
Trond Fausa Aurvåg
Andreas

40 yaşındaki Andreas, kendini garip bir şehirde bulur. Oranın neresi olduğu veya nasıl geldiği hakkında en ufak bir fikri yoktur. Bir işi, evi ve karısı vardır. Bir şeylerin yanlış gittiğinin farkına varır ve şehirden kaçmaya çalışır fakat bir çıkış yolu yoktur. Hugo isminde bir adamla tanışır ve onun kaçmasına yardım edebileceğini düşünür. Öteki dünyaya kaçmak için ufak da olsa bir ışık doğunca, bu şansını sonuna kadar kullanmaya karar verir * Çok ama çok güzel. Norveç sinemasının incisi diyebilirim, günümüzün, özellikle de kuzey ülkelerinin sorunsuz yaşantılarına sorun katmalarını hicvediyor * Andreas mutsuz çünkü sanal bir ortamda yaşadığını fark ediyor. Aslında yemeklerin tat vermediği, içkilerin sarhoş etmediği, kimsenin "insani" duygular göstermediği bir dünya orası; "The Truman Show" tarzı bir yapay cennet. Filmin meselesi tam da bu: Konformizmin adeta bir din haline gelmesi

43 yaşındaki bir anne ve evkadını olan Peggy (Kathleen Turner) boşanma ile karşı karşıyayken 'keşke herşeyi başa alabilsem' diye düşünüyor. Çünkü onun bugünlere gelmesini sağlayan olaylar dizisi aslında Peggy'nin mezuniyet balosuna yakın bir zamanlarda başlamıştır. Peggy Sue birdenbire kendini yeniden o günlerde buluyor ve bir mucize eseri ona verilen bu fırsatı değerlendirmeye çalışıyor.

Ruhani bir haberci olduğunu öğrenen bir lise öğrencisini anlatan gerçeküstü bir gençlik komedisidir. Ölümden dönen genç kız Darby Harper, ölü insanları görebilme yeteneğine sahip olur.

Genç ve mutlu bir çift olan Adam ve Barbara Maitland geçirdikleri trafik kazası sonrasında ölürler. Bu arada Charles ve Delia, kız kardeşleriyle birlikte New York'a gelerek Maitland'ların evlerini satın alırlar. Fakat Adam ve Barbara Maitland bu durumdan hiç hoşnut değildirler. Birer hayalet olmalarına rağmen tecrübesizlikleri yüzünden yeni ev sahiplerini evden uzaklaştıramazlar. Son çare olarak en kötü hayalet Beter Böcek'e başvururlar.

Film, görünüşte sıradan olan Barney Panofsky sıra dışı hayatının samimi ve espirili hikâyesini anlatıyor. Film, dört tane 10 yıllık perioda ve iki kıtaya yayılıyor. Bu sıra dışı yaşam hikâyesinde Barney’e üç farklı kadın ve yakın arkadaşı olan babası Izzy’ı eşlik ediyor.

İnzivaya çekilmiş bir adam olan Will, henüz doğmamış ruhlarla görüşür. Ruhlar, Will tarafından birçok teste tabi tutulur. Will, ruhların sahip olduğu en önemli ayrıcalık olan doğum için uygun olup olmadıklarına karar verir. Onun hayatı, bu zamana kadar tanıştığı hiçbir ruha benzemeyen Emma ile karşılaşmasıyla bambaşka bir hal alır. Will, Emma ile tanıştıktan sonra kendi varoluşuna bir yolculuk yapar.

Talihsiz aile babası Paul Matthews, evrimsel biyolojiye meraklı ve kendi anonimliğine önem veren bir profesördür. Onun hayatı, milyonlarca yabancının aniden onu rüyalarında görmeye başlamasıyla alt üst olur. Hayatta olduğu gibi, bu rüyalardaki varlığı da banal ve müdahaleci değildir; o sadece oradadır, yabancıların fantezilerine ve kabuslarına kayıtsız bir şekilde bakmaktadır. Yine de bir gecede ünlü olur ve uzun süredir kendisinden mahrum bırakılan ilgiyi kısa sürede kazanır. Ancak çok geçmeden beklenmedik yıldızlığının sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalır.

Bir adamın kendi hayatını kontrol etme çabasıyla başlayan, seçim şansı olmayan bir hikaye; kaybolmuş olan ve geri dönen eşinin artık farklı birisi olduğunu fark eden bir polis; ve belirli bir kişiyi bulmaya kararlı, özgücü olan ve olağanüstü bir ruhsal lider olma kaderine sahip bir kadın.

Charlie, 20'lerinde, annesi ve üvey babasıyla birlikte yaşayan ve hayattan pek bir beklentisi olmayan bir gençtir. Üvey babası, ciddi ilişkisi olan bir kıza aşık olunca, durumlar biraz karışacaktır. Ciddi bir ilişkisi olan Amber'la tanışınca, hayatını tekrar sorgulamaya ve ona ilgi duymaya başlar.

Jane, akıl hastalığı ile mücadele eden bir kadındır. Büyük bir kriz geçiren Jane, gerçek ve hayal olanı birbirine karıştırır. Tam da bu sıkıntılı süreçte onunla ortak bir özelliği paylaşan Mike adında bir adamla tanışır. Gözden düşmüş bir müzisyen ve kayıp bir ruh olan Mike ile romantik bir ilişkiye başladığında Jane’in hayatı bambaşka bir hal alır.

Büyüleyici ve seksi Paris, 1969.... 2001 yılı başlarında bir grup asinin sahip olduğu gizli silahı elde etmek için tehlikeli göreve gönderilen kadın süper casusun nefes kesen macerası... Bilim kurgu tarzı bu filmin setinde yönetmenin Seksi gizli ajan Dragonfly (Angela Lindvall) karakterini oynayan aktrise olan tutkusu ve ön yargısı neticesinde filmin sonu gelmez. Genç Amerikan çaylak film yönetmeni Paul (Jeremy Davies)'u filmde yaşamını belgelemek bütün dürüstlüğü ile bu düşük bütçeli filmi bitirmek için davet edilir ve ona yaşamının şansı verilir. Bütün sorunlara rağmen filmin bütün yetkilerini almayı başarır. Süper bir casus filmi yapmak için bütün inancı ile filme başladığında güzel ve seksi oyuncusunu ayartmak ve hayal gücünün ötesinde ki macerada ona katılmak için bütün riskleri alarak yeni işini tehlikeye sokar.

Yıl 2046, insan medeniyeti dördüncü küresel savaşın ardından tam bir kaosa sürüklenir. Artık, iki ayrı toplum vardır. Yeryüzündekiler ve yeraltındakiler. Yer üstündeki çorak topraklarda insanlar etleri için birbirlerini avlarlarken yer altında kalan sınırlı sayıda insan, mutlak kontrol ve otorite üzerinde yükselen, yapmacık bir uygarlık kurmuştur. Film bize, distopyanın iki boyutunu da sunar. Mutlak kaos ve mutlak otorite. * Toy bir delikanlı olan Nick ve onun biricik dostu köpek, yeryüzü cehenneminde hayatta kalmaya çabalarlarken eşsiz bir beceri geliştirmişlerdir, "telepati". Günün birinde Nick'in bir "kadın"la karşılaşması ile ikili arasındaki dostluk büyük bir sınava tabi olur. Zira, Nick daha önce hiç "kadın" görmemiştir. * Kadının yeraltı ile bağlantısı olduğunu anlayan Nick, şimdi özgürlük ve refah arasında seçim yapmalıdır. * Finali ile insanı şoka sokan filmi kıyamet-sonrası sinemasından haz edenler kaçırmamalı.

Beklenmedik bir aile trajedisinin ardından, Deetz ailesinin üç nesli Winter River'daki evlerine geri döner. Beterböcek'in hâlâ peşini bırakmadığı Lydia'nın hayatı, asi genç kızı Astrid'in tavan arasındaki gizemli kasaba maketini keşfetmesi ve Öbür Dünya'ya açılan kapının kazara açılmasıyla altüst olur. Her iki âlemde de sorunlar baş gösterirken birinin Beterböcek'in adını üç kez söylemesi ve yaramaz iblisin kendi tarzı karmaşayı ortaya çıkarmak için geri dönmesi artık an meselesidir.

Genç bir adam, rüyaların gerçek dünyadan ayrıldığı yeri aramaktadır. Düş, uyanmak, gerçeklik gibi konular üzerine farklı düşünen insanlarla konuşur. Farklı yaşam deneyimleri, dünya görüşleri, rüyalara değişik bakış açıları sunacaktır. Bu ise gündelik yaşamdaki pek çok felsefi konu üzerine düşünmeye iter izleyiciyi. Dijital kamerayla çekilen film daha sonra bilgisayar yardımı ile animasyon görüntüsüne yaklaştırıldı. Ortaya çıkan görüntü boyanmış gerçek görüntüleri çağrıştırıyor. Bu yeni animasyon teknolojisi ise Bob Sabiston tarafından yaratıldı. Ortaya çıkan estetik filmin düşsel temalarına gayet uygun.

Tiyatro yönetmeni Caden yeni bir oyun üzerinde çalışmaktadır. Karısı Adele Berlin'deki tablolarını takip edebilmek için küçük kızları Olive'yi de alarak onu terk eder. Terapisti Madeleine ona tavsiyeler vermek yerine çok satan kitabının sayfalarında gezinmektedir. Çekici ve samimi Hazel ile olan ilişkisiyse beklenmedik şekilde karaya oturur. Kendi var oluşunu anlamlı kılmak ve ölümsüzlük saplantısını tatmin etmek için bir binayı tiyatro sahnesi olarak düzenleyip, her bir bölümünde çeşitli yaşamları oynayacak oyuncuları içine yerleştirme ve yönetme kararı alır * Eternal Sunshine of the Spotless Mind ve Being John Malkovich gibi filmlerin hayalgücü sınır tanımayan senaristi Charlie Kaufman'ın yazıp, ilk defa yönetmen koltuğuna oturduğu filmi Synecdoche, New York, ilginç senaryosuyla dikkatleri üzerine çekiyor.

Annesi aniden öldükten sonra, eve doğru gerçeküstü bir yolculuğa çıkan ve bu sırada en büyük korkularıyla yüzleşen kaygılı bir adamın sürrealist hikayesi.

Hallam Foe (Jamie Bell) annesinin ölümünden sonra onu hiç unutamayan, bu ölümden üvey annesi Verity Foe'yu (Claire Forlani) sorumlu tutan ve babasının yaptığı ağaç evde yaşayan 17 yaşında garip bir gençtir. Ağaç evinden insanları izler ve bu konuda uzmandır. Hallam'ın garipliklerinden ve suçlamalarından rahatsızlık duyan Verity eşini ikna eder ve Hallam'ın evden uzaklaşmasını sağlarlar. Hallam şehre gidip izini kaybettirir ve burda annesine çok benzeyen Kate Breck'le (Sophia Myles) tanışır.

Geleneksel bir İstanbul mahallesinde doğmuş olan Muharrem 30 yılı aşkın bir süredir aynı mahallede yaşamaktadır. Sade bir işi vardır. Mütevazi ve içe dönük bir kişi olan Muharrem gece gündüz ibadet ederek, cinsellikten uzak, en sert İslami akidelere sıkı sıkıya bağlı bir yaşam sürdürmektedir. Muharrem'in koyu dindarlığı, varlıklı ve güçlü bir tarikat şeyhinin dikkatini çeker.

Thomas Jerome Newton, uzak bir gezegenden gelmektedir. Amacı kuraklık çeken gezegenine ve ailesine su götürmektir. Gezegenin ileri teknolojisinin patentlerini alarak büyük bir şirket kurar ve zengin olur. Bu arada otelde çalışan Mary-Lou ile tanışır; Mary-Lou onu kilise, alkol ve seksle tanıştırır.

A lonely metermaid has a psychotic reaction to his medication and becomes convinced he's a superhero. A very select group of people in life are truly gifted. Special is a movie about everyone else.

Gerçek bir bilgisayar dehası olan Qohen Leth, hapsolduğu işinden ayrılıp eski bir şapelin yıkıntıları içerisinde içine kapanık, yalnız bir hayat sürmeye başlar. Bu tek kişilik hayatındaki tek uğraşı Yönetim tarafından kendisine verilen gizlice projeyi yürütmektir. Yönetim, yaşadığı yere 'Sıfır Teorisi' adlı teorinin varlığını kanıtlaması için özel bir bilgisayar sistemi ve programı kurar; eğer başarılı olursa da hayatın anlamsızlığını kanıtlamış olacaklardır. Saatlerce çalışmasına rağmen başarılı olamayan Qohen, Bainsley adlı çekici bir kadının hayatına dahil olmasıyla iyice delirmenin eşiğine gelir. Üstüne Bob adlı genç bir adamın projeye dahil olması işleri iyice tuhaflaştırır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.









0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir