
Carme Elias
Martina

Two sides of the same country: a chaotic and violent city contrasting against a natural paradise where the oldest mountains on the planet can be found. Two main characters that find each other at a crucial moment. Two fearless journeys, one that begins as a childlike adventure and ends up on the other side of the country and a one-way journey, free and determined. The same destiny will inevitably bond a woman with her grandson. Without knowing it they are part of an unbreakable family circle that deeply unites them. Second opportunities will arise while individual freedom of choice will become imposing. Everything comes together to tell us: there is only one destiny, the one you choose for yourself.

Carme Elias
Martina
Omar Moya
Lucas

Alec Whaite
Kayemó
Iván Tamayo
Julio

Alberto Rowinsky
Tomás

Isabel Rocatti
Lola
Marcos Moreno
Nasak
Malena González
Sara

Beatriz Vásquez
Teresa
José Roberto Díaz
Federico

Alejandro Bello
Thug (voice)
Rafael Humberto Carrillo
Pordiosero

Luis Silva
Malandro persecusión


Whangara kabilesinin enteresan bir inanışı vardır. Yeni Zelanda’nın Doğu yakasında konuşlanan Whangara kabilesi, soylarının binlerce yıl önce o topraklara bir balinanın sırtında geldiğine dair güçlü bir inanca sahiptir. Bu atalarının adı Paikea'dır. Bu inanışa göre kabilenin geleneklerinde işleyen töre şu şekildedir: Kabileye şef olarak seçilen kişiler ailenin ilk doğan erkek çocukları olmak zorundadır ve bu kabilede yaşayan 11 yaşındaki "kız çocuğu" Pai'nin ise gözü şefliktedir. Pai'nin bilge Büyükbabası Koro, kabilenin müstakbel başkanını tayin edecek olan mercidir. Lider olmak isteyen küçük kız Pai, bu uğurda ne gerekirse yapmaya kararlıdır. Dünyada her şeyden çok sevdiği büyükbabasına karşı gelecek bile olsa... Yeni Zelanda’nın kültürüne dair çok içten, samimi bir hikaye anlatan Whale Rider, küçük oyuncusu Keisha Castle-Hughes’a da 'en iyi kadın oyuncu' dalında Oscar adaylığı getirmişti.

Jodie Foster'ın yönettiği 'Little Man Tate'in başrolünde, yetenekli çocuk oyuncu Adam Hann-Byrd var. Dede (Jodie Foster) tek başına oğlu Fred'i (Adam Hann-Byrd) büyütmeye çalışıyor. Bir anda, oğlunun aslında bir dahi olduğunu keşfeden Dede, Fred'in hakettiği herşeye sahip olmasını, tüm eğitim imkanlarının kendisine sunulmasını istiyor. Dede, aynı zamanda oğlunu kötü niyetli insanlardan da korumak zorunda. Foster ilk yönetmenlik deneyiminde etkileyici bir dram sunuyor izleyiciye.

Gecenin geç saatlerinde New York caddelerinde bir ambulans sirenlerini çalarak ilerlemektedir. Gece vardiyasındaki ambulans görevlileri için ölülerle ya da ölmek üzere olan insanlarla yüzyüze olacakları yeni bir gece daha başlamıştır. Sabaha kadar görev başında olan bu görevliler, en az New York caddelerinden topladıkları ölmüş ya da ölümün eşiğine gelmiş insan bedenleri kadar fırtınaya tutulmuş, yaşamları normal seyrinden çıkmış insanlardır.Kimbilir, belki de onları ayakta tutan, Manhattan'ın bir deprem merkez üssünü andıran kaos yüklü caddelerin sürrealist bir tabloya benzeyen görünümüdür. Her gece dünyanın bir başka acımasız ve keskin görünümüyle karşılaşmanın getirdiği yakıcı duyguların ta kendisidir.


Yakışıklı ve başarılı moda fotoğrafçısı Romain ölümcül bir kansere yakalandığını öğrenir. İstemeye istemeye tedavi gören Romain hastalığını ailesinden saklar ve onları kendisinden soğutmaya çalışır. Bir sonraki adımı hastalığından habersiz olan erkek arkadaşını terk etmek olur. Durumu sadece büyükannesine anlatır;ona göre yaklaşan ölümü kabul etmenin başlangıcı budur.

San Fernando Valley'de sıradan bir günde ölmek üzere olan bir baba, genç karısı, bir erkek bakıcı, kaybolmuş ünlü bir oğul, aşık bir polis, dahi bir çocuk, eskiden dahi bir çocuk olan bir adam, bir şov programı sunucusu ve yabancılaşmış bir kız bir hikayenin farklı parçalarında yerlerini alacaklardır. Bu insanlar, unutulmaz bir heyecanla sonlanacak bu gün içinde, şans, hareket, geride bırakılan zaman ve rastlantılar yumağında adeta birbirlerinin hayatlarının içinden zikzaklar çizerek geçecek ve birbirlerini çözümleyeceklerdir.

1994 yılında Ruanda'daki Hutu ve Tutsi kabileleri arasında yaşanan iç savaşta Hutular 3 ay içinde 800.000 Tutsiyi katletmişlerdi. İnsanlık tarihinin bu en büyük soykırımlarından biri esnasında, Birleşmiş Milletler korumasındaki bir Hristiyan misyoner okul ve okulda bulunan 40 kadar Avrupalı kendilerini bir anda katliamın ortasında bulurlar. Okulda eğitim gören Tutsilerle birlikte, çevreden 2500 civarında Tutsi okula sığınırlar. Okulda görevli idealist genç öğretmen Joe ve Katolik rahip Christopher, bu halk için ne yapabileceklerini sorgulamaya başlarlar. Dışarıda onları öldürmek için bekleyen Hutulara karşı korkunç bir süreç işlemeye başlar.

Ebeveynlerinin boşanmasıyla birlikte zor zamanlar yaşayan Nicholas, dünyaya karşı ilgisizleşir. Artık eski gibi gülümsemeyen Nicholas, derslerine girmez ve yalan söylemeye başlar. Babasının yanına taşınan Nicholas, yeni ailesiyle yaşamaya başlamasıyla her şeyin yoluna gireceğini düşünür. Ancak taşındığında orada bulunmak istemediğini fark eder ve annesinin yanına geri dönmeye karar verir. Ancak Nicholas’ın annesinin yanına geri taşınma şansı var mıdır?

Harvard'da gazetecilik okuyan Matt, oda arkadaşının işlediği bir suçun üzerine atılmasından dolayı son senesinde okuldan atılır. Uğradığı haksızlıktan sonra yeni bir başlangıç yapmaya karar veren Matt, İngiltere'de yaşayan ablasının yanına gitmeye karar verir. İngiltere'de West Ham United taraftar grubu GSE'in lideri Ben ile tanışan Matt'in hayatı bir anda değişir. Futbol konusunda en ufak bir bilgisi olmayan yumuşak başlı "Yanki" Matt, Ben ve arkadaşlarıyla maçlara gitmeye, kavgalara karışmaya başlar ve bunca zamandır içinde biriktirdiği şiddeti dışa vurarak kendini anlamsız bir fanatikliğin içinde bulur.


A busy executive learns during a meeting that his mother may be dying and rushes home to her side. He ends up being his father's caretaker and becomes closer to him than ever before. Estranged from his own son, the executive comes to realize what has been missing in his own life.

14 yaşında, zeki ve çekici bir genç kız olan Hayley ve internette tanıştığı 30 yaşındaki moda fotoğrafçısı Jeff, tanışmak üzere bir kafede buluşurlar. Aralarında yaşanan flörtleşme, onları daha da yakınlaştırarak Jeff'in dairesine kadar götürür ve bu, beklenmedik bir olayın başlangıcı olur. Hayley, uzun süredir merak ettiği sırrı çözmek için Jeff'in içkisine ilâç katar.

Her hafta Los Angeles'ta zırhlı kamyonlarla yüz milyonlarca dolar taşıyan bir firmanın en yeni üyesi kendini kısaca H olarak tanıtan esrarengiz bir adamdır. Bir soygun sırasında kontrolü ele alıp durumu kolayca çözen H ekip arkadaşlarını şaşırtır. Soygun girişimi karşısında soğukkanlılığı ve silah kullanımında sergilediği ustalık, geçmişine dair kimi soruların sorulmasına yol açar.

Hala bellek kaybının etkisinde olan Bourne, şiddet dolu geçmişini geride bırakarak kız arkadaşı Marie ile huzurlu bir hayat yaşamaya başlamıştır. Fakat planları bir gün kendisine yapılan bir suikast girişimden ucu ucuna kurtulması ile paramparça olur. Şimdi bilinmeyen düşmanı tarafıdan izlenen Bourne hem kolay bir hedef olmadığını hem de becerileri, kararlılığı ve çevikliğiyle hafife alınmayacağını kanıtlamak zorundadır.

New York yakınlarında, New Jersey çevresinde yalnızca polislerin oturduğu gelişmiş ve çok güvenli bir semt vardır. Yıllar önce güvenliklerini sağlamak amacıyla burayı satın almışlar ve yerleşmişlerdir. Ancak arazi mafya tarafından polislere mafyanın işlerine karışmamaları şartı ile verilmiş. Yıllarca bu böyle sürüp gitmiş ta ki yılın polisi seçilen genç memur Babbitt pis bir işe karışıp, yanlışlıkla iki zenci genci öldürene kadar. Bu olay üzerine halkın sinirlerini yatıştırmak için başkomiser bir senaryo hazırlayarak Babbitt'i herkesin gözü önünde öldürtür. Bunun üzerine bölge şerifi bu olaylardan şüphelenir ve araştırmaya başlar. Ve işler bir anda kontrolden çıkar.

Jason Bourne’in tek isteği ortadan kaybolmaktır. Ancak kaybolmayı başaramadığı gibi kendisini yaratanlar tarafından ele geçirilir. Hafızasını ve sevdiği tek insanı kaybetmiş olan Jason Bourne, iyi eğitimli yeni kuşak katillerin yoğun ateşi altındadır. Artık sadece tek bir hedefi vardır: Başlangıca dönmek ve kendisinin kim olduğunu bulmak.

Sorunların bir türlü azalmak bilmediği, aksine alevlenerek artış gösterdiği bir aileyi merceğine alan filmin başrollerinde parçalarına ayrılmış bir aile bulunuyor. Alkol problemleri nedeniyle sahip olduğu maddi-manevi her şeyi kaybeden bir çiftlik sahibi, yıllar önce oğlunu kaybederek büyük bir acı yaşamıştır. Bu şoku bir türlü atlatamayan talihsiz baba, oğlunun ölümünden gelinini sorumlu tutmuş; bu nedenle de yıllarca onunla ve torunuyla görüşmeyi reddetmiştir. Bu süreçte kendine kızmayı ve kendine küsmeyi de ihmal etmeyen baba, yıllar sonra geçmişi tartıp geleceği değiştirmek aşamasındadır.

Georgia'da yaşayan Annie adlı dul kalmış bir anne, gaipten şeyler görmekte, insanların gelecekte yaşayacakları hakkında istemdışı olarak bilgi edinmektedir. Yörede yaşayan ve lise müdürüyle nişanlı olan bir genç kızın cinayete kurban gitmesi sonucu, Annie'nin doğaüstü yeteneklerinden soruşturma için yararlanılmasına karar verir. Civarda yaşayanların Annie'ye karşı takındıkları tavırlar farklıdır. Öyle ki, eşiyle arasında şiddetli geçimsizlik bulunan bir adam (Keanu Reeves), onu Şeytan'la işbirliği yapmakla suçlamaktadır. Zamanla, civarda yaşayanların hepsi cinayet soruşturmasının zanlılarına dönüşüverir. Annie'nin sosyal hayatı, soruşturma yüzünden bir karabasan halini alır...Sam Raimi'nin yönettiği film, toplumsal bir dram niteliği taşıyan olayları gerilim ve doğaüstü unsurlarla harmanlayarak sunuyor...

Willy loman adlı karakterin trajik hikayesini anlatır.Geçmiş hayatı ve şimdiki hayatı birbirine karışmıştır.Savaş sonrası ekonomideki değişiklikler hayatını fazlasıyla değiştirir.Geçmişe dair olaylarla ilgili halüsinasyonlar görmeye başlar.Sonunda ölmesinin hayatta kalmasından daha çok işe yarayacağını karar verir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir