
Pif
Arturo

It's 1943 and World War II is raging in Europe. In New York, Arturo and Flora the daughter of a restaurant owner are in love, but she is promised in marriage to the son of a Mafia boss. There is a way around this, but to be able to marry Flora, Arturo needs to get permission from her father, who lives in a village in Sicily. Arturo doesn't have any money, so the only way he can get to Sicily is to enlist in the U.S. Army, which is preparing for a landing on the island.

Pif
Arturo

Miriam Leone
Flora

Andrea Di Stefano
Tenente Philip Catelli

Stella Egitto
Teresa

David Mitchum Brown
Franklin Roosevelt

Maurizio Marchetti
Don Calò

Sergio Vespertino
Saro

Maurizio Bologna
Mimmo

Antonello Puglisi
Agostino

Samuele Segreto
Sebastiano

Mario Pupella
Don Tano

Orazio Stracuzzi
Zio Alfredo

Lorenzo Patané
Carmelo

Aurora Quattrocchi
Annina
Forest Baker
Generale Patton

Alman işgalinin sona erdiği süreci, bir dizi renkli anektodu peşpeşe getirip bir çok yönde gelişen olaylara dayanarak hikaye eden Menzel, alışılmış kahraman direnişçi imajını da kıran, trajikomik bir üslup tutturur. Ana karakteri, karşı-kahraman özellikleriyle donatılmış, yeniyetme coşkusunu yitirmemiş, naif ve sempatik bir genç asker olan Milos Hrma'dır. Karşı cinse karşı tutuk, çekingen ve aşırı utangaç Milos, hem erkekliğini kanıtlama çabasındadır hem de taşıdığı üniformanın hakkını vererek aile adına halel getirmemekle yükümlüdür. Aslında dedesinin savaştan kaçmak için komutanını hipnotize ettiğini, babasının da savaşı, cephe gerisinde, tehlikesizce bir masa başı görevinde geçirdiğini pekala bilir. Bohemya'da bir tren istasyonuna atanan Milos'un amiri, güvercin meraklısı, saf biridir.

İkinci Dünya Savaşı sırasında bir grup İtalyan askeri, Ege Denizi'ndeki küçük bir adayı işgal etmek ve savunmak üzere gönderilir. Büyük bir tedirginlikle adaya çıkan askerler, karşılarında ıssız bir yer bulur. İlk şaşkınlık geçince adanın tadını çıkarmaya başlarlar. Zamanla, gelenlerin tehdit oluşturmadığını fark eden ve saklanan Yunan halkı ortaya çıkar. İki taraf arasında dostane ilişkiler kurulur ve adada hayat, sanki savaş yokmuş gibi devam eder. Farklı milletlerden bu insanlar öyle iyi anlaşır ki, İtalyanlar asker olduklarını bile unutur. Bu deneyim, onlara dostluk, aşk, düşmanlık ve sevgi gibi kavramları yeniden sorgulatır. Bu savaş, neredeyse güzel bile görünmeye başlar.

Faşizme ve mafyaya karşı oldukları için komünist partiye üye olan, yoksul Sicilyalı bir ailenin 1930’lardan günümüze dek süren macerası. Bavyera doğumlu yönetmen Tornatore otobiyografik özellikler içeren bu filminde, çocukluğunu geçirdiği Sicilya'yı üç kuşağa yayılan bir öykü üzerinden anlatıyor...

İkinci dünya savaşında çok direnişli örgütün lideri Victor Lazlow Alman konsantrsayonu kampından kaçarak Casablanca'ya gelir. Amacı Lizbon'a oradanda ABD'ye iltica etmektir. Fakat bütün umutları şans eseri Casablanca'nın en meşhur gece kulübünün sahibi olan Rick'e bağlamıştır. Rick kaçış için gerekli olan pasaportlara sahib olan tek kişidir. Öte yandan Ricky'in Victor'un yakalanması ya da öldürülmesi için gerekli nedeni vardır. Victor'un karısı Ilsa Ricky bir zamanlar kendisini terk ettiğine inandığı ve kalbinin derinliklerine gömdüğü büyük aşkıdır.

Paul Javal isimli bir senarist Fritz Langin yeni filmi için bir senaryo yazması için işe alınır. Maddi sıkıntılar nedeniyle hayatını düzene oturtmakta zorlanan Paul, genç ve güzel karısı Camilee'i çok sevmektedir. Homeros'un Odysseia eserinden uyarlanacak olan filmin senaryosu için aldığı sipariş bir süre sonra Paul'ün hayatını allak bullak eder ve karısı ile olan mutluluğu da bozulmaya başlar. Üstelik bunda en büyük sorumluluk da filmin yapımcısındadır. Filmde Alman sinemasının büyük ismi Fritz Lang kendisini canlandırmaktadır. Camille Javal, ismi ise Bardotun gerçek adıdır. Godard'ın seyircilerle en fazla yakınlık kuran filmlerinden biri de denilebilir. Filmdeki senarist, bir zaman sonra kendi yazdığı filmin başkahramanına dönüşürken Godard sinema dili üzerine yine özgün fikirler vermektedir.

Eskiden beri aralarında derin bir dostluk bulunan iki arkadaş, savaşa gitmenin arifesindedirler. İkinci Dünya Savaşı tüm vahşetiyle sürmektedir ve savaşa dahil olan Amerika Birleşik Devletleri, kendi kaderini belirlemek üzeredir. Savaş bu iki insanı da içine katarak dev bir liman baskınıyla derin bir vahşet sunacaktır. Savaş her zamanki gibi görkemli ve kanlıdır.

While Arturo tries to gain the love of Flora, he witnesses the history of Sicily from 1969 to 1992, miraculously dodging the crimes of the Mafia and supporting as a journalist the heroic struggle of the judges and policemen who fought this infamous organization.

1979 yılında çekilmiş 1981 yılında vizyona giren, İkinci Dünya Savaşı'nda U-96 adlı tip 7 sınıfı Alman U bot mürettebatını konu alan film. Savaşta Alman denizcilerin hayatlarını, içinde bulundukları psikolojik durumları görsel bir anlatış biçimiyle dile getirmektedir. İkinci Dünya Savaşı'nda görev yapan U-96 tipi bir Alman denizaltısı Atlas Okyanusu'ndaki normal devriye görevine çıkar. Gemide görevli personel haricinde bir subay da denizaltında yaşananları kaydetmek için sefere katılır. Gemi normal seyrinde iken okyanusta detroyer koruması olmadan seyreden 5 gemilik bir filoyla karşılaşır. Kaptan biraz tereddütden sonra saldırı emri verir.

Joey Doyle, rıhtımda öldürülür ve kimse ölüm hakkında birşey anlatmaya cesaret edemez. Terry Malloy ise bu limanda çalışan bir işçidir ve aynı zamanda eski bir boksördür. Terry kısa zamanda, limandaki patronların dikkatini çeker. Bu sendika ağaları limanda kendi düzenlerini kurmuştur. Ancak, Terry onların sandığından çok daha güçlü bir karakterdir.

Film 1920'li yıllarda Almanların, Polonyalılar ve diğer azınlıklarla birlikte uyum içinde yaşadıkları yoksul kent Danzig'de başlar. Annesi ve hangisinin babası olduğunu bilmediği iki erkekle birlikte yaşayan Oskar'a (David Bennent) üç yaşına bastığı doğum gününde teneke bir trampet hediye edilir. Bu andan itibaren çevresinde gözlemlediği erişkinlerin mutsuz ve acınılacak dünyalarına katılmaktansa hep çocuk olarak kalmaya karar verir. Gerçekten de yıllarca fiziksel olarak bir gelişme göstermez. Çevreye karşı tek protestosu büyümeyi reddetmek değildir, aynı zamanda teneke davuluna şiddetle vururken çıkardığı cam eşyaları bile parçalayan tiz çığlığı da 2. Dünya Savaşı yaklaşırken ülkede olup bitenlere duyarsız kalan orta sınıf Alman toplumunu bir yadsıma biçimidir, gitgide çıldıran dünyaya karşı bir protestodur.

2.Dünya Savaşı 'nın sonlarına doğru 1944 yılında Nazi işgali altındaki Roma şehrinde yaşayan bir grup insanın hikayesi anlatılır.Gestapo Nazilere karşı yapılan direniş hareketinin lideri olan Giorgio Manfredi (Marcello Pagliero) 'nin peşine düşmüştür.Yakın arkadaşı Francesco (Francesco Grandjacquet),Francesco'nun evlenmek üzere olduğu dul Pina (Anna Magnani)ve Rahip Don Pietro Pellegrini (Aldo Fabrizi) birlikte Giorgio'nun bir an önce Roma'dan ayrılabilmesi için yeni bir kimlik edinmesine yardımcı olurlar.

II. Dünya Savaşı’ndan hemen sonra çekilmiş olan film, savaşta İtalya’da yaşananları anlatır. Film, yönetmenin savaş üçlemesinin ikincisidir ve aynı zamanda İtalyan Yeni Gerçekçilik akımında yer alır.

Time after time, soldiers of the Italian Army are forced to leave their mountain trenches in attempts to storm an enemy fortress, always with the same disastrous results. As casualties mount, indignation spreads among the rank and file. Disturbed by his superiors' decisions, Lieutenant Sassu is led to question the purpose of war and reconsider where his real duties lie.

Waiting For Anya, Michael Morpurgo’nun aynı isimli romanından sinemaya uyarlananıyor. Romanın konusu ise şöyle: Fransa-İspanya sınırındaki küçük Lescun kasabasında yaşayan Jo, savaşa uğurladığı babasının özlemiyle başa çıkmaya çalışırken, okuldan artakalan zamanlarını çobanlık yaparak geçirir. Günün birinde Jo, dağda bulduğu ayı yavrusuna bakan gizemli bir adamla karşılaşır. Daha önce bir yerlerde gördüğüne emin olduğu bu adamın izini sürmeye karar verince boyundan büyük işlere kalkışır. Savaşın yakıcı etkilerinden kaçmaya çalışan bir düzine çocuğun kaderi, artık tamamen onun ellerindedir. Çocukların düşünü kurduğu barış, kasaba sınırının yanı başındaki dağların eteklerinden geçmektedir. Ancak bu yol, bir grup rütbeli davetsiz misafir yüzünden her zamankinden çok daha tehlikeli bir hâl almıştır.

Summer 1943, Piedmont, Italy. Milton loves Fulvia who plays with his love: she only likes the depth of his thought and the letters he writes to her. One year later, Milton has joined the Resistance and fights beside other partisans. He learns during a conversation that Fulvia was secretly in love with his best friend Giorgio, a partisan like him. Milton decides to go find Giorgio in the Langhe region of Italy with all its misty hills...But Giorgio has just been arrested by the Fascists.

Savaş sonrası İtalya'da, sıradan bir ev kadını olan Delia'nın ailesi, çok sevilen büyük kızı Marcella'nın yaklaşan nişanı yüzünden telaş içindedir. Ancak gelen gizemli bir mektup, Delia'ya kendisine şiddet uygulayan kocasına karşı koyma ve daha iyi bir gelecek hayal etme cesaretini verecektir.

Fassbinder'in İkinci Dünya Savaşı sonrası kadınlarını işlediği trilojinin ilk filmi (diğerleri Veronika Voss ve Lola). Bu filmle Fassbinder'in ünü Almanya'da ve diğer ülkelerde daha da pekişti. Açılış sahnesinde, Müttefiklerin bombalarıyla yıkılan bir Alman kentinde, Maria ve asker nişanlısı Hermann Braun evlenmektedirler. Yeni evli asker hemen Rus cephesine gönderilir. Maria geride annesi ve kız kardeşiyle yoksulluğun içinde kalır. Kocasından haber beklemekte, her gün ondan gelebilecek haberleri öğrenmek için tren istasyonuna gitmektedir. Bir gün kocasının öldüğü haberini alır ve Amerikan askerlerine hizmet eden bir barda garson olarak çalışmaya başlar. Orada iri yarı siyah asker Bill'le tanışır ve çok az konuşabilmelerine karşın sevgili olurlar. Tam da kocasını unutmak üzereyken, aç ve hadım edilmiş Hermann çıkagelir.

An obscure Italian magistrate suspects that a well-known industrialist commited murder, and decides to investigate him, and bring him to court, whatever it takes. But - will the magistrate have it in him to go against impossible odds, in the name of the Italian people he represents?

Genç ve başarılı bir banker olan Andy Dufresne, karısını ve onun sevgilisini öldürmek suçundan ömür boyu hapse mahkum edilir ve Shawshank hapishanesine gönderilir. İşkence, tecavüz, dayak dahil her türlü kötü koşulun hüküm sürdüğü hapishane koşullarında, Andy'nin hayata bağlı ve her daim iyi bir şeyler bulma çabası içindeki hali, çevresindeki herkesi çok etkileyecektir. Bir süre sonra parmaklıkların arkasında bile özgür bir yaşam olabileceğine bütün mahkumları inandırır. Bu mahkumlardan biri olan Ellis Boyd "Red" ve Andy, unutulmaz bir dostluk kurarak hapishaneyi bambaşka bir yer haline getirirler.

Mafya trajikomedisi, Palermo’da yaşayan tipik ve işlevsiz bir güney İtalya ailesinin öyküsünü anlatıyor. Her bireyinin yaşamı çıkmaz sokakta ailenin başı bir türlü beladan kurtulmuyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir