
Jakob Salvati
Pepper Flynt Busbee / Little Boy

Sekiz yaşında bir çocuk olan Pepper, neye mal olursa olsun II. Dünya Savaşını sona erdirip babasını eve geri getirmeyi istemektedir. "Little Boy" baba ve oğulun birbirlerine karşı duydukları inanılmaz sevgiyi gözler önüne seren kalbinizi ısıtacak sıcacık, duygusal bir hikâyedir * gayet güzel bir aile filmi olmuş * çok güzel bir film!... insanı derinden etkiliyor resmen. hem tatlı hem sıcak hem de dramı bol filmlerden... bir de hoş bir ironi kondurmuşlar: little boy dediğin hiroşimaya atılan atom bombasının adı. üstelik birkaç gün önce de sanırım yıldönümüydü

Jakob Salvati
Pepper Flynt Busbee / Little Boy

Emily Watson
Emma Busbee

Cary-Hiroyuki Tagawa
Hashimoto

Michael Rapaport
James Busbee

David Henrie
London Busbee

Ben Chaplin
Ben Eagle

Eduardo Verástegui
Fr. Crispin

Ted Levine
Sam

Ali Landry
Ava

Abraham Benrubi
Teacup

Kevin James
Dr. Fox

Tom Wilkinson
Fr. Oliver

Toby Huss
Colonel Bob

Kelly Greyson
Tyra

Candice Azzara
Bertha

2 Dünya Savaşı devam etmektedir Almanlar, savaş esirlerini Stalag 17 adını verdikleri kampta tutmaktadır Bir süredir kampta tutuklu olan Amerikalı Çavuş J J Sefton her şeyden bıkmış bir haldedir İki esir kaçmaya çalışırken öldürülünce kamptakiler aralarında bir Alman casusu olduğuna kanaat getirir Herkes Çavuş Sefton'dan kuşkulanmaktadır.

Mr. Roberts is a Navy officer who's yearning for battle but is stuck in the backwaters of World War II on a non-commissioned ship run by the bullying Captain Morton.

Hitler'in gençlik kamplarında yer alan Jojo Betzler adındaki bir çocuk, annesinin evlerinde Yahudi bir kızı gizlice misafir ettiğini öğrenir. Kız, evlerinin çatı katında kalıyordur. Tabii bu durum en yakın sırdaşı hayali arkadaşı Adolf Hitler olan Jojo'nun kafasında büyük bir karmaşaya yol açacaktır. Hayali arkadaşı olan Hitler, hiç de orijinalindeki gibi değildir. Jojo'nun bu korkunç ırkçılığa karşı gelmek için mücadele etmesi gerekmektedir.

1930’ların İtalya’sında geçen filmde hayat dolu bir Yahudi muhasebeci olan Guido Orefice (Roberto Benigni), güzeller güzeli öğretmen Dora’ya (Nicoletta Braschi) vurulur ve tüm engellere rağmen evlenirler. Ardından bir de çocuk sahibi olan çiftin hayatlarındaki tüm pürüzler ortadan kalktığında İkinci Dünya Savaşı patlak verir ve Almanlar İtalya’yı esir alır. Yahudi oldukları için toplama kampına götürüldüklerinde Guido, oğlu Giosué’ye (Giorgio Cantarini) esir kampının ve savaşın bir oyun olarak söyleyecek; oğlu, oyunu başarıyla tamamlarsa ödül olarak çok istediği bir oyuncak tankı hediye edecektir.

1941'de Nazi Almanyası Sovyetler Birliği'ni işgal ettiğinde, birlikleri hızla Leningrad'ı kuşattı. Yabancı gazeteciler tahliye edildi, ancak içlerinden biri olan Kate Davies'in öldüğü tahmin ediliyor ve uçağı kaçırıyor. Şehirde yalnız başına genç ve idealist bir polis memuru olan Nina Tsvetnova ona yardım eder ve birlikte kendi hayatta kalmaları ve kuşatılmış Leningrad'daki insanların hayatta kalması için savaşacaklar.

Kuzey Atlantik sularındaki bir cankurtaran botu, bir Nazi torpido saldırısı sonucu batan gemiden kurtulan sekiz kişiyi taşıyor. Amaçsız bir şekilde dolaştıkları bir-iki günden sonra, denizde Walter Slezak adlı bir yolcu daha buluyorlar. İlk başta herkes Slezak'ın İngilizce konuşamadığını zannediyor ama şartlar konuşmasını gerektirdiğinde, birçok dili rahatça konuşabilen, çok zeki biri olduğu ortaya çıkıyor. Zaten bu adam aslında, onları vuran Alman denizaltısının kaptanından başkası değil. Denizcilik bilgisine sahip tek kişi olarak, sandalı bir Alman gemisine doğru yönlendiriyor. Ta ki, diğerleri olan bitenin farkına varıncaya kadar. Hitchcock'un savaşa katkılarından biri olan Yaşamak İstiyoruz bir gerilim filmi değil, bir psikolojik dramadır.

Hitler ve yakın arkadaşları kendilerini sığınaklarda güvene almışlardır. Aralarında Führer'in özel sekreteri Traudi Junge de vardır. Berlin artık düşmüş bir kaledir fakat Hitler, şehirden çıkmayı ve teslim olmayı kabul etmemektedir. Halkının tüm fertleri dışarıda yok edilirken o, son yolculuğuna hazırlanmaktadır. Birlikte intihar etmeden birkaç saat önce Eva Braun ile evlenirler. Cesetleri düşman eline geçmemesi için yakılır. Führer'in peşinden yıllarca sadık bir şekilde gitmiş birçok insanın durumu da farklı değildir. Berlin düşerken herkesin ölümle yaşam arasında seçim yapma saati giderek yaklaşmaktadır.

Upon returning from serving in the U.S. Army, Chaplain Darren Turner faces a crisis that shatters his Family and Faith in God but through the help of his fellow soldiers, he returns to his faith and family


II. Dünya Savaşı sırasında Adolf Hitler’e karşı düzenlenen başarısız suikast girişimini konu alan, Tom Cruise’un başrolde olduğu tarihi bir gerilim filmidir. Film, Nazi rejimini içeriden çökertmeyi amaçlayan Alman subaylarının cesur planını anlatır. Albay Claus von Stauffenberg (Tom Cruise), Nazi rejiminin işlediği katliamları gördükten sonra Hitler’e karşı harekete geçmeye karar verir, planın adı ise “Operasyon Valkyrie”’dir. Bu operasyon, Hitler’e suikast düzenleyip ardından Valkyrie adlı acil durum planını kullanarak Nazi rejimini içeriden devirmeyi hedefler.


Nazi kampında 1944 te tutsak olduğu dönemde, Yahudi Jacop (Robin Williams), bir radyo programına kulak misafiri olmuş ve Sovyet birliklerinin ilerlemeye başladığını haber almıştır. Varşova'daki gettoya dönüp haberi arkadaşı Mischa (Liev Schreiber) ile paylaşır. Mischa, Jacop'un Nazilerin yasağına rağmen bir radyo bulduğuna inanmış ve bunu herkese yaymıştır. Jacop ise gerçeği açıklamak yerine, bu yanlış anlaşılmadan yararlanıp insanların moralini yükseltmek için kendi uydurduğu haberleri yaymaya başlar.

İkinci Dünya Savaşı'nın Avrupa'yı kasıp kavurduğu yıllar... 130.000 Kuzey Afrikalı, Fransız ordusuna katılarak ülkeyi Naziler'den korumak için savaşırlar. Daha önce hiç adım atmadıkları bu toprakların özgürlüğü için savaşan bu insanlardan Said, Mesud, Abdülkadir ve Yaser kazandıkları zaferlerle kahraman ilan edilirler.

Wladyslaw Szpilman, Polonyalı başarılı bir piyanisttir. İkinci Dünya Savaşı'nda Almanların Polonya'yı işgal etmesiyle hayatı kâbusa döner. Musevi olduğu halde şans eseri toplama kamplarına gitmekten kurtulur ve Varşova'nın gettolarında yaşamaya başlar. Acı ve sefalet dolu yaşamı, bir gün bir Alman subayının ona yardıma gelmesi ve onu oradan kurtarmasıyla değişir.

Gerçek bir öyküden esinlenen, Tyler Perry imzalı bu dramada, ABD Kadın Kolordusu'nun siyahi kadınlardan oluşan tek taburu, II. Dünya Savaşı'nda denizaşırı imkânsız bir göreve çıkar.

J.G Ballard'ın oto-biyografik romanından uyarlanan "Güneş İmparatorluğu", Shangai'in Japon istilasına uğradığı 1941 yılında başlıyor. Zengin bir ailenin mutluluk içinde yaşayan genç üyesi Jim Graham şehirde yaşanan büyük kaos sırasında ailesini kaybediyor ve her gün onlarca insanın öldüğü bu karmaşada yapayalnız kalıyor. Uçaklara büyük bir ilgi duyan ve hep uçmayı hayal eden Jim, sonunda Soo Chow toplama kampına gönderiliyor ve burada geçirdiği aylar boyunca yepyeni insanlarla tanışarak, yaşamın ailesinin kendisine sunduğu kadar toz pembe olmadığının farkına varıyor.

Eskiden beri aralarında derin bir dostluk bulunan iki arkadaş, savaşa gitmenin arifesindedirler. İkinci Dünya Savaşı tüm vahşetiyle sürmektedir ve savaşa dahil olan Amerika Birleşik Devletleri, kendi kaderini belirlemek üzeredir. Savaş bu iki insanı da içine katarak dev bir liman baskınıyla derin bir vahşet sunacaktır. Savaş her zamanki gibi görkemli ve kanlıdır.

A group of army personnel and nurses attempt a dangerous and arduous trek across the deserts of North Africa during the second world war. The leader of the team dreams of his ice cold beer when he reaches Alexandria.

Kore Savaşı sırasında iki seçkin ABD Donanması savaş pilotunun üzücü gerçek hikayesi. Kahramanca fedakarlıkları nihayetinde onları donanmanın en ünlü ekürileri yapacaktı.

II. Dünya Savaşı'nın gölgesindeki Londra'da, 9 yaşındaki Billy Rohan'ın gözünden sıradan bir ailenin savaşla sarsılan hayatı anlatılır. Alman bombardımanları şehrin binalarını yerle bir ederken, Billy ve arkadaşları için bu kaos, yasaklı bir macera alanına dönüşür. Yetişkinlerin korku ve endişelerine rağmen çocuklar, enkazlar arasında oyunlar oynayarak savaşı kendi eğlencelerine çevirir. Billy'nin annesi Grace, kocasının cephede olmasına rağmen aileyi bir arada tutmaya çalışırken, büyükannesi sert ama sevgi dolu tavırlarıyla evin direği olur. Bombalar patladıkça aile, Londra'dan Thames nehri kıyısındaki bir banliyöye taşınır. Burada Billy, balık tutmak, yaramazlık yapmak ve kuzeni ile yaşadığı ilk aşk deneyimi gibi savaşın unutturduğu masumiyeti yeniden keşfeder.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir