
Olaf Fønss
Herbert Rowland

Rowland falls sick with leprosy while Mac Allan is captured by the Maharajah, who offers Irene a deal: one night with him in exchange for letting Rowland to be cured. She accepts, but tries to commit suicide.

Olaf Fønss
Herbert Rowland

Mia May
Irene Amundsen, Rowland's Fiancée

Conrad Veidt
Ayan, Majarajah of Eschnapur

Erna Morena
Princess Savitri

Bernhard Goetzke
Yogi Ramigani

Lya De Putti
Mirrjha, Savitri's Servant

Paul Richter
Mac Allan, English Officer

Georg John
Penitent

Louis Brody
Black Servant

Max Adalbert
Wolfgang von Schwindt

Video klip ve reklamların usta yönetmeni Singh'in odağında bu kez, sakat bir adam ile küçük bir kızın bir hastanede yaşadıkları olağandışı aşk hikâyesi var. Adam ve kız kendi aralarında, intikam peşindeki beş kahraman hakkında bir masal uydururlar: Maskeli bir kabadayı, Afrikalı kaçak bir köle, Hintli bir mistik, İtalyan bir anarşist ve bir doğabilimci, ıssız bir adaya sürgün edilmişlerdir. Düşüş, akıl almaz sahnelerin rengârenk canlandırma planlarıyla harmanlandığı son dönem filmler arasında, izleyiciyi görselliğiyle yakalayacak, akıllardan kolay silinmeyecek bir yapıt.

Neal, herkesin hayatta ne yapmak isteyeceğini öğrenmeye çalıştığı bir çağ olan 23 yaşına girmektedir. Doğum günü partisinde yaşamı hakkında bir cevap almayı diler. Babasının kendisine hediye olarak aldığı arabayı görmek için dışarı çıktığı anda başına bir su kovası düşer ve bilinçsiz bir şekilde yere yığılır. Hastanede uyandığında Neal, hayatı ile ilgili soruların cevaplarını keşfetmeye götürecek olan yolculuğuna başlar.

Kral Arthur’un genç ve pervasız yeğeni Sir Gawain’in, Noel şenlikleri sırasında gizemli "Yeşil Şövalye"nin meydan okumasını kabul ederek onu bir darbeyle yaralaması ve bir yıl sonra bu darbenin aynısını geri almak üzere yola çıkmasıyla başlayan film, fantastik bir olgunlaşma yolculuğunu konu alır. Gawain bu yolculukta, hem doğaüstü engellerle hem de kendi korkuları, dürüstlüğü ve kaderiyle yüzleşerek, gerçek bir şövalye olmanın ağırlığını ve ölümün kaçınılmazlığını sorgulayan derinlikli bir sınava tabi tutulur.

Arkadaşım Canavar , annesiyle tartıştıktan sonra evini terk ederek deniz kıyısındaki bir ormana kaçan Max adlı çocuğun maceralarını konu alıyor. Max, onu kimsenin anlamadığını düşünerek bulunduğu ortama başkaldırır ve muzipliğin egemenliğindeki Vahşi Şeyler ’in ülkesine doğru yola çıkar.Bu macera filminin beyazperdeye uyarlanması sırasında benzersiz bir teknik de kullanılıyor. Oyuncuların sesleriyle hayat verdikleri karakterler, canlı aksiyon, kukla ve bilgisayar animasyon teknikleriyle en dinamik şekilde perdeye taşınıyorlar.

Dünya'nın ekosisteminin çöküşünden sonra distopik bir gelecekte geçen film, çökmüş dünyanın çürüyen kalıntılarında yaşamını sürdürmek için hayatta kalma becerilerini kullanan, güçlü ve iradeli 13 yaşındaki bir kız olan Vesper'ı ve hasta babası, Darius’ı takip ediyor.

Macera türünün klasikleri arasında gösterilen The Man Who Would Be King, usta sinemacı John Huston’ın yönettiği sürükleyici bir yapım. Rudyard Kipling’in bir öyküsünden esinlenilerek çekilen film, 1880’lerde Hindistan’da geçiyor.

17 yaşındaki Samantha okulda harika bir arkadaş grubuna ve mükemmel sevgiliye sahiptir. Ancak bir gün her şey değişir. Geçirdiği bir kaza sonucu Samantha esrarengiz bir şekilde, tekrar tekrar aynı günü yaşamaya başlar. Her sabah aynı güne uyanan Samantha, gün boyunca herkesin ne yaptığını biliyor fakat ne denerse denesin sonunda günü baştan yaşamaya başlıyor. Hayatınızı kökünden değiştirmek ve gerçek aşkı bulmak için tek bir gün bile farklılık yaratabilir mi?

Pek zeki sayılmayacak taşralı genç Norville Barnes'ın kafasında çocuklar için ideal olduğunu düşündüğü bir oyuncak projesi vardır. Bunu gerçek yapabilme hayalleri içinde büyük şehire gelir ve en alttan işe koyulur: devasa bir şirket olan Hudsucker Industries'de memur olarak çalışmaya başlar. Bunlar olurken şirket yönetim kurulu, başkan Waring Hudsucker'ın trajikomik intiharı ile sarsılır. Gücü ele geçirme fırsatını kaçırmak istemeyen müdürlerden Sidney Mussberger, kendisine projesini anlatmaya gelen Barnes'ın naifliğinden yararlanmaya çalışır ve bir aptalı yönetim kurulu başkanlığına getirerek şirketi parmağında oynatabileceğini düşünür. Oysa Barnes'ın çılgın projesi basit bir hulahoptan başka bir şey değildir ama beklenmedik başarısı işleri karmakarışık edecektir.

Yıl 1935. Rick O'Connell ve Evelyn, ilk filmden 10 yıl sonra, evlenmiş ve artık 9 yaşında bir oğulları olan Alex ile Londra'da yaşamaktadır. Ancak Imhotep'in mumyalanmış bedeni Londra'daki bir müzeye nakledildiğinde, efsane bir kez daha dehşet saçmaya başlar. Bu kez, Imhotep'in karşısında daha güçlü bir ruh olan Akrep Kral da bulunmaktadır. İki gizemli varlığın çarpışmasına sahne olan dünyanın kaderi bir kez daha O'Connell ailesinin ellerindedir.

George Lass bir kaza sonucu ölür ve öldükten sonra ölüm meleği olarak dünyaya geri döner. Görevi vaktinden önce ölenlerin ruhlarını almaktır. Ölüm meleklerini hizada tutan Rube'un ortadan kaybolmasıyla her şey alt üst olur.

İkinci film "Mumya: Geri Dönüyor"dan 10 yıl sonrasında geçen "Mumya: Ejder İmparatoru'nun Mezarı"nda O'Connell ailesi bu kez Çin'de maceralarına devam etmektedir. Rick ve Evelyn, iki bin yıllık uykusundan uyanan Ejder İmparatoru Han'ın mumyasıyla baş etmek zorundadır. Han, güçlü ve acımasız bir hükümdar olarak bilinir ve yeniden uyanışı dünya için büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Han'ı yenmenin tek yolu, imparatorun düşmanlarından oluşan, Çin Seddi'nin yapımı sırasında duvarların altında kalan orduyu canlandırmaktır. O'Connell ailesi, bu zorlu görevde yine pek çok tehlike ile karşı karşıya gelir.

Under the watch of his unkind realtives, lonely Bosse's luck is changed when he is sent to the land where his real father is the King. In that country, he sets out on a quest, together with his new friend, to destroy the evil Knight Kato.

As a young couple stops and rests in a small village inn, the man is abducted by Death and sequestered behind a huge doorless, windowless wall. The woman poisons herself in order to join him and is met by Death, who gives her three opportunities to prove that love is stronger than death, thereby freeing her beloved from his fate.

Olaylar 1924 yılında, İngiliz sömürgesi olan Hindistan'da geçiyor. Judy Davis'in canlandırdığı Adela Quested, genç ve dikbaşlı bir İngiliz kadın, yanında nişanlısının annesi Mrs. Moore (Peggy Ashcroft) olduğu halde Hindistan'a gelir. Burada tanışıp dost edindiği Dr. Aziz (Victor Banerjee) bir süre sonra Adela'yı mistik Marabar mağaralarına yapacağı ziyarette kendisine katılması için davet eder. Girdikleri bir mağaradan yara izleriyle çıkan Adela, Aziz'in kendisine saldırdığını iddia eder.

In 1999, a woman's life is forever changed after she survives a car crash with two bank robbers, who enlist her help to take the money to a drop in Paris. On the way, she runs into another fugitive from the law — an American doctor on the run from the CIA. They want to confiscate his father's invention – a device which allows anyone to record their dreams and visions.

Harry Potter filmlerinden tanığımız Daniel Radcliffe 'nin başrolde olduğu film, Stephen King' in oğlu Joe Hill tarafından yazılan bir romandan uygulama. Ig Perrish bir sabah akşamdan kalma bir halde uyanır. Sevgilisi , Merrin Williams ise tecavüz edilmiş ve hunharca katledilmiştir. Çevresindeki herkes Ig' i suçlar. Bu arada herkesten uzaklaşır ve şehir dışında yaşamaya başlar. Akşamdan kalma başka bir günün sabahında ise boynuzlarının çıkmaya başladığını görür. Yeni özelliklerini kasaba halkının en derin sırlarını öğrenmek ve sevdiği kadını kimin öldürdüğünü bulmak için kullanır.

Gerçek bir bilgisayar dehası olan Qohen Leth, hapsolduğu işinden ayrılıp eski bir şapelin yıkıntıları içerisinde içine kapanık, yalnız bir hayat sürmeye başlar. Bu tek kişilik hayatındaki tek uğraşı Yönetim tarafından kendisine verilen gizlice projeyi yürütmektir. Yönetim, yaşadığı yere 'Sıfır Teorisi' adlı teorinin varlığını kanıtlaması için özel bir bilgisayar sistemi ve programı kurar; eğer başarılı olursa da hayatın anlamsızlığını kanıtlamış olacaklardır. Saatlerce çalışmasına rağmen başarılı olamayan Qohen, Bainsley adlı çekici bir kadının hayatına dahil olmasıyla iyice delirmenin eşiğine gelir. Üstüne Bob adlı genç bir adamın projeye dahil olması işleri iyice tuhaflaştırır.

Günümüz Londra'sı ile hayali gelecekteki, inanç ve dini fanatizmin hüküm sürdüğü tekdüze bir metropol olan Meanwhile City. Körfez Savaşı gazisi, dini bütün Esser, Londra'nın evsizlerin hükmündeki karanlık sokaklarında kayıp asi oğlunu aramaktadır. Otuzlarındaki Milo, gerçek aşkın saf ve güçlü duygularına tekrar sahip olmak için çabalayıp durmaktadır. Çekici ve yaralı güzel sanatlar öğrencisi Emilia, hayat ve ölümü ayıran ince çizgide gidip gelen intihar konulu sanat projeleri üretmektedir. Şehrin tek ateisti, başına buyruk maskeli detektif Preest sokaklarda intikam peşindedir. Tek bir kurşun, bu dört kayıp ruhun kaderini beklenmedik bir şekilde belirleyecektir.

Genndy Tartakovsky's Primal: Tales of Savagery features a caveman and a dinosaur on the brink of extinction. Bonded by tragedy, this unlikely friendship becomes the only hope of survival.

16 yaşındaki Lilya, eski Sovyetler Birliği’nde varoşlarda yaşamaktadır. Annesi tarafından terkedilen genç kız, kendisine baskı uygulayan teyzesinin yanında kalmaktadır. Çıkış yolunu ise arkadaşlarıyla vakit geçirmekte bulur. Andrei'ye aşık olup onun peşinden İsveç’e gitmeye karar verir. Eski iğrenç yaşamından kurtulup cennet ülkede yeni bir sayfa açmayı planlamaktadır. Fakat, yaşam onu bir seks köleliğine doğru itecek ve hayatın her yerde aynı olduğunu kavramasını sağlayacaktır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir