
John Hurt
Quentin Crisp

Biographical drama based on the last 20 years of Crisp's life. The literary figure and gay iconoclast emigrated to New York in 1981 and lived there until his death. The film observes Crisp in both his public and private lives, from his seemingly cavalier response to the outbreak of AIDS to his tender relationship with his friend Patrick Angus and his own response to growing old.

John Hurt
Quentin Crisp

Denis O'Hare
Phillip Steele

Jonathan Tucker
Patrick Angus

Cynthia Nixon
Penny Arcade

Swoosie Kurtz
Connie Clausen
Jeff Applegate
Journalist
Silver Bramham
Orlando

Twinkle Burke
Audience Member #3
David Douglas
Audience Member #5

Benjamin Eakeley
Young Man
Alex C. Ferrill
Audience Member #1
Amy Gaipa
Audience Member #2
Robert Gomes
Angry Gay Man

Craig muMs Grant
DJ

Stephen Guarino
Demonstrator

Uncle Frank ile 1973 yılının yaz aylarına gidiyoruz. Genç bir kız olan Beth Bledsoe, New York'ta okuyabilmek üzere taşrada yaşayan ailesinin yanından ayrılır ve amcası Frank'in yanına gelir. Aynı zamanda Frank de saygıdeğer bir edebiyat profesörüdür. Beth, çok zaman geçmeden Frank'in eşcinsel olduğunu fark eder. 10 yılı aşkın süredir sevgilisi Wally ile birlikte yaşıyordur ve bunu bir sır olarak saklamıştır. Frank'in babasının aniden ölmesi üzerine Frank'in ailesinin yanına gitmesi gerekmektedir. Beth de bu yolculukta ona eşlik edecektir. Tabii Wally de onlara gizlice eşlik eder. Yolculuk boyunca derinlere gömülmüş duygular, travmalar birer birer ortaya çıkar.

Striptiz klübü sahibi Larry Flynt ve karısı Althea, Hustler adında pornografik bir dergi tasarlıyorlar. Dergi piyasaya çıkınca toplumdaki bazı tabular kendisini gösteriyor. Dergi hem çok satıyor hem de çok nefret edilen bir olay haline geliyor. Flynt çifti milyonlarca dolar kazanıyor ama bir yanda da pek çok terbiyeli Amerikalı düşmanlar ediniyorlar. Bir süre sonra bu düşmanlık Flyntleri mahkeme salonlarına taşıyor. Flyntleri büyük bir mücadele beklliyordur ve bunun da bazı bedelleri olacaktır. Hustler dergisinin kurucusu olan Larry Flynt in gerçek hikayesini Çekoslovakya doğumlu Milos Forman yönetiyor. Gerçek Larry Flynt ise ironik bir şekilde filmdeki bir yargıcı canlandırıyor.

Madridde yaşayan iki fahişenin öyküsü. Dominik Cumhuriyeti'nden gelen göçmen Zulema ile İspanyol Caye'nin önce soğuk başlayan ancak daha sonra sıkı bir dostluğa dönüşen ilişkileri anlatılıyor. Sadece iki kadının öyküsünden öte göçmenlerin yaşadığı sıkıntıları da anlatan bir film

Tiyatro oyunu The Normal Heart'ın tv filmi uyarlaması olan yapıtta 80'li yıllarda salgın şeklinde yayılan AIDS virüsüne karşı başlattığı kampanyayla dikkat çeken aktivist yazar Ned Weeks'in hikayesini konu ediniyor. Ned Weeks, erkek arkadaşı Felix ile birlikte bu virüse ve insanların kafalarındaki AIDS imajına karşı esaslı bir başkaldırış öyküsünü ortaya çıkarırlar. Dünyaya göstermeye çalıştıkları şeylerden biri de insanların zannettiğinin aksine AIDS'in eşcinsel birliktelikten doğan bir hastalık olmadığı gerçeğidir. Ned Weeks, kendi adımlarıyla başlattığı bu mücadelede, hastalığa karşı savaşan bir grubu da kurarak önemli bir figüre dönüşür...

Joe Buck, geçmişini bir kenara bırakır ve New York’a doğru bir yolculuğa çıkar. Niyeti orada zengin kadınlarla tanışıp, jigololuk yapmaktır. Ancak şehir hiç de onun beklediği gibi değildir. Kısa bir süre sonra fakir bir dolandırıcı olan Ratzo ile tanışır ve bu iki adam, çaresizliklerle dolu hayatlarında birbirlerinin en yakın dostu olur.

Tiyatro yönetmeni Caden yeni bir oyun üzerinde çalışmaktadır. Karısı Adele Berlin'deki tablolarını takip edebilmek için küçük kızları Olive'yi de alarak onu terk eder. Terapisti Madeleine ona tavsiyeler vermek yerine çok satan kitabının sayfalarında gezinmektedir. Çekici ve samimi Hazel ile olan ilişkisiyse beklenmedik şekilde karaya oturur. Kendi var oluşunu anlamlı kılmak ve ölümsüzlük saplantısını tatmin etmek için bir binayı tiyatro sahnesi olarak düzenleyip, her bir bölümünde çeşitli yaşamları oynayacak oyuncuları içine yerleştirme ve yönetme kararı alır * Eternal Sunshine of the Spotless Mind ve Being John Malkovich gibi filmlerin hayalgücü sınır tanımayan senaristi Charlie Kaufman'ın yazıp, ilk defa yönetmen koltuğuna oturduğu filmi Synecdoche, New York, ilginç senaryosuyla dikkatleri üzerine çekiyor.

Harold is celebrating a birthday, and his friend Michael has drafted some other friends to help commemorate the event. As the evening progresses, an unexpected guest shows up, the alcohol flows, the knives come out, and dormant and unspoken emotions are unleashed.

John F. Donovan (Kit Harington) 20'li yaşlarının sonundaki bir televizyon yıldızıdır. Bu Amerikalı yıldızın gizli bir mektup arkadaşı vardır. Donovan oyuncu olmak isteyen ancak hala İngiltere'de annesiyle birlikte yaşamakta olan 11 yaşındaki Rupert Turner (Jacob Tremblay) ile hararetli bir mektup arkadaşlığı içindedir. Ancak günün birinde ikilinin yazışmaları ortaya çıkar ve Donovan hiçbir temeli olmayan iftiralarla suçlanır. Bir anda kariyeri çöküşe geçen Donovan ile genç hayranının ilişkisi de kopar. 10 yıl sonra istediği gibi bir oyuncu olan Rupert, bir röportaj aracılığıyla gençlik idolüyle olan ilişkisini anımsamaya başlar.

94 yaşındaki Eleanor Morgenstein, en yakın arkadaşının ölümünün ardından hayatını yeniden kurmaya çalışır. Bunun sonucunda, onlarca yıl Florida'da yaşadıktan sonra New York'a geri döner.

1968'de New York'taki bir yaş günü partisinde sürpriz bir konuk ve bol alkollü bir oyun, yedi eşcinsel arkadaşın gizlenen duygular ve gerçeklerle hesaplaşmasına yol açar.

It's San Francisco in 1957, and an American masterpiece is put on trial. Howl, the film, recounts this dark moment using three interwoven threads: the tumultuous life events that led a young Allen Ginsberg to find his true voice as an artist, society's reaction (the obscenity trial), and mind-expanding animation that echoes the startling originality of the poem itself. All three coalesce in a genre-bending hybrid that brilliantly captures a pivotal moment-the birth of a counterculture.

Büyük bir sigorta şirketinin yöneticisi Gene, kötümserliğini bir mesai arkadaşına aktarır. Fizik profesörü olmak Walter'ı tatmin etmez, o da karısından ayrılır. Troy, mesleğinde yükselişi kösteklenmiş genç bir avukattır. Beatrice ise, geçmişteki bir mucizenin yardımıyla ayakta duran genç bir temizlikçi. Hepsi kendilerine temel bir soru sorarlar: Mutluluk nedir, nasıl mutlu oluruz?

39 yıllık bir beraberliklerinin ardından, evlilik kanunundaki değişimden faydalanan Ben ve George nihayet evlenmeye karar verirler. Fakat balayından döndüklerinde onları çok tatsız bir sürprizin beklediğini görürler. Ben, uzun yıllardır çalıştığı Katolik okulundan çıkartılmıştır ve bu beklenmedik gelişme, ikilinin hayatını olumsuz yönde etkileyecektir. Ben ve George'un artık Chelsea'deki küçük apartman dairelerinde yaşamaya imkanları da kalmamıştır. Bu çetin yaşam şartları altında ikilinin sevgisi bir kere daha sınanacaktır.

Hannah and Tahir fall in love while homeless on the streets of New York. Shelter explores how they got there, and as we learn about their pasts we realize they need each other to build a future.

The Brutalist filmi, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra "Amerikan rüyasını" yaşamak için ABD’ye göç eden Macaristan doğumlu, Bauhaus eğitimli Holokost kurtulanı mimar Laszlo’nun yolculuğunu ve hayat hikâyesini anlatıyor. Başlangıçta yoksulluk içinde çalışmaya zorlanan Laszlo, kısa süre sonra hayatının seyrini 30 yıl boyunca değiştirecek bir kontrata imza atar. Yenilikçi kamera oyunları, dramatik yapısı, alışılmadık açı ve kadrajları, kurgusu ve sıradışı ses tasarımı, parlak oyuncu kadrosuyla hem şaşırtıcı hem de unutulmaz.

Boksör Jakc la mottanın kendi ağzından anlattığı şampiyonluklardan bar komedyenliğine uzanan hırslı hayat hikayesi.Usta yönetmen Martin Scorsese'nin yönettiği bu film protesto amacıyla siyah-beyaz çekilmiştir,aynı zamanda sinema eleştirmenleri ve yönetmenleri tarafından tüm zamanların en iyi filmleri içinde ilk 10 sıradadır.

Hızlı Eddie Felson olarak heyecan veren, küstah, sokaklarda ava çıkan ahlaksız bir kişiliktir, bilardo salonlarında eline ıstaka alanları soymak için peşlerine düşer. Mükemmel olduğunu ispatlamak isteyen Eddie, Bert Gordon tarafından korunan efsanevi Minnesota Fats'i arayıp bulur. Yalnız aşk yaşayan bir kadın Eddie'nin hayatını değiştirebilir, ama Eddie ödemesi gereken bedel ne olursa olsun Minnesota Fats'i yenmeden dinlenmeyecektir. New York Times tarafından 1961 yılının en iyi 10 filmi içerisinde gösterilen, ve iki ayrı Akademi Ödülü kazanan bir film!

Evelyn Couch evliliğinde sorunlar yaşamaktadır ve kimse onu ciddiye almamaktadır. Bir bakımevindeki akrabalarını ziyaret ederken sempatik yaşlı Ninny Threadgoode ile tanışır. Threadgoode ona 1920'lerin Alabama'sındaki genç bir kadın olan Idgie Threadgoode' nin hikayesini anlatır. Idgie'nin ilham verici hayatı sayesinde, Evelyn daha olumlu olmayı öğrenir ve Ninny ile uzun süreli bir arkadaşlık kurar.

Öfke ve bencillikle dolu bir an iki adamı birbirleriyle karşı karşıya getirir. Büyük bir hukuk firmasında avukat olan Gavin Black, geç kaldığı mahkemeye gitmek için yoğun trafikte yol almaya çalışırken başka bir şeritte çocuklarını görme hakkını alabilmek için mahkemeye gitmeye çalışan Doyle Gipson'ın arabasına çarpar. Biri kariyerinin zirvesine ulaşmak, diğeri ise uçurumun kenarından kurtulmak için mücadele eden iki adamın hayatı bu kaza sonucunda ilginç şekilde birbiriyle kesişir.

Gelecek vadeden bir müzikal bestecisi, 20'li yaşları geride bırakmak üzereyken New York'ta genç bir sanatçı olarak aşk, arkadaşlık ve hayatın zorluklarıyla boğuşur.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir