
Javier Gutiérrez
Javier

İşsiz bir reklam şirketi yöneticisi, eski evinin yeni kiracılarını takip etmeye başlar ve aileye yönelik niyetleri tekinsiz bir hâl alır.David ve Àlex Pastor'un yazıp yönettiği bu gerilimde Javier Gutiérrez ("Fırtına Anı") ve Mario Casas başrollerde.

Javier Gutiérrez
Javier

Mario Casas
Tomás

Bruna Cusí
Lara

Ruth Díaz
Marga
Iris Vallés Torres
Mónica
Cristian Muñoz
Dani

David Ramírez
Damián

David Selvas
Darío

David Verdaguer
Raul

Victoria Luengo
Natalia
Raül Ferre
Lucas
Ernesto Collado
Profesor
Yaneys Cabrera
Araceli (as Yaneris Cabrera)

Eli Iranzo
Amparo

Júlia Molins
Chica Joven

Yeni romanı için aradığı ilhamı bir türlü bulamamış genç yazar, sokaklarda dolaşıp insanların peşinde dolanmakta, kendine esin kaynağı aramaktadır. Bill takma adıyla dolaşan genç yazar, bir gün siyah takım elbiseli, şık giyimli bir adamın peşine takılır. Takıntı haline getirdiği Cobb ismindeki gençle sonunda tanışan Bill, Cobb’un profesyonel bir hırsız olduğunu öğrenir. Cobb’un yaşam tarzından çok etkilenen Bill, sarışın çekici bir kadınla da tanışınca yavaş yavaş ait olmadığı suç dünyasının içine çekilecektir.

Savmart isimli marketin sessiz çalışanı Sy Parrish, müşterilerin gözünde sıradan bir fotoğraf baskı elemanıdır. Ancak Nina Yorkin'in her günkü samimi selamı, onun için beklenmedik bir kapı aralar. Zamanla, Nina'nın ailesinin en özel anlarına tanık olur. Sy için bu iş, mekanik bir süreç değil; hatıraların bekçiliğidir. Mükemmel baskıyı yaparken, aslında Yorkinler'in hayatını kendi varoluşunun parçası haline getirir. Peki ya bu saplantılı ilgi, iyi niyetin sınırlarını aştığında?

Eski bir New York Times muhabiri olan David ve garip yeni komşusu Robert kazara bisikletiyle bir kıza çarptığında kabus gibi bir akşam yaşanır. Vızıldayan ve kafası karışan David, Robert'ın kariyerini korumak için onu olay yerinden kaçmaya ve kızı ölüme terk etmeye ikna etmesine izin verir. Robert pişmanlık duymuyor ve dostluk adına sırrı korumak için ağza alınmayacak şeyler yapıyor. Artık polis vur-kaç katilinin peşine düştüğü için, David'in yerel gazetesi onu ölen kızın kız kardeşi Vanessa ile tanıştığı hikayeyi aktarması için gönderdiğinde işler kontrolden çıkmaya başlar. Koşullara ve kız kardeşinin katilini bulma konusundaki derin arzusuna rağmen, ikisi hemen romantik bir bağ kurar, bu da David'i şaşırtır ve peşini bırakmaz, Robert'ı yeni arkadaşını kendine saklamak için acımasız adımlar atmaya iter.

Küçük Lide, ailesi evlerini toplarken ormanda kaybolur. Yangın çıkınca annesi, alevler ona ulaşmadan önce ona yetişmek için zamanla yarışır.

Eski bir barmen olan Robert Freegard, neredeyse on yıl boyunca bir İngiliz gizli servis ajanı gibi davranır. O, kurbanlarını IRA teröristlerinin avı olduklarına ikna etmeyi başarır. Büyük miktarda para karşılığunda Robert, kendisini MI5 üyesi olarak göstererek kurbanlarını korur. Ancak Robert'e aşık olan bir kadın, onun hayatının alt üst olmasını sağlar.

New York’lu kuzenler Vincent ve Anton büyük paralarla oynanan ve kazanmanın milisaniyelerle ölçüldüğü Yüksek Frekanslı Alım Satım oyununu oynamaktadır. Milyoner olma hayali kuran kuzenler Kansas’tan doğruca New Jersey’e uzanan bir fiber optik kablo döşemek isterler. Ancak hiçbir şey bu ikili için kolay olmayacaktır. Ekibin beyni Anton, üçkağıtçısı ise Vincent’tır. Kuzenler bu Don Kişotvari maceralarında birbirlerini ve etraflarındaki herkesi kırılma noktalarına getirirler. Güçlü, zehirleyici ve kendi çıkarları için başkalarını kullanan bir tacir olan eski patronları Eva Torres ise sürekli enselerinde bitmekte ve onları kendi oyunlarında yenmek için elinden geleni ardına koymamaktadır.

Çatışmada öldürülen oğlu Stephon (Aml Ameen)’ın üzüntüsüyle depresyona giren Lila (Viola Davis), psikolojisini düzeltebilmek için Kayıp Çocukların Anneleri adında destek grubuna yazılır. Gittiği bu grupta küçük kızını aynı gece kaybetmiş olan Eve (Jennifer Lopez) ile tanışır. Üzüntülü iki anne arasında dostluk başlar. Polis teşkilatının olaylara etkisiz ve yavaş tutumu karşısında oğlu için adalet arayan Lila, Eve ile birlikte oğlu Stephon’ı öldüren uyuşturucu satıcılarıyla karşı karşıya gelirler. İki acılı annenin ölen oğlunun katilini bulmak ve adalete teslim etmek için çıktıkları bu yolda başlarından geçen olaylar anlatılıyor.

Bir çift balayını bir orman gölünün ortasındaki küçük bir adada bir kulübede geçirir. Elektrik veya cep telefonu bağlantısı yok. Adadan ayrılmasına izin vermeyerek garip davranmaya başlar. O yüzemez.

Rachel’a bir gün telefonda iki kelime söylenir: ‘Baban öldü.’ Bunun anlamı, Mossad ajanı olan Rachel’ın kimliğinin açığa çıkması demektir. Kendi teşkilatı için bile bir risk haline gelen Rachel, biriminin en iyi casusu olduğu için son bir görevde kullanılmak istenir. İran’da gizli bir göreve gitmek zorundadır ancak orada takip ettiği adama aşık olunca yalanlarla dolu dünyası bir kere daha alt üst olur. Kendini, sevdiğini, ülkesini ve masumların hayatını etkileyecek kararı vermesi gerekiyordur.

1970’lerin başında, Fransa’dayız. Birkaç ay önce kaybolan 10 yaşındaki küçük kız Lucie yolda başıboş dolaşırken bulunuyor. Vücuduna şiddet uygulanmış fakat hiçbir cinsel taciz izi yok ve kaçırılma nedenleri bir türlü açıklanamıyor. Şokta, kelimelerini kaybetmiş Lucie, bir hastaneye kaldırılıyor ve orada kendi yaşında Anna adında bir kızla arkadaş oluyor. 15 sene sonra… Sıradan bir ailenin kapısı çalar. Evin babası kapıyı açar ve elinde av tüfeğiyle bekleyen Lucie’yi karşısında bulur. İşkencecisini bulduğuna ikna olan Lucie tetiği çeker.

Dan Gallagher, evli, başarılı ve mutlu bir avukat. Karısının evde olmadığı bir gün, partiye giden Dan, burada cazibeli bir kadın olan Alex Forrest ile tanışıyor ve birlikte oluyor. Küçük bir kaçamak yaptığını düşünen Dan ertesi gün kadını unutmak niyetinde ancak Alex'ten kurtulmak sandığı kadar kolay değil.

Joe (Sam Neill) ve Rae Ingram (Nicole Kidman), açık denizde bir kazazedeyi (Billy Zane) kurtarıp teknelerine almakla doğru bir iş yaptıklarını düşünürler. Ancak kazazede hiç de iyi niyetli birisi değildir. Kısa zamanda işler karışır ve tehlike başlar. Gerilim filmleriyle ün yapan Philip Noyce, bu filmin yönetmenliğini üstleniyor.

Joanna Mills'in (Sarah Michelle Gellar, The Grudge 1 ve 2 filmlerinin, Buffy the Vampire Slayer dizisinin yıldızı, bir nakliyat şirketinde satış temsilcisi olarak başarılı bir görevi vardır. Ancak özel hayatı babası ve onun için saplantı duygular besleyen eski erkek arkadaşı tarafından alt üst olmuştur. Bir gün hiç tanımadığı bir kadının hunharca öldürülmesine tanık olur. Katilin bir sonraki hedefi ise kendisidir. Gördüğü kabuslar, onu öldürülen kadının yaşadığı yere götürür. Bazı sırların saklanamayacağı ve ruhların asla yok olamayacağını keşfeder. Bu cinayeti çözerken, Joanna kendisi le ilgili pek çok bilinmezi de çözecektir.

Patty ve Drake çifti, satın aldıkları evin yüksek miktarda olan kredisini ödeyebilmek için evlerinin alt katını kiraya verirler. Ancak bir süre sonra kirayı ödeyemeyen kiracıyı evden çıkarmak isterler. Fakat yalanlar söyleyerek, yasaların kendi yanında olmasını sağlayan psikopat kiracı çifte kabus dolu günler yaşatmaya başlar. Tek istediği ise evin tapusunu kendi üzerine almaktır.

Film Henry Lee Lucas adlı bir seri katilin hayatından bir bölümü anlatır. Hapishaneden tanıştıkları ve aynı evi paylaştıkları kendisi gibi psikopat ve uyuşturucu bağımlısı arkadaşı Otis'le birlikte zevk için arka arkaya işledikleri bir dizi cinayet konu edilir. Bu canavarca cinayetleri durmaksızın işlerlerken hiçbir amaçları veya motivasyonları yoktur. Film gerçekte bir seri katil olan ve 2001 yılında cezasını çekmekte olduğu hapishanede ölen Henry Lee Lucas'ın soğukkanlı itiraflarına dayanmaktadır.

16 yaşındaki uçarı Nicole, kendinden yaşça büyük olmasına rağmen David adında yakışıklı ve gizemli biri ile çıkmaya başlar. Nicole’ün hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını öğrenmesi uzun sürmez çünkü yakından bakıldığında David inanılmaz derecede kıskanç, kontrol delisi ve saldırgandır... Daha ilk günlerden bu ilişkiyi onaylamayan babası, David’den şüphelenmeye başladığı an onu kızının hayatından tamamıyla çıkarmak için elinden geleni yapar. Öte yandan David sanıldığından fazla kurnazdır... Nicole’un babası onu kurtarmayı başarabilecek mi? Geç olmadan bu psikopat sevgiliden aileyi koruyabilecekler mi?

1974 yılının New York'unda geçen filmde, yıllar önce ölümle sonuçlanan bir kavgaya karışmış olan Chris, iyi halden dolayı süresi azaltılan mahkumiyetini tamamlayıp hapisten çıkacağı güne ulaşmıştır. Kendisini almaya gelen erkek kardeşi Frank ile buluşması ise onun için kabustan farksızdır. Frank ve Chris doğdukları günden bu yana bir türlü anlaşamamış ve hayatlarını tamamen farklı şekillerde yaşamış olan iki kardeştir. Chris suça eğilimli bir aylak iken kardeşi Frank polis olarak çalışmayı seçmiştir. Hapiste geçirdiği süre boyunca Chris'in biraz da olsa akıllandığını uman Frank, kardeşinin yeni bir hayata başlayıp kendisine çekidüzen vermesi için elinden geleni yapacaktır. Fransız sinemasının en ünlü aktörlerinden biri olan Guillaume Canet tarafından yönetilen filmin oyuncu kadrosunda Mila Kunis, Zoe Saldana, Marion Cotillard ve Clive Owen gibi yıldız isimler bulunuyor.

Ailesinin artık geçinemediği bir şehirde evden çıkarılmakla yüz yüze gelen bir kadın, çaresizlik içinde bir gecede 25.000 dolar bulmak için giderek daha tehlikeli işlere bulaşır.

Doug (Colin Hanks) adlı genç adam güzel bir kadını içten içe saplantı haline getirir. Doug kadınla kendi rızası olmadan bir ilişki kurabilmek için evine gizli kamera ve ses dinleme sistemi yerleştirir ve onun en gizli sırlarını öğrenir.

Ryan'ın cep telefonu çaldığında gördüğü numara tanıdığı birine ait değildir. Parazitli hattın öbür ucundaki ses de öyle. Korku ve panik içindeki Jessica Martin adında bir kadın kaçırıldığını söyleyerek kendisinden yardım istemektedir.Bu tesadüfi telefon görüşmesiyle inanılmaz bir maceraya atılır Ryan. Kadını kurtarabilmek için cinayetler ve aldatmacalarla dolu bir araştırmaya koyulan genç adamı hattın öbür ucunda ne beklemektedir?
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir