
Walter Vidarte
Fernández

Fernandez is a lonely man leading a lonely life. All he does is work for an old man in a hardware store. But all that changes, when he meets the girl of his dreams... and her family.

Manuel's life is upended when Esmeralda, his lost love from 15 years ago, calls unexpectedly. Despite being set to marry another, he rediscovers Esmeralda, and they realize their love transcends time.

After being falsely accused of a terrible crime, Hector, a man with a neurological disability, goes to a secret prison. His goodness conquers the prisoners, who plan to prove their innocence.

Left on the doorstep of a monastery as an infant, Marcelino was raised by the monks. He was well-cared for but lonely and missed having a mother. One day he found a special friend in the forbidden attic, hanging on a cross. A friend that would repay Marcelino's kindness by granting him one heart-felt wish.

Senaryosu Susan McMartin tarafından kaleme alınan Cook, bir yanda yakın zaman ölen sevgilisini unutmak isteyen Henry Church adlı orta yaşlı adam, bir diğer yandan ise kanserli bir annenin küçük kızı Charlotte’ın, dostluk öyküsü ele alınmaktadır.

Igor is a plumber; Pina serves coffee. It is winter and they both deeply desire each other, but they are not free. In trying to figure out how to realize their love, she decides to make a lion costume for her little son and he decides to buy a photocopying machine for his wife. Spring will come at last and with it the consummation of love, filling their lives with hope and sex.

In a bustling Mexican household, seven-year-old Sol is swept up in a whirlwind of preparations for the birthday party for her father, Tona, led by her mother, aunts, and other relatives. As the day goes on, building to an event both anticipated and dreaded, Sol begins to understand the gravity of the celebration this year and watches as her family does the same.

Uluslararası sanat simsarı (satıcısı) Ron Hall'un (Greg Kinnear) iş hayatındaki başarısı evlilik hayatındaki mutsuzlukla tamamen çapraz ilerlemektedir. İş başarısının yanı sıra evliliğini de kurtarmak isteyen Ron, bu amaçla tehlikeli bir evsizle arkadaş olmak durumunda kalacaktır. Karısının rüyaları ve hayalleri ile bu yola giren adamla birlikte karısının ve evsiz arkadaşının da hayatı tepetaklak olacak ve yeniden şekillenecektir.

Efsanevi boksör Roberto Duran, 1968’de profesyonel olarak ringe ilk çıktığında henüz 16 yaşındaydı. 1980’de Sugar Ray’i yenerek bir rekora doğru ilerleyen Duran, rövanşta bir daha dövüşmeyeceğini söyleyerek spor camiasını şoka uğratmıştı… 2002’de emekli olan Roberto Duran ve onun efsane antrenörü Ray Archel arasındaki birbirlerinin hayatlarını değiştirecekleri ilişkiyi beyazperdeye taşıyan filmin senaristliği ve yönetmenliğini Jonathan Jakobowicz üstleniyor. Filmin başrolünde Édgar Ramírez rol alırken bu biyografik dramda kendisine Robert De Niro, John Turturro, Jurnee Smollet Bell ve Ellen Barkin eşlik ediyor.

Jahkor, asla babası gibi olmak istemeyen bir gençtir. Suça bulaşıp hapse düşen babası da asla oğlunu hapiste görmek istemez. Ancak Jahkor da kendisini parmaklıklar ardında bulur. Annesiyle birlikte yaşayan ve sevgilisinin hamile olduğunu öğrenen Jahkor, Oakland’da rap yapma hayalleri kuruyordur. Dünyadaki sorumluluklarını yerine getirmeye çalışırken yanlış yola sürüklenen Jahkor tıpkı babası gibi hapis cezasına çarptırılır. Hapishanedeyken babası ile kendi hayatı arasında bir bağ kuran Jahkor, bu süreçte kendisini suça iten insanları, koşulları düşünür ve kendini keşfetme yolculuğuna çıkar.

19. yüzyıl İngiltere'sinde geçen filmde, dönemin en ünlü sanat tarihçisi ve eleştirmenlerinden biri olan John Ruskin ile evlenen genç Euphemia "Effie" Gray'in hikayesi ele alınıyor. Bir türlü yolunda gitmeyen evlilik zamanla hayal kırıklığı ve acıları da beraberinde getirir. Bir gün kocasının arkadaşlarından biri olan ressam John Everett'e modellik yapan Effie, ressama aşık olur ve aralarında bir ilişki başlar. En yakın arkadaşı Elizabeth Eastlake'in verdiği cesaretle kocasından ayrılmaya karar veren Effie için dönemin sert muhafazakarlığıyla yüzleşme vakti de gelmiştir. Ünlü oyuncu Emma Thompson'ın senaryosunu yazıp başrolünde yer aldığı filmin yönetmenliğini Richard Laxton üstleniyor.

Futbolcu Santiago Munez'in hikayesi, dinamik ve aksiyon dolu bu muhteşem film ile devam ediyor. Newcastle United'ın popüler oyuncusu, her futbolcunun rüyası Real Madrid'e transfer olunca UEFA Şampiyonlar Ligi'ndeki zorlu mücadelede David Beckham, Zinedine Zidane, Raul, Guti ve Iker Casillas gibi dev oyuncularla aynı sahada oynama şansını yakalar. Zafer, alkış ve para ile tanışan Santiago, aynı zamanda başarının çirkin yüzünü de keşfeder. Tüm ömrü boyunca uğruna çalıştığı ve sevdiği her şeyi kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Alex büyük bir firmada avukatlık yaparken birden işten çıkartılır. Ne olduğunu anlayamaz ve boşluğa düşer. Birden sıkıcı bir hayat yaşamaya başlar ailesini bir arada tutmak için çalışması gerekecekti

30 yılını bir masanın başında mühür basarak ve hiçbir iş yapmayarak geçirmiş olan Bay Watanabe 1 yıldan az ömrü kaldığını öğrenince, o güne dek hiç yaşamamış olduğunu hisseder. Ancak yaşama duygusunu kolay kaybetmeye niyetli değildir.

Taeko, 27 yaşında, hiç evlenmemiş, Tokyo'da yaşayan yalnız bir bayandır. Şehrin bunaltıcı yaşantısından bir süreliğine kaçmak ister ve tatil için Yamagata'ya, üvey kız kardeşinin yakınlarının yanına gitmeye karar verir. Yamagata'ya yolculuğu ve buradaki tatili esnasında kendisini oldukça huzurlu ve nostaljik bir hissiyatın içinde bulan Teako, çocukluk anılarına geri döner. 1966 yılının saf hatıraları ile 1982 senesinin gerçekleri arasında gidip gelen Taeko kariyerine ve özel hayatına ilişkin önemli kararların eşiğinde olduğunu farkeder.

Kevin Spacey ve Lena Olin'in baş rollerini paylaştığı yapımda, 15 yaşındaki bir gencin işlediği korkunç cinayetin hikayesi anlatıyor. Leland, cinayet suçu sebebiyle ıslah evine düşer. Burada öğretmenlik yapan aynı zamanda da yazar olan Pearl Madison ile tanışır..

Avusturalyalı 8 yaşındaki küçük Mary, alkolik bir anne ile ilgisiz bir babanın meraklı ve bir o kadar da yalnız kızıdır. Amerikalı Max ise 44 yaşında ve muzdarip olduğu Asperger sendromundan ötürü dış dünyayı anlamakta ve çevresiyle iletişim kurmakta zorluk yaşayan bir başka yalnız insandır. Bir mektup arkadaşlığı, bu iki insanın birbirlerini tanımasını ve birbirlerinin hayatlarını değiştirmesini sağlar.

20. yüzyılın başlarında Amerika'da yaşanan büyük değişim dönemi sırasında, sessiz ve naif bir hayat yaşayan bir oduncu, aşkı ve kaybı bir arada deneyimler.

40 yaşındaki Andreas, kendini garip bir şehirde bulur. Oranın neresi olduğu veya nasıl geldiği hakkında en ufak bir fikri yoktur. Bir işi, evi ve karısı vardır. Bir şeylerin yanlış gittiğinin farkına varır ve şehirden kaçmaya çalışır fakat bir çıkış yolu yoktur. Hugo isminde bir adamla tanışır ve onun kaçmasına yardım edebileceğini düşünür. Öteki dünyaya kaçmak için ufak da olsa bir ışık doğunca, bu şansını sonuna kadar kullanmaya karar verir * Çok ama çok güzel. Norveç sinemasının incisi diyebilirim, günümüzün, özellikle de kuzey ülkelerinin sorunsuz yaşantılarına sorun katmalarını hicvediyor * Andreas mutsuz çünkü sanal bir ortamda yaşadığını fark ediyor. Aslında yemeklerin tat vermediği, içkilerin sarhoş etmediği, kimsenin "insani" duygular göstermediği bir dünya orası; "The Truman Show" tarzı bir yapay cennet. Filmin meselesi tam da bu: Konformizmin adeta bir din haline gelmesi

Kariyerine odaklanan genç bir kadın her şeye sahip gibi görünür – iyi bir gayrimenkul şirketinde yeni bir iş, heyecan verici bir proje ve tutkulu bir âşık. Ancak patronunun karısına âşık olup bir kötülük ağına takılınca işler değişir. Genç kadın bu sürükleyici gerilim filminde kendini savunmaya çalışırken sırlar ve geçmişiyle bağlantılı karanlık dürtüler bir bir ortaya çıkar.

Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.






0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir