
Candela Peña
Caye

Madridde yaşayan iki fahişenin öyküsü. Dominik Cumhuriyeti'nden gelen göçmen Zulema ile İspanyol Caye'nin önce soğuk başlayan ancak daha sonra sıkı bir dostluğa dönüşen ilişkileri anlatılıyor. Sadece iki kadının öyküsünden öte göçmenlerin yaşadığı sıkıntıları da anlatan bir film

Candela Peña
Caye

Micaela Nevárez
Zulema

Mariana Cordero
Pilar

Llum Barrera
Gloria

Violeta Pérez
Caren

Mònica van Campen
Ángela
Flora Álvarez
Rosa

María Ballesteros
Blanca
Alejandra Lorente
Mamen

Luis Callejo
Manuel

Antonio 'Morris' Durán
Funcionario

Pere Arquillué
Carlos

Pepa Aniorte
Alicia

Alberto Ferreiro
Voluntario

Enrique Villén
Dueño Bar

Joe Buck, geçmişini bir kenara bırakır ve New York’a doğru bir yolculuğa çıkar. Niyeti orada zengin kadınlarla tanışıp, jigololuk yapmaktır. Ancak şehir hiç de onun beklediği gibi değildir. Kısa bir süre sonra fakir bir dolandırıcı olan Ratzo ile tanışır ve bu iki adam, çaresizliklerle dolu hayatlarında birbirlerinin en yakın dostu olur.

Blake, günün birinde kendini kaybetmiş halde, kendini ormanın ortasına vurur. Göle girerek biraz serinler ve sonra yeniden evine döner. Yemek üzere bir şeyler hazırlar. Evdeki diğer insanlar ise kendi halinde, bambaşka hayatlar yaşamaktadırlar. Blake, bir müzisyendir. Evdeki arkadaşları ise onun grubunun diğer elemanlarıdır. Uzaktan bakınca öyle görünmüyor olsa da, azıcık yaklaşınca anlaşılır ki, Blake, Kurt Cobain'in son günlerinin temsilidir. Onun kendisidir.

Madrid'de büyükannesi ve iki kız kardeşiyle yaşayan sekiz yaşındaki Ana, annesinin ölümünün yasını tutmaktadır.

In this story inspired by real characters, three girls from America, Nigeria and India are trafficked through an elaborate global network and enslaved in a Texas brothel, and must together attempt a daring escape to reclaim their freedom.

Jude ve Mina, New York’ta tesadüf eseri tanışıp beraber olmaya başlarlar. Jude’un hareketli kişiliğini Mina sakinliğiyle tamamlayınca, kusursuz ilişkileri evliliğe kadar gider. Ancak bu kusursuz denge, bebeklerinin dünyaya gelmesinin ardından bozulur ve çiftin aslında ebeveynlik konusunda birbirlerinden çok farklı düşündükleri ortaya çıkar. Mina vegan beslenme ve arınmayı bir saplantı haline getirmiştir ve ağır bir diyet yapmaktadır. Üstelik bu diyeti bebeğine de uygulamaya çalışmaktadır. Bebeğin büyüme sorunlarıyla karşı karşıya kaldığını gören Jude, duruma müdahale etmeye çalışır ancak bu bir ölüm kalım savaşına dönüşecektir.

Fifteen-year-old Lulu has never known any affection from her family. But when she goes to a rock concert with Pablo, a friend of the family, he introduces Lulu to her first sexual experience. Years later, Pablo and Lulu have married; Pablo has created a sheltered, private world for Lulu, into which nothing intrudes. However, Lulu tires of her cloistered existence, and begins hanging out in shady bars, looking for vicarious thrills and danger.

İşçi sınıfına mensup bir aile olan Marcos ve karısı geçinebilecekleri parayı kazanma konusunda sıkıntılar yaşamaktadır. Bu nedenle de bir plan yaparlar. Plana göre, ailesinden gelecek fidye parasıyla rahata ereceklerini düşünerek komşularının çocuğunu kaçırırlar. Başta her şey kontrol altındadır ve yolunda gider. Ancak bu iyi huylu gidişat çocuğun ani ölümüyle tersyüz olur. Olaydan sorumlu olan Marcos işlediği suçu vücudunu zevk için satan, patronunun kızı Ana'ya anlattığında aralarında tuhaf bir elektrik oluşur. Artık hem Ana hem de karısı bu beladan kurtulmak için Marcos'a yardımcı olmaya çalışmaktadır. Ancak bu aşamada yardımlar da işe yaramayacaktır. Karısının teklifi üzerine, güçlü dini inançları olmamasına rağmen Virgin of Guadalupe'ye yapılacak hac ziyaretine gitmeyi kabul eden Marcos sıradışı bir içsel yolculuğa atılacaktır.


Çiftlik sahibi Ryker, Joe Starret’in arazisini istemektedir. Shane, Starret’in arazisinin korunmasına yardımcı olmak için onların yanına yerleşir. Evde kaldığı sürece onun karısını ve çocuğunu etkisi altında bırakır. Halkı topraklarından çıkarmak için gelen Chirs ile efsane silahşör Shane karşı karşıya gelirler. Shane, Chris'i yenince Ryke onu satın almak ister. Shane teslim olmz bu sefer de başlarına Wilson belası açılır. Efsane silahşör tüm vadiyi bu silahlı adamlardan temizlemeye çalışırken, ailenin küçük oğlu Joey ile arasında kuvvetli bir bağ gelişir... Yönetmenliğini George Stevens’ın üstlendiği yapımın başrollerinde Alan Ladd, Jean Arthur, Van Heflin, Brandon de Wilde, Jack Palance yer almaktadır.

Bir hayat hikayesi geriye doğru anlatılırsa... Alexander Masters’ın aynı adlı biyografik romanından uyarlanan Stuart: A Life Backwards, Masters’ın sokakta tanıştığı evsiz alkolik Stuart Shorter’ın gerçek hayat hikayesini tersten anlatıyor. Stuart’ın sokaklara düşmesinden başlayıp eski yaşamına çark eden öykü geriye doğru akarken, merak katsayısı da gittikçe artıyor. Film, Tom Hardy’ye BAFTA adaylığı getirmişti

“Performans”, hippi yaşamı ile gangster yaşamını üst üste kurgulayarak bir karakterin kimlik bölünmesini zeki ve gizemli bir dille inceliyor. Buna ulaşırken anlatısını kurgu teknikleri üzerine kurması da, suçla ilgili dertlerini söyleme şekliyle çığır açmasını sağlıyor. Sub-noir dediğimiz alt türün başlangıcı anlamına gelen yenilikçi bir gangster filmi! Aynı zamanda hippi kültürünün nasıl anlatılacağına dair bir sinema dersi.

Yakın gelecekte Japonya'da, hükümet gençlerin neden olduğu şiddet eğlemlerinin önüne geçememektedir. Öğretmenler, aileler kısacası tüm toplum gençliğin yarattığı korku bulutuna teslim olmuştur. Japon hükümeti olayların kızışmasının ardından "Battle Royale" denilen kanunları kabul etmiştir. "Battle Royale" kanunlarına göre her yıl ülke içinden rastgele bir lise sınıfı seçilir ve bu sınıfın öğrencileri yerini yine hükümetten kimsenin bilmediği bir adaya götürülürler. Bu seneki "Battle Royale" için Nobu'nun sınıfı seçilir. Nobu ve arkadaşları hükümet tarafından "Battle Royale" adasına kaçırılırlar. Adada onları öğretmenleri Takeshi karşılar ve oynayacakları oyunun kurallarını açıklar. Kurallar basittir, Nobu ve 41 arkadaşından sadece bir kişi adadan canlı ayrılabilecektir. Hükümet gençlerin herbirine, içinde farklı silahlar ve yeterli yiyecek bulunan bir çanta verir. Gençler, adadan canlı çıkabilmek için 3 gün içinde birbirlerini öldürmek zorundadırlar...

Sam Bowden hayatını kanuna adamış Atlanta'da yaşayan bir avukattır. Ailesi ile birlikte sakin bir hayat süren Sam'in hayatı yakında kabusa dönüşecektir, çünkü 14 yıl önce avukatlığını üstlendiği Max Cady isimli adam, hapisten çıkmıştır ve intikam için hazırlanmaktadır. Çünkü, Max Cady acımasız bir tecavüzle suçlanıyordu, okuma yazması da yoktu. Bu yüzden Sam eline Max'in hapisten kurtaracak bir belge geçmesine rağmen yine de bunu kullanmaz ve Max Cady tutuklanır. Şimdi Max hapisten çıkmıştır. Önce küçük tehditlerle başlayan intikam hırsı, gittikçe Sam'in ailesini de etkileyecektir. Sam'in bir kadın avukat arkadaşına ilk başta tecavüz eden Max Cady, bu sayede karısı ile Sam'in arasına açar ve evlerinde tartışmalar başlar. Max'in çıktığı günlerde de Sam'in evindeki köpek zehirlenerek öldürülür. Ve bu olaylar Max Cady için sadece başlangıçtır, daha sırada 16 yaşındakı kızları Danielle vardır.

Boğa güreşçisi Diego, güreş sırasında yaralanınca emekli edilir. İçindeki savaşma ve öldürme dürtüsüne hakim olamayan Diego, hedefini boğalardan kadınlara değiştirir. Üstündeki gerginliği atıp rahatlamanın tek yolunun onları öldürmek olduğunu fark eden Diego’nun yolu, araştırması sırasında katilin tarzına hayran olan avukat Maria ile kesişir * film almodovarın amatör döneminde ortaya koyulmuş bir eser olsa gerek ki hem teknik açıdan hem de bunlar dışında göze batan bir çok eksiklik film hakkında olumsuz düşünmeye itiyor.çoğu diyalog gereksiz,birçok sahne ise birbiriyle bağdaştırılmayı beklerken öylece ortada kalmış. ama bana kalırsa üzerinde tekrar düşünülmesi gereken bir film,eğer yeniden çekilip titiz bir çalışma sonucu tekrar ortaya çıkarsa şimdiki halinden çok daha başarılı olacağına eminim çünkü işlenmeyi hakeden bir konusu var

İspanya, Bask Bölgesi, doksanların sonu. Genç bir kadın polis, acımasız devrimci örgüt ETA'nın içine sızmayı başarır.

Kitap editörü Helga Pato, deli kocasını uzak bir psikiyatri hastanesinde stajyer olarak tuttuktan sonra trenle evine döner ve burada kendisini psikiyatrist olarak tanıtan gizemli bir adamla tanışır.

Genç bir Tunuslu kadın olan Mariam, bir öğrenci partisinde,gizemli bir adam olan Youssef ile tanışır. Partiden birlikte ayrılırlar. Genç kadın, bir kaç saat sonra sokaklarda şok geçirmiş bir halde dolanmaktadır. Temel hakları ve haysiyeti için savaşacağı uzun bir gece daha yeni başlamaktadır. Peki ama suçu işleyenler aynı zamanda adalet sağlayıcılarsa o zaman adalet nasıl sağlanır?

Güçlünün güçsüzü ezdiği bir Dünya'da yaşıyoruz.. Yaşanan ülke ne kadar demokratik olursa olsun bu farketmiyor.. Paran, kuvvetin ve cesaretin varsa karşındakine diz çöktürebilirsin.. Bu filmde de kısacası bunlar göz önüne serilmiş.. Kızların çok küçük yaşta uyuşturucuya alıştırılıp erkeklere peşkeş çekilmesi, erkek hegemonyasının hakim olduğu bir Dünya'da kaba kuvvetle herşeyin herkeze yaptırılabilir olması, uyuşturucu alan insanların bilinç kaybıyla ne yaptıklarını bilmemesi, mafyanın ve sokak çetelerinin bu işin önderleri olduğu gerçeği vs.. vs.. Belki şu an böyle yaşamıyoruz ama daha ne kadar dayanabiliriz.


Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir