
Robert Englund
Anthony

American ballerina Jessica reluctantly enrolls in a Russian dance academy, where she meets charismatic choreographer Anthony. A dead ringer for his late lover, Jessica becomes his favorite student –– and his personal obsession.

Robert Englund
Anthony

Michelle Zeitlin
Jessica

Marianna Moen
Ingrid

Julene Renee
Angela

Nina Goldman
Claudine
Ирина Лаврентьева
Olga

Александр Сергеев
Alex
Natasha Fesson
Natasha
Vadim Zaitsev
Ivan
Alexander Usanov
Detective Benski
Irina Sobanova
Model
Nina Ivanovich
Anna
Marina Guseva
Maria
Елена Громова
Katerina
Ilona Zinurova
Elena

Çocukluk travmalarından kaçan genç yazar Edith Cushing (Mia Wasikowska), Sir Thomas Sharpe (Tom Hiddleston) adında gizemli bir yabancıya aşık olur ve onunla evlenir. Yeni bir hayata adım atıp geçmişe sünger çekmeye kararlı olan Edith, kocası ve onun kız kardeşi Leydi Lucille Sharpe'ın (Jessica Chastain) birlikte yaşadığı eve taşınır ve onlarla birlikte yaşamaya başlar. Ancak Edith zamanla yakışıklı ve çekici kocasının tanıdığından çok daha farklı biri olduğunu keşfedecektir. Geçmişin hayaletlerinden kaçmaya çalışırken ise kan kırmızısı toprağa sahip dağın tepesindeki evin de kendi hayaletleriyle dolu olduğunu fark edecektir.

Can çekişen annesini kaybettikten sonra yaşamanın anlamını yitiren Evan (Lou Taylor Picci) yaşama arzusunu yeniden kazanmak için son çare olarak bir geziye çıkmaya karar verir.Rastgele bir yer seçen Evan, İtalya’ya gelir ve burada kendini turistlerle eğlenirken bulur.Buraya kadar her şey iyi giderken gizem dolu bir kadın olan Louise (Nadia Hilker) ile karşılaşması sonrası onun için pek çok şey değişmeye başlar.

Camp Blackfoot’ta bir şaka feci şekilde ters gider ve bakıcı Cropsy (Lou David), gençler tarafından kazara yakılarak korkunç bir şekilde yaralanır. Yıllar sonra, hastaneden çıkan Cropsy, intikam ateşiyle yanıp tutuşur. Deforme olmuş yüzü ve elindeki makasıyla, New York’taki bir yaz kampına geri döner. Genç kampçılar ve danışmanlar, neşeli yaz günlerinin keyfini çıkarırken, Cropsy’nin kanlı intikamı başlar!


Korku sinemasının ustalarından John Carpenter'ı üne kavuşturan filmi "Cadılar Bayramı", ilk cinayetini altı yaşında işleyen bir çocuğun onbeş yıl sonra hapisten kaçarak geçmişini tekrarlamasını anlatıyor. Azizler günü arifesinde işlediği cinayeti hayatının merkezi haline getiren ve sıradan insanları öldürerek adeta sorunlarıyla hesaplaşan gencin hikayesi.

Billings, tanınmış bir psikiyatrist olan Harper'a başvurmak için birçok nedeni olan bir adamdır. İki çocuğu tuhaf olaylar sonucu ölmüştür. Yaşananların etkisinden çıkamayan Billings, karısı ve yeni doğan oğlu ile birlikte yeni bir eve taşınır. Billings, yeni bir hayata başlamak istese de geçmişi onun peşini bırakmaz.

Mario Bava’nın A Bay of Blood filmi, slasher türünün öncüsü kabul edilen bir İtalyan korku klasiğidir. 1971 yapımı bu film, 13 karakterin vahşi şekillerde öldürülmesini konu alarak, Halloween (1978) ve Friday the 13th (1980) gibi filmlere ilham vermiştir. Basit bir konuya sahip olan film, bir koyu satın almak isteyenler ile orada yaşayanlar arasındaki cinayetler zincirini işler. Bava’nın sanat geçmişi, filmin görsel estetiğine yansırken, su altındaki cesede yapışan ahtapot gibi unutulmaz sahneler sunar. Film, dönemine göre oldukça kanlı ve yaratıcı ölüm sahneleriyle dikkat çeker. Bugün biraz eskimiş görünse de enerjisi ve korku sinemasına katkıları açısından hala büyük bir önem taşımaktadır.

Bu kısa öykü derlemesinde dört hikaye yer alıyor: 1 - Gece yarısı evden markete gitmek için çıkan bir kadın, bir katilin serbest olduğu sırada beklenmedik sorunlarla karşılaşır. 2 - Bir atari oyununa takıntılı bir genç, bu tutkusunun ölümcül sonuçlara yol açtığını fark eder. 3 - Küçük bir kasaba rahibi inancını kaybeder ve kasabayı terk etmeye karar verir, ancak çöldeki yolculuğunda gizemli bir siyah kamyonet tarafından takip edilir. 4 - Bir ailenin evdeki sıçan sorunu, düşündüklerinden çok daha büyük bir tehlike barındırır.

Okuldan arkadaş olan Alex Ve Marie sınavlarına rahat bir yerde çalışmak amacıyla Marie'nin ıssız bir yerde olan evine giderler. Eve geç saatte varırlar ve gider gitmez de yatmak için odalarına çekilirler. Kısa bir süre sonra kapı çalınır ve psikopat bir katil içeri dalıp evdekileri teker teker öldürmeye başlar.

House of 1000 Corpses (Cesetler Evi) 'nin devamı niteliğinde olan bu filmde Şerif John Quincy Uaydal komutasındaki polis Ragsvil, Teksas'ta "Şeytanın Reddettikleri olarak bilinen sadist,seri katil Firefly ailesinin evine baskın düzenler:baskında anne tutuklanır Otis B. Driftuud ve Bebek Firefly kuşatmadan kaçmayı başarırlar.Bu ikiliye babaları deli palyaço Kaptan Spalding de katılır.Çölde gizlice bir otelde birleşmeyi planlayıp sadistçe yöntemler kullanarak iki aileyi kaçırırlar.

Nereden geldiğin değil, nerede olduğun önemlidir.Seçkin öğrencilerin öğrenim gördüğü Maryland Sanat Okulu’na (MSA) yeni giren isyankar ruhlu Andie (Briana Evigan) çevresiyle uyumsuz bir kızdır. Yeni okuluna uyum sağlamaya çalışırken eski rüyası olan Baltimore’daki sokak dansçılarıyla beraber dans etme hayalini hala korumaktadır. Okulun en yetenekli öğrencisi Chase (Robert Hoffman) ise beklediği büyük çıkışı Baltimore’un en büyük sokak dansları yarışması olarak bilinen “The Streets / Sokaklar”da yarışmak için bir grup kurarak gerçekleştirmek istemektedir.Chase ile Andie’nin güçlerini birleştirmesiyle birlikte Andie’nin ruhunun derinliklerinde mensup olduğu iki farklı dünya çatışmaya başlar. Genç kızın yaşamındaki ve dans pistindeki baskı giderek ısınırken sevgi ile sadakat, özgürlük ile fırsatlar arasında köprü kurmayı öğrenmek zorundadır. Aynı zamanda kim olduğu ile ulaşacağına inandığı kimlik arasındaki dengeyi tutturmaktan başka çaresi yoktur.



A new father going through a marital separation joins a dating app and matches with a beautiful but mysterious young woman... whose powers of seduction and manipulation entangle him in a mystery more horrifying than he could have ever imagined.

Sara, okulun Prima balerini olma hayalini gerçekleştirmek için New York'ta Julliard'a katılır. Hip-hop dersleri veren oda arkadaşları Zoe ve Miles ile arkadaş olur. Putlaştırdığı katı ve ünlü Monique Delacroix ile bale dersleri alır. Monique, öğrencilerinden tam bir bağlılık, disiplin ve sıkı çalışma ister. Besteci olan Miles, Sara'yı dans koreografisi için müzik bestelemeye davet ettiğinde, Sara'nın hip-hop tutkusu alevlenir ve Miles'a aşık olur. Önemli bir etkinlikte Giselle'i canlandırması istendiğinde, balenin tekniği ile Miles'ın sunduğu yaratıcı çalışma arasında bölünmüş hisseder.

Profesyonel bir balerin olma hayalleri kuran 17 yaşındaki lise öğrencisi Sara, annesinin bir trafik kazasında ölmesiyle bu hayallerini bir kenara bırakarak Chicago'da yaşayan babası Roy'un yanına taşınmak zorunda kalır. Şehir hayatının karmaşası içinde, dansa olan tutkusunu kulüplerde gidermeye çalışırken, kendisi gibi dans tutkunu siyah bir genç adamla tanışır. Derek ve kız kardeşi Chenille ile arkadaşlık kurmasıyla hayatı renklenir.Ancak Sara ve Derek arasındaki ilişki ilerlemeye başladıkça ailelerinden ve arkadaşlarından tepki almaya başlarlar.İki genç hayallerine ev birbirlerine tutunarak ayakta kalmaya çabalarlar.

Cadılar Bayramı gecesi, iki genç kadın Tara ve Dawn, şehirde eğlenirken terk edilmiş bir binada ürkütücü bir palyaço olan Art the Clown ile karşılaşır. İlk başta zararsız görünen Art, kısa sürede acımasız bir katil olduğunu gösterir. Tara ve Dawn, Art'ın korkunç oyunlarına kurban olmamak için kaçmaya çalışırken, kendilerini kanlı bir ölüm kalım mücadelesinin içinde bulurlar.

Yakın çevresindekileri ortadan kaldırmayı tuhaf bir hastalık boyutunda isteyen ve bunu ilk olarak ablasına yapan Micheal akıl hastanesine kapatılmıştır. Cadılar Bayramında ablasını öldürmüştür ve bunu yaptığında sadece 6 yaşındadır. Hastanede 15 yıl kaldıktan sonra dışarı çıktığında bu kez de kendisinden küçük olan kız kardeşini hedef alarak aslında bir seri katile dönüşmektedir. Etrafındaki herkese korku saçmaya başlamıştır.

Bir genç kadın ile ona aşık olan vampir arasındaki takıntının hikâyesi. Güney Romanya’da vampir olduğuna inanılan bir adam mezardan çıkarılır ve cesedi ritüel olarak parçalanır. Zor ve çok içki içen bir adamdır. Öldükten sonra ailesi onun bir strigoi olarak geri döndüğünü ve geceleri kendilerine saldırdığını söyler. Gelini bu gece saldırılarından rahatsız olur ve hastalanır. Folklorik prosedüre göre ceset ortadan kaldırıldığında, vampir ziyaretleri de durur.

Ellen Ashland, uğradığı adi bir saldırının ardından kör olur. Büyük bir travma yaşayan Ellen, iyileşebilmek için insanlardan izole bir yaşam sürmeye başlar. Yavaş yavaş iyileşen Ellen, bir süre sonra paranoya görmeye başlar. Saldırganın kendisini terörize etmek için geri döndüğüne inanan Ellen, kimseyi bu durumun gerçekliğine ikna edemez.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir