
Tim Roth
Danny Boodmann T.D. Lemon Nineteen Hundred '1900'

Virginian adındaki transatlantikte görev yapan Danny Boodman, 1900 yılının ilk haftasında balo salonunda üstünde T.D. Lemons yazan bir kutunun içinde yeni doğmuş bir bebek bulur. Bebeği herkesten gizleyen Danny, onu evladı gibi görmeye başlar. Ona, kendi adını, bulduğu kutunun üstünde yazanları ve bulduğu yıl olan 1900 (Novecento) ismini koyar. Yasal yollarla elinden alınır korkusuyla Novecentoyu asla gemiden indirmez. Fakat Novecento 8 yaşındayken, Danny makine dairesindeki bir kaza yüzünden ölünce yetim kalır. Bir gece piyano çalmaya başlayan Novecento gemideki herkesi kendine hayran bırakır; piyano çalmaktan vazgeçmeyen Novecento, yayılan ününe rağmen, doğup büyüdüğü gemiyi asla terk etmeyecek, arkadaşlığı, aşkı ve hayatı da burada tanıyacaktır.

Tim Roth
Danny Boodmann T.D. Lemon Nineteen Hundred '1900'

Pruitt Taylor Vince
Max Tooney

Mélanie Thierry
The Girl

Bill Nunn
Danny Boodmann

Gabriele Lavia
Farmer

Clarence Williams III
Jelly Roll Morton

Peter Vaughan
'Pops', the Shopkeeper
Niall O'Brien
Harbor Master

Alberto Vazquez
Mexican Stoker
Luca De Luigi
Neapolitan Stoker

Femi Elufowoju Jr.
Black Stoker
Nigel Fan
Chinese Stoker

Roger Monk
Irish Stoker
Leonid Zaslavski
Polish Stoker
Bernard Padden
Boatswain

Yer 1960'lı yılların Amerikası, New York. Manhattan'ın hareketli müzik piyasasında tutunmaya çalışan genç Llewyn Davis, hayatını müzikle kazanmak ve sanatını icra edebilmek için her yolu denemektedir. Halkın önünde saygın bir yere sahip olmak isteyen Davis, bir yandan da şehrin acımasız koşulları altında yaşamını sürdürmeye çalışmaktadır. Fakat başını sokabileceği bir evi olmadan eski kız arkadaşı Jean Berkey'in kanepesiyle, kız kardeşinin kendisinden yakınmaları arasında gidip gelir. Dönemin önemli menajerlerinden Bud Grossman'a müziği, plağının bir kopyasını dinletmek tek hedefidir...

Tár, dünya çapında sanatının en iyilerinden biri olarak kabul edilen ve büyük bir Alman müzik orkestrasının ilk kadın şefi olmayı başaran Lydia Tár'ın hayat hikayesini konu ediyor.

In late 18th century Venice, in a convent school for girls, Teresa, a student with prophetic gifts, joins forces with some amazing music-makers. They create a new kind of pop, bright and bold, and challenge the ancient and rigid system.

11 yaşındaki yetim Stet, girdiği okul korosunda problem yaşamaktadır. Ancak hırslı koro şefi çocukta bir yetenek görmüştür ve onun sınırlarını zorlamak için elinden geleni yapacaktır.

Juilliard'daki ikinci yılında şizofreniye yakalanan müzik dahisi Nathaniel Ayers, hastalığının ilerlemesi üzerine evsiz barksız kalarak Los Angeles sokaklarına düşer. Hayatını keman ile çello çalarak sürdürmeye çalışan Ayers'ın, zamanla hayatı değişmeye başlar. Robert Downey Jr.'ın canlandırdığı Steve Lopez karakterinin gerçek hayattaki kitabından uyarlanan film, aynı zamanda rolü için bolca çello dersi alan metod oyuncusu oscarlı Jamie Fox'un da varlığıyla merak uyandırıyor.

1940'larda müzisyen bir aileninn çocukları olan Hilary ve Jackie kardeşler, erken yaşta büyük yeteneklerini gösterir. Flütist Hilary ev hanımı ve anne olmayı seçerken, çellist Jacqueline müzik kariyerinde yükselir. Ancak ölümcül bir hastalığın ilk belirtileriyle sarsılan dünyaca ünlü Jacqueline, bir gün Hilary'nin kır evine gelir ve hassas bir talepte bulunur: Kardeşinin kocasıyla yatmak ister. Jackie'ye hiçbir zaman hayır diyememiş olan Hilary, bu isteği kabul eder.

Bruce Springsteen, a young musician on the cusp of global superstardom, struggles to reconcile the pressures of success with the ghosts of his past.

Yedi yaşında küçük Bobby'nin kalbi geçirdiği ateşli romatizma sonucu hasar gördü. Öyle ki onbeş yaşını bile görmesi beklenmiyordu. Ailesi bütün enerjisini onun bakımına harcadı. Zayıf kalbi hayatında gözardı edilemeyecek bir gerçekti ama eski bir şarkıcı olan annesi Polly oğlunu hayatın bambaşka bir gerçeği ile daha tanıştırdı: müzik. Müzik zamanla Bobby'nin hayatla yaptığı bir anlaşma oldu, onu yıldızlığa taşıdı. Amerika'nın favori gösterilen genç oyuncusu Sandra Dee (Kate Bosworth) ile hayatını birleştirdi. Zamanla Bobby'nin engellenemez hırsı özel yaşamını zehirlemeye başladı. Bunalımlı geçen uzun bir dönemin ardından Bobby ailesi, arkadaşları, olağanüstü yeteneğinin farkına vararak sonunda kim olduğunu keşfetti ve yaşamın onun için ne kadar değerli olduğunu.

A famous pianist at the twilight of his career meets a free-spirited music critic who soon becomes his rock as his mental state deteriorates.

Teen Spirit, hayallerine kavuşabilmek için şarkı yarışmasına katılan genç bir kızın hikayesini konu ediyor. Violet, küçük bir kasabada yaşayan utangaç bir genç kızdır. En büyük tutkusu şarkı söylemek olan genç kız hayallerinin peşinden gidebilmek için kasabadan ayrılmayı planlar. Bir şarkı yarışmasının ilanlarını gören Violet için hayalleri doğrultusunda harekete geçme zamanı gelmiştir. Ona bu zorlu macerasında karşısına çıkan bir akıl hocası yardım eder. Bu uluslararası yarışma Violet’ın sadece yeteneğinin değil dürüstlüğünün ve hırsının da teste tabi tutulmasına neden olur. Akıl hocasının desteği ile hayallerine kavuşabilmek için ter döken genç kız, yüzlerce rakibini geride bırakıp yarışmayı kazanabilecek midir?

18. yüzyıl Venedik'inde, 20 yaşındaki keman virtüözü Cecilia, Pièta yetimhanesinde yaşamaktadır; yeteneğine rağmen, evliliğin tek çıkış yolu olduğunu bilerek hapsedilmiştir. Ancak yeni keman öğretmeni olan parlak ve hırslı besteci Antonio Vivaldi ile tanıştıktan sonra hayatı değişir. Vivaldi ve müziğinin rehberliğinde Cecilia, bir zamanlar kaçınılmaz görünen kadere meydan okuyacak gücü buluyor.

Respect, müzik ikonu Aretha Franklin’in hayatına odaklanıyor. Filmde, Franklin’in babasının klisesinin korusunda şarkı söylediği çocukluklar zamanlarından, ikonik bir süperstar ve bir sivil haklar aktivistine dönüştüğü zamanlara bir yolculuk yapılıyor.

David, müziğe karşı çok yetenekli bir çocuktur ve müthiş derecede piyano çalma yeteneğine sahiptir. Ancak babası onun en küçük hatasını bile affetmeyecek kadar katı yüreklidir. Bu baskılara dayanamayan David, evden uzaklaşır ancak yıllar sonra yine babasını arar.

Sadece hayal kurun. Birisine gerçekten yardımı dokunan bir iyilik yapıyorsunuz ve ondan bunu size bunu ödememesini, fakat ileriye taşımasını ve üç yeni kişiye iyilik yapmasını istiyorsunuz ve bu yeni üç kişi de diğer yeni üç kişiye yardım yapıyor ve bu şekilde evrensel bir iyilik ve nezaket akımı başlıyor. İmkansız mı? Trevor McKinney (Haley Joel Osment), aksini iddia ediyor. Acı tatlı olaylarla dolu bu hikayede Trevor, sosyal çalışmalar projesi için iyilik yapma zincirini başlatan bir öğrenci. Yönetmen Mimi Leder (Deep Impact), Catherine Ryan Hyde'in romanı üzerine kurulmuş filmde Akademi Ödülü sahipleri Kevin Spacey ve Helen Hunt birarada. Yürekten hissedilmiş bir istek ne kadar etkileyici olabilir? Kendinize bir iyilik yapın ve 'İyilik Bul, İyilik Yap'ı izleyin.

Değerli bir aile yadigarı piyano için bir erkek ve kız kardeşin verdiği mücadele, geçmişin nasıl algılandığı ve bir aile mirasını kimin tanımladığı konusunda ürkütücü gerçekleri ortaya çıkarır.

Vahşi güzelliğiyle seyirciyi derinden etkileyen bu destansı film, ergenliğini Afrika'nın gorilleriyle geçirip daha sonra aristokrasideki yerini almak için İngiltere'ye dönen, iki ayrı dünya arasında sıkışmış Tarzan'ın hikayesi.

Cimcime, altı yaşında korkusuz küçük bir kızdır. Dünyanın geri kalanıyla bağlantısı kesilmiş, bir su bendinin arkasında kalan Leğen isimli bir kasabada delibozuk babası Wink ile birlikte yaşar. Zamanın başka türlü aktığı, modern şehir hayatından bambaşka kurallara sahip bir kasabadır burası. Cimcime'yi kıyamet gününe hazırlayan babası bir gün ölümcül bir hastalığa yakalandığında doğa çığırından çıkar. Hava ısınır, buzullar erir ve tarih öncesi yaban domuzlarından oluşan bir ordu donmuş mezarlarından kalkar. Şimdi Cimcime'nin hasta babasını, sular altında batmakta olan evlerini kurtarması ve evreni tamir etmesi gerekmektedir.

Teknolojinin son sürat ilerlediği bir dönemde, insanlar üstesinden gelemeyecekleri hiçbir sorun olamayacağına inanmaya başlamışlardır. 'Titanic' adlı dev transatlantik ise, insanlığın doğaya karşı gövde gösterisi gibidir. Bu Düşler Gemisi'nin yolcuları arasında Avrupa'da birkaç yıl geçirdikten sonra Amerika'ya dönmekte olan, Jack Dawson adlı genç ve fakir bir ressam ile nişanlısı ve annesiyle Philadelphia'ya giden Rose DeWitt Bukater adlı zengin bir genç kız da vardır. İki genç şans eseri tanışacak, aralarındaki sınıf farkına aldırmaksızın birbirlerine yakınlaşacaktır. Yola çıkılmasından dört buçuk gün sonra, 10 Nisan 1912'de, Titanic iki saat kırk dakika süren ve sulara gömülmesiyle son bulan, hazin olayların başlamasına neden olacak buz dağına çarpacaktır.

Vahşi Afrika’da henüz yeni doğan bir aslan doğaya egemen düzenin kökünden sarsılacağı bir döneme tanıklık etmek üzeredir. Doğanın kralı olan babasının tacının veliahtı olan Simba, kötülüklerle ve kötü hayvanlarla dolu ormanlarda günden güne daha fazla öğrenecek ve daha fazla büyüyecektir. Simba’nın sorumluluklarını üstlenme ve sorunları çözme becerisi, ormanın yeni kurallarını belirleyecektir.

Hayatlarında yön bulmaya çalışan iki tutkulu insan Sebastian ve Mia'nın yolları, Los Angeles'ta trafiğin sıkışık olduğu bir gün kesişir. Her ikisi de sanat tutkunu olan bu iki insan, hayallerini gerçekleştirme yolunda düşe kalka ilerlemektedir. Sebastian Wilder geleneksel jazzın kolonlardan yükseldiği bir kulüp açma hayalinde, Mia Dolan ise kafesinde çalıştığı film platosunda kendine uygun tüm oyunculuk seçmelerine katılarak bir rol kapma telaşındadır. Bu iki insanın kalpleri birbiri için atmaya başladığında ortaya çıkan manzarayı hayat şartları bozacak, onları yavaş yavaş hayallerinden uzaklaştırmaya başlayacaktır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir