
Jason Segel
Will Harbor

Ölümden sonra yaşam olduğu bilimsel olarak Dr. Thomas Harbor (Robert Redford) tarafından kanıtlanmıştır ve bu “keşfin” ardından bir yıl geçmiştir. Dünya üzerindeki milyonlarca kişi “oraya gitmek” için yaşamlarına kendi elleriyle son vermişlerdir. Bu bilim adamının nöroloji uzmanı oğlu Will (Jason Segel), babasının çalışmalarını sürdürdüğü ıssız malikaneye gitmeye karar verir ve feribotta giderken genç ve depresif görünen bir kadın olan Isla (Rooney Mara) ile tanışır. İkisinin de trajik geçmişleri vardır ve ölümden sonraki hayatın kesinliğini Thomas Harbor’un ürettiği makineyle araştırmaya çalışırlarken bir yandan da birbirlerine kayıtsız kalamayacaklardır.

Jason Segel
Will Harbor

Rooney Mara
Isla

Robert Redford
Dr. Thomas Harbor

Jesse Plemons
Toby Harbor

Riley Keough
Lacey

Ron Canada
Cooper

Brian McCarthy
Andy

Kimleigh Smith
Pam

M.J. Karmi
Janice Phillips

Adam Khaykin
Oliver

Mary Steenburgen
Interviewer

Connor Ratliff
Coroner

Willie C. Carpenter
Hospital Janitor

Wendy Makkena
Mom

Lindsay Schnebly
Newscaster

Filme adını veren Bay Hiçkimse, 2092 yılında dünyada kalmış son ölümlü olan 117 yaşında Nemo adında bir adamdır. Ölüm döşeğindeki Nemo, genç bir çocukken bir peronda durduğunu hatırlar. Tren kalkmak üzeredir. Annesiyle birlikte mi gitmeli yoksa babasıyla mı kalmalıdır? Bu karar, sonsuz sayıda olasılığı doğuracaktır.

Zac Hobson, Flashlight Projesi üzerine çalışan bir bilim adamıdır. Dünyanın etrafını saracak yeni bir enerji dalgası üzerine deney yapmakta olan Hobson, bir sabah uyandıktan kendini sessizliğin ortasında ölü bir şehirde bulur. Etrafta yaşayan bir canlı kalmamıştır. İşyerine gittiğinde, Flashlight Projesi’nin tamamlandığını anlar * Craig Harrison'ın romanından uyarlanmış * filmde bilim-kurgu, psikoloji ve felsefe iç içe geçmiş. Tanrıcılık oynamak insanlara fazla gelen bir şey öte yandan merak duygusu ve anlam peşinde koşmaktan da kendini alamıyor.

İntihar eğilimli bir üniversite öğrencisi ve doktoru bir anda kendilerini doğaüstü bir dehşetin içinde bulurlar. Eğer psikolog Sam Foster (Ewan McGregor) durduramazsa, Henry Lethem (Ryan Gosling) kendini 3 gün içerisinde öldürmeyi planlamaktadır. Henry rahatsız edici sesler duymakta ve dehşet verici görüntüler görmektedir; ancak hayal gücü nerede bitmektedir ve gerçeklik nerede başlamaktadır? Sam gerçekliği kaybettiğini fark ettiğinde kendini ölüm ve yaşam arasında cehennem gibi bir yerde bulur. Kız arkadaşının (Naomi Watts) yardımıyla Sam, çok geç olmadan Henry'yi bu kabustan uyandırmak için büyük bir mücadeleye başlar.

Hikayemiz sıfırın altında bir frekansa sahip Isaac-Newton Midgeley ile alışılmışın üstünde bir frekansa sahip olan ve bizim evrenimizin otistik savantlarını andıran Marie-Curie Fortune arasındaki ilişki üzerinden ilerliyor. Isaac (Zak) çocukluğundan beri Marie’den hoşlanmaktadır, Marie ise herhangi bir duygusu olmamakla birlikte deney yapma isteği ile Zak'le görüşmektedir. Ancak Zak ile Marie’nin her yıl birlikte harcayabilecekleri sadece 1 dakikaları vardır. Bu dakikayı aştıkları takdirde doğa durduk yere yağmur yağdırarak, zelzele yaparak, gökten bagaj yağdırarak bu birlikteliğin devamına engel olmaya çalışır. Filmin en naif olan bu ilk kısmında kahramanlarımızın çocukluk ve ilk gençlik yıllarındaki birlikte olma çabalarını ve bunun yarattığı tuhaf sonuçları izliyoruz.

Yakın gelecekte yas tutan bir dedektif, karaborsada yapay insan ticareti yapan suçluların peşine düşer. Yapay zeka sömürüsünü sona erdirme mücadelesinde, arkadaşı olarak atanan yapay insanın, merhum karısı gibi davranması için programlanmasını sabote ederek onun içine sızmaya çalışır. Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı bir dünyada geçmiş yaşamın anıları yüzeye çıkmaya başlayınca gerçekliğini sorgulamaya başlar.

Gavin Rothery’nin ilk uzun metrajına imza attığı, Stacy Martin ve Theo James’e, Toby Jones ve Rhona Mitra‘nın eşlik ettiği bu film izleyiciyi 2038 yılına götürüyor. Film, yeni bir prototip geliştiren ve yaşamını yitirmiş olan eşiyle yeniden bir araya gelmek istediği için geliştirdiği bu yapay zekayı herkesten saklayan George Almore karakterini odak noktasına alıyor.

Çocuğunu kaybettiği için acı çeken Vanessa, acısını azaltmak için; eşi ile birlikte göl evinde yaşamaya başlar. Orman gezisi sırasında tesadüfen paralel evren geçidini bulur. Bir süre durumu anlamaya çalışsa da; paralel evren geçişlerinin sınırsız olduğunu kısa sürede anlar. Keşfettiği geçitlerin; acısını azaltmanın veya yeni bir hayat kurmanın en kolayı olduğunu fark edecektir.

İnsanlığın yok oluşundan uzun zaman sonra Dünya, bir duba ve bir uyduya kalır ve tek rehberleri olan internet aracılığıyla var olmanın ve sevmenin anlamını keşfederler. Sam ve Andy Zuchero'nun çığır açan ilk uzun metrajlı filmi olan "Sev Beni", bağlantı ve dönüşümün bu destansı hikayesinde canlı çekim, animatronikler ve klasik animasyonun iç içe geçtiği bir anlatımla yapay zeka ve kimlik üzerine bir keşfe çıkıyor.

Brad, karısı Lexi'yi işine uğurladıktan sonra Los Angeles'a kimyasal bombalar atılır ve tüm şehirde sokaklardaki insanlar toxic zehirlenmeye maruz kalır. İnsanların evlerinden çıkmaması ve kimseyi de dışarıdan eve almaması tembihlendiğinde Brad karısı Lexi'yi aramak için dışarı çıkar. Karantina noktalarındaki barikatları aşamayan brad çaresizlik içinde eve döner.

Hristiyanlığın ilk zamanlarında ve imparator Neron döneminde geçer.Romalı asker Marcus Vinicius (Robert Taylor) güzel Lygia(Deborah Kerr)'ya aşık olur ancak aşkına karşılık alamaz. Bir süre sonra sevdiği kadının Hristiyan olduğunu ve Roma'nın yakıldığını öğrenince onu kurtarmak için Romaya geri döner. Neron döneminde Hristiyanların gördüğü zulmü anlatan film 8 dalda Oscara aday gösterilmiştir.

19. yüzyılın sonlarında Londra'da yaşayan Robert Angier ve Alfred Borden, trajik bir kazanın ardından birbirine düşman kesilen iki yetenekli sihirbazdır. Zamanla rakibinin üstün yeteneğini ve imza hilesini çözmeyi takıntı haline getiren ikili, sahnede birbirini alt etmek için sınır tanımayan amansız bir savaşa girişir. İhtiras, kıskançlık ve aldatmacayla örülü bu rekabet, her ikisi için de geri dönülemez ve ölümcül bir saplantıya dönüşür.

Walter, karısı Agatha ile sıradan bir yaşam sürerken Number 23 isimli bir kitabın eline geçmesi ile hayatını korkunç bir tekinsizliğin içine sürükler. Bu kitabı okudukça kitapta yazılanların kendi hayatı ile ilgili olduğunu düşünmeye ve hatta giderek buna saplantılı bir şekilde inanmaya başlar. Her geçen gün bu duruma kendini daha da çok kaptıran Walter, hayatının bütün dengesini kaybeder ve cinayet işlemeye kadar varacak bir gizemin girdabına kapılır. Batman Daima'dan sonra bir kez daha Jim Carrey ile biraraya gelen yönetmen Joel Schumacher, ilginç bir gerilim filmi ile karşımızda. Komedi filmleri oyuncusu olma janrını özellike 2003 tarihli Sil Baştan filmi ile yıkan Jim Carrey, dramatik bir rolde yine etkileyici bir performans sergiliyor.

'Yerinde Olsam', ayakkabı numaralarından başka hiçbir ortak yönü olmayan iki kardeşin çok neşeli ve aynı zamanda yürek parçalayıcı hikayesini anlatıyor. Maggie ve Rose Feller siyah ve beyaz gibi birbirinden farklı kendi tarzı ve amaçları olan iki kız kardeş. Maggie tam bir parti kızıdır. Liseden mezun olduktan sonra birçok iş değiştirmiştir, ve tek yeteneğinin karşı cins üzerinde yarattığı etki olduğunu düşünmektedir. Rose ise Princeton'da eğitim görmüş bir avukattır. Philadelphia'nın en büyük hukuk firmalarından birinde muhteşem dekore edilmiş bir ofiste çalışmaktadır. İyi bir evi vardır ama dış dünya ile arası gerçekten iyi değildir, sürekli şikayet etmektedir. İki kız kardeş, birbirlerine saygı göstermeyi ve yeniden kardeş olmayı öğrenerek birlikte yolculuk yapacaklardır. Yolun sonunda öldüğünü düşündükleri büyükannelerine ulaşacaklar ve ondan büyük hayat dersleri alacaklardır...

Alan intihara eğilimli, hayatın değerini bilmeyen, şizofrenik bir üniversite öğrencisidir. Günün birinde annesinin felç geçirip hastaneye kaldırıldığını öğrenir.Annesini ziyaret etmek için otostop çekerek yola koyulur. Ancak bir gece öte dünyadan geldiğini anladığı George'un arabasına bindiğinde kendi geçmişiyle yüzleşecek, aynı zamanda yaşamın değerini acımasız ve korkunç bir biçimde öğrenecektir. Hayalet sürücü, Alan'dan annesi ve kendisi adına bir seçim yapmasını ister.

Kafa kırmakta Steven Seagal'ın üstüne yok! Uyuşturucu Uygulama Ajanı John Hatcher (Seagal), ortağı öldükten sonra memleketine döner. Ama orada işler kötüye gider. Jamaikalı uyuşturucu lordları, bir kara büyü başpapazının yönettiği kasabaya sızar. Haydutlar Hatcher'da kendi eşlerini bulurlar, ama dünyanın bütün vuduları bir araya gelse bile onu durdurmaya yetmeyecek!

Alışılagelmedik bir astronomik olayın meydana geleceği gece, sekiz arkadaş, doğa kanunlarına meydan okuyan, bir dizi sıkıntı verici olaya tanık olacaklardır.

Yakın gelecekte Cameron Turner'ın ölümcül bir hastalığa yakalandığı teşhis edilmiştir. Karısını ve oğlunu kederden korumak için deneysel bir çözüm sunulur. Sevgi, kayıp ve fedakârlığa dair bu düşündürücü keşifte kaderlerini değiştirmek kararında zorlanır.

“Freud’un bahsettiği biçimiyle ‘tekinsizlik’ filmin ruhuna cuk oturdu.” Simon her şeyden önce utangaç bir adamdır. İşyerinde herkesin unuttuğu, annesi tarafından küçümsenen ve rüyalarının kadını tarafından bir türlü fark edilmeyen bir adamdır. Dışlanmışlığını ve dünyanın ona kayıtsızlığını değiştirmek içinse elinden pek bir şey gelmemektedir. Ta ki, işyerine ona tıpatıp benzeyen James gelene kadar. James onun fiziksel olarak ikizidir ama karakter olarak tam zıttıdır. Kendine güveni, karizmatikliği ve kadınlarla çok iyi geçinebilmesiyle bir anda herkesin gözdesi oluverir. Simon’ın tam da korktuğu gibi, James yavaş yavaş onun bütün yaşamını ele geçirmeye başlar. Dostoyevski’nin ‘Öteki’sinin oldukça yaratıcı bir uyarlaması olan film, kurduğu karanlık ve Kafkaesk atmosferle dikkat çekiyor. Richard Ayoade bu ikinci filminde, nev-i şahsına münhasır mizah anlayışıyla tedirgin edici ama oldukça da komik, daha önce pek görmediğimiz tuhaf bir dünya yaratıyor. Tek kelimeyle muhteşem!

9 yaşındaki Louis Drax (Aiden Longworth) kısa ömrü boyunca birçok tehlikeli kazadan sağ çıkmayı başarmıştır. 9. doğum gününde ise bir uçurumdan düşerek ölür. Ancak morgda geçen birkaç saatin ardından küçük çocuğun ölmediği anlaşılır. Bu mucizevi olayları bir şekilde açıklamaya kararlı olan çocuk nörologu Allan Pascal (Jamie Dornan), çocuğun gizemlerle dolu hikayesini öğrendikçe kendisini gerçek hayatla hayal dünyası arasındaki sınırın inceldiği gerilimli bir macerada bulacaktır. Dokuzuncu Hayat filmi, Liz Jensen'in 2004'te yazdığı çok satan kitabından uyarlandı.

Jeremy Crawford, geçirdiği bir kaza sonucu romanlarını tamamlayamadan vefat eden çok satan yazarı olan eşi Verity'nin romanlarını tamamlaması amacıyla Lowen Ashleigh'i işe alır. Lowen, çalışmak için Crawford'ların evinde kaldığı süre boyunca Verity'nin rahatsız edici gerçeklerini ortaya çıkarır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir