
Jason Scott Lee
Avik

In an Arctic village in 1931, British mapmaker Walter Russell selects 12-year-old Eskimo Avik as his guide. When the boy contracts tuberculosis, Walter flies him to a Montreal hospital, where Avik meets Albertine and is infatuated. A decade later, a grown Avik encounters Albertine again in London, where he's serving as a British combat pilot. Despite her relationship with Walter, she and Avik begin an affair.

Jason Scott Lee
Avik

Robert Joamie
Young Avik

Anne Parillaud
Albertine

Annie Galipeau
Young Albertine

Patrick Bergin
Walter Russell

Clotilde Courau
Rainee

John Cusack
The Mapmaker

Jeanne Moreau
Sister Banville

Ben Mendelsohn
Farmboy

Jerry Snell
Boleslaw
Jayko Pitseolak
Avik's Grandmother

Matt Holland
Flight Navigator
Rebecca Vevee
Inuit Cook
Josape Kopalee
Inuit Elder
Reepah Arreak
Avik's Girlfriend

Takvimler 1862 yılını gösterirken, pilot Amelia Wren ve bilim insanı James Glaisher, daha önce kimsenin yapmaya cesaret edemediği bir şeyi denemeye karar verir. Göklerin sırlarını keşfetmek isteyen ikili sıcak hava balonu ile daha önce hiç çıkılmamış bir yüksekliğe çıkmaya çalışır. Gökyüzünde nefes kesici keşifler yapan Wren ve Glaisher, atmosferin en yüksek noktalarına ulaştıklarında hayatta kalmak için zorlu bir mücadele vermek zorunda kalır.

2. Dünya Savaşı'nda Polonya'nın Almanlar tarafından işgali üzerine Amerika Birleşik Devletleri'ne kaçmış Leo Gursky , çocukluk yıllarında aşık olduğu, ancak ailesi tarafından yine ABD'ye gönderilmiş Alma'yı hiç unutmamış, başka hiçbir kadını sevmeyeceğine dair kendine söz vermiştir. Ömrünün son yıllarını geçiren Leo ile, annesinin yeniden evlenebilmesi için girişimlerde bulunan genç Alma Singer'ın yolları kesişir. Bu esnada çok eskiden yazılmış, ancak yeni ortaya çıkan gizemli bir kitap, hepsinin hayatını derinden etkileyecektir.

II. Dünya Savaşı zamanları... Film, savaşın özellikle tüm avrupayı ve avrupadaki yahudileri kırıp geçirdiği bir ortamda katolik okulan giden iki öğrencinin aralarındaki geç başlayan erken biten dostluğun hikayesini konu alıyor. Bahsi geçen okul da bir çok yer gibi alman milislerin ablukası altındadır. Tüm bu sıkı yönetim ve baskıya rağmen okul yöneticileri isimlerini değiştirmek suretiyle üç yahudi öğrenciyi okullarında saklamayı başarırlar taki okul çalışanlarıdan biri intikam amaçlı ispiyonculuk yapana kadar...


James Stevens(Anthony Hopkins), İkinci Dünya Savaşı öncesinin çalkantılı İngiltere'sindeki, Darlington Malikânesi'nin baş uşağıdır ve kurallara olan aşırı bağlılığıyla ün salmıştır. Yanında çalışan işçilere karşı çelik disiplini uygulayan bu adam hayatını Lord'unun(James Fox) hizmetine adamıştır.Sürüp gitmekte olan bu durum, aşçıbaşı Miss Kenton'ın(Emma Thompson) malikâneye gelmesiyle çatlamaya başlar. Kenton, merhametli, ince ruhlu bir kadındır. Gözü hizmetten başka bir şey görmeyen Stevens, Bayan Kenton'a karşı sıcak duygular hissetse de bunu açığa vuramayacak kadar gururludur...


Soğuk savaş zamanının baskısı altında olan SSCB askerlerinden sorunları olan bir asker, savaşçı hava pilotu ve beraber çalıştığı kadın pilot arasında yaşadığı aşk üçlüsünü anlatan film.

1900'lerin Amerikasında orduda görevli albay William Ludlow görevinden ayrılarak, Montana'da kaya dağlarında bir evde 3 oğlu ile yaşamaya başlar. Bu arada 1. Dünya Savaşı başlar. Albayın tüm karşı çıkmalarına rağmen 3 kardeş savaşa katılır. En küçük oğlan Samuel'in öldüğü savaşın ardından diğer oğlu Tristan Samuel'in nişanlısı Susannah'la yakınlaşmaya başlar ve aralarında bir aşk başlar. En büyük kardeş Alfred'inde Susannah'tan hoşlanmaya başlamasıyla olaylar değişir ve gelişir. Bu arada kardeşinin ölümünden kendini sorumlu tutan Tristan bir çıkmazın içine girmiş bulunmaktadır.

Audrey Hepburn, Henry Fonda ve Mel Ferrer Leo Tolsoy'un bir edebiyat başyapıtı olan Savaş ve Barış adlı romanın uyarlaması için bir aradalar. Bir destanı andıran film, 1812 yılında Napolyon'un Rusya'yı işgali sırasında kaderleri kesişen üç ailenin hikayesini anlatıyor.

İkinci Dünya Savaşı’ndan bir yıl önce, yoksul bir ailenin kız çocuğu bir geyşa evinde hizmetçi olarak çalışmaya başlar. Gizemleri günümüze kadar korunan, saklı ve bir o kadar da büyülü bir dünyada büyüyen kız çocuğu, rekabetin bitmediği, hataların affedilmediği bir dönemde efsanevi geyşa Sayuri’ye dönüşür. Dönemin en güçlü erkeklerini parmaklarında oynatan Sayuri, rakiplerinin tuzaklarına aldırmaksızın gerçek aşkın hayalleriyle yaşamaktadır.

61 yıl önce Amerikan işgal kuvvetlerin karşı Iwo Jima Adası'nı savunan Japon askerlerinin ve başlarındaki generalin hiç anlatılmamış öyküsüyle karşımıza çıkıyor. Iwo Jima'daki askerler arasında; yeni doğan kızını görmekten başka bir isteği olmayan fırıncı Saigo; becerisi ve onuruyla dünyaca tanınan Olimpiyat şampiyonu binici Baron Nishi; idealizmi henüz savaş sınavından geçmemiş eski bir askeri polis olan genç Shimizu ve teslim olmaktansa intiharı yeğleyebilecek katı bir asker olan Teğmen Ito vardı. Savunmaya önderlik eden isim ise, Amerika'ya yaptığı yolculuklarla savaşın umutsuz doğasını anlamış ama aynı zamanda Pasifik'in ötesinden gelen devasa Amerikan filosunu yenmek için gereken stratejiyi kavramış olan Tuğgeneral Tadamichi Kuribayashi idi...

İkinci Dünya Savaşının belki de en gizli kalmış olaylarından biri olan ve Japonlara esir düşen askerlere Burma ormanlarının derinliklerinde yaptırılmaya çalışan demiryolunun gerçek bir yaşantıdan alınan öyküsü. Bu son derece zor şartlarda, aşırı nem, sıcak, sivrisinekler vs. bir yana aç bırakılmaları, saatler boyu durmadan çalışmaya zorlanmaları, her an öldürülme lorlusuyla yaşamaları, bu esir kampındaki askerlerin hayatlarını gerçekten de tam bir cehenneme döndürmüştür. Kendilerini esir tutanlar tarafından intikam, kaçma ve hayatta kalma duyguları adeta yok edilmiş ama onlar içlerinde kalan son umut ve şeref kırıntıları sayesinde, inatla denebilecek bir azimle, kaçıp kurtulabilecekleri o anı beklemektedirler.

II. Dünya Savaşı sırasında birçok çocuk bombalanmalar nedeniyle memleketlerinden tahliye edilerek çevre şehirlerde yaşayan insanların evine yerleştirilir. Tahliye edilen çocuklara bakanlardan biri de Alice adında bir kadındır. Alice, evine gelen çocuğa bakacağına söz verse de bir süre sonra ondan kurtulmak ister. Ancak çocukla zaman geçirip birbirlerini tanımaya başladıkça Alice, bu ilişkinin geçmişin sırlarını çözmenin anahtarı olduğunu fark eder.

After a bleak childhood, Jane Eyre goes out into the world to become a governess. As she lives happily in her new position at Thornfield Hall, she meets the dark, cold, and abrupt master of the house, Edward Rochester. Jane and her employer grow close in friendship and she soon finds herself falling in love with him. Happiness seems to have found Jane at last, but could Rochester's terrible secret be about to destroy it forever?

Growing up in the sheltered confines of a 1920s English coal-mining community, free-spirited sisters Gudrun and Ursula explore erotic love with a wealthy playboy and a philosophical educator, with cataclysmic results for all four.

İkinci Dünya Savaşının önemli cephelerinden olan Rusya cephesinde büyük değişiklikler olmuştur. Rusya'ya saldıran Alman orduları yanlış zaman ve yetersiz malzeme yüzünden inanılmaz hızla girdikleri bu topraklardan geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Savaş alanındaki kurnazlıkları sayesinde hayatta kalmayı başaran Çavuş Steiner ve emrindeki birliğe yeni atanan komutanları Yüzbaşı Stransky arasında çok kısa bir zaman içinde bir sürtüşme başlar. Aslen Prusyalı aristokrat bir aileden gelen bu yeni komutan her ne pahasına olursa olsun şeref madalyası almaya çalışmaktadır. Aralarındaki hava gergindir çünkü çavuş, askerler arasında adeta bir efsane haline gelmek üzeredir.

Azeri bir Müslüman ile Gürcü bir Hristiyanın ilişkisini beyaz perdeye taşıyan Asif Kapadia’nın son filminin başrollerini Adam Bakri ve María Valverde üstleniyor.

Anna Karenina yüksek sosyeteden biriyle yaptığı bir evlilik sonucunda, hiyerarşik yapıda oldukça rakımlı bir noktada konumlanmıştır. Sözüne oldukça güvenilen ve saygıdeğer biri olan kocası oldukça değerli biri olarak toplum tarafından kabul görmektedir. Bir gün Anna, her ne kadar engel olmaya çalışsa da, oldukça genç bir adama aşık olur. Meydana gelen bu skandal ortaya çıkacak mıdır? Anna, içerisinde yaşadığı bu derin aşkı içine atmayı öğrenebilecek midir? Berbard Rose’un 1997 beyazperdeye uyarladığı ölümsüz Leo Tolstoy eserinin baş rollerinde Sophie Marceau ve Sean Bean var.

Alaska'da bir kasaba olan Nome'da ölümcül bir salgın başlar. Salgının tek çaresi 600 milden daha uzak olan bir yerdedir. Kasaba halkı, köpek ve kurt eğitmeni Leonhard Seppala'dan serumu getirmesi için yardım ister. Seppala, cılız görünümlü ve yaşlı bir Sibirya kurdu olan Togo'yu liderlik etmesi için yanında götürür. Seppala'nın eşi Constance, Togo'yu yavru olduğu dönemden beri tanıyordur ve onun her koşulda cesaret ve sadakat gösterebileceğini biliyordur. Seppala ve Togo yoldayken korkunç bir fırtınayla karşı karşıya kalırlar. -70 dereceye varan soğukta Togo ve Seppala büyük bir yaşam mücadelesi verecektir.

Avusturyalı Heinrich Harrer, II. Dünya Savaşı yıllarında ülkesinden uzaklaşarak Himalayalar'a gider. Tibet yakınlarındaki yasak bölge Lhasa'ya ulaşan Harrer'ın aklı henüz hiç görmediği çocuğundadır. Tibet'e kaçan Harrer, burada çocuk yaştaki kutsal lider Dalai Lama'yla tanışır ve Tibet halkının Çin'den gördüğü zulme tanık olur. Dalai Lama ise halkının onurunu düşünmekte ve Harrer'ın da yardımıyla sürekli kendisini eğitme ve geliştirme çabasındadır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir