
Stewart Granger
Lot

"Tanrı'nın adıyla alay eden şehirler... Dünyayı paramparça eden intikam!"
Lot, halkını acımasız Kraliçe Bera tarafından yönetilen ahlaksızlık ve yolsuzluğun yuvaları olan Sodom ve Gomorra şehirlerinin bitişiğindeki verimli bir vadiye götürür. Lut, Helamlıların saldıran şehirleri yok etmesini önlemek için bir barajın yıkılmasını emrettiğinde, kraliçe minnettarlıkla Lut halkının Sodom'a yerleşmesine izin verir. Ancak kısa süre sonra, Lût ve İbraniler Sodomlular tarafından yozlaştıkça medeniyetin cilası ufalanmaya başlar.

Stewart Granger
Lot

Pier Angeli
Ildith

Stanley Baker
Astaroth

Rossana Podestà
Shuah

Rik Battaglia
Melchor

Giacomo Rossi Stuart
Ishmael

Scilla Gabel
Tamar

Anthony Steffen
The Captain

Enzo Fiermonte
Eber

Gabriele Tinti
Lieutenant

Daniele Vargas
Segur

Claudia Mori
Maleb

Feodor Chaliapin Jr.
Alabias
宝みつ子
Orphea
Massimo Pietrobon
Isaac

Trakyalı bir köle olan Spartaküs'ün asi yaradılışı gladyatör okulu işleten Lentulus Brutus'ün dikkatini çeker. Böylelikle Spartaküs'ün gladyatörlük yaşamı başlar. Eğitim süresi sonunda gladyatörler birer kadınla birlikte olma şansı bulur. Spartaküs kendisine sunulan Varinia'ya dokunmaz. Okulu ziyaret eden senatör Marcus Crassus'un şerefine tertiplenen oyunlarda Spartaküs Romalı politikacının zalim yanını görme fırsatı bulur ve Varinia'nın ona hediye edilmesi üzerine bir isyan başlatır.İsyan kısa sürede tüm bölgeye yayılır. Varinia ve Crassus'un evinden bir başka köle, romantik şair Antonius da sayıları giderek artan isyancılara katılırlar. Karşılarına çıkan bir kaç lejyonu yenilgiye uğratan isyancıların amacı İtalya'nın güney ucuna ulaşıp oradan gemilerle anavatanlarına dönmektir. Oysa Roma'da isyancıların üzerinden büyük politik oyunlar oynanmaktadır ve Crassus da bu oyunun bir parçasıdır.

Britanya İmparatorluğu donanmasının en parlak dönemini yaşadığı 18. yüzyıl sonlarında geçen filmde. Bounty gemisinin mürettebatı aylar süren kötü muamelenin sonunda isyan çıkarır. Fletcher Christian’ın liderliğindeki mürettebat, acımasız Kaptan Bligh’ı denize bırakır. Kaptan olağanüstü şaşırtıcı bir gayretle limana geri dönmeyi başarırken, Bounty’ ise çeşitli zorluklarla mücadele ederek Güney Pasifik’e yelken açar.

İskenderiye , M.S. 4. yüzyıl. Hipatya, ünlü bir filozof, matematikçi ve astronomdur. Babası Theon'un yönettiği İskenderiye Kütüphanesi'nde ders verir Şehirde ise Hristiyanlık hızla yayılmakta, pagan inançları ve Yahudilerle çatışmalar artmaktadırŞehirdeki dini gerilimler kontrolden çıkar. Hristiyan fanatikler (Parabolani grubu) pagan tapınaklarını yıkar, Serapeum Kütüphanesi'ni ateşe verir. Hipatya, çalışmalarına devam eder; Dünya'nın hareketi üzerine teoriler geliştirir (Eliptik yörünge fikrine yaklaşır).Sonunda, Hristiyan lider Cyril, Hipatya'yı "cadı" ilan eder. Orestes'in onu korumasına rağmen, Parabolani çetesi Hipatya'yı taşlayarak öldürür. Film, onun trajik sonuyla biter; bilim, hoşgörü ve aklın dini fanatizm karşısında yenilgisini vurgular.

1940 yılında Sovyet Rusya'ya bağlı Sibirya'daki çalışma kampından özgürlükleri için kaçtıktan sonra 6000 km yürüyerek Gobi Çölü'nü aşıp Hindistan'a ulaşan bir grup esirin yaşadıkları macerayı ve dramı ustalıkla anlatan gerçek olaylara dayanan bir yol öyküsü.

Amerikan tarihinin en önemli insan hakları savunucularından ve siyahi liderlerinden biri olan Malcolm X’in hayatı, Spike Lee’nin yaratıcı bakış açısı ile beyazperdeye aktarılıyor. Daha önce Broadway’de tarihi lideri canlandırmış olan Denzel Washington’un dikkate değer oyunculuğu ile Malcolm X’in hikayesi sıradan bir biyografi olmaktan çok, bir insanın hayatında devrim yapıp kendini gerçekleştirmesi şeklinde, dönemlere bölünerek anlatılmış:Babası Ku Klux Klan tarafından öldürülen Malcolm, çağdaşı bir çok zenci gibi umutsuz ve zor bir çocukluk geçirir. Neticesinde hayatı günlük yaşayan hedonist bir hırsıza dönüşür. Sonunda hapise girdiğinde İslam öğretisi kendisini yeniden tanımlamasına yardımcı olur. Burada dahil olduğu toplulukta kendini bulur ve yükselmeye başlar. Hapisten çıkınca Malcolm, adeta bir mesih işlevi yüklenir ve kendilerini birer suçlu yapan toplumsal adaletsizliğe başkaldırır.

1944'de Nazi işgalindeki Amsterdam'da Yahudiler toplanıp, kamplara gönderilmekte, kamplarda yok edilmektedir. Bir grup Yahudi bir evin çatı katında saklanır, hiç dışarı çıkmazlar. 2 yıllık bu zorunlu oda hapsinde açlıkla boğuşurken zaman zaman aralarında tartışmalar da çıkar. Anna Frank adlı genç kız, bu odada olanları bir günlüğe kaydeder. Savaşın sonlarına doğru müttefikler Normandiya'ya çıkarma yaparken, bu odadaki insanların sonu ne olacaktır? Naziler onları da mı götürecektir?.

Columbus'un mücadelesi Avrupa'nın sıkışmaya başlayan toplumlarına yeni bir yerleşim yeri bulup uygar toplumun yeni topraklara yerleşmesini sağlamaktı. 7 uzun yıldan sonra sefere parasal kaynak sağlamak için finansör arayan Columbus, seyahatine başlamak, gerekli para ve izni alabilmek için kraliçe Isabel'i (Sigourney Weaver) ikna eder... Keşfetmek istediği yeni topraklarda altın ve şeref peşindedir. Keşif rotasını Çin'e çevirir...Columbus, aylar süren seyahati sonrası Kuzey Amerika'nın kıyı adalarını tesadüfen bulur. İspanya için sömürge kurabileceği dünyaya ait yeni cennet karayı hayal eder. Ama bir problem vardır. Yeni Dünya'da yaşayan yerliler zaten oradadırlar ve Columbus'tan önce yaşamlarını sürdüre gelmektedirler. Columbus yerlilere İspanya'ya döneceğini, orada bu yeni keşfettiği toprakları anlatacağını, binlerce İspanyalı ile bu yeni topraklara geri döneceğini anlatır.

Elçi Pavlus'un hikayesini anlatan filmde Pavlus'u James Faulkner ve Luka'yı Jim Caviezel canlandırmıştır. Aziz Pavlus ya da Tarsuslu Pavlus, Pavlik Kiliselerin kurucusu Hristiyan misyoner. Miladi birinci asırda yaşamış Roma vatandaşı Farisi Yahudilerindendir. Asıl adı Saul’dur. Luka'nın kaleme aldığı İncil'de önemli bir yere sahiptir. Film Hz İsa'nın elçisi olan Pavlus'un hayatını anlatıyor Film zor ve zaman zaman boğduğu anlarla dolu.Kesinlikle herkesin izleyebileceği bir film değil ama filmin konusu ilginizi çekiyorsa ve merak ediyorsanız belki izlenebilir. Birde şunu eklemek isterim o dönemleri çok iyi yansıtmışlar...

1938'de gergin geçen Münih Konferansı'nda artık rakip hükûmetler için çalışan eski arkadaşlar bir Nazi sırrını açığa çıkarmak için yarışan gönülsüz casuslar hâline gelir.

Dünya üzerindeki en güçlü krallıkta herkes köle gibi çalıştırılmaktadır. Esther, bu krallıkta dünyaya gelir ve eşi görülmemiş bir güzelliğe sahiptir. Genç yaşta ailesini kaybeden Esther, sarayda katiplik yapan amcasına sığınır ve bu sayede kralın hareminin bir parçası olur.

11 Eylül saldırılarının ardından bir avukat, yitirilen yaşamlara bedel biçmeye çalışırken duygusal bir hesaplaşmayla karşı karşıya kalır. Gerçek olaylardan uyarlandı.

Savaşmaya pek de hevesli olmayan bir kahraman olan Benjamin Martin, İngilizler Benjamin'in değer verdiği insanları tehdit etmeye başlayınca kendini Amerikan Devrimi'nin içinde buluverir. İdealist bir vatansever olan oğlu Gabriel ile birlikte silah kuşanıp Amerikan milislerinin başına geçer ve "kırmızı urbalılarla" göğüs göğüse çarpışır. Bunlar olurken kendi ailesini korumasının tek yolunun genç Amerikan ulusunu topyekün bağımsızlığa taşımak olduğunu keşfeder fakat karanlık geçmişi, savaşta da peşini bırakmaz.


1943 Berlin'i, akıllı ve cesur bir Yahudi kadın olan Felice sahte bir isimle hayatını sürdürmekte olup aynı zamanda gizli bir örgüte üyedir. Lilly ise kendini bir yandan 4 çocuğuna adamış bir anne öte yandan bir Nazi subayının sadakatsiz eşidir. Bir süre sonra aradığı sevgiyi Felice ile aralarında alevlenen tutkulu bir aşkta bulacaktır. Öte yandan Gestapo da Felice'in peşindedir ve 1944'ün ağustosunda bir gün Lilly'nin dairesinde ortaya çıkacaktır.

MS 922'de Arap Ahmed İbn Fadlan, yanlış kadına aşık olduğu için Bulgarların ülkesine elçi olarak gönderilir. Yolculuğu sırasında kervanı bir Viking kampına girer. Gece kalırlar ve ertesi gün genç bir çocuk, savaşçıları eve çağırmak için kampa gelir: Sis'in yaratıkları olan Wendol, yollarına çıkan herkesi öldürüp yemeye başlayarak anavatanlarına saldırmaya başladığını haber verir. Kahin, Vikinglere eşlik etmesi için on üçüncü bir savaşçının gerektiğini söyler, ancak bu kuzeyden bir adam olmamalıdır. Ahmad ilk başta kuzeyin tuhaf adamlarıyla birlikteyken rahat hissetmez, ancak durdurulamayacak bir düşmana karşı imkansız bir savaşta Vikinglerin yanında cesurca savaşmaya karar verir.

Film , 19.yüzyılda Çin'de kadınlara uygulanan katı kültürel normlar ile savaşmak için kendilerine özgü gizli kodlar geliştiren iki kadının ömürboyu süren dostluğunu anlatıyor.

Tarihin en büyük komutanlarından birisi olan Büyük İskender çok kısa bir sürede Pers İmparatorluğunu yıkarak Makedon krallığını uçsuz bucaksız sınırlara kavuşturacaktır. Bunu yaparken sevgilisi ve veziri Hephaestin'un yardımını görecektir. Filmde İskender'in aşk, hırs ve savaşları anlatılıyor.

Görkem ve şaşaa bakımdan çok az film, Cecil B. De Mille'nin 1956 yapımı destansı "On Emir"iyle karşılaştırılabilir. En büyük film setlerinden biri kurularak Mısır ve Sina Yarımadası'nda çekilen filmde, Firavun'un (Yul Brynner) evinde ayrıcalığı olmasına rağmen insanları özgürlüğe kavuşturmak için bundan vazgeçen Musa'nın (Charlton Heston) hayatı anlatılıyor. Hem de Cecil De Mille'in bizzat kendisinin az rastlanır takdimiyle... Mısır Prensi, Musa, bir Musevi olarak gerçek mirasını ve halkının kurtarıcısı olarak büyük misyonunu öğrenir. Tüm yeni doğan erkek Musevileri ele geçiren Mısır Firavunu 1. Ramses'ten kaçmak için bebek Musa Nil üzerinde kamış sepetle yolculuğuna başlar. Firavunu kızı Bithiah tarafından kurtarılır, evlat edinilir ve erkek kardeşi Firavun Seti'nin sarayında büyütülür. Musa Seti'nin beğenisini ve veliaht prenses Nefertiri'nin sevgisini kazanırken Seti'nin oğlu Rameses'in de nefretini üstüne çeker...

Joseph, favored son of Jacob and great-grandson of Abraham, is sold into slavery by his jealous brothers. Rising to become prime minister of Egypt. Joseph governed the country during a seven year famine, during which his brothers visit Egypt seeking grain, only to encounter their brother, presumed long dead.

1980 yılında açlık ve sefalet içindeki Habeşistan'da yaşayan siyahi Falaşalar özgün bir Yahudi topluluk olarak kabul edildiler ve gizlice İsrail'e taşındılar. Taşınmadan bir gün önce Yahudi bir annenin oğlu ölür ve o da oğlu Schlomo'nun yerine onun ismini kullanarak 9 yaşında Hristiyan bir çocuğu beraberinde götürür.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir