
Rinko Kikuçi
Kumiko

Tokyo'da yaşayan yalnız bir kadın olan Kumiko, seyrettiği bir filmde gördüğü gömülüp kaybolmuş paranın gerçekten varolduğuna inanmıştır. Acemice çizilmiş bir harita ve amatörce hazırlıklarıyla çıktığı yolculuk, onun Tokyo'dan çıkıp Minnesota'nın el değmemiş doğasına kadar gitmesine neden olacaktır.

Rinko Kikuçi
Kumiko

勝部演之
Sakagami
東加奈子
Michi
Ichi Kyokaku
Library Security Guard

大西礼芳
Chieko

河北麻友子
Ms. Kanazaki

田野アサミ
Office Lady
Ako Yoshida
Office Lady
Anna Wakamori
Office Lady
Risa Hotta
Office Lady
Hitomi Sawano
Office Lady
Maki Issô
Office Lady

梅舟惟永
Office Lady
Takao Kinoşita
Dry Cleaning Clerk

Shirley Venard
Older Woman

Altı insan, altı biyografi, altı hayat yazgısal bir şekilde iç içe geçiyor. Her biri bir yolculuğa çıkıyor. Gündüzlerden ve gecelerden geçen, sarp ve dikenli yollardan yaşamın kıyılarında dolaşan ve bizzat yolcuların benliğine giden birer yolculuk. Bir ucu Almanya Bremen’den başlayıp Karadeniz kıyılarına ulaşırken başka bir uç İstanbul’dan başlayıp Bremen’e ulaşmaktadır.

Son Somuray (2003) filminin aksine büyük savaş alanlarını değil, samuray sınıfının ekonomik olarak çöktüğü ve onurlarını korumaya çalıştığı günlük yaşamı en gerçekçi ve hüzünlü dille anlatan yapımlardandır. 19. yüzyılın ortalarında, Meiji Restorasyonu'na giden süreçte geçer. Düşük rütbeli, yoksul bir samuray olan Seibei, bir yandan hasta annesine ve çocuklarına bakmak için tarlalarda çalışırken, bir yandan da klanının emriyle ölümcül bir göreve gitmek zorunda kalır. Oscar’a aday gösterilmiş bu film, geleneksel samuray ruhunun derinliklerini anlamak için birebirdir.

DOLLS, aşkın mantığa üstün geldiği; acının, hüznün ve kalp kırıklığının hüküm sürdüğü büyülü bir evrende İçiçe geçen paralel üç öyküden oluşuyor. Nişanlısı tarafından terkedilen genç bir kız başarısız bir intihar girişiminde bulunur. Genç kız kurtulsa da tüm bilincini yitirmiştir. Çevresiyle ilişkisi üç yaşındaki bir çocuktan farksızdır. Genç kızın nişanlısı hatasını anlayıp pişmanlık duysa da, hissettiği suçluluktan kurtulumaz. İki sevgili sonu belirsiz bir yürüyüşe çıkarlar. Öte yandan yaşlı bir yakuza, bir ömür geç kaldığı aşkını bulmuştur. Ancak zaman, yakuzanın hayatında gördüğü tüm savaşçılardan daha acımasızdır. Tüm bunların uzağında, şehrin başka bir yerinde ise bir başka genç, televizyonda gördüğü bir pop sanatçısına aşık olur. Genç adam, aşkına ulaşmak İçin herşeyini feda etmeye razıdır, gözlerini bile.

Frantisek Louka (Zdenek Sverak), Çekoslovakya'da devlet konservatuarında çello çalan bir bekardır. Orkestradaki işini kaybedince para kazanmak için cenazelerde çalmaya ve mezar taşlarını boyamaya başlamıştır. Ancak borcu gittikçe büyüyünce arkadaşı Mr.Broz (Ondrej Vetch), Rus bir kadınla evlenmesi için onu ikna eder. Kadın Louka'yla Çekoslovakya vatandaşı olabilmek için evlenir ancak evlendikten sonra Batı Almanya'daki sevgilisine kaçar. Geride bıraktığı beş yaşındaki oğlu Kolya (Andrej Chalimon)'nın anneannesi ölünce, Kolya üvey babasıyla yaşamak için Çekoslovakya'ya gelmiştir. Huysuz ihtiyar Louka ile sevilmeyip de ne yapılası Kolya'nın öyküsü..

Modern western türündeki hikayesiyle Little Woods, Kuzey Dakota'da yaşayan Ollie (Tessa Thompson) ve Deb (Lily James) adında iki kız kardeşin yaşadıklarını anlatıyor. Kanada sınırlarından geçirmek üzere elinde bulunan haplar nedeniyle yakalanan Ollie, denetimli bir şekilde serbest bırakılmıştır Yaşamını bu şekilde sürdürmeye çalışan Ollie, annesinin ölümünün ardından kız kardeşi Deb'in yaşamına yeniden girmek zorunda kalır. Deb ise işe yaramaz kocası ve istenmeyen hamileliğiyle mücadele etmektedir. Diğer yandan, annelerinin evine ipotek konulması nedeniyle evi kurtarmak için yalnızca bir haftaları bulunmaktadır. Ollie tüm bu sorunları bir kenara itip hayatına devam mı edecektir; yoksa Deb ile mücadele için kalacak mıdır?

Jerry Lundegaard borçları olan bir sahtekârdır. İhtiyaç duyduğu meblağda parayı acilen edinmeli ve borçlarını temizlemelidir. Karısının babası oldukça zengin bir adamdır; ancak gamsız bir sahtekar olan Jerry’ye yardım etmesi imkansız gibi görünmektedir. Jerry’nin aklına şeytani bir fikir gelir. Jerry, karısını kaçırmak ve kayınpederinden fidye istemek üzere iki adam kiralar. Lakin hiçbir şey planlandığı gibi ilerlemeyecektir. Sinemalarının ilk döneminden bu yana çizgilerini hiç bozmadan ilerleyen Coen Kardeşler’e büyük bir şöhret kazandıran Fargo, orijinal senaryo ve en iyi kadın oyuncu dallarında Oscar kazanmıştı.

1943'te Burma'da bir Japon esir kampının komutanı olan Saito, kampa yeni gelen İngiliz Albay Nicholson'dan adamlarına Kwai nehri üzerine bir köprü kurmalarını emretmesini istemektedir. Saito'nun amacı bu köprüyü kullanarak Japon birliklerine cephane taşıma konusunda avantaj sağlamaktır. Saito'nun işkencesine dayanamayan Albay bir süre sonra köprünün emri altındaki mühendisler için de bir moral kaynağı olacağını düşünerek onun isteğini kabul eder. Nicholson düşmanının esiri konumunda da olsa, onun ve adamlarının yapabileceğinden daha iyi bir köprü yaparak onu psikolojik seviyede altetmiş olacağını düşünür. İnşaat ilerledikçe Nicholson köprünün düşmanına avantaj sağlayacağını tamamen unutur ve onu mükemmelleştirmek için elinden geleni yapar.

İkinci Dünya Savaşı’ndan bir yıl önce, yoksul bir ailenin kız çocuğu bir geyşa evinde hizmetçi olarak çalışmaya başlar. Gizemleri günümüze kadar korunan, saklı ve bir o kadar da büyülü bir dünyada büyüyen kız çocuğu, rekabetin bitmediği, hataların affedilmediği bir dönemde efsanevi geyşa Sayuri’ye dönüşür. Dönemin en güçlü erkeklerini parmaklarında oynatan Sayuri, rakiplerinin tuzaklarına aldırmaksızın gerçek aşkın hayalleriyle yaşamaktadır.

Katy McLaughlin desires to work on her family's mountainside horse ranch, although her father insists she finish boarding school. Katy finds a mustang in the hills near her ranch. The headstrong 16 year old then sets her mind to tame a mustang and prove to her father she can run the ranch. But when tragedy happens, it will take all the love and strength the family can muster to restore hope.

Gerçek bir olaydan ilham alan Son Bir Nefes, izleyicileri okyanusun karanlık ve amansız derinliklerinde soluksuz bırakacak bir hayatta kalma mücadelesine davet ediyor. Deneyimli derin deniz dalgıçlarının, dalgaların ve zamanın acımasız baskısı altında verdikleri mücadeleyi konu alan bu sürükleyici yapım, insan iradesinin sınırlarını zorlayan çok farklı bir hikâyeyi gözler önüne seriyor.

Usta Polonyalı sinemacı Jerzy Skolimowski, yedi yıl aradan sinemaya muhteşem bir dönüş yaptı ve hüzünlü bir eşeğin kocaman gözlerinden dünyanın halini beyazperdeye aktardı. Polonya’da bir sirkte doğan Aİ’nin başkahramanı hayat yolunda hem iyi hem kötü insanlarla karşılaşıyor; kader onu hem felaketlerle hem sınırsız mutlulukla sınıyor, ancak o her şeye rağmen masumiyetini hiç kaybetmiyor.

İki astronom, Dünya'yı yok edecek bir kuyruklu yıldızın yaklaşmakta olduğu konusunda insanlığı uyarmak için bir medya turuna çıkar, ancak hiç kimse onları umursamaz.

Araştırmacı TV muhabiri Max Brackett'ın (Dustin Hoffman) işleri istediği gibi gitmemekte, Madeline, California ile ilgili rutin raporlarla uğraşmakta. Max ve istekli satajeri Laurie, yerel Doğal Sanatlar Müzesi ile ilgili bir haber üzerinde çalışırlarken daha büyük bir hikaye patlak veriyor. Müzenin yöneticisi Bayan Banks, müzenin eski güvenlik görevlisi Sam Baily (John Travolta) ile Sam'in bütçe kısıtlamaları dolayısıyla işten çıkarılması hakkında konuşmayı reddediyor. Önemli bir haberle karşı karşıya olduğunu anlayan Max, patronuna haber vererek olayın peşine düşüyor. Sam, müzeyi ziyaret eden bir grup küçük çocuğu rehin alıyor. Sam'in dış dünyayla bağlantısı sadece Max, ve tabi o da durumu kendi amacına göre yönlendiriyor, Sam'e kameraya ne söylemesi gerektiğini anlatıyor.

Hereafter' (Ahiret) ölümle farklı yollarda bağlantısı bulunan üç kişinin hikayesini anlatıyor. Amerikan işçi sınıfına bağlı olan George (Matt Damon)'un ölümden sonraki hayatla özel bir bağı bulunmaktadır. Ancak George bu bağı taşımak zorunda olduğu bir lanet olarak görmektedir. Fransız gazeteci olan Marie(Cecile De France) bütün dünyasını sarsan ölümcül bir durum yaşamıstır. Ölmüş ve tekrar hayata dönmüştür. Ve Londra'da ailesi dağılmış bir çocuk olan Marcus ikiz kardeşini kaybedince umutsuzca onu aramaya başlamıştır. Tesadüfler ya da kader ne derseniz artık onları Londra'da buluşturacaktır.

Usta Samuray Kambei'nin cesareti ve fedakarlığına şahit olan bir grup köylü ondan sürekli olarak haydutların baskınlarına uğrayan köylerini korumasını isterler. Kambei bu isteği herhangi bir çıkarı olmamasına rağmen kabul eder ve ilk olarak kısa süre sonra müridi olan genç samuray Katsushiro'yu, ardından da güç kullanmaya meraklı bir samuray olarak görünen fakat sonradan bir çiftçinin oğlu olduğu ortaya çıkan Kikuchiyo'yu yanına alır. Takımına dört yeni samuray daha ekleyerek köyü savunmaya girişen Kambei köylüler tarafından sevinçle karşılanır ve herkesin sevgisini kazanır; bir süre sonra onlara kendilerini savunmayı öğretmeye başlar. Bu arada haydutlar köyün sınırlarında dolaşmakta ve yeni saldırıları için uygun bir zaman kollamaktadırlar...

Lt. John Dunbar, İç Savaş boyunca Birlik ordularını tesadüfen zafere götüren bir kahramandır. Doğu sınırında bir görev ister ancak oranın terk edilmiş olduğunu görür. Orada yalnız olmadığını hemen fark eder, "Two Socks" adını verdiği bir kurt ve meraklı bir yerli kabilesi ile karşılaşır. Dunbar, kabiledekilerle hemen arkadaş olur ve yerliler tarafından yetiştirilen beyaz bir kadını keşfeder. Yavaş yavaş bu yerli insanların saygısını kazanır ve beyazlara özgü eski alışkanlıklarını bırakır.

1800'lü yıllarda hayatta önemli bir şeye sahip olmayan ve son derece sıradan bir yaşam süren William Blake isimli bir genç, farklı bir deneyim yaşamak adına yaşadığı toprakları terk edip, bilmediği bir yerde yeni bir hayata atılmaya karar verir. Çıktığı yolculuk ise onu hem fiziksel hem de ruhsal anlamda değiştirecek bir deneyimin başlangıcı olacaktır. Son derece kötü bir anında karşılaştığı 'Hiç Kimse' adındaki Amerikan yerlisi, Blake'in aynı isimdeki, ölmüş bir şair olan William Blake olduğuna inanır. 'Hiç Kimse' ile birlikte atılacağı bu yolculuk, William Blake'in sıradışı bir şekilde bambaşka bir insana dönüşmesine neden olur.

İngilterenin huzurlu tepelerinde ve çayırlarında yaşayan bir grup tavşan, tehdit altında kalınca kendilerine yeni bir yerleşim alanı bulmak üzere bilinmeyene doğru yola çıkarlar * Richard Adams'ın en çok satan kitabından uyarlanan klasik bir film * çok etkileyici bir hikaye. saklı hazinelerdendir * eski ama o eskilik, o tutukluk ayrı bir hava katıyor animasyona. kuyuya çekiliyormuşçasına izliyorsunuz. tehlikeli ve güzel film.

1925 senesinde, Percy Fawcett Amazon ormanlarına giderek köklü bir uygarlık bulup tarihin en önemli keşfini yapmak ister. Avrupalılar dünyanın en büyük ormanı olan Amazon’da El Dorado adında bir krallık olduğuna ve sayısız gezginin bu krallığı bulmak amacıyla yola çıkıp öldüklerine inanırlar. Fawcett oğluyla bu krallığın varlığını kanıtlamak ister.

In the early 1800s, a group of fur trappers and Indian traders are returning with their goods to civilization and are making a desperate attempt to beat the oncoming winter. When guide Zachary Bass is injured in a bear attack, they decide he's a goner and leave him behind to die. When he recovers instead, he swears revenge on them and tracks them and their paranoiac expedition leader down.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir