
Joel Edgerton
Robert Grainier


Joel Edgerton
Robert Grainier

Felicity Jones
Gladys Grainier

Nathaniel Arcand
Ignatius Jack

Clifton Collins Jr.
Boomer

John Diehl
Billy

Paul Schneider
Apostle Frank

Kerry Condon
Claire Thompson

William H. Macy
Arn Peeples

Will Patton
Narrator (voice)

Alfred Hsing
Fu Sheng
David Paul Olsen
Toomis

John Patrick Lowrie
Mr. Sears
Chuck Tucker
Silent Man
Rob Price
Curious Logger
Brandon Lindsay
Elijah Brown


1900'lerin başında doğan Afrikalı-Amerikalı bir kız, ona tahsis edilen arazinin altında petrol olduğuna inanır ve inancında haklı çıkar. Fakat dolandırıcı petrol simsarları etrafını sarmaya başlayınca arazisinin kontrolünü elinde tutabilmek için ailesinden ve bazı bağımsız petrol arayıcılarından yardım istemek zorunda kalır.

Pulitzer Ödülü sahibi bir yazar olan Jake Davis, eşinin ölümünün ardından yaşadığı psikiyatrik sorunlarun ciddileşmesi üzerine 5 yaşındaki kızı Katie'yi bir tanıdığına bırakmak zorunda kalır. Bu olayın üzerinden 25 yıl geçtiği halde hala olayın üzerindeki etkilerini atlatamamış 30 yaşındaki yetişkin Katie ise aynı şehirde kendi sorunlarıyla başbaşadır.

Accused barn burner and conman Ben Quick arrives in a small Mississippi town and quickly ingratiates himself with its richest family, the Varners.

Çok uzun yıllar kaldığı hapishaneden çıktıktan sonra bulaşıkçı olarak çalışmaya başlayan, çalıştığı yerin arkasındaki bir çöp tenekesinde terk edilmiş bir bebek bulan Russ Millings’in hikâyesini anlatıyor. Bebek için ne yapacağından pek emin olamayan Russ, bir süre sonra bu bebeğin hayatını düzene sokmak konusunda önemli bir fırsat olduğunu fark eder.

İrlanda'nın Wexford Kontluğu'ndaki küçük bir kasabada Noel'e yaklaşılan 1985 yılı. Bill Furlong, kendisi, karısı ve beş kızının geçimini sağlamak için kömür tüccarı olarak çalışmaktadır. Bir sabah erken saatlerde yerel manastırda kömür dağıtırken, geçmişiyle ve Katolik Kilisesi tarafından kontrol edilen bir kasabanın suç ortaklığı sessizliğiyle yüzleşmesini gerektiren bir keşif yapar.

Yeni emekli olan Harold Fry, karısı Maureen ile birlikte kasvetli bir hayat sürmektedir. Eski arkadaşı Queenie'nin ölmek üzere olduğunu öğrendiğinde, ona bir mektup göndermek için üzgün bir şekilde evinden çıkar ancak bir anda onun yanına gitmeye karar verir. Harold, mektubu cebinde, yolculuğunun Queenie'yi hayatta tutacağına dair samimi bir inançla İngiltere'de 700 km'den fazla bir yolculuğa çıkar. Beklenmedik ve özgürleştirici karşılaşmalar sayesinde Harold kendi hayatına da bir şans verebilecek midir?

"Sadece güzel bir gün geçirsek olmaz mı?" der babası Sam’e. Şehirden uzaklaşıp sırt çantalarıyla dağlarda çıktıkları üç günlük gezilerinde Sam, babasıyla onun en eski arkadaşına eşlik etmektedir. Daha on yedisinde, yaşının ötesinde bir bilgeliğe sahip olan Sam gezi boyunca iki yetişkinin erkeğin sürekli çatışan egolarının arasını bulmaya çalışır. Ancak sınırların aşıldığı ve duyduğu güvenin yerle bir olduğu o noktada Sam’in hayal kırıklığı da had safhaya ulaşır. Sam sonunda ailenin "iyisi" rolünden kurtulmaya hazır mıdır? India Donaldson’ın hem Sundance’e hem de Cannes’da Yönetmenlerin On Beş Günü bölümüne seçilen bu derinlikli ilk filmi, ebeveynlik bağının koptuğu o evrensel anı yakalamak üzere aile içi güvenin, anlayışın, erkekler arası dostluğun, "yetişkinliğin" ve kuşak farkının sınırlarını mercek altına yatırıyor.

The Brutalist filmi, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra "Amerikan rüyasını" yaşamak için ABD’ye göç eden Macaristan doğumlu, Bauhaus eğitimli Holokost kurtulanı mimar Laszlo’nun yolculuğunu ve hayat hikâyesini anlatıyor. Başlangıçta yoksulluk içinde çalışmaya zorlanan Laszlo, kısa süre sonra hayatının seyrini 30 yıl boyunca değiştirecek bir kontrata imza atar. Yenilikçi kamera oyunları, dramatik yapısı, alışılmadık açı ve kadrajları, kurgusu ve sıradışı ses tasarımı, parlak oyuncu kadrosuyla hem şaşırtıcı hem de unutulmaz.

Ray Kinsella ( Kevin Costner), ailesiyle Iowa'ya yeni yerleşmiş ve çiftçiliğe başlamıştır. Bir gün yine tarlasında çalışırken gizemli bir sesin ona "İnşa ederse geleceklerini" söyler. Ray bunu tek şekilde yorumlar : ses, tarlasına beysbol stadyumu inşa etmesini söylemektedir. Eşi bu yoruma çok güvenmese de Ray'e kalbindeki sesi dinlemesini söyler. Ray stadyumu inşa etmeye başlar, bu sırada gizemli sesler kendisini bir beysbol uzmanı olan Terence Man'e (James Earl Jones) yönlendirir ve ikili Ray'e gaipten ve düşlerinde gelen mesajların izini sürmeye başlar... Bu mesajlar ikiliyi tek kelimeyle inanılmaz bir maceraya sürükleyecektir.

Günümüz Londra'sında birbirine yabancı iki çiftten birindeki adamın, diğer çiftteki kadınla tanışmasıyla tesadüfler arka arkaya gelmeye başlar. Birbirlerine duydukları anlık hislerse aldatmaları beraberinde getirir.İngiliz bir gazeteci olan Dan, mesleğini çok ciddiye alan ve kariyer yapmak isteyen biridir. Ancak, onun görevi gazetedeki ölüm ilanları yazmaktır. Dan, genç bir striptizci olan Alice'ten etkilenir. Ancak, fotoğrafçı Anna'yla tanışınca, duygularına ve ihtirasına hakim olamaz.

Leon Uris’in aynı adlı eserinden uyarlanan 1969 yapımı film, soğuk savaş sırasında yaşanan casus hikâyelerini konu alır. Film, birbirinden farklı birçok kişinin öykülerinin kesiştiği yerdir. Zeki bir Fransız ajanı, sıhhi savaştaki karmaşıklaşmış politikalar içerisinde, 1962 Küba krizine yol açmış olayları gün yüzüne çıkarır. Daha sonrasında ise Fransa’ya geri dönerek uluslararası Rus casusluk çemberinden ayrılır.

Filmde iki role sahip olan Julie Christie hem Oskar Werner’in kuralcı ve zevk peşinde koşan eşi Linda’yı hem de kitap koleksiyoncusu metresi Clarisse’i oynuyor. Montag devlet tarafından kitapları yakmak üzere görevlendirilmiş bir itfaiye eridir. Kitap okumaya cesaret eden devrimci öğretmen Clarisse ile tanışınca kendisini kaçak avının içinde bulur. Montag, sadece iki kadın arasında değil, kişisel güvenliği ve fikir mülkiyeti arasında da seçim yapmak zorundadır.

There's a deficit of good, honest women in the West, and Roy Whitman wants to change that. His solution is to bring a caravan of over 100 mail-order brides from Chicago to California. It will be a long, difficult and dangerous journey for the women. So Whitman hires hardened, cynical Buck Wyatt to be their guide across the inhospitable frontier. But as disaster strikes on the trail, Buck just might discover that these women are stronger than he thinks.

Yeni milenyumun ilk onunda aşırı ilerlemiş teknolojinin merhamet duygusunu solladığı bir dönemde Martin ailesi NDR-114 modeli yeni bir robot satın alır. Ailenin en küçük çocuğu robota Andrew adını verir. Robot günlük işleri yapmak üzere programlanmıştır. Martin ailesi bir süre sonra sahip olduklarının sıradan bir makine olmadığını anlar. Çünkü Andrew insanlara özgü duygulara ve yaratıcı düşüncelere sahiptir.

Annesini kaybeden yavru ayı Youk'u, yaşamının ilk yazında zorlu bir hayatta kalma mücadelesi beklemektedir. Sadece yırtıcı hayvanlar değil, avcılar da ormanda kol gezer. Yapayalnız bu yavrunun hayatı, yetişkin ayı Kaar'a rastlayınca değişir. Ancak izlerini süren iki avcı, ayıların ortak kaderini belirleyecektir.

II. Dünya Savaşı sırasında Adolf Hitler’e karşı düzenlenen başarısız suikast girişimini konu alan, Tom Cruise’un başrolde olduğu tarihi bir gerilim filmidir. Film, Nazi rejimini içeriden çökertmeyi amaçlayan Alman subaylarının cesur planını anlatır. Albay Claus von Stauffenberg (Tom Cruise), Nazi rejiminin işlediği katliamları gördükten sonra Hitler’e karşı harekete geçmeye karar verir, planın adı ise “Operasyon Valkyrie”’dir. Bu operasyon, Hitler’e suikast düzenleyip ardından Valkyrie adlı acil durum planını kullanarak Nazi rejimini içeriden devirmeyi hedefler.

1926 yılında Agatha Cristie; hem kişisel hayatının bir bölümde hem de yazmakta krizler yaşamaktadır. Bu da genç Agatha'nın gerçek hayatta bir cinayeti çözme kararı vermesine neden olur.

Eski kovboy filmlerinin aranan yıldızlarından olan Howard Spence, alkol ve uyuşturucu batağında kaybolmuş, şöhreti ve tüm varlığını yitirmiş eski bir yıldızdır. Hayatının tüm anlamını kaybetmiş hedefsiz bir şekilde günlerini tüketirken kendisine eşlik eden tek şey yalnızlığıdır. Fakat bir gün, bir çocuğu olabileceği hakkında öğrendiği gerçek, uzun zamandır hissetmediği bir heyecan yaşamasına neden olur. Artık yaşamak için bir anlam bulmuştur. Kız ya da erkek olduğunu bilmeden yollara dökülecek ve hiç bilmediği bir hayatı en başından keşfetmeye çalışacaktır.

Nazi kampında 1944 te tutsak olduğu dönemde, Yahudi Jacop (Robin Williams), bir radyo programına kulak misafiri olmuş ve Sovyet birliklerinin ilerlemeye başladığını haber almıştır. Varşova'daki gettoya dönüp haberi arkadaşı Mischa (Liev Schreiber) ile paylaşır. Mischa, Jacop'un Nazilerin yasağına rağmen bir radyo bulduğuna inanmış ve bunu herkese yaymıştır. Jacop ise gerçeği açıklamak yerine, bu yanlış anlaşılmadan yararlanıp insanların moralini yükseltmek için kendi uydurduğu haberleri yaymaya başlar.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir