
Ross McCall
Dave

Dünyanın en büyük futbol ordusu West Ham United. Normal yaşamın ötesinde tüm o hayata aykırı, bambaşka bir tarz. Gerekirse öl ama pes etme. Asla dostlarını yarı yolda bırakma, onlara karşı sadık ve saygılı ol. Hapiste bile tarzından ve beraberlik anlayışından ödün vermemiş, takım ruhlu bir grup insanın karşı karşıya kaldıkları her türlü tehdide meydan okuyuşu.

Ross McCall
Dave

Graham McTavish
Big Marc Turner

Treva Etienne
Arthur Mason

Luke Massy
Keith Morrison
Nicky Holender
Ned Hastings

Marina Sirtis
Veronica Mavis

Timothy V. Murphy
Max

Deobia Oparei
Derrick Jackson

Vernon Wells
Tankersley Governor

Matthias Hues
Soccer Player

Jerry Trimble
Max's Gang Member
Hugh Daly
Prisoner #1 (as Hugh Daley)
John Bariamis
The Chaplain

Michael Enright
Daniel

Nicola Bertram
Fosterville Guard (as Nicola Bertrtam)

İdealist biri olan Henry Brubaker (Robert Redford), cezaevine müdür olarak atanır. Ancak görevine normal yollardan başlamak yerine içeriye bir tutuklu kılığında girerek olayları kendi görmek ister. İnsan haklarına yönelik çabaları, mahkunlar arasında destek bulan Brubaker, cezaevi yönetiminin ve valinin hedefi haline gelmiştir.

A two-bit criminal takes on the Mafia to avenge his brother's death. Earl Macklin is a small time criminal who is released from prison after an unsuccessful bank robbery only to discover that a pair of gunmen killed his brother.

During a 10-year sentence for murdering the leader of a rival South Central Los Angeles gang, Bobby Johnson finds religion and rehabilitation with the help of Muslim inmate Ali. Upon his release, Bobby returns home to find that his young son, Jimmie, has joined the Deuces, his old crew. Tensions rise as Bobby struggles to convince Jimmie to leave the gang that was his only family during the painful years his absent father spent behind bars.

Dört polis memuru gizlice gidip liderlerini yönlendirmeyi umut eden bir futbol holigan çetesine sızdı. Dört kişiden biri için, 'iş' ve 'gerçeklik' arasındaki çizgi zaman geçtikçe daha belirsiz hale gelir. . .

Mafyanın ilk büyük ispiyoncusu Joseph Valachi'nin (Charles Bronson) gerçek hikayesi. Hapishanedeyken FBI'a Cosa Nostra'nın sırlarını anlatan Valachi'nin anılarıyla 1930'ların mafya dünyasına yolculuk: Lucky Luciano ve Vito Genovese'yle bağlantıları, suç dünyasının kuralları ve "omertà" yeminini bozmasının bedelleri.

Genç ve başarılı bir banker olan Andy Dufresne, karısını ve onun sevgilisini öldürmek suçundan ömür boyu hapse mahkum edilir ve Shawshank hapishanesine gönderilir. İşkence, tecavüz, dayak dahil her türlü kötü koşulun hüküm sürdüğü hapishane koşullarında, Andy'nin hayata bağlı ve her daim iyi bir şeyler bulma çabası içindeki hali, çevresindeki herkesi çok etkileyecektir. Bir süre sonra parmaklıkların arkasında bile özgür bir yaşam olabileceğine bütün mahkumları inandırır. Bu mahkumlardan biri olan Ellis Boyd "Red" ve Andy, unutulmaz bir dostluk kurarak hapishaneyi bambaşka bir yer haline getirirler.

Sam Bowden hayatını kanuna adamış Atlanta'da yaşayan bir avukattır. Ailesi ile birlikte sakin bir hayat süren Sam'in hayatı yakında kabusa dönüşecektir, çünkü 14 yıl önce avukatlığını üstlendiği Max Cady isimli adam, hapisten çıkmıştır ve intikam için hazırlanmaktadır. Çünkü, Max Cady acımasız bir tecavüzle suçlanıyordu, okuma yazması da yoktu. Bu yüzden Sam eline Max'in hapisten kurtaracak bir belge geçmesine rağmen yine de bunu kullanmaz ve Max Cady tutuklanır. Şimdi Max hapisten çıkmıştır. Önce küçük tehditlerle başlayan intikam hırsı, gittikçe Sam'in ailesini de etkileyecektir. Sam'in bir kadın avukat arkadaşına ilk başta tecavüz eden Max Cady, bu sayede karısı ile Sam'in arasına açar ve evlerinde tartışmalar başlar. Max'in çıktığı günlerde de Sam'in evindeki köpek zehirlenerek öldürülür. Ve bu olaylar Max Cady için sadece başlangıçtır, daha sırada 16 yaşındakı kızları Danielle vardır.

Film kısa süre önce babası intihar eden ve kendisi de işlemediği bir cinayet yüzünden suçlanan Finlandiyalı maden işçisi Taisto Kasurinen'in hikayesini anlatır. Hapisteyken ülkeyi terk etmek ve yeni bir hayata başlamakla ilgili hayaller kurmaya başlar. Sonunda hapisten kaçar ama işler planladığı gibi gitmez...

House of 1000 Corpses (Cesetler Evi) 'nin devamı niteliğinde olan bu filmde Şerif John Quincy Uaydal komutasındaki polis Ragsvil, Teksas'ta "Şeytanın Reddettikleri olarak bilinen sadist,seri katil Firefly ailesinin evine baskın düzenler:baskında anne tutuklanır Otis B. Driftuud ve Bebek Firefly kuşatmadan kaçmayı başarırlar.Bu ikiliye babaları deli palyaço Kaptan Spalding de katılır.Çölde gizlice bir otelde birleşmeyi planlayıp sadistçe yöntemler kullanarak iki aileyi kaçırırlar.

Manon des Sources, Jean de Florette filminin devamıdır... Papet, Soubeyran ailesinin soyunun devamı için Ugolin'e baskı yapmaktadır. Ugolin'in gönlünde güzel Manon vardır. İşin dramatik tarafı Manon yıllar önce arazisini almak istedikleri Jean de Florette'in küçük kızıdır. Manon dağlarda keçilere çobanlık yaparak yaşamaktadır. Vahşi bir yaşam süren Manon'un sosyal ilişkileri sıfırdır. Film teması bu kez aşk ve intikam üzerine kurulmuştur. Manon, ailesinin elinden dalavereyle alınan toprakları geri kazanmak istemektedir, yalnız gerçeği bilen kendisinden başka kimse yoktur. Ugolin için hayattaki en önemli şeyler yetiştirdiği göz alıcı karanfiller ve Manon'dur. Ugolin'in filmdeki rolü ilk filmde olduğu gibi basit düşünen, saf ama amcası Papet'e uyan bir köylüdür. Saf olan aşkı derin bir umutsuzluğa düşer.

Set in the dark and old Parramatta prison built by the original convicts our lead character Ray a war veteran finds himself serving 18 months for manslaughter after defending his fiance. He soon realizes that the prison boss has it in for him and does everything possible to break Ray even going after his fiance.

“Manderlay”, Amerika’nın güneyinde, ıssız topraklarda bulunan bir çiftliğin tuhaf öyküsünü anlatıyor. Grace ve babası, 1933 yılında yerleşecek uygun bir yer bulmak üzere Dogville kasabasından, güneye doğru yola çıkarlar. Tesadüfen Alabama eyaletinde yolları Manderlay adında bir çiftlik köyüne düşer. Grace, kapısı zincirli bu köyün içinde, kölelik neredeyse bir asır önce kaldırılmamış gibi yaşayan beyaz sahipler ve zenci kölelerle karşılaşır. Babası, başkalarının işine karışmamasını tavsiye etse de Grace, kendi gibilerin elinde eziyet çeken kölelere bir vicdan borcu olduğunu düşünür ve bu kasabayı er veya geç özgürleştirmek için çiftlikte kalmaya karar verir.

Maksimum seviyede korunan hapishanede gizli dövüşler düzenlenmektedir Dünyanın dört bir tarafından gelen sekiz özel mahkum ölümcül dövüşlerde mücadele etmektedir Kazanan, ödül olarak özgürlüğüne kavuşacaktır Rus tutuklu Boyka da bu dövüşlere hazırlanmaktadır Dizinden sakatlandığı için işi hiç kolay değildir ama hayatta kalmak için dövüşmekten başka çaresi yoktur...

Amerikan tarihinin en önemli insan hakları savunucularından ve siyahi liderlerinden biri olan Malcolm X’in hayatı, Spike Lee’nin yaratıcı bakış açısı ile beyazperdeye aktarılıyor. Daha önce Broadway’de tarihi lideri canlandırmış olan Denzel Washington’un dikkate değer oyunculuğu ile Malcolm X’in hikayesi sıradan bir biyografi olmaktan çok, bir insanın hayatında devrim yapıp kendini gerçekleştirmesi şeklinde, dönemlere bölünerek anlatılmış:Babası Ku Klux Klan tarafından öldürülen Malcolm, çağdaşı bir çok zenci gibi umutsuz ve zor bir çocukluk geçirir. Neticesinde hayatı günlük yaşayan hedonist bir hırsıza dönüşür. Sonunda hapise girdiğinde İslam öğretisi kendisini yeniden tanımlamasına yardımcı olur. Burada dahil olduğu toplulukta kendini bulur ve yükselmeye başlar. Hapisten çıkınca Malcolm, adeta bir mesih işlevi yüklenir ve kendilerini birer suçlu yapan toplumsal adaletsizliğe başkaldırır.

Pakistanlı mahkûm Vir Pratap Singh, orada uzun süre kaldığı süre boyunca tek kelime etmedi. İnsan hakları savunucusu Samia Sidikki, sessizliğinin nedenini öğrenmek ve Vir'in böyle bir çıkmazdan kurtulmasına yardım etmek istiyor. Pakistanlı Zara, ölen annesinin vasiyetini yerine getirmek için annesinin dinlenmek istediği Hindistan'a gider. Vir Pratap Singh adında genç ve çekici bir pilotla tanışır ve birbirlerine tutkuyla aşık olurlar. Ancak Zara, başka bir ülkenin vatandaşı olduğu ve başka bir ülkeyle nişanlı olduğu için onunla birlikte olamaz. Vir, sevgilisini rahatsız etmemek için hayatından kaybolmaya karar verir, ancak Zara'nın onsuz bir hayat düşünemeyeceğini öğrendikten sonra Pakistan'a gelir ve bu onun için ölümcül bir hata olur.

Britanya askerleri 30 ocak 1972 tarihinde, kuzey İrlanda'nın Derry şehrinde düzenlenen insan hakları yürüyüşüne katılan 13 silahsız sivili öldürür. 'Kanlı Pazar' olarak anılan bu olay , son dönem İrlanda tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır. senelerce birikmiş ufak tefek olaylar, bu pazar günü bir iç savaşa dönüşür. bu olay onlarca İrlandalı gencin İRA ordusuna katılarak 25 yıllık bir mücadeleyi başlatmalarına neden olur.

A peaceful ex-ninja's life shatters when his son's kidnapping forces him back into violence amid an American-Japanese criminal drug war.

Paul Kersey (Charles Bronson), Los Angeles'a taşındıktan sonra sakin bir hayat sürmeye çalışmaktadır. Ancak, geçmişin gölgesi onu bir kez daha bulur. Evine giren bir grup suçlu, Paul'un kızını öldürür ve ev arkadaşına tecavüz eder. Bu trajedi, Paul'u bir kez daha adaleti kendi elleriyle sağlamaya iteler. Polisin suçluları yakalamakta yetersiz kalması üzerine, Paul Kersey silahlarını kuşanır ve Los Angeles'ın tehlikeli sokaklarında suçlulara karşı acımasız bir savaş başlatır. Her bir suçlu, Paul'un intikam listesinde yerini alır ve Paul, adaleti sağlamak için her türlü riski göze alır.

Paul Kersey (Charles Bronson), bir kez daha adaleti kendi sağlamak zorunda kalır. Bu sefer, New York'un suçla boğuşan bir mahallesinde, masum insanların güvenliğini sağlamak için savaşır. Paul, eski bir arkadaşını ziyarete gittiğinde, onun bir sokak çetesi tarafından öldürüldüğünü öğrenir. Mahallede terör estiren çete, sakinleri korku içinde yaşamaya zorlamaktadır. Polis, çeteyi durdurmakta yetersiz kalınca, Paul Kersey bir kez daha silahlarını kuşanır. Çeteye karşı acımasız bir savaş başlatan Paul, mahalle sakinlerinin de desteğini alarak suçlulara karşı amansız bir mücadele verir.

Yılların deneyimi ve 45'lik otomatik tabancasıyla, LAPO Dedektif Nick Pulowski, ihtiyacı olan herşeye sahiptir. Fakat aynı zamanda ihtiyacı olmayan bir şeye de sahiptir. Yeni ortağı "Acemi". Yönetmen-oyuncu Clint Eastwood, Pulowski rolünde, Charlie Sheen ise polis teşkilatının, talimatlara ve kurallara uymayı ilke edinmiş "çaylak" üyesi olarak sıkı bir filme imza atıyorlar.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir