
Eva Green
Emilia

Günümüz Londra'sı ile hayali gelecekteki, inanç ve dini fanatizmin hüküm sürdüğü tekdüze bir metropol olan Meanwhile City. Körfez Savaşı gazisi, dini bütün Esser, Londra'nın evsizlerin hükmündeki karanlık sokaklarında kayıp asi oğlunu aramaktadır. Otuzlarındaki Milo, gerçek aşkın saf ve güçlü duygularına tekrar sahip olmak için çabalayıp durmaktadır. Çekici ve yaralı güzel sanatlar öğrencisi Emilia, hayat ve ölümü ayıran ince çizgide gidip gelen intihar konulu sanat projeleri üretmektedir. Şehrin tek ateisti, başına buyruk maskeli detektif Preest sokaklarda intikam peşindedir. Tek bir kurşun, bu dört kayıp ruhun kaderini beklenmedik bir şekilde belirleyecektir.

Harry Potter filmlerinden tanığımız Daniel Radcliffe 'nin başrolde olduğu film, Stephen King' in oğlu Joe Hill tarafından yazılan bir romandan uygulama. Ig Perrish bir sabah akşamdan kalma bir halde uyanır. Sevgilisi , Merrin Williams ise tecavüz edilmiş ve hunharca katledilmiştir. Çevresindeki herkes Ig' i suçlar. Bu arada herkesten uzaklaşır ve şehir dışında yaşamaya başlar. Akşamdan kalma başka bir günün sabahında ise boynuzlarının çıkmaya başladığını görür. Yeni özelliklerini kasaba halkının en derin sırlarını öğrenmek ve sevdiği kadını kimin öldürdüğünü bulmak için kullanır.

Dünya Savaşı sırasında hüküm giymiş bir Nazi savaş suçlusunun kızı olan Alicia'yla Amerikan Hükümeti adına casusluk yapması için temasa geçilir. Aşk, gerilim ve tutku gibi Hitchcock temaları etrafında dönen film, ustanın en iyi filmlerinden birisi olarak kabul ediliyor. Film diğer Hitchcock filmleri gibi gerilim türünde olsa da; alt metin olarak asıl aşkı ele alıyor. Filmde Grant, ajan rolünde; Bergman da Almanya vatandaşı olan, babası kirli işlere karışmış, babasının yaptığı pis işleri öğrendiğinde Amerika hükümetine çeteye sızan birini canlandırıyor.

Yeni romanı için aradığı ilhamı bir türlü bulamamış genç yazar, sokaklarda dolaşıp insanların peşinde dolanmakta, kendine esin kaynağı aramaktadır. Bill takma adıyla dolaşan genç yazar, bir gün siyah takım elbiseli, şık giyimli bir adamın peşine takılır. Takıntı haline getirdiği Cobb ismindeki gençle sonunda tanışan Bill, Cobb’un profesyonel bir hırsız olduğunu öğrenir. Cobb’un yaşam tarzından çok etkilenen Bill, sarışın çekici bir kadınla da tanışınca yavaş yavaş ait olmadığı suç dünyasının içine çekilecektir.

İnzivaya çekilmiş bir adam olan Will, henüz doğmamış ruhlarla görüşür. Ruhlar, Will tarafından birçok teste tabi tutulur. Will, ruhların sahip olduğu en önemli ayrıcalık olan doğum için uygun olup olmadıklarına karar verir. Onun hayatı, bu zamana kadar tanıştığı hiçbir ruha benzemeyen Emma ile karşılaşmasıyla bambaşka bir hal alır. Will, Emma ile tanıştıktan sonra kendi varoluşuna bir yolculuk yapar.

Minnesota’da kimselerin önemsemediği küçük bir kasaba… Bu kasabada yaşayan Hank’in sevdiği bir karısı ve iyi kazandıran bir işi vardır. Hank’in uzun zamandır haber alamadığı kardeşi olan Jacob, ırkçı bir arkadaşı ile birlikte Hank’in çalışanı olduğu firmanın kapısını çalar. Birbirlerinden apayrı dünyaların insanları olan üç kişi, tuhaf bir şekilde bir araya gelmişlerdir. Bir gün kasabanın yakınlarına düşen bir uçağın enkazını görmeye giderler. Burada buldukları bir çantanın içerisinden tam 4 milyon dolar çıkar. Para, değerince sorunları da beraberinde getirecektir. 80’lerin en sevilen yönetmenlerinden biri olan Sam Raimi’nin 1998 yılında çektiği filmin başrollerinde Bill Paxton, Billy Bob Thornton ve Bridget Fonda var.

Güçlü bir avukat olan Marley en iyi arkadaşı Fela'nın kocasının öldürülmesinin ardındaki gerçeği açığa çıkarma görevini üstlenince şimdiye kadarki en şahsi davasını almış olur. Artık özel dedektif olan eski polis sevgilisinin yardımıyla Marley'nin gerçekte olanları arayışı onu aldatmaca ve ihanet dolu bir kalleşlik labirentine sokar.

Eski bir barmen olan Robert Freegard, neredeyse on yıl boyunca bir İngiliz gizli servis ajanı gibi davranır. O, kurbanlarını IRA teröristlerinin avı olduklarına ikna etmeyi başarır. Büyük miktarda para karşılığunda Robert, kendisini MI5 üyesi olarak göstererek kurbanlarını korur. Ancak Robert'e aşık olan bir kadın, onun hayatının alt üst olmasını sağlar.

Sorunlu bir genç kadın ölmüş olan annesine benzeyen gizemli genç komşusuna saplantılı hale gelir...

Rachel’a bir gün telefonda iki kelime söylenir: ‘Baban öldü.’ Bunun anlamı, Mossad ajanı olan Rachel’ın kimliğinin açığa çıkması demektir. Kendi teşkilatı için bile bir risk haline gelen Rachel, biriminin en iyi casusu olduğu için son bir görevde kullanılmak istenir. İran’da gizli bir göreve gitmek zorundadır ancak orada takip ettiği adama aşık olunca yalanlarla dolu dünyası bir kere daha alt üst olur. Kendini, sevdiğini, ülkesini ve masumların hayatını etkileyecek kararı vermesi gerekiyordur.

Halka, Halka 2 ve Karanlık Sular gibi korku şaheserlerinin yönetmeni Hideo Nakata, bu kez sanal dünyanın korkularına ve endişelerine dair, interneti canlı, yaşayan bir mekânlar dizisi olarak hayal eden bir psikolojik gerilimle beyazperdeye geliyor.Steve McQueen’in Açlık filminin de senaryosunu yazan Enda Walsh’ın bir oyunundan uyarlanan Chatroom, karizmatik William’ın açtığı bir sohbet odasında buluşan bir grup genci izliyor. Nowhere Boy filminde John Lennon’ı canlandıran Aaron Johnson’ın oynadığı William arkadaşça, yardımsever yaklaşımıyla saf gençleri kandırır. Kendi felaketine doğru ilerlerken, gerçek dünyadaki insanlara tahammülü yoktur William’ın. Yeni kurbanları Jim, Eva, Emily ve Mo, sanaldan gelen gerçek bir tehditle karşı karşıyadır.

Marie-Claire (Mika), ailesinin çikolata fabrikasını miras alır ve ünlü piyanist André Polonski ile evlenir. André’nin önceki evliliğinden oğlu Guillaume da bu yeni aileye dahildir. Genç piyanist Jeanne, geçmişine dair şüpheli bir bilgi öğrenir: Doğduğu gün aynı hastanede bir bebek karışıklığı yaşanmış olabilir. Gerçek kökenini araştırırken Polonski ile yakınlaşır ve ondan piyano dersleri almaya başlar. Ancak Jeanne, Mika’nın her gece Guillaume’a verdiği kakaoya uyku ilacı kattığını fark edince olaylar karanlık bir hâl alır.

Londra'da bir halkla ilişkiler şirketinde çalışan Helen işten kovulduğu gün bir saniye farkla metro trenini kaçırır. Ancak, bu bir saniyenin yaşamında ne büyük değişiklikler yaratacağının farkında değildir. Treni kaçıran ve trene binen iki Helen olsa, öyküleri nasıl gelişirdi? Film, biri mutlu sona, diğeri hayal kırıklıklarına uzanan yolculukta, iki Helen'in başından geçenleri anlatıyor. Son derece orijinal ve zekice bu öyküde Helen'in çifte yaşamı aşk, ihanet, dostluk ve güven duygularıyla dolu. Unutulmayacak bu romantik komedide Gwyneth Paltrow kendi ayakları üstünde var olan, çalışan bir kız rolünde.

Rock yıldızı Eric Draven (Brandon Lee) ve kız arkadaşı Shelly Webster (Sofia Shinas) bir gece şehrin zalim serserileri tarafından vahşice öldürülürler. Tam olarak bir sene sonra Eric, insanüstü güç ve öngörü yetileriyle donanmış bir şekilde hayata geri döner. Gizemli bir karganın rehberliğiyle hareket eden Eric, intikam amacıyla kendisini öldürenlerin peşine düşer. Çete ise kendilerini bekleyen kaderden habersiz, bir başka kaos ve şiddet gecesine hazırlanmaktadır. James O'Barr'ın popüler çizgi romanından sinemaya uyarlanan Ölümsüz Aşk'ın yönetmen koltuğunda ise Alex Proyas oturuyor.

Genç bir İngiliz çift, Avustralya taşrasında tatil yapmaktadır. Karşılarına karizmatik ve gizemli bir Amerikalı çıkar. Arkadaşlığını empoze etmeye çalışması çifti rahatsız eder. İngiliz çift için hayatlarının yolculuğu da Amerikalı ile başlamıştır.

New York’ta tek başına yaşayan Frances oldukça uysal mizaçlı, büyük şehirde tek başına ayakta kalmaya çalışan, genç bir kadındır. Günün birinde metroda unutulmuş bir çanta bulur. Çantanın sahibi klasik müzik hayranı bir piyano öğretmeni olan Greta’dır. Çantayı sahibine ulaştırmaya kararlı olan Frances vakit kaybetmeden yola koyulur. Evine kadar gelip kendisine çantasını ulaştıran Frances’e teşekkür etmek isteyen Greta onu kahve içmeye davet eder. Bu sayede yolları kesişen ve birbirlerini tanımaya başlayan Frances ve Grera arasında kısa sürede beklenmedik bir arkadaşlık oluşur. Hem yakın zamanda annesini kaybetmiş olan Frances'in hem de kocasını kaybetmiş yalnız bir kadın olan Greta’nın bu arkadaşlığa ihtiyacı vardır. Ancak bir süre sonra Frances, anaç yapılı Greta hakkındaki hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını keşfeder.

Psikokinetik güçlere sahip genç bir kadın, Louisiana'daki bir akıl hastanesinden kaçar ve New Orleans'a doğru yol alır ve burada şehrin uyumsuzlar ve kötü adamlarla dolu cehennemine düşer.

Charles Dobbs is a British secret agent investigating the apparent suicide of Foreign Office official Samuel Fennan. Dobbs suspects that Fennan's wife, Elsa, a survivor of a Nazi Germany extermination camp, might have some clues, but other officials want Dobbs to drop the case. So Dobbs hires a retiring inspector, Mendel, to quietly make inquiries. Dobbs isn't at all sure as there are a number of anomalies that simply can't be explained away. Dobbs is also having trouble at home with his errant wife, whom he very much loves, having frequent affairs. He's also pleased to see an old friend, Dieter Frey, who he recruited after the war. With the assistance of a colleague and a retired policeman, Dobbs tries to piece together just who is the spy and who in fact assassinated Fennan.

Dr. Martin Ploeck'in hayatı takdir edilme üzerine kuruludur. Yeni tanıştığı 18 yaşındaki kız Diane böbrek hastasıdır ve hayatına devam etmesi için destek makinesine ihtiyacı vardır. Fakat bir süre sonra Diane iyileşmeye başlar, ancak Martin onu kaybetmekten korktuğu için hastalığını tetikleyip Diane'i hasta tutarak hastanede yanında kalmasını sağlar..

Mark ve David iki iyi arkadaş ve profesyonel savaş fotoğrafçısıdır Fotoğraflamak üzere yine bir savaş bölgesine giderler David artık yorulmuştur ve hamile karısının yanına dönmeye karar verir Bu olayın ardından Mark savaşta yaralanır ve o da evine geri döner Ancak kendisinden önce dönen arkadaşı David ortada yoktur Mark, David'e ne olduğunu anlamaya çalışırken, hatırlamak istemediği hatıralarla da yüzleşmek zorunda kalır...

Will Gerard (Nicolas Cage) kendini gerçekleştirmiş bir Amerikan rüyası gibidir. Mesleğini çok seven Will okulunda oldukça başarılı bir İngilizce öğretmenidir. Mutlu bir evlilik süürdürdüğü güzel eşi Laura (January Jones) ise saygın bir müzisyendir. Yaşamları konserler, mangal partileri hatta satranç turnuvalarıyla geçmektedir. Fakat bu mutluluk tablosu bir gece yaşadıkları korkunç bir olay sonrası yerle bir olur. Laura prova çıkışı cinsel saldırıya uğrar ve çok ağır yaralanır. Hastane içinde eşi için koştururken Will’in yanına hoş görünümlü bir adam (Guy Pearce) yaklaşır. Adam sistem olağan işleyişini ve mahkemelerde yıpranmak yerine kendi adaletini sağlaması için Will'e yardım edebileceğini söyler. Çok kısa sürede karar veren Will teklifi kabul eder ve kendisini yasa dışı yollarla düzeni sağlamaya çalışan bir yeraltı örgütünün içinde buluverir...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.













0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir