibi davranır. O, kurbanlarını IRA teröristlerinin avı olduklarına ikna etmeyi başarır. Büyük miktarda para karşılığunda Robert, kendisini MI5 üyesi olarak göstererek kurbanlarını korur. Ancak Robert'e aşık olan bir kadın, onun hayatının alt üst olmasını sağlar.

“Hayatının Seçimi”nde, atılacak bir adım bir hayatı sonsuza dek değiştirebilir. Karanlık bir geçmişe sahip olan Shana, aynı iş yerinde çalışmaya başladığı komşusu Gavin ile tutkulu bir aşk yaşamaya başlar. Ancak Shana’nın uçlarda yaşayan kocası Joe’nun bu sadakatsizliği öğrenmesi üçünü birden fırtınalı bir sona doğru sürükleyecektir. Zamana karşı yarışılan bu gerilimde, karmaşık bir aşk üçgeni ve birbiriyle karşıt düşüncelere sahip iki adamın ölümcül çatışması merak uyandıracak bir şekilde perdeye yansıyor.

In 1918, a young, disillusioned Adolf Hitler strikes up a friendship with a Jewish art dealer while weighing a life of passion for art vs. talent at politics
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.










0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir