
Kamila Urzędowska
Jagna Paczesiówna

Köylüler, bir köylü kızı olan Jagna’nın oğlu Antek’e olan sevgisine rağmen kendisinden çok daha yaşlı ve varlıklı bir çiftçi olan Maciej ile evlenmeye zorlanmasının trajik hikayesidir. Zamanla Jagna, köylülerin kıskançlık ve nefret nesnesi haline gelir ve bağımsızlığını korumak için savaşmak zorunda kalır. 19. ve 20. yüzyıl Polonya kırsalında geçen hikayenin dramatik kırılmaları, değişen mevsimlere, tarlalardaki ağır işlere ve geleneksel bayramlara bağlanıyor.

Kamila Urzędowska
Jagna Paczesiówna

Robert Gulaczyk
Antek Boryna

Mirosław Baka
Maciej Boryna

Sonia Mietielica
Hanka Borynowa

Ewa Kasprzyk
Marcjanna 'Dominikowa' Pacześ

Cezary Łukaszewicz
Blacksmith Michał

Małgorzata Kożuchowska
Organist's Wife

Sonia Bohosiewicz
Mayor's Wife

Dorota Stalińska
Jagustynka

Andrzej Konopka
Mayor Piotr

Mateusz Rusin
Mateusz

Maciej Musiał
Jasio

Małgorzata Maślanka
Płoszkowa

Anna Grzeszczak
Magda Kozłowa
Helena Korczycka
Józka Borynianka

Christy Martin, insanları yumruklama yeteneğini keşfedene kadar Batı Virginia'daki küçük kasabasının ötesinde bir hayat hayal etmemişti. Azim, kararlılık ve sarsılmaz bir kazanma arzusuyla antrenörü ve menajeri olan kocası Jim'in rehberliğinde boks dünyasına dalar. Ancak Christy ringde ateşli bir kimlik sergilerken en zorlu savaşları ringin dışında gerçekleşir: Aile, kimlik ve ölüm kalım meselesine dönüşebilecek bir ilişkiyle yüzleşir.

Jem Belcher, eski bir boksör olan büyükbabası tarafından yoksulluk içinde büyütülür. Maddi olarak tükenmiş ve büyükbabasını gururlandırma arzusuyla hareket eden genç adam, onun izinden gitmeye karar verir. Bunu için de ünlü koç Bill Warr’dan yardım alır. Bill, Jem'in doğal yeteneğini geliştirmeyi ve onu dünyanın gördüğü en büyük dövüşçü yapmayı hedefliyor. Büyük bağlılık ve birçok zorluk sayesinde Jem'in planı işe yarar. Jim, şampiyon olur ve sosyal olarak yükselir. Ama sonra bir kaza onu kısmen kör bırakır ve acımasızca düşer. Ancak, birdenbire, acımasız bir dövüşte yeni şampiyonla yüzleşmek için son bir şans yakalar.

Uçsuz bucaksız toprakları olan bir imparatorlukta, kimsenin varlığından bile haberdar olmadığı bir bölgede barbarların ayaklanma çıkaracağı duyulması üzerine acımasızlığı ile nam salmış bir komutan ve beraberinde askerleri gönderilir. Yıllardır kalenin güvenliğinden sorumlu olan sulh yargıcının otoritesini sarsan bu durum, yerlilere karşı büyük zorbalık ve zulümle sonuçlanır. Olayların durulmaması üzerine, komutan ve askerleri bir görev için kaleden ayrıldıklarında yerlerine yeni bir birlik gelir. Bu birliğin başındaki genç asker Mandel kalenin tüm yetkilerini ele geçirse de düzeni sağlamak için bundan fazlasına ihtiyaç duyacaktır.

Have you ever wondered "What is the meaning of life? Why do we exist?" The answer to this vexing question is now within your reach! You'll find it in a small yet amazing booklet, which will explain, in easy to follow, simple terms your reason for being! The booklet, printed on the finest paper, contains illuminating, exquisite colour pictures, and could be yours for a mere $9.99.

Jean Valjean fakir bir adamdır. Bir gün açlığını gidermek için bir somun ekmek çalmaya karar verir. Yakalanması neticesinde hak ettiğinin çok üzerinde, ağır bir cezayla karşı karşıya kalır. Bir süre sonrası bağışlanması, Jean'ın tüm hayatını tepeden tırnağa değiştirecektir. Jean, aşkı, otoriteyi, arzuyu ve tutkuyu bulacaktır. Hapisten zirveye doğru giden yol, onlarca saplantının gölgesinde, daha da virajlı hale gelecektir. Victor Hugo'nun edebiyat tarihinin en önemli eserlerinden biri olarak addedilen eseri Les Misearbles'in 1998 tarihli uyarlaması olan filmin yönetmeni Bille August. Filmin başrollerinde ise Liam Neeson ve Hans Matheson var.

18. yüzyılda, İngiliz ve Fransız askerleri, Kuzey Amerika'nın kontrolünü ele geçirebilmek için savaşmaktadırlar. Kızılderililer ve yerleşimciler, bu savaşın ortasında kalmışlardır. Yerleşimcilerden Cora ve kızkardeşi Alice'i, başlarına gelen bir beladan Şahingöz adında bir kızılderili kurtarır. Şahingöz, aslında bir yerleşimcidir fakat ailesi ölünce son Mohikanlar tarafından büyütülmüştür.James Fenimore Cooper'ın romanından uyarlanan Mohikanların Sonuncusu, Michael Mann'in yönetmenlik kariyerinin önemli filmlerinden biri olarak kabul ediliyor. Daniel Day-Lewis'in oldukça başarılı bir performans sergilediğini de ekleyelim.

1939 yazında. Zosia, Ukraynalı Petro'ya derinden aşık genç bir Polonyalı kız. Babaları zengin bir dul Skiba ile evlenmeye karar verdiklerinde, büyük aşkları teste tabi tutulacaktır. Düğünün hemen ardından kocası Almanya ile savaş için Polonya ordusuna hazırlandığından yalnız kalır. Bu arada, gerginlikler Yahudilerin, Polonyalıların ve Ukraynalıların yan yana yaşaması nedeniyle büyüyor.

Gerçek olaylar üzerine kurulu bu dram, çatışmanın ve politik anlaşmazlıkların ayırdığı iki kardeş ve Rwanda"lı insanların sergilediği olağanüstü cesaret ve dayanıklılığın detaylarını yansıtıyor.

1944 yılı Varşova sokaklarında geçen film Varşova Ayaklanması'nı anlatıyor. Film, Polonya'nın Armia Krajowa (Halk Ordusu) birliklerinin Nazi Almanyası'ndan kurtulup, Almanları şehirden atmayı planladığını anlatıyor. Yaşanan acımasız ve kanlı Varşova Ayaklanması sırasında yaşayan iki aşık ilişkilerini küçük kalıntılarla atlatmak isteyecekler ve bunun için çok çabalayacaklardır.


Polonyalı albay Ryszard Kukliński önemli devlet sırlarına vakıf bir subaydır. Bu sayede Amerika'nın Sovyetler'e düzenlemeyi planladığı nükleer saldırının Polonya topraklarını etkileyeceğini öğrenir. Bunu önlemek için CIA'ya bilgi sızdırmaya başlar, bu hareketi hem kendisinin hem de ailesinin hayatını büyük tehlike altına atacaktır.

Robin Wright, büyük bir stüdyodan sinema kimliğini satması için teklif alır. Birebir taratılıp bir örnek çıkarılacak ve yaratılan figür her tür Hollywood filminde kullanılabilecektir. Karşılığında ise oldukça yüklü bir ücret, daha da önemlisi, sonsuza kadar genç kalma olanağı. 20 yıllık kontratın sonunda ise Wright’ı, geleceğin düşsel sinema dünyasında izliyoruz. Yarı kurgu yarı animasyon olan film seyirciyi çizgi dünyası ve gerçeklik arasında bırakıyor.

Katherine, kralın yurt dışındaki savaşları sırasında ülkeyi yönetmesi için naip olarak atanır. Ancak Henry, giderek kötüleşen sağlığı ve artan paranoyası ile saraya döndüğünde, Katherine hem kendi hayatta kalışı hem de halkının geleceği için tehlikeli bir mücadeleye girişir.Film, Katherine Parr'ın güçlü, bağımsız ve dirençli bir kadın olarak tarihin akışını nasıl etkilediğini gözler önüne sererken, aynı zamanda Tudor sarayının karanlık ve entrikalarla dolu dünyasını çarpıcı bir şekilde yansıtır. Firebrand, kadınların dayanıklılığı, otoriteye karşı direnişi ve zorlu bir dönemde verilen kişisel savaşların güçlü bir portresini sunuyor.

İkinci Dünya Savaşı sonrası Amerika'da kocasıyla banliyölerde hayatını yeniden kuran bir kadın, komşusunu kaçırır ve kendisine karşı işlediğine inandığı korkunç savaş suçlarından intikam almak ister.

After the fall of the September Campaign of 1939, two Polish pilots are forced to fight for their nation in foreign battlefronts.

18. yüzyıl sonlarında, sınıf bilincinin hakim olduğu İngiltere'de, Elizabeth veya Lizzie, Jane, Lydia, Mary ve Kitty olmak üzere beş kız kardeş olan Bennet kardeşler, annelerinin iyi bir koca bulup geleceklerini güvence altına alma hayalleriyle büyütülmüşlerdir. Fakat neşeli ve zeki bir mizaca sahip olan Elizabeth, kendisine düşkün olan babasının da desteğiyle hayatını daha farklı ve dolu dolu yaşamak için çabalamaktadır.

Genç Prens Asoka, savaşta becerilerini mükemmelleştirmek için çalışır ve aynı zamanda aile içi çatışmalarla da ilgilenir. Üvey kardeşlerinden biriyle bir mücadele sırasında annesi Asoka'yı hayatta kalmak için kaçmaya zorlar. Uzaktayken Asoka, Kaurwaki ile tanışır ve aşık olur, ancak onu korumak için bir savaşçı olarak becerilerini kullanması gerekir. Asoka'nın Budist yolunu benimsemesine yol açan tehlikeli ve yürek burkan bir komplo ağı takip eder.

1935 yazının en sıcak günleri... On üç yaşındaki Briony Tallis, ablası Cecilia ve hizmetçilerinin oğlu Robbie'nin gizli bir şekilde flörtleşmelerine tanık olur. Çocuk aklı ile gördüklerini yanlış yorumlaması üzerine yıllarca sürecek büyük bir trajedenin yaşanmasına neden olacaktır. O andan itibaren bir daha hiç düzelmeyecek kadar trajik bir şekilde kaderleri birbirlerine bağlanan bu üç insan, hak etmedikleri bir kefaretin farklı şekillerde kurbanı olacaklardır.

Film Avustralyalı bir adamın, aynı anda bir kadına ve eroine olan bağımlılığını anlatıyor. Dan ve Candy sanat ile uğraşan insanlardır ve birbirlerine tutku ile bağlıdırlar. Aynı şekilde eroine de. Para bittiğinde eroine kavuşabilmelerinin tek yolu ise Dan'in mentor saydığı hedonist Casper'a başvurmaktır. Aşkı ve yaşamı dibine kadar iliklerinde hissetmek arzusundaki bu ikilinin hayatları giderek karanlık bir tabloya dönüşür. Candy adlı romandan uyarlanan filmin oyuncu kadrosu iddialı. Avusturalya sineması açısından uslubu, görselliği ve uyarlandığı romanın edebi değeri ile harmanlanmış olan film, Requiem for a Dream ile kıyaslanıyor * Bir insanı sevmenin bedeli ne kadar olabilir? Anlatımın ve oyunculuğun da filmin içindeki şiir kadar güzel olduğu film

Frank ile April, kendilerini her zaman çok özel, farklı görmüşler; hayatı yüksek ideallerine uygun şekilde yaşamaya hazır ve istekli olmuşlardır. Bu nedenle lüks evlerin sıralandığı bir cadde olan Revolutionary Road'daki yeni evlerine taşındıklarında kendilerini çevreleyen durağan ortamdan bağımsızlıklarını gururla ilan ederler. O dönemin toplumsal sınırlarını belirleyen tuzaklara asla düşmemeye kararlıdırlar. Ancak Wheeler çifti kendilerini hiç beklemedikleri bir durumun tam içinde bulur: Frank Wheeler rutin bir işi olduğu için sinirleri günden güne bozulan yetişkin bir erkeğe dönüşürken April de istek ve tutkularını bastırmaya çalışan mutsuz bir ev kadını olup çıkar. Sonuç ise tıpkı diğerleri gibi hayallerini kaybetmiş tipik bir Amerikan ailesidir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir