
John Lithgow
Ben
39 yıllık bir beraberliklerinin ardından, evlilik kanunundaki değişimden faydalanan Ben ve George nihayet evlenmeye karar verirler. Fakat balayından döndüklerinde onları çok tatsız bir sürprizin beklediğini görürler. Ben, uzun yıllardır çalıştığı Katolik okulundan çıkartılmıştır ve bu beklenmedik gelişme, ikilinin hayatını olumsuz yönde etkileyecektir. Ben ve George'un artık Chelsea'deki küçük apartman dairelerinde yaşamaya imkanları da kalmamıştır. Bu çetin yaşam şartları altında ikilinin sevgisi bir kere daha sınanacaktır.

John Lithgow
Ben

Alfred Molina
George

Marisa Tomei
Kate

Darren E. Burrows
Elliot

Charlie Tahan
Joey

Cheyenne Jackson
Ted

Manny Perez
Roberto

Christina Kirk
Mindy
Tank Burt
Doreen

Christian Coulson
Ian

John Cullum
Father Raymond

Harriet Sansom Harris
Honey
Dovie Currin
Piano Student

Daphne Gaines
Linda

Sebastian La Cause
Marco

Ted Kramer, işine son derece bağlı bir babadır ve bir gece eve geç döndüğünde, karısı Joanna onu terk etmek üzere olduğunu söyler. Kocasından ayrılıp, kendisini bulmaya çalışacaktır. Altı yaşındaki oğullarını da bakması için ona bırakacaktır. Bir taraftan işini sürdürmeye çalışan Ted diğer yandan da, pek az babanın bildiği kadarıyla, oğlunu tanımaya çalışmaktadır. Ona yemekler pişirmekte, parka gezmeye götürmekte ve onun her ihtiyacı ile korkularını anlamaya çalışmaktadır.

Tiyatro yönetmeni Caden yeni bir oyun üzerinde çalışmaktadır. Karısı Adele Berlin'deki tablolarını takip edebilmek için küçük kızları Olive'yi de alarak onu terk eder. Terapisti Madeleine ona tavsiyeler vermek yerine çok satan kitabının sayfalarında gezinmektedir. Çekici ve samimi Hazel ile olan ilişkisiyse beklenmedik şekilde karaya oturur. Kendi var oluşunu anlamlı kılmak ve ölümsüzlük saplantısını tatmin etmek için bir binayı tiyatro sahnesi olarak düzenleyip, her bir bölümünde çeşitli yaşamları oynayacak oyuncuları içine yerleştirme ve yönetme kararı alır * Eternal Sunshine of the Spotless Mind ve Being John Malkovich gibi filmlerin hayalgücü sınır tanımayan senaristi Charlie Kaufman'ın yazıp, ilk defa yönetmen koltuğuna oturduğu filmi Synecdoche, New York, ilginç senaryosuyla dikkatleri üzerine çekiyor.

Manipulated by his jealous ensign Iago, the Moorish general Othello is driven to believe that his new wife Desdemona is unfaithful, setting in motion a chain of deception, jealousy, and violence that leads to tragedy.

Altı yaşındaki Maisie, rock yıldızı annesi Susanna ile karizmatik ancak ilgisiz sanat simsarı babası Beale´in tatsız boşanmasının sarsıntılarıyla boğuşmaktadır. Maisie’nin hayatına, boşanmanın ardından anne ve babasının yeni eşleri de girer. Ancak küçük kız, eşlerinin bencilliğini fark edip birbirlerine âşık olan üvey ebeveyniyle yakınlaşınca durum iyice çetrefilleşir.

Garrard Conley’in aynı adlı otobiyografik kitabından uyarlanan film, ABD’nin Arkansas kasabasında görevli bir papazın oğlu olan ve tıpkı babası gibi dindar olarak yetiştirilen Jared Eamons’ın (Lucas Hedges) 19 yaşında gay olduğunu itiraf etmesi üzerine ailesinin yoğun baskıları sonucunda zorla bir “eşcinsel dönüşüm terapisi”ne gönderilmesini ve orada yaşadığı dramatik olayları konu alıyor.

John F. Donovan (Kit Harington) 20'li yaşlarının sonundaki bir televizyon yıldızıdır. Bu Amerikalı yıldızın gizli bir mektup arkadaşı vardır. Donovan oyuncu olmak isteyen ancak hala İngiltere'de annesiyle birlikte yaşamakta olan 11 yaşındaki Rupert Turner (Jacob Tremblay) ile hararetli bir mektup arkadaşlığı içindedir. Ancak günün birinde ikilinin yazışmaları ortaya çıkar ve Donovan hiçbir temeli olmayan iftiralarla suçlanır. Bir anda kariyeri çöküşe geçen Donovan ile genç hayranının ilişkisi de kopar. 10 yıl sonra istediği gibi bir oyuncu olan Rupert, bir röportaj aracılığıyla gençlik idolüyle olan ilişkisini anımsamaya başlar.

Ashok(ırfan Khan) ile karısı Ashima(Tabu) yeni bir hayat kurma hayalleriyle 1970'lerde Kalküta'dan New York'a yerleşir.Karı - kocanın Kalküta'daki geleneklerle çevrili yaşamlarından çıkıp birer Amerikalı'ya dönüşmesi oldukça sancılı bir süreçtir.Oğulları Gogol(Kal Penn), burada dünyaya gelir.Ünlü Rus yazarın adını taşıyan bir Hintli olarak Gogol -üstelikte sarışın bir kızla çıkmaya başlayınca- anne, babasının yaşadıklarından çok daha farklı zorluklarla karşı karşıya kalır.

It's San Francisco in 1957, and an American masterpiece is put on trial. Howl, the film, recounts this dark moment using three interwoven threads: the tumultuous life events that led a young Allen Ginsberg to find his true voice as an artist, society's reaction (the obscenity trial), and mind-expanding animation that echoes the startling originality of the poem itself. All three coalesce in a genre-bending hybrid that brilliantly captures a pivotal moment-the birth of a counterculture.

Tom and Mae Garvey are a Tennessee farming couple battling violent floods to save their land. In addition to natural disasters, the Garveys fight to stop a selfish land developer and a local corporation from foreclosing on their farm. While Mae stays at home to care for their children and tend to the crops, Tom finds work as a scab at a steel mill to preserve his family's property.

Brooklyn'li evli bir çift olan Alex ve Greg, prenses kostümleri giymeyi ve oyuncak bebeklerle oynamayı seven dört yaşındaki oğulları Jake için mükemmel anaokulunu bulmaya çalışır. Danışmanları, Jake'in başvuruları için cinsiyet uyumsuzluğunu vurgulandığındaysa, Alex ve Greg için cinsiyet kimliği ve ebeveyn olarak rolleri hakkında olan inançlarıyla yüzleşme süreçleri başlar. Çift bu zorlu yolculukta mücadele ederken, oğulları ve aileleri hakkında bildiklerini düşündükleri her şeyi sorgulamaya başlarlar.

Andin Drake Doremus’un filminde Felicity Jones, evinde yaşadığı ailenin babasıyla (Guy Pearce) ilişkisi olan bir öğrenciyi canlandırıyor...

The Brutalist filmi, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra "Amerikan rüyasını" yaşamak için ABD’ye göç eden Macaristan doğumlu, Bauhaus eğitimli Holokost kurtulanı mimar Laszlo’nun yolculuğunu ve hayat hikâyesini anlatıyor. Başlangıçta yoksulluk içinde çalışmaya zorlanan Laszlo, kısa süre sonra hayatının seyrini 30 yıl boyunca değiştirecek bir kontrata imza atar. Yenilikçi kamera oyunları, dramatik yapısı, alışılmadık açı ve kadrajları, kurgusu ve sıradışı ses tasarımı, parlak oyuncu kadrosuyla hem şaşırtıcı hem de unutulmaz.


New York’lu, zengin bir kadın olan Florence Foster Jenkins'in büyük bir hayali vardır. O da bir opera şarkıcısı olmak. Piyasada ses getirmek için maddi olarak her şeye sahiptir, tek bir şey hariç: Florence’ın sesi çok kötüdür. Fakat Florence bunu pek dert etmemektedir. Film, opera sanatçısı olma hayali kuran fakat kötü sesi sebebiyle bunu bir türlü başaramayan ünlü mirasyedi Florence Foster Jenkins'in gerçek öyküsünü beyazperdeye taşıyor.

Gelecek vadeden bir müzikal bestecisi, 20'li yaşları geride bırakmak üzereyken New York'ta genç bir sanatçı olarak aşk, arkadaşlık ve hayatın zorluklarıyla boğuşur.

An up-and-coming journalist finds his world and faith increasingly challenged when he's granted the interview of a lifetime – with someone who claims to be God.

Bir grup dansçı, Zach'in yönettiği yeni bir müzik prodüksiyonu için seçmelere katılmak üzere bir Broadway tiyatrosunun sahnesinde toplanır. İlk elemelerden sonra, aralarında bir zamanlar Zach ile fırtınalı romantik bir ilişkisi olan Cassie'nin de bulunduğu on yedi umutlu kaldı. Kendini alçaltmak ve onun için seçmelere katılmak için iş için yeterince çaresizdir

Anna, kocası Sean'ın ölümünün ardından günlük hayatına geri dönen genç bir duldur. Evlenmek üzere nişanlanan Anna, Sean olduğunu söyleyen on yaşındaki bir çocukla tanışır. Anlattığı şeylerin saçmalığına rağmen Anna çocuğu aklından bir türlü çıkaramaz ve çocukla olan ilişkisi hayatında vermiş olduğu tüm kararları ve seçimleri sorgulamasına neden olur.


Genç Vito Corleone, Amerika'ya yeni gelmiştir. 1917 yılında, New York şehri'nin yerel mafyalarından birinin liderini öldürünce saygınlık kazanır ve korkulan biri haline gelir.Bu arada, 50 yıl sonra, Michael Corleone, Washington'da senato komitesine aile işleriyle ilgili ifade vermektedir.1972 yapımı ilk filmin devamı niteliğinde, yine yazar Mario Puzo ve yönetmen Francis Ford Coppola'nın yaratıcı ellerinden çıkmış usta işi bir yapım. Eleştirmenler tarafından, önceki filmden daha başarılı bulunan az sayıdaki devam filminden biri olarak kabul ediliyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir