
Ingrid Thulin
Märta Lundberg

İnancını kaybetmiş bir papazın tanrıyı sorgulayışına hatta sorgulamaktan da yılmış durgunluğu anlatılıyor. Ailesinin hayalini gerçekleştirerek papaz olmuş, gençliğinde yüksek idealleri olan, karısına aşık, karısı öldükten sonra hayatın ortasında şaşkına dönen ve hayatının anlamını kaybeden bir papaz hikayesi anlatılıyor.

Ingrid Thulin
Märta Lundberg

Gunnar Björnstrand
Tomas Ericsson

Gunnel Lindblom
Karin Persson

Max von Sydow
Jonas Persson

Allan Edwall
Algot Frövik

Kolbjörn Knudsen
Knut Aronsson

Olof Thunberg
Fredrik Blom

Elsa Ebbesen-Thornblad
Magdalena Ledfors

Tor Borong
Johan Åkerblom (uncredited)
Bertha Sånnell
Hanna Appelblad (uncredited)
Helena Palmgren
Doris Appelblad (uncredited)

Eddie Axberg
Johan Strand (uncredited)
Lars-Owe Carlberg
Police Inspector (uncredited)
Ingmari Hjort
Persson's Daughter (uncredited)
Stefan Larsson
Persson's Son (uncredited)

Film, İran-Türkiye sınırında yaşayan, Saddam rejiminin yıkılmasını beklerken bir yandan da mayın temizleyen bir grup çocuğun hikayesini anlatıyor.

İngilizce öğretmeni olan Charlie, obezite sorunuyla başa çıkmaya çalışan bir adamdır. Münzevi bir yaşam süren Charlie’nin tek isteği uzaklaştığı kızıyla yeniden iletişim kurabilmektir. Charlie, kızıyla yeniden yakınlaşabilmek için elinden geleni yapar.

"Cesur ve Tutkulu Bir Dram" Bir rahibe ile mahkumun gerçek hikayesinden esinlenilen, Susan Sarandon'a 1995 yılında en iyi kadın oyuncu dalında Oscar®, Sean Penn'e de en iyi aktör dalında Oscar® adaylığı kazandıran bu muhteşem film, suç, ceza ve bedel ödemenin kışkırtıcı sınavını gözler önüne seriyor. "Ölüm Yolunda" sizi başından sonuna kadar merak içinde bırakacak, zeki sahnelerle bezeli, sürükleyici bir film. New Orleans'lı rahibe Helen Prejean, idama mahkum edilmiş kızgın ve karmaşık katil Matthew Poncelet'in manevi akıl hocasıdır. Rahibe Helen kendini başkalarının kurtuluşuna adamıştır, Matthew'a da aynı şekilde davranır. Ancak Matthew'in karanlık ruhunun derinliklerine indikçe, aklını tamamen farklı bir soru kurcalamaya başlar: Bir insanın bedel ödemesinin sınırı nedir? Matthew'un kaçınılmaz idamını engelleyebilecek midir? Yoksa tüm hayalı boyunca inandıklarını sarsacak bir gerçek mi keşfedecektir?...

Hristiyanlık tarihine klasik Hollywood gözüyle değil de sadelik ve özü arayan farklı ve cesur bir gözle bakan Scorsese'nin bu filmi de tıpkı uyarlandığı Kazancakis'in romanı gibi şimşekleri üzerine çekmişti. Kitap Roma Katolik Kilisesi tarafından derhal yasaklı kitaplar listesine alınmış, hatta Kazancakis 1957 yılında öldüğünde Ortodoks Kilisesi defin izni vermediği için cenazesi Kandiye'yi çevreleyen Venedik surlarının dibine gömülmüştü. Film de roman gibi özellikle radikal Hristiyan gruplarca şiddetle protesto edilmiş, hatta Paris'te filmin gösterildiği bir sinema salonu Molotov kokteyli atılarak yakılmak istenmişti. İngiliz televizyonlarında gösterildiğinde ise seyircilerden şikayet alma rekorunu kırmıştı. İstanbul Festivali'nde gösteriminin yapldığı Emek Sineması'na bomba ihbarları yapılmıştı...

A poor, struggling South Carolinian mother and daughter face painful choices with their resolve and pride. Bone, the eldest daughter, and Anney her tired mother, grow both closer and farther apart: Anney sees Glen as her last chance.

Kariyerine bir boksör olarak başlayıp daha sonradan rahip olan Peder Stuart Long'un hikayesini ve kendi kendini yok etmekten kurtuluşa uzanan ilham verici yolculuğunu anlatıyor.

Eski bir askeri papaz olan Ernst Toller, oğlunun ölümü yüzünden dağılmış durumdadır. Kendini toparlamak için çalışmaya başladığı yeni kilisesinin üyelerinden biri de Mary ve takıntılı derecede radikal çevreci eşi Michael’dir. Mary, Michael’ı da ilgilendiren önemli bir konu hakkında Toller'ın danışmanlığını ve yardımını ister. Toller, Michael’a danışmanlık yapmaya başladıktan sonra hayata farklı bir gözle bakmaya başlar. Köklü bir geçmişi olan kilisesinin şüpheli işlerini inceler ve bazı "sırlarını" keşfeder. Film bir tabuya dokunarak dini, daha doğrusu dini temsil eden kilisenin (kurum olarak) iş ve siyaset dünyasıyla olan ilişkilerini ve çevre gibi duyarlılık gerektiren konulardaki tutumunu sorgulamaktadır.

Kate Winslet'ın bu etkileyici ilk yönetmenlik denemesinde Helen Mirren, son vedasını kendi istediği gibi yapmayı planlayan hasta ve kıvrak zekâlı bir anneyi canlandırıyor.

Walter Black hem iş hem de aile yaşamında sorunlar yaşamaktadır. Hobi olarak başladığı kuklacılık, giderek onun diğer insanlar ve ailesi ile yeniden iletişim kurmasında bir araca dönüşür.Mel Gibson, sağ eline taktığı, bir kunduz kuklasını yaşayan bir varlık olarak algılayan, kaçık bir adam rolünde karşımıza çıkıyor.

17 yaşındaki Jem Starling, Kentucky kırsalındaki köktendinci Hıristiyan topluluğundaki yerini bulmaya çalışır. Kilise grubuyla dans etmekten aldığı en büyük zevk bile, eylemlerinin günah olduğu endişesiyle gölgelenir ve kendi cinselliğiyle ilgili gelişen farkındalık ile dini bağlılığı arasında sıkışıp kalır. Esrarengiz bir genç papaz olan Owen'ın dönüşüyle, Jem kısa süre sonra kendisini onun dünyeviliği ve cazibesine kapılmış halde bulur. Yavaş yavaş, onu tüm topluluklarını alt üst edebilecek tehlikeli bir ilişkinin içine çeker.

Claire, toplumdan git gide uzaklaşmış, bungalow'unda kendi kendine yaşayan bir kadındır. Dış dünyayla tek bağlantısı onun her şeyiyle ilgilenen ve aynı zamanda da ona arkadaşlık eden çalışanı Silvana ve katıldığı kronik-ağrılı hastaların oluşturduğu terapi grubudur. Zaman geçtikçe kendisini hayata bağlayan nedenlerin azaldığını düşünürken, terapi grubundaki arkadaşı Nina'nın intiharı hayatını alt üst eder. Birbirlerini çok az tanıyor olmalarına rağmen Nina, Claire'ın rüyalarında hatta sanrılarında bile belirmeye başlar. Claire zamanla Nina'nın ölümünün perde arkasına daha çok kafa yormaya başlar: İntihara hazır olduğunu nasıl anlamıştır? Onu buna iten nedir? Geriye gözü yaşlı bir eş ve bir oğlan çocuğu bırakan Nina'nın hayatı Claire'in git gide daha çok ilgisini çeker. Ancak yaptığı araştırmalarla elde edeceği sonuç hiç de beklediği gibi olmayacaktır. Filmin yönetmen koltuğunda Daniel Bartz bulunuyor. Başrollerde ise Jennifer Aniston, Anna Kendrick ve Felicity Huffman yer alıyor.

Yıldızı sönmekte olan seksi ve karizmatik İngiliz Holywood yıldızının en yakın arkadaşının ölümünü telefonda duyması ile hatıralara dalarak izleyici 1970lerin İngiltere'sinde bir sahil kasabasına götüren bir yapıt.

Zurich gelecek vaat eden bir öğrencidir. kardeşlik kulübüne kabul sırasında felaketlerle dolu bir geceye adım atar. Onu zorlu bir sınav beklemektedir.

Dilsiz bir silahşör, bir grup kanun kaçağı ve intikam peşinde koşan genç bir dul kadını savunmak için bir grup acımasız ödül avcısına karşı savaşır.


Sevgilisinin ölümünden sonra genç Justice okulu bırakır ve hayatını kuaförlük yaparak kazanmaya başlar. Çevresindeki insanlardan iyice uzaklaşan Justice bütün hayatını şiir yazmaya adar. En İyi Film Müziği dalında Oscar'a aday gösterilen filmde ünlü pop şarkıcısı Michael Jackson'ın kardeşi Janet Jackson'ın performansı eleştirmenler arasında büyük tartışma yarattı. Jackson'ın filmdeki performansı 1994 yılında MTV tarafından En İyi Kadın Oyuncu ödülüyle onurlandırıldı fakat sanatçı Razzie Awards tarafından yılın en kötü oyuncusu seçildi.

Bir makyaj sanatcısı olan kika, yazar Nicolas'a aşıktır. Kika bir gün Nicolas tarafından evine davet edilir. Kika eve gitttiğinde Nicolas ondan, ölmüş olan üvey oğlunun cesedine makyaj yapmasını ister fakat makyaj sırasında oğlu Ramon'un ölmediğini anlar . Kika bu sefer Ramon'a aşık olmuştur ve beraber yaşamaya başlarlar.

Cormac McCarthy'nin oyunundan uyarlanan bu film, ten renklerine göre Beyaz ve Siyah denilebilecek iki karakterin etrafında döner. Siyah dindar bir Hristiyan, Beyaz ise ateist bir profesördür. Film Siyah'ın Beyaz'ı, bir trenin önüne kendisini atmaya çalışmasından kurtardığını öğrenmemizle başlar. Film boyunca bu ikili tanrının varlığı yokluğu, hayatı yaşamanın anlamının olup olmadığı, insanın kötülüğü, her şeyin geçiciliği gibi konularla ilgili bir tartışmaya koyulurlar.

1970'lerin başında yozlaşmış New York Polis Teşkilatı'nda görevli dürüst bir polis memurunun gerçek hikâyesine dayanan filmde New York Polis teşkilatına yeni katılmış olan devriye polisi Frank Serpico'nun rüşvet çarkına açtığı savaş anlatılmaktadır.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Guadalcanal'da savaşan bir grup Amerikalı erkeğin değişmelerinin, acı çekmelerinin ve kendileriyle ilgili önemli keşifler yapmalarının öyküsü. Film, Pasifik adalarında Japonların ilerlemelerini durduracak olan, savaşta anahtar görevi görmüş çatışmalardan birini arkaplanına almış. Ancak öykü, bunun ötesinde, hayatta kalmak için savaşan, korkunç stres altındaki insanların aralarında gelişen güçlü bağların arasında dolaşıyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.



0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir