
Hannelore Hoger
Gabi Teichert

Nine fictitious documentaries and films reflect the mood of late 1970s Germany, particularly the two-month period in 1977 when a businessman was kidnapped by the RAF (Red Army Faction). The kidnap had been made to orchestrate the release of the original leaders of the RAF, aka the Baader-Meinhof.

Hannelore Hoger
Gabi Teichert

Angela Winkler
Antigone

Vadim Glowna
Freiermuth

Katja Rupé
Franziska Busch

Heinz Bennent
Mitglied des Kommitees

Wolf Biermann
Self

Joachim Bißmeier
TV-Redakteur

Helmut Griem
TV-Redakteur

Dieter Laser
Abgeordneter (TV Aufsichtsgremium)

Manfred Zapatka

Horst Mahler
Self

Rainer Werner Fassbinder
Self (uncredited)

Mario Adorf
TV committee member (uncredited)

Margarethe von Trotta
Self (uncredited)

Caroline Chaniolleau

A documentary shot by filmmakers all over the world that serves as a time capsule to show future generations what it was like to be alive on the 24th of July, 2010.

Against the darkening backdrop of New Delhi's apocalyptic air and escalating violence, two brothers devote their lives to protecting one casualty of the turbulent times: the bird known as the black kite.

Bir aile: Meryem ve Yusuf. Bir Çocuk: Tanrı tarafından müjdelenen, Tanrıdan gelen Hz. İsa. İnsanlık tarihini değiştirecek bir yolculuk. Karanlık bir dönemin parlayan umut ışığı. İnsanlığa ışık tutan umut veren ve yeni bir dönemin açılmasının habercisi bir doğum. Karanlıkların aydınlığa kavuşması verilen büyük mücadele. Aşkın, ihanetin, hırs ve öfkenin çatıştığı, karanlıkların aydınlığa kavuşması için verilen büyük mücadele. Aşkın, sevginin, hırs ve öfke ile çatıştığı ibret verici bir öykü.

Daniel Craig candidly reflects on his 15 year adventure as James Bond. Including never-before-seen archival footage from Casino Royale to the upcoming 25th film No Time To Die, Craig shares his personal memories in conversation with 007 producers, Michael G Wilson and Barbara Broccoli.

Maradona, 1980’lerde pek bir işlevi olmayan Napoli takımı için seçilir. Bu seçim, takım için önemli bir adımdır. Taraftarların sevgisini kazanmayı başaran Maradona, kısa sürede kariyerinde hızla ileler. Kariyerinin zirvesine ulaştığında ise o artık futbol tarihinin efsane isimlerinden biri haline gelir. Maradona’nın yoksullukla başlayan hayatı, futbolda zirveye ulaşması ve özel hayatındaki çalkantıların anlatıldığı belgeselde, daha önce hiçbir yerde gösterilmemiş arşiv görüntülerine yer veriliyor.

As a visually radical memoir, CAMERAPERSON draws on the remarkable footage that filmmaker Kirsten Johnson has shot and reframes it in ways that illuminate moments and situations that have personally affected her. What emerges is an elegant meditation on the relationship between truth and the camera frame, as Johnson transforms scenes that have been presented on Festival screens as one kind of truth into another kind of story—one about personal journey, craft, and direct human connection.


Paris, 1835. Çapkın ve ahlaksız Ryno de Marigny’nin, saf ve temiz aristokrat kızı Hermengarde ile gerçekleşecek evliliği herkesin dilindedir. Ancak iki sevgilinin aşkını görmezden gelerek dedikodu yapanlar, genç adamın zaafını bilmektedirler. Nitekim de Marigny, ateşli bir İspanyol fahişesi olan Vellini ile 10 sene süren tutkulu bir aşk yaşamıştır ve onun nefesini hala ensesinde hissetmektedir. Bu mahremiyet, gizem ve aldatma girdabından sadece bir çift kurtulacaktır...

Fransa kırsalında tatil yapan zengin bir Alman ailenin yolu uğursuz niyetleri olan genç bir otel çalışanıyla kesişir.

20. yüzyılın başlarında Çin'deyiz. O zaman adet olduğu üzere Pekin Operası'nın sanatçı havuzu, öksüzlerin ya da sokakta suça itilmiş çocukların disipline edilmesinden besleniyor. Tavizsiz Lu Qui tarafından yetiştirilen Duan Xiaolou ve Cheng Dieyi isimli iki yakın arkadaşın durumu da farklı değildir. Bedenlerini ve seslerini kullanmayı sıkı bir disiplin altında öğrenerek büyürler. Fiziği buna müsait olan Dieyi genelde kadın rolleri alırken, Xiaolou onun karşısında iri kıyım savaş beylerini canlandırmaya alışır. Dieyi giderek yakın arkadaşına karşı bir aşk duymaya başlar. Bu duygu en çok kuvvetlendiği sırada eşcinsel aşkı reddeden Xiaolou, kendisine güzel bir sokak kızı olan Juxian'ı gelin olarak alır. Bu tehlikeli aşk üçgeni II. Dünya Savaşı ve Çin Kültür Devrimi'ne kadar devam edecektir.

Belgesel, Iron Maiden’ın bir kültürel hareketin şekillenmesine nasıl katkı sağladığını; rock müziğe ve heavy metalin toplum ve kültür üzerindeki daha geniş etkilerine dair yerleşik bakış açılarını nasıl zorladığını inceliyor.

Çello çalan Daigo Kobayashi, orkestrasının dağılmasının ardından eşiyle beraber doğduğu kasabasına geri döner. Başka bir işte çalışacak deneyimi olmadığı için deneyim aramayan "Gidişler" ismindeki bir işe seyahat acentası zannederek başvurur. Aslında yapacağı işin Japon kültüründe önemli bir yere sahip "Nokanshi", yani ölüleri öbür taraftaki yolcukları için hazırlama geleneğinin bir parçası olduğunu öğrenir. Daigo'nun işi ölüleri usulüne göre tabutlara yerleştirmektir. İlk başlarda bu durumda hoşlanmasa da zamanla işine alışılan Diago'nun kendi yaşantısı, bakış açısı ve duyguları da bu işle beraber değişecektir.

Lee Chandler, sıhhi tesisat, elektrik, kapıcılık gibi sıradan işler yaparak, tek göz bir evde yalnız başına yaşayan depresif bir adamdır. Doğup büyüdüğü ama uzun zamandır uğramadığı kentten bir gün acil bir telefon alır. Kalp hastası abisi hastaneye kaldırılmıştır ve durum ciddidir. Lee kafasında endişeler ve soru işaretleri ile yola koyulur ama hastanede onu bekleyen haber hiç de iç açıcı değildir. Abisi vefat etmiştir ve Lee yetim kalan ergen yeğenine bakmakla yükümlüdür.

Liberty Wallace (Linda Fiorentino) silah satıcılığında çalışmaktadır.Kocası Victor(Oliver Platt) ile çoğu silah alış verişi yapar ve satarlar.Babasının şirketi kötüye gitdiğinden dolayı,Victora kendisini aşık ettirmeye çalışmışdır,kendisi Victoru sevmesede yinede şirketi kurtarıcağını düşündüğü için evlenir.Kendisi bir tiyatro aktörü olan Russelle(Martin Cummins) aşıkdır ve gizlice görüşmektedir.Bir gün Russel Liberty ile konuşurken kafasına silah dayanır ve kendisini bir bomba bağlanır.Bu bomba eğer ya Russell haraket ederse patlayacaktır yada 90 dakika sonra.

A keen chronicle of the unlikely rise to power of Adolf Hitler (1889-1945) and a dissection of the Third Reich (1933-1945), but also an analysis of mass psychology and how the desperate crowd can be deceived and shepherded to the slaughterhouse.

Kutsal Günah, modern Katolik Kilisesi'nin tarihinde en bilinen tacizcisi Peder Oliver O'Grady'nin hikayesini anlatıyor. Herhangi bir suçluluk ya da utanma hissetmeden O'Grady, otoritesi ve cazibesini kullanarak düzinelerce inançlı Katolik aileyi yirmi yıldan fazla bir süre aldatmayı başardı. Kurbanları arasında dokuz aylık bebeklerden orta yaşlı kadınlar ve gençlere kadar herkes var.

New York’un önde gelen suç patronlarından birisinin şoförlüğünü yapan Frank Lucas’ın varlığından patronu ölene kadar hiç kimsenin haberi yoktur. Ancak patronunun aniden ölümü üzerine kendi imparatorluğunu kurmak ve Amerikan Rüyası’nın kendine özgü versiyonunu yaratmak için gereken açık kapıları keşfeder ve kolları sıvar. Frank Lucas, zekâsı ve katı çalışma ahlâkı sayesinde kısa sürede Harlem bölgesindeki uyuşturucu ticaretinin kontrolünü eline geçirir.

Joker, başarısız bir komedyen olan Arthur Fleck'in hayatına odaklanıyor. Toplum tarafından dışlanan bir adam olan Arthur, hayatta yapayalnızdır. Sürekli bir bağ kurma arayışında olan Arthur, yaşamını taktığı iki maske ile geçirir. Gündüzleri, geçimini sağlamak için palyaço maskesini yüzüne takan Arthur, geceleri ise asla üzerinden silip atamayacağı bir maske takar. Babasız büyüyen Arthur’u en yakın arkadaşı olan annesi Happy adıyla çağırır. Bu lakap, Arthur’un içindeki acıyı gizlemesine yardımcı olur. Ancak maruz kaldığı zorbalıklar, onun gitgide toluma aykırı bir adam haline gelmesine neden olur. Yavaş yavaş psikolojik olarak tekinsiz sulara yelken açılan Arthur, bir süre sonra kendisini Gotham Şehri’nde suç ve kaosun içinde bulur. Arthur, zamanla kendi kimliğinden uzaklaşıp Joker karakterine bürünür.

Birinci Dünya Savaşı’nda oğlunu kaybeden kör bir saatçi tren istasyonuna yaptığı bir saati geri işlenmesi üzerine kurar, gidenler belki geri döner düşüncesiyle...Bu saat bir mucizeye sebep olur ve 1918’de savaşın bittiği gün doğan Benjamin Button’un hayat saati tersine işler. O 80’lerinde bir yaşlı olarak doğmuştur ve hayatı bir bebekliğinin ulaşabileceği ilk evresinde son bulacaktır.Benjamin tersine giden gelişmesinde ortama ayak uydurmaya çalışırken daha küçük yaşlarda bir kıza aşık olur. İlk önceleri kendi yaşlı görüntüsünden dolayı ondan uzak kalmaya çalışırken yaşları birbirlerini yakaladığında mutluluğu bulur ama ikisinin de daha gideceği yol vardır.

Genç Donald Trump'a odaklanan filmde Donald Trump’ın 70’li ve 80’li yıllarda, Amerika’da kötü şöhretli avukat Roy Cohn’un yardımıyla gayrimenkul piyasasında nasıl yükseldiği anlatılıyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir