
Melanie Griffith
Patty Palmer

Patty ve Drake çifti, satın aldıkları evin yüksek miktarda olan kredisini ödeyebilmek için evlerinin alt katını kiraya verirler. Ancak bir süre sonra kirayı ödeyemeyen kiracıyı evden çıkarmak isterler. Fakat yalanlar söyleyerek, yasaların kendi yanında olmasını sağlayan psikopat kiracı çifte kabus dolu günler yaşatmaya başlar. Tek istediği ise evin tapusunu kendi üzerine almaktır.

Melanie Griffith
Patty Palmer

Matthew Modine
Drake Goodman

Michael Keaton
Carter Hayes

Mako
Toshio Watanabe

Nobu McCarthy
Mira Watanabe

Laurie Metcalf
Stephanie MacDonald

Carl Lumbly
Lieutenant Lou Baker

Dorian Harewood
Dennis

Luca Bercovici
Greg

Tippi Hedren
Florence Peters

Sheila McCarthy
Liz Hamilton

Guy Boyd
Warning Cop

Jerry Hardin
Bennett Fidlow

Dan Hedaya
Loan Officer

James Staley
District Attorney Henry

Mutsuz bir geçmişi olan bir daire ve tekin olmayan sakinleriyle bir apartman Roman Polanski'nin gerilim filmi Kiracı'nın mekanını oluşturuyor. Polanski'nin canlandırdığı Trelkovsky'nin sıradan memur hayatı, yeni bir binaya taşınmasıyla birden bire değişir. Binanın diğer sakinleri ve eski kiracıların trajik kaderleri paranoyalarına yenilerini ekler. Trelkovsky'nin gerçekleri ortaya çıkacak mıdır yoksa bütün bunlar yalnızca hayal ürünü müdür?

Nicholas Van Orton hem iş hem de özel hayatında kontrolü elinde tutmaya alışkın, zeki ve başarılı bir işadamıdır. Bu düzenli hayatı, kardeşi Conrad'ın ona verdiği alışıldığın dışındaki doğumgünü hediyesi ile köklü değişikliklere uğrayacaktır. Artık bir ölüm kalımsavaşı başlamıştır.

Steven Murphy başarılı bir cerrah, eşi Anna ise göz doktorudur. Çiftin iki çocuklarıyla beraber mutlu ve sağlıklı devam eden aile hayatı, Steven’ın babasını kaybetmiş bir genç olan Martin’i himayesine almasıyla raydan çıkar. Beraberinde bazı karanlık sırlar da getiren Martin aile fertleriyle giderek yakınlaşırken, Steven’ın çocukları ansızın yemeden içmeden kesilir ve yürüyememeye başlarlar. Doktorlar, çocukların rahatsızlığını bilimsel olarak açıklayamamaktadır. Steven kendisini Martin’in dediklerini harfiyen yapmazsa aile fertlerinin sırayla öleceği esrarengiz bir oyunun içinde bulur.

Başarısız bir ilk evliliğin ardından Ray, ideal eşini aramaktadır. Bu arayış onu Lena'yla tanıştırır ve onunla evlenir. Ancak zamanla Ray, Lena'nın geçmişi ve dürüstlüğü hakkında kuşkulanmaya başlar. Onu aldatmakla ve kendisini kandırmakla suçlar. Peki bu şüpheler gerçek midir, yoksa Ray sadece paranoyak mı?

Kale Brecht (Shia LaBeouf), babasının kazayla trajik ölümünden sonra girdiği bunalımı atlatmaya çalışan sorunlu bir gençtir. Asık yüzlü, içine kapanık ve çekingendir. İşlediği küçük bir suçtan dolayı yargıç tarafından ev hapsi cezasına çarptırılır. Annesi Julie ise (Carrie-Anne Moss) evin geçimini sağlayabilmek için gece gündüz çalışmaktadır. Tek isteği kayıtsız ve bezgin davranışlarda bulunan oğlunun ihtiyaçlarını karşılayabilmek ,ona babasının eksikliğini hissettirmemek ve iyi bir gelecek sağlayabilmektir. Evinin duvarları adeta Kale’in üzerine üzerine gelmektedir. Zaman geçirebilmek için tüm ilgisini pencerenin dışındaki komşu evlerine yöneltince röntgenci bir genç olup çıkar.

New York’ta tek başına yaşayan Frances oldukça uysal mizaçlı, büyük şehirde tek başına ayakta kalmaya çalışan, genç bir kadındır. Günün birinde metroda unutulmuş bir çanta bulur. Çantanın sahibi klasik müzik hayranı bir piyano öğretmeni olan Greta’dır. Çantayı sahibine ulaştırmaya kararlı olan Frances vakit kaybetmeden yola koyulur. Evine kadar gelip kendisine çantasını ulaştıran Frances’e teşekkür etmek isteyen Greta onu kahve içmeye davet eder. Bu sayede yolları kesişen ve birbirlerini tanımaya başlayan Frances ve Grera arasında kısa sürede beklenmedik bir arkadaşlık oluşur. Hem yakın zamanda annesini kaybetmiş olan Frances'in hem de kocasını kaybetmiş yalnız bir kadın olan Greta’nın bu arkadaşlığa ihtiyacı vardır. Ancak bir süre sonra Frances, anaç yapılı Greta hakkındaki hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını keşfeder.

Her evin kendine has anıları olduğu söylenir...Başarılı bir editör olan Will Atenton (Daniel Craig), New York'taki işinden ayrılarak, hanımı Libby (Rachel Weisz) ve iki kız çocuğu ile New England'da bulunan bir kasabaya taşınır.Ancak yeni hayatlarına başladıklarında fark ederler ki; taşındıkları ev bir anne ve oğlunun trajik cinayetine sahne olmuştur. Kasaba halkı ise olaydan sağ olarak kurtulan kadının kocasını baş şüpheli olarak görmektedir.Bu korkunç trajediyi araştırmaya başlayan Will'in yardımcısı ise; öldürülen ailenin yakın dostu olan ve aynı zamanda kapı komşuları Ann Paterson'dan (Naomi Watts)'dan başkası değildir.Will ve Ann bulmacanın parçalarını tamamladıkça korkunç bir gerçeği açığa çıkaracaklardır...Gerçek katil aslında kimdir ve bir sonraki hedefi kimlerdir?..

1900 yılında, elit bir kız okulu, Hanging Rock adlı dağlık bir bölgeye sevgililer gününde gezi düzenler. Fakat üç öğrenci ve bir öğretmen, bu gizemli yerde kaybolur.Herkes onları bulmak için seferber olsa da, ne onlar ne de kaybolmalarının sebebi bulunamaz, bu sorunun cevabı izleyiciye bırakılmıştır. Fakat bu kayboluş toplumdaki herkesi etkiler. Kaybolan öğrencilerden biri bulunsa da başına ne geldiğini, ya da arkadaşlarına ne olduğunu hatırlamaz.Uluslararası alanda adı duyulan ilk Avustralya filmlerden biri olan Picnic at Hanging Rock, bu anlamda sinematik ve tarihsel açıdan büyük öneme sahiptir.

Savmart isimli marketin sessiz çalışanı Sy Parrish, müşterilerin gözünde sıradan bir fotoğraf baskı elemanıdır. Ancak Nina Yorkin'in her günkü samimi selamı, onun için beklenmedik bir kapı aralar. Zamanla, Nina'nın ailesinin en özel anlarına tanık olur. Sy için bu iş, mekanik bir süreç değil; hatıraların bekçiliğidir. Mükemmel baskıyı yaparken, aslında Yorkinler'in hayatını kendi varoluşunun parçası haline getirir. Peki ya bu saplantılı ilgi, iyi niyetin sınırlarını aştığında?

Genç bir emlakçının vahşice öldürülmesinin ardından gerçekleri araştırmak için harekete geçen sert bir dedektif aldatmacalarla örülü karmaşık bir ağı ortaya çıkarır.

Chicago'da bir apartman dairesindeki masanın üzerinde, içi 2 milyon dolarla dolu bir çanta vardır... Ceasar (Joe Pantoliano) çete için yasa dışı elde edilmiş bu parayı aklamayı başarır. Violet (Jennifer Tilly) onun çekici metresidir. Corky (Gina Gershon) ise eski bir dolandırıcıdır. Ceaser gibi kalitesiz bir adamla bu kadar parayı bir araya getiren nedir: Tabii ki vücutları için ölünebilecek kadınlar. Corky ve Violet çok yakında, birine hayatı pahasına güvenmenin anlamını, Ceaser da kadınlar hakkında bir kaç şey öğrenecektir. Sonunda hepsi bir tek soruda birleşecektir... KİME GÜVENEBİLİRSİN?

Minnesota’da kimselerin önemsemediği küçük bir kasaba… Bu kasabada yaşayan Hank’in sevdiği bir karısı ve iyi kazandıran bir işi vardır. Hank’in uzun zamandır haber alamadığı kardeşi olan Jacob, ırkçı bir arkadaşı ile birlikte Hank’in çalışanı olduğu firmanın kapısını çalar. Birbirlerinden apayrı dünyaların insanları olan üç kişi, tuhaf bir şekilde bir araya gelmişlerdir. Bir gün kasabanın yakınlarına düşen bir uçağın enkazını görmeye giderler. Burada buldukları bir çantanın içerisinden tam 4 milyon dolar çıkar. Para, değerince sorunları da beraberinde getirecektir. 80’lerin en sevilen yönetmenlerinden biri olan Sam Raimi’nin 1998 yılında çektiği filmin başrollerinde Bill Paxton, Billy Bob Thornton ve Bridget Fonda var.

Eski bir New York Times muhabiri olan David ve garip yeni komşusu Robert kazara bisikletiyle bir kıza çarptığında kabus gibi bir akşam yaşanır. Vızıldayan ve kafası karışan David, Robert'ın kariyerini korumak için onu olay yerinden kaçmaya ve kızı ölüme terk etmeye ikna etmesine izin verir. Robert pişmanlık duymuyor ve dostluk adına sırrı korumak için ağza alınmayacak şeyler yapıyor. Artık polis vur-kaç katilinin peşine düştüğü için, David'in yerel gazetesi onu ölen kızın kız kardeşi Vanessa ile tanıştığı hikayeyi aktarması için gönderdiğinde işler kontrolden çıkmaya başlar. Koşullara ve kız kardeşinin katilini bulma konusundaki derin arzusuna rağmen, ikisi hemen romantik bir bağ kurar, bu da David'i şaşırtır ve peşini bırakmaz, Robert'ı yeni arkadaşını kendine saklamak için acımasız adımlar atmaya iter.

Robert Dean, tesadüfen önemli bir siyasi cinayetin delilerini ele geçirir. Bir anda hükümete bağlı bir istihbarat servisinin hedefi haline gelen Dean için hayat kabus haline gelir.Yüksek teknoloji ürünü haberalma cihazları ve tehlikeli ajanlar Dean'in peşine düşmüştür. Devletin sahip olduğu, insanları kolayca gözetleyebilmeyi sağlayan yüksek teknolojik imkanlar, ona neredeyse kaçacak nokta bırakmamıştır. Ama tüm bu imkansızlıklara rağmen Dean, hayatını, ailesini ve kariyerini kurtarmak zorundadır.Macera-aksiyon filmlerinde kendi tarzını yaratmayı başarmış yönetmen Tonny Scott, Devlet Düşmanı'nda, politik taşlamaların da olduğu seyir zevki yüksek bir aksiyon sunuyor.

Okuldan arkadaş olan Alex Ve Marie sınavlarına rahat bir yerde çalışmak amacıyla Marie'nin ıssız bir yerde olan evine giderler. Eve geç saatte varırlar ve gider gitmez de yatmak için odalarına çekilirler. Kısa bir süre sonra kapı çalınır ve psikopat bir katil içeri dalıp evdekileri teker teker öldürmeye başlar.

Ünlü bir yatırım bankacısının karısı ile ilişki yaşadıktan sonra; yaptığı şantaj ile para sızdıran bir dolandırıcı; pazarlık ettiğinden fazlasını elde eder. Ancak, işler istediği gibi gitmeyecektir.

Gizemli bir kadın dedektif, tek gecelik ilişki yaşadığı evli bir adamı manipüle ederek bir cinayet planına dahil eder. Kendisini bir anda büyük bir kabusun içinde bulan adam, hem içine düştüğü sorundan kurtulmak hem de evliliğini kurtarabilmek için zorlu bir mücadeleye girişir.

Kazaları, yangınları, cinayetleri ve para getirebilecek hemen her türlü kaos ortamını bularak çekimler yapan bir kamera ekibiyle tanışan Lou, gece muhabirliğinin tehlikeli, belirsiz ve ölümcül yanıyla da karşılaşırken her polis sireninin, her kurbanın, dökülen her kanın paraya dönüştüğünü fark ediyor ve büyük çıkışını yakalamak için yakaladığı hikayeyi ahlak yoksunu, risk dolu ve zekice bir planla yönlendiriyor.

Eski bir rock yıldızı olan Johnny Boz, seks sırasında acımasızca katledilir ve dava San Francisco Emniyeti'nden dedektif Nick Curran'a verilir. Soruşturma sırasında Nick, Boz'un ölmeden önce en son yanında görülen polisiye roman yazarı kız arkadaşı Catherine Tramell ile tanışır. Catherine çok zeki ve manipülatif bir kadındır ve Nick onun Boz'u öldürdüğüne aşağı yukarı ikna olmasına rağmen, herhangi bir kanıt bulamaz. Daha sonra Catherine ile tehlikeli ve şehvet dolu bir akıl oyunu oynamaya başlar. Ancak ilişkileri ilerledikçe birbirlerine iyice kapılırlar ve çelişen kanıtlar, Nick'i Catherine'in masumiyeti konusundaki şüphelerini sorgulamaya iter.

Efsanevi özel dedektif Philip Marlowe, karısını öldürmekle suçlanan bir arkadaşının olayıyla ilgileniyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir