
Joan Crawford
Ivy 'Bunny' Stevens

Ivy Stevens is a cafe entertainer in love with a shifty salesman who deserts her. In attempting to commit suicide, she is saved by Carl, a Salvation Army officer. Encouraged by Carl, Ivy joins the Salvation Army. When her old flame re-enters her life, Ivy finds she is still attracted and begins another affair with him.

Joan Crawford
Ivy 'Bunny' Stevens

Neil Hamilton
Howard 'Howdy' Palmer

Clark Gable
Carl Loomis

Marjorie Rambeau
Ruby

Guy Kibbee
Cass Wheeler

Cliff Edwards
Mike

Roscoe Karns
Fred Geer

Gertrude Short
Edna

George Cooper
Joe

George F. Marion
Humpty

Bert Woodruff
Tink

Henry Armetta
Tony
Jack Baxley
Waiter

Clara Blandick
Salvation Army Woman

Tenen Holtz
Poker-Playing Salesman

Sır: Hayal Etmekten Korkma merkezine, üç çocuğunu tek başına ve çok çalışarak büyütmeye çalışan Miranda Wells'i ve ailesini alıyor. Güçlü bir fırtına hayatına yıkıcı bir meydan okuma ve gizemli bir adam, Bray Johnson'u getiriyor. Kısa bir süre sonra Bray'in varlığı ailenin ruhunu yeniden canlandırıyor ancak kendisinin taşıdığı bilmedikleri bir sır vardır ve bu sır her şeyi değiştirebilir.

New York Times’ın en çok satan yazarlarından Katherine Center’in romanından uyarlama. Libby (Leslie Bibb), kocasının ani ölümünden sonra, her şeyi aşırı eleştiren annesinin yanına taşınır. Hiç beklenmedik bir anda, uzun süre ayrı kaldığı için yabancılaştığı teyzesi Jean, Libby için bir çıkış planı önerir: Jean’ın Texas Hill Country’deki çiftliğinde bir iş ve yaşaması için bir yer. Düşünüp vazgeçmeye zaman bırakmamak için, Libby hemen minivanı toplar, çocukları alır ve yola koyulur. Jean Teyze’nin çiftliğindeki hayat beklediğinden daha gizemli ve heyecanlı hale gelir. Özellikle de aksi çiftlik müdürü James’le (Josh Duhamel) tanıştıktan sonra. Libby, aslında sadece bir çılgın anneyi diğer bir çılgın anneyle takas etmiş olmayabileceğinin farkına varır. Belki de aslında kendisi ve küçük ailesini tekrar hayata döndüreceği yeri bulmuştur.

A young woman who is determined to maintain her independence finds herself at odds with her family who wants her to tame her wild side and get married.

Greta Garbo, Joan Crawford, John Barrymore, Lionel Barrymore ve Wallace Beery, En İyi Film Dalında Akademi Ödülü alan bu filmde başrolü paylaşıyorlar. Berlin'deki Grand Hotel'in tek bir günü anlatılmaktadır. Mücevher hırsızı Baron Felix von Geigern (John Barrymore) hem baş balerin Grusinskaya'nın (Garbo) mücevherlerini, hem de ölüm döşeğinde olan Otto Kringelein'in (Lionel Barrymore) patronu Preysig'in (Beery) metresi Flaemmchen'i ele geçirmek istemektedir. Hollywood'un bu klasik filminde, sadece 24 saat içinde bu insanların hayatları sonsuza değin değişecektir.

Tabu, tüm sessiz film yönetmenleri arasında belki de en büyüğü olan F.W. Murnau’nun son filmidir. Murnau’nun büyüklüğü stüdyo hilelerindeki başarısının yanı sıra Tabudaki gibi belgesel doğalcılığından kaynaklanıyordu. Bu çok yönlülük Almanya’da ve ABD’de çektiği filmler arasında köprü kurar. Doğal mekanlarda çekilen ve kesinlikle ne Almanca ne de İngilizce konuşulan Tabu, bu iki yeteneğin farklı yüzlerini sergiler. "Cennet" ve "Kayıp Cennet" şeklinde adlandırılan iki "bölüm"den oluşan basit senaryo, erotik bir aşk hikayesini konu alır. Genç bir kadın, köyün yaşlısı (Murnau’nun en ürkütücü kıyamet habercilerinden biridir) tarafından yeni ölen kutsal bakirenin yerine geçmek üzere seçilince cinsel tabu haline gelir. "Uygarlığın" (özellikle de paranın) ada sakinlerinin masum hazcılığı üzerindeki yozlaştırıcı gücü de yan tema olarak işlenir.

lbay Donald Harvey tarafından terk edildikten sonra Lily maceraperest bir kadın olarak ün salar. Eski aşıklar Şangay’a gitmekte olan trende karşılaşırlar. Her ikisi de birinci sınıfta farklı ülkelerden gelen yolcularla seyahat etmektedirler. Çinli isyancılar treni ele geçirirler ve Albay Harvey’yi rehin alırlar. Lily sevmekten hiçbir zaman vazgeçmediği adamı kurtarabilmek için her şeyi yapmaya hazırdır.. Çin sivil savaşı sırasında Pekin`den Shangai`ya gitmekte olan Shangai Express yolcularının bu yolculuk sırasında yaşdığı tehlikeli olayların anlatıldığı film. Trenin birinci sınıf yolcuları ise filmin ana kahramanlarını oluşturuyor. Ayrıca Film, 1933 yılında “En iyi Görüntü” Oscar`ını almıştır..

Üniversitedeki ilk günlerinde tanışan Jeremy ve Melissa kısa süre içinde birbirlerine deliler gibi aşık olur. Ancak bir süre sonra Melissa’nın yakalandığı amansız hastalık, gençleri ciddi bir sınavdan geçirirken, aşka ve umuda sıkı sıkı tutunmalarını sağlayacaktır.

Pregnant out of wedlock, an educated young woman is pressured by her father into an arranged marriage with a lonely farmer in this drama set during WWII.

Hayatını kütüphaneci olarak idame ettiren Taylor, aniden işsiz kalır. Kendisine yeni bir hayat kurmak için Montana'daki küçük kasabasına geri döner. Şimdi Taylor, kardeşini ve kasabadaki küçük oteli, farklı fikirleri olan iş adamı Joel Sheenan'dan kurtarmak zorundadır. Böylece Taylor için mücadele dolu anlar başlar.

The Austrian Secret Service sends its most seductive agent to spy on the Russians.

Immanuel Rath, yaşlı ve bekar bir profesördür. Öğrencilerinden duyduğu "Mavi Melek" adlı gece kulübüne onları yakalamak amacıyla gider. Gizlice gittiği gece kulübünde Lola Lola adlı dansçıya herkes gibi o da tutulur. Artık her akşam Lola'yı ziyaret etmeden duramaz hale gelir. Gece hayatı tıpkı bir girdap gibi onu içine çeker. Sürekli bir hayal alemi içinde derslerde bile Lola'yı düşünerek kendinden geçer. Lola'nın başka erkeklerle olmasından ölümüne rahatsız olduğu için onun tüm ihtiyaçlarını karşılamaya çalışır. Bu onun giderek çöküşüne yol açmaya başlar.

Jim is a test pilot. His wife Ann and best friend Gunner try their best to keep him sober. But the life of a test pilot is anything but safe.

Freaks, Tod Browning’in kendi geçmiş deneyimlerinden yola çıkarak çektiği kült bir filmdir. Dönemin sirklerindeki gösterilerin parçası olan kolsuz ve bacaksız insanlar, siyam ikizleri, cüceler, iskelet insanlar, sakallı kadınlar, çift cinsiyetli insanlar gibi gerçek fiziksel deformasyonlarıyla hilkat garibelerini seyircinin önüne çıkarması Browning’in ağır eleştirilere maruz kalmasına hatta sinema kariyerinin sonlanmasına sebep olmuştur * Filmin hikayesi, hilkat garibeleriyle dolu bir sirkte geçer. Sirk artistleri arasında bulunan güzel trapez sanatçısı, cüce Hans’ın evlilik teklifini kabul eder. Fakat hilkat garibeleri, bu evliliğin Hans’ın parası için olduğunu öğrenirler. Onlarla dalga geçen trapezcinin, sevgilisi ile birlikte Hans’ı öldürme planları yaptığı ortaya çıktığındaysa, birbirlerine sıkı sıkıya bağlı olan hilkat garibeleri bu kadın ve sevgilisi için korkunç bir intikam planı hazırlarlar

Bir grup acemi genç Alman askerinin, 1.Dünya Savaşı sırasında büyük bir idealizmle başlayan hikayelerinin, hayal kırıklığıyla sonuçlanmasını anlatıyor. Başrol oyuncusu Lew Ayres’in canlandırdığı Paul Baumer’in repliği, filmin konusunu da özetliyor: “Siperlerde yaşıyor ve savaşıyoruz. Ölmemeye çalışıyoruz, tek yaptığımız bu” Modası çabuk geçen pek çok mesaj filmlerinin aksine, Erich maria Remarque’nin savaş karşıtı romanından uyarlanan filmin etkisi yıllar sonra bile hiç azalmamıştır. Lewis Milestone’nun ölçülü, sade ve insanı derinden etkileyen çalışması, yıllar sonra bile pek çok ülkede yasaklıydı.

Usta yönetmen Fritz Lang’ın kült suç filminde Berlin sokaklarında amansız bir mücadeleye sebep olan bir seri katil hikayesi konu edilir. Sadece çocukları öldüren bu psikopat seri katili durdurmak için çalışmaya başlayan şehrin polis teşkilatı, sokakları sıkı bir denetim altına alır. Katilin yakalanmamasından fazlasıyla tedirgin olan halkın yanısıra, bu baskıdan şikayetçi olan başka bir grup daha vardır. Polisin sıkı denetimi yüzünden yakalanmaktan korkan diğer sokak suçluları ve dilenceler de kendi aralarında organize olarak bu operasyonun bir an önce sona ermesi için katilin peşine düşer. Artık polislerin yanısıra suçlunun peşinde olan yasadışı bir oluşum...


Brian De Palma 1980’li yıllarda üç saatlik bir şölene dönüştürdüğü Tony Montanalı SCARFACE hikâyesini yakın tarihe kadar bir gizem olan 1931 yapımı SCARFACE filminden aktarmıştır. Hayatı sinema filmine konu olan Howard Hughes, senaryo yazarı Ben Hecht ve Amerikan sinemasının efsane yönetmenlerinden Howard Hawks’ın 1931 yılında gerçekleştirdikleri bu eser “Klasik” ve “Yön verme” vasıflarını hak eden bir çalışmadır. Eserin ana fikri Tony Guarino isimli karaktere dayandırılan Armitage Trail’in aynı isimli romanına dayanmaktadır.Ufak işlerde pişen Sicilya kökenli serseri Tony Camonte, dağlı teknikleri ve megaloman seviyede ki kazanma hırsıyla Chicago Yeraltı Dünyasının en büyüğü olmaya yemin etmiştir. Bu yolda da kendi patronundan şehri yönetenler kulübünün üyelerine herkes birer araçtır. Sırası gelenler bu hırstan kendine düşen payı alacak ve hastanede ki suikast sahnesinde olduğu gibi bir buket çiçek ve kurşunla şehirden ve hayattan uğurlanacaktır.

Lilly (Baby Face), sefalet içinde yaşadığı onca yıldan sonra hayat basamaklarını tırmanmanın kolay yolunu bulmuştur; önüne gelenle yatmak... Lilly, babasının gizlice içki sattığı, bodrumdaki barda başlayan yolculuğuna, New York’un şaaşalı ofis binalarının çatı katında devam edecektir. Üstelik tüm basamakları tek tek çıkarak... Bankanın Alt-Düzey Yöneticisi Jimmy McCoy, Lilly’e önemli bir terfi imkanı olduğunu söyler. Fakat bir şart vardır; bankanın müdürüyle yatmak... Jimmy’nin son zamanlarda görememekten şikayetçi olduğu Lilly şöyle der; "Geceleri yatağa erken girebilmek için çok çalışıyorum."

Good Samaritan Sarah Fitzpatrick has a fatal accident just before Christmas, and finds herself in the lobby before the gates of Heaven. Certain that she will be let in, she is shocked to find that her name is not on the reservation list. However, she is granted the chance to return to Earth as an "angel in training" with the requirement to help a soul in need. Sarah has the 12 days before Christmas to secure her place on the list leaving her in the race for her after-life.

Zengin ve güçlü Alexander Andrews, kızı Ellie’nin King Westley’yle olan evliliğini onaylamaz. Kızını kaçırtır ve evliliği sonlandırmaya çalışır. Ancak Ellie, tutulduğu yattan kaçmayı başarır. Babasının adamlarına yakalanmadan kocasının yanına gitmeye çalışan Ellie’nin yolu, bindiği otobüste Peter Warne’la kesişir. Kurnaz ve haber peşinde koşan bir gazeteci olan Peter, ayağına gelen fırsatı kaçırmaz. İkilinin ilişkisi başlangıçta çıkar üzerine kurulsa da, zamanla aşka evrilir. Buna karşın önlerinde engeller ve yanlış anlamalar mevcuttur.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir