
Robert Taylor
William 'Bill' Carey


Robert Taylor
William 'Bill' Carey

Hedy Lamarr
Manon deVargnes Carey, aka Kira Kim

Joseph Schildkraut
Pierre Delaroch

Gloria Franklin
Nina

Ernest Cossart
Father Antoine

Mary Taylor
Dolly Harrison

Charles Trowbridge
Alfred Z. Harrison

Frederick Worlock
Colonel Demassey

Paul Porcasi
Lamartine

Marguerita Padula
Madame Kya

Cecil Cunningham
Countess Berichi

Natalie Moorhead
Mrs. Hazlitt

Leon Belasco
Assistant to Manager

Abner Biberman
Wardrobe Buyer

Gino Corrado
Waiter

Birbirine derinden bağlı iki çocukluk arkadaşı olan Nora ve Hae-sung, Nora'nın ailesi Güney Kore'den göç edince ayrılmak zorunda kalır. Yirmi yıl sonra, kader ve aşk kavramlarıyla ve hayatı oluşturan seçimlerle yüzleşirken, önemli bir hafta boyunca New York'ta yeniden bir araya gelirler.

Evlatlık Heathcliff ile üvey kızkardeşi Cathy arasındaki umutsuz ve yıkıcı ilişkiye odaklanan bu karanlık, neredeyse konuşmasız filmde intikam peşinde koşan sadist antikahraman Heathcliff’i ilk kez zenci bir oyuncu canlandırıyor.

Tala, a London-based Palestinian, is preparing for her elaborate Middle Eastern wedding when she meets Leyla, a young British Indian woman who is dating her best friend. Spirited Christian Tala and shy Muslim Leyla could not be more different from each other, but the attraction is immediate and goes deeper than friendship. But Tala is not ready to accept the implications of the choice her heart has made for her and escapes back to Jordan, while Leyla tries to move on with her new-found life, to the shock of her tradition-loving parents. As Tala's wedding day approaches, simmering tensions come to boiling point and the pressure mounts for Tala to be true to herself.

In 1850s Louisiana, the willfulness of a tempestuous Southern belle threatens to destroy all who care for her.

Dennis, owner of a rubber plantation in Cochinchina, is involved with Vantine, who left Saigon to evade the police. When his new surveyor arrives along with his refined wife Dennis is quickly infatuated by her.

Air Force Major Lloyd Gruver is reassigned to a Japanese air base and is confronted with US racial prejudice against the Japanese people. The issue is compounded because a number of the soldiers become romantically involved with Japanese women, in defiance of US military policy. Ordinarily, a by-the-book officer, Gruver must take a position when a buddy of his, an enlisted man, Joe Kelly, falls in love with a Japanese woman, Katsumi, and marries her. Gruver risks his position by serving as best man at the wedding ceremony.

New York Times’ın en çok satan yazarlarından Katherine Center’in romanından uyarlama. Libby (Leslie Bibb), kocasının ani ölümünden sonra, her şeyi aşırı eleştiren annesinin yanına taşınır. Hiç beklenmedik bir anda, uzun süre ayrı kaldığı için yabancılaştığı teyzesi Jean, Libby için bir çıkış planı önerir: Jean’ın Texas Hill Country’deki çiftliğinde bir iş ve yaşaması için bir yer. Düşünüp vazgeçmeye zaman bırakmamak için, Libby hemen minivanı toplar, çocukları alır ve yola koyulur. Jean Teyze’nin çiftliğindeki hayat beklediğinden daha gizemli ve heyecanlı hale gelir. Özellikle de aksi çiftlik müdürü James’le (Josh Duhamel) tanıştıktan sonra. Libby, aslında sadece bir çılgın anneyi diğer bir çılgın anneyle takas etmiş olmayabileceğinin farkına varır. Belki de aslında kendisi ve küçük ailesini tekrar hayata döndüreceği yeri bulmuştur.

Üzerinde güneş batmayan emperyalist İngiliz İmparatorluğunun zirvede olduğu zamanlar.... Genç ve toy bir İngiliz subayı görevli olarak İngiliz kolonisi Sarawak'a gönderilir. Doğa harikası, cenneti andıran bir mekanda başlarda her şey çok keyifli gözükse de kısa zaman içinde kendisini bekleyen zorlukları farkeder. Yöneteceği halkın dilini kısa zamanda öğrenme zorunluluğu, kesilip kafaları getirilmesi gereken Çinliler, Hollandalı kaçak madenciler ve hepsinden önemlisi zaman içinde çok karmaşık bir hal alacak gönül ilişkileri. Film adını, buraya gönderilen idarecilerin yerel dili kısa zamanda öğrenmelerini çabuklaştırmak için hizmetlerine verilen "yatak arkadaşı" kızlardan alıyor. Bu kızlar idarecilerin hem yatak arkadaşı hem de dil öğretmenleri olarak geçici olarak görevlendirilmektedir. Ancak genç ve toy yeni idareci dini inançları nedeniyle bunu başlangıçta kabullenmekte zorlanır. Kabul ettikten sonra ise geri dönülmez bir yola girdiğini geçte olsa farkedecektir...

A widowed doctor of both Chinese and European descent falls in love with a married American correspondent in Hong Kong during China's Communist revolution.

1920li yılların sonunda Hindiçin Liseli bir Fransız kız, Mekong nehrindeki bir vapurda zengin bir Çinli ile tanışır ve onun birlikte yolculuk etme teklifini kabul eder. Sonrasında genç kız, adamın garsoniyerine gidecek ve ilk aşkı orada yaşayacaktır. Irklar arası sürtüşmenin, para ve statü gibi değerlerin şekillendirdiği bu tutku dolu ilişki, Çinli adam için ömür boyu unutulmayacak gerçek aşk anlamını taşıyacaktır. Ünlü yazar Marguerite Durasın Fransanın en önemli edebiyat ödülü Prix Goncourta layık görülen ve kendi yaşam öyküsünden izler taşıyan romanından, baş döndürücü güzellikte bir uyarlama.

Yaşadığı sakatlığın sonrasında tenisi bırakmak zorunda kalan Tashi, kendisini bir aşk üçgeninin içerisinde bulur.

Günümüzden yaklaşık olarak bir asır öncesinde, Amerika Birleşik Devletleri’ne ait Virgina Eyaleti’nde çıkarılan bir yasa ile rengi beyaz olan bir insan ile rengi siyah olan bir insanın evlenmesi yasaktır. Yasanın ihlali sonucunda suçlular hapis cezası yargısı ile yargılanırlar. Böylesine bir kanun kendilerini eşitliğin ve demokrasinin anavatanı olarak görün Amerika Birleşik Devletleri’nde ırçılığın olduğunu alenen beyan eden bir kanundur. Bu kanuna karşı gelerek evlenen Richard Loving ile Mildred Loving çiftinin tüm dünya ırkçılığa karşı olduklarına dair açıklamalarda bulunmalarını ile halkın kendilerine destek verip haklı görülmeleri ile dünyada ırkçılığa karşı önemli bir duruş sergilemelerini, kendilerini ırkçılığın sembolü ilan etmelerini, ölümsüzleşmelerini izleyeceğiz.

Samuel Taylor'un oyunundan uyarlanan bu romantik komedide, unutulmaz Audrey Hepburn, Sabrina'ya hayat veriyor. New York'un ve aslında Amerika'nın en zengin ailelerinden Larabee'lerin şöforü Fairchild'ın (John Williams) kızı olan Sabrina, küçük yaştan itibaren savurgan davetlerin gizli şahidi olarak büyümüş ve kendisine sanki hiç yaşamıyormuş gibi davranan ailenin uçarı sosyete çapkını küçük oğlu David'e (William Holden) platonik bir aşkla bağlanmıştır. Sabrina 20 yaşına geldiğinde babası tarafından Paris'e gönderilir. Böylece hem David saplantısından kurtulacak, hem de dünyanın en ünlü aşçı okulundan mezun olacaktır. İki yıl sonra geri döndüğünde Sabrina, yaşamı ve zevklerini öğrenmiş, çekici ve 'modaya uygun' bir hanımefendi olmuştur. Sabrina'nın karşıkonulmaz zerafeti ve büyülü havası, üç kez evlenip boşanmış olan 'kadın avcısı' David'i bir kaç dakika içerisinde fetheder..

Tim Sullivan'ın senaryosunu Lise ve Ceil Friedman'ın kitabından uyarladığı film İtalya'ya seyahate giden genç bir çiftin yolculuk sırasında, yıllar önce ayrıldığı sevgilisine mektuplar yazan bir kadınla tanışmalarını anlatıyor.

Kendi yerine geçecek elemanı eğitmek için Hindistan’a giden ve burada aşkı bulan bir adamın hikayesi.

A socialite marries a prominent novelist, which spurs a violent, obsessive, and dangerous jealousy in her.

Eilis Lacey (Saoirse Ronan), İrlanda'nın fakir mahallelerinden birinde yokluk içinde yaşayan bir kızdır. Sevmediği bir işte annesinin hatrına çalışan Eilis'e kasabasındaki kilise papazı yardımcı olur ve onu Amerika'ya güvenilir bir tanıdığın yanına gönderir. 1950'li yılların New York'unda Brooklyn’e gelen genç kız, Amerika'nın gelecek vaatleri için annesinin evini terk eder. Ayakları üzerinde durma mücadelesi veren Eilis bu arada bir gençten de çok hoşlanır. Fakat gurbet özlemi birkaç ay sonra Eilis için dayanılmaz olur ve bu sırada annesinden gelen bir haber ile İrlanda'ya birkaç haftalığına dönmeye karar verir. Amerikan rüyası İrlanda'daki geçmişi yüzünden bozulan Eilis, iki ülke ve üzerinde yaşadığı hayatlardan birini seçmek zorunda kalacaktır.

1900'lerin Amerikasında orduda görevli albay William Ludlow görevinden ayrılarak, Montana'da kaya dağlarında bir evde 3 oğlu ile yaşamaya başlar. Bu arada 1. Dünya Savaşı başlar. Albayın tüm karşı çıkmalarına rağmen 3 kardeş savaşa katılır. En küçük oğlan Samuel'in öldüğü savaşın ardından diğer oğlu Tristan Samuel'in nişanlısı Susannah'la yakınlaşmaya başlar ve aralarında bir aşk başlar. En büyük kardeş Alfred'inde Susannah'tan hoşlanmaya başlamasıyla olaylar değişir ve gelişir. Bu arada kardeşinin ölümünden kendini sorumlu tutan Tristan bir çıkmazın içine girmiş bulunmaktadır.

Gerçek yaşanmış bir öyküden uyarlanmış bu film İngilterenin dünya köle ticaretinin başı olduğu bir dönemde İngiltere yüce mahkemesi başkanın oğlu siyahi bir kadından doğma bir kız çocuğunu büyütülmesi için aile malikahanesine getirmesiyle başlar. Belle İngiliz aristokrasi kurallarına göre büyütülecektir ama genede onlardan biri olabilmek için alınması yol uzundur.

Çapkınlıklarıyla ün yapmış genç ve bekar besteci Brad Allen ile komşusu olan, güzeller güzeli dekoratör Jan’in yolları devamlı karışan telefon hatları sayesinde kesişir. Birbirlerinden hiç hoşlanmayan ikili, farkında olmaksızın, aşklarını kavgalarıyla beslerler. Brad, Jan’in kim olduğunu anladıktan sonra çevirdiği türlü dolaplarla “aşk ve savaşta her şeyin mubah olduğunu” ispat edecektir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir