
Kimberly Elise
Helen McCarter

Bir çiftin görünürde sağlam evlilikleri, kadının kocasının ondan boşanmak istediğini öğrendiği anda çatırdamaya başlar. Evliliklerinin başından beri sağlam ve sıkı bağlarla birbirlerine bağlı olan bu çift, bu durum karşısında sarsılmaktadır. Kadın, kocasının ani ve beklenmedik boşanma kararına anlam vermeye çalışırken, bir yandan da evliliklerinde neyin yanlış gittiğini anlamaya çalışır. Bu süre zarfında, kadın, kocasının aslında ne kadar iyi tanıdığını ve ona ne kadar güvendiğini sorgulamaya başlar...

Kimberly Elise
Helen McCarter

Steve Harris
Charles McCarter

Tyler Perry
Madea / Brian / Joe

Shemar Moore
Orlando

Lisa Marcos
Brenda

Tamara Taylor
Debrah

Cicely Tyson
Myrtle

Terrell Carter
Reverend Carter
Carol Mitchell-Leon
Mildred
Avery Knight
BJ

Vickie Eng
Christina

Tiffany Evans
Tiffany

Gary Anthony Sturgis
Jamison

Bart Hansard
Guard

Chandra Currelley-Young
Chandra

Stil ve varlığın, mizah ve insanlığın muhteşem bir bileşimi! 42 yaşındaki Manhattan yerlisi Isaac Davis işinden nefret etmektedir. 17 yaşında Tracy adında hiç sevmediği kız arkadaşı ve evlilikleri hakkında bir kitap yazan Jill adında lezbiyen bir eski karısı vardır. Ve Isaac onu boğazlamak istemektedir. Ancak en iyi arkadaşının seksi ve entellektüel metresi Mary ile tanışınca, Isaac tepeden tırnağa şehvetle dolar * Manhattan, New York aşığı Allen’ın kendi şehrine, semtine yazdığı bir aşk mektubu gibidir, kendi dünyasına bir güzellemedir. Manhattan, 70’ler sonu Amerikası’nın güvensizliğini başarıyla yakalamış bir film. Eskisinden daha çok kazanan, daha fazla özgürlüğe ve seçme hakkına sahip olan şehirliler, suçluluk ve güvensizlik duygularıyla boğuşuyorlar. Bu zeka eseri, dengeli, aynı zamanda hüzünlü siyah/beyaz komedi en sevilen filmler arasındaki yerini hep korudu.

Boşanmanın eşiğinde olan Ethan ve Sophie, evlilik terapistlerinin önerisiyle doğayla iç içe, güzel bir kır evine tatile giderler. Romantik ve eğlenceli başlayan bu hafta sonu kaçamağı, beklenmedik sonuçlar doğuracaktır. Orada kendilerinin çok daha iyi, seksi ve güzel versiyonlarının karşı kulübede yaşadığını keşfedince olaylar çığırından çıkar.

Kate Welles, genç ve çekici bir gazeteci, bir kadın dergisi için yüzeysel konular üzerine yazılar yazarak geçimini sağlar. Bir gün, ona aşk hikayesi ile ateşli bir macera arasındaki farkı inceleyen bir makale sipariş edilir. Karmakarışık aşk hayatı nedeniyle, Kate bu araştırmayı kendi hayatı üzerinden yapmaya karar verir. Famke Janssen’in büyüleyici enerjisiyle dolu, neşeli ve taze bir komedi.

Nora Ephron'un çok satan romanından uyarlanan ve yönetmenliğini Mike Nichols'un (The Graduate, Postcards From The Edge) yaptığı bu filmde Meryl Streep ve Jack Nicholson ikilisiyle modern hayata romantik bir bakış atıyoruz. Rachel rolünde izlediğimiz Streep başarılı bir yemek yazarını canlandırıyor. Diğer tarafta Nicholson'ın canlandırdığı Mark ise kadın avcısı bir köşe yazarı. Kadın New York'ta, adamsa Washington, D.C.'de yaşıyor. Bütün bu karmaşa bir ilişkiyi zorlamazsa, başka ne zorlayabilir ki!

Bir zamanlar araba dünyasının başarılı işadamlarından Ben Kalmen'in hayatı yokuş aşağı gitmektedir Ta üniversitede aşık olup evlendiği karısından boşanmıştır İş konusunda verdiği yanlış kararlar onu iflasın eşiğine getirmiş, bu durum aile içinde çatlaklar yaratmıştır Kendinden daha genç bir kızarkadaşı vardır; Jordon… O aynı zamanda hatırı sayılır bir otomobil üreticisinin kızıdır İçinde bulunduğu şartlar ve aldığı kararlar Ben Kalmen'i geri dönülmesi zor bir noktaya sürükler.

2012 Sundance Film Festivali’nin açılış gecesi filmi olarak seçilen Hello I Must Be Going’de Melanie Lynskey, anne babasının Connecticut’taki evine sığınan yeni boşanmış Amy’i canlandırıyor. Geleceği konusunda kararsız olan Amy ile 19 yaşındaki bir oyuncu arasında ilişki başlar. Bu ilişki sayesinde Amy’nin hayata olan tutkusu artar ve onda yıllardır farkında olmadığı bir amaç hissi uyandırır. Hello I Must Be Going cinsellik, mizah ve duygusal dürüstlükle harmanlanmış modern ve sıra dışı bir aşk hikayesini anlatıyor.

Kız arkadaşından ayrılması ile yıkılan Carter Webb, Los Angeles'tan ayrılarak Detroit'te yaşayan deli dolu anneannesinin yanına gider. Carter, anneannesinin karşı komşusu Hardwicke Ailesi'nin kadınlarına karşı bir çekim hissetmektedir.

Rachmaninoff'un unutulmaz 'İkinci Piano Koncertosu' eşliğinde, sıradan insanların sıra dışı aşklarına tanıklık etmek istiyorsanız, İngiliz gerçekçiliğinin başyapıtı kabul edilen bu filmi mutlaka izleyin! Lean'e Cannes'da 'Festival Büyük Ödülü'nü kazandıran film, bir rastlantı sonucu tren istasyonunda karşılaşan iki evli yetişkinin yaşadıkları büyük aşkın öyküsünü anlatıyor.

Bekâr bir anne ile hapisteki bir adam arasındaki samimi mektuplaşma sayesinde kurulan sıra dışı bağ, her türlü olumsuzluğa rağmen bağışlanmanın, umudun ve aşkın kapısını aralar.

Dul olan ve keşmekeş bir hayat yaşayan Joseph (Peter Mullan) garip kişiliğe sahip birisidir, zira bir gün yanlışlıkla öldürdüğü köpeği için ağlayıp yas tutarken, başka bir gün hayatını kontrol altına alan öfkesine yenik düşerek olur olmadık şekilde insanlarla kavgaya tutuşan bir ayyaştır. Hannah (Olivia Colman) ise hayır kurumu işleten, ayyaş kocasının garip hareketlerine maruz kalan ve bunu saklayan bir bayandır. Hannah'ın dostça davrandığı Joseph, Hannah ile ilgili bir sırrı öğrenir ve bu acı gerçek her ikisinin hayatını bilinmeyen ve tehlikelerle dolu bir yöne savurur * kaliteli bir bağımsız brit filmi

Frank ile April, kendilerini her zaman çok özel, farklı görmüşler; hayatı yüksek ideallerine uygun şekilde yaşamaya hazır ve istekli olmuşlardır. Bu nedenle lüks evlerin sıralandığı bir cadde olan Revolutionary Road'daki yeni evlerine taşındıklarında kendilerini çevreleyen durağan ortamdan bağımsızlıklarını gururla ilan ederler. O dönemin toplumsal sınırlarını belirleyen tuzaklara asla düşmemeye kararlıdırlar. Ancak Wheeler çifti kendilerini hiç beklemedikleri bir durumun tam içinde bulur: Frank Wheeler rutin bir işi olduğu için sinirleri günden güne bozulan yetişkin bir erkeğe dönüşürken April de istek ve tutkularını bastırmaya çalışan mutsuz bir ev kadını olup çıkar. Sonuç ise tıpkı diğerleri gibi hayallerini kaybetmiş tipik bir Amerikan ailesidir.

Oliver ve Barbara Rose 18 yıldır evlidir. Artık Barbara boşanmak istemektedir, ama iş hangisinin pahalı evlerine sahip olacağına gelince ikisi de geri adım atmamaktadır. Oliver’ın avukatının usta taktikler vermesine rağmen herşey için artık çok geçtir...

An embittered woman seeks escape in marriage, only to fall for her husband’s best friend.

Carancho iyi ve kötüyü ayıran sınırları sorgulayan tutkulu bir aşk hikayesi. Arjantin’de her yıl sekiz bini aşkın sayıda insan trafik kazalarında ölüyor. Bu astronomik rakamın arkasında ise sigorta şirketlerinin ve işlemeyen kanunların beslediği kocaman bir endüstri var. Avukatlık yapan Sosa, hastanelerin acil servislerinde ve karakollarda müşteri avlayan bir carancho, yani akbabadır. Luján ise kırsaldan gelen genç bir doktor. İkisinin arasındaki aşk hikâyesi bir gece sokakta karşılaştıklarında başlar. Genç kadın birinin hayatını kurtarmaya çalışırken, Sosa ona bir sonraki müşterisi gözüyle bakıyordur. Bu yeni filizlenen aşkın verdiği güvenle, Sosa bir zamanlar zaafiyetlerinden yararlandığı insanlara yardım etmek ister, ama geçmişi bir türlü yakasını bırakmaz. Yeniden yapım hakları Hollywood tarafından anında kapışılan Akbaba, az karşılaştığımız türde bir film: gerilimi, karakter derinliği ve heyecanı tam dozunda, günümüze dair özgün bir kara film.

1935 yazının en sıcak günleri... On üç yaşındaki Briony Tallis, ablası Cecilia ve hizmetçilerinin oğlu Robbie'nin gizli bir şekilde flörtleşmelerine tanık olur. Çocuk aklı ile gördüklerini yanlış yorumlaması üzerine yıllarca sürecek büyük bir trajedenin yaşanmasına neden olacaktır. O andan itibaren bir daha hiç düzelmeyecek kadar trajik bir şekilde kaderleri birbirlerine bağlanan bu üç insan, hak etmedikleri bir kefaretin farklı şekillerde kurbanı olacaklardır.

Kitabını yazma motivasyonu bulamayan ve Tessa ile yaşadığı ayrılığın kalp kırıklığını yaşayan Hardin, geçmişte yanlış yaptığı bir kadını aramak ve kendini bulmak için Portekiz'e gider. Tessa'yı geri kazanmayı umarak çıktığı bu yolculukta, önce kendisinin değişmesi gerektiğini fark edecektir.

Julianne Potter ve Michael, eğer uzun süre kimseyle evlenemezlerse birbirleriyle evleneceklerine dair bir anlaşma yaparlar. Ancak Michael, Kimberly ile evlenmeye karar verince onu kıskanan ve aslında ona içten içe aşık olan Julianne, bu evlilik planını bozmak için işe koyulur. Evliliğe sadece 4 gün kalmıştır ve Julianne, onları ayırmak için elinden gelen herşeyi yapacaktır.

Connie Sumner, kocası ve oğluyla mutlu bir yaşantısı olan bir kadındır. Bir gün iş için New York'ta bulunduğu sırada rüzgar yüzünden dengesini kaybeder ve düşer. O sırada orada bulunan genç kitapçı Paul Martel, kadına yardım eder ve dizindeki yaraya pansuman yapmak için evine davet eder. Connie, genç adamın evinde çok kısa bir süre geçirir ve hemen evine döner. Bu olayın, kocası Edward ile olan ilişkisi için bir test olduğunu düşünmektedir. Ancak bir süre sonra genç adamın dairesine tekrar gider; olaylar artık kontrolden çıkmıştır.


Maureen (Robin Wright) ve Eddie (Sean Penn), tutkulu ama sorunlu bir ilişki yaşayan bir çifttir. Eddie'nin şiddet eğilimleri ve psikolojik dengesizlikleri nedeniyle ayrılırlar. Yıllar sonra Eddie, akıl hastanesinden çıktığında Maureen artık Joey (John Travolta) ile evlidir ve bir kızı vardır. Eddie'nin geri dönüşü, Maureen'in iç çatışmalarını ve geçmişe olan bağlılığını yeniden alevlendirir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir