
Tecla Insolia
Cecilia

18. yüzyıl Venedik'inde, 20 yaşındaki keman virtüözü Cecilia, Pièta yetimhanesinde yaşamaktadır; yeteneğine rağmen, evliliğin tek çıkış yolu olduğunu bilerek hapsedilmiştir. Ancak yeni keman öğretmeni olan parlak ve hırslı besteci Antonio Vivaldi ile tanıştıktan sonra hayatı değişir. Vivaldi ve müziğinin rehberliğinde Cecilia, bir zamanlar kaçınılmaz görünen kadere meydan okuyacak gücü buluyor.

Tecla Insolia
Cecilia

Michele Riondino
Antonio Vivaldi

Andrea Pennacchi
Governatore

Fabrizia Sacchi
Priora

Hildegard De Stefano
Laura

Cosima Centurioni
Marietta

Federica Girardello
Agnese

Rebecca Antonaci
Caterina
Chiara Sacco
Maddalena

Miko Jarry
Frederick IV of Denmark

Valentina Bellè
Elisabetta Parolin

Stefano Accorsi
Sanfermo

Paolo Rozzi
Governatore

Alessandro Bressanello
Governatore

Vasat bir besteci olan Salieri ile rakip olan Wolfgang Amadeus Mozart, müzikal dehasıyla ölümsüzlük kazanıyor. Salieri'nin bu durumu hazmedememesi intikam isteğiyle dolmasına neden olur.

Camden'deki ilk günlerinden dünya çapında şöhrete ulaştığı Back to Black albümüne kadar Amy Winehouse'un yükselişi anlatılıyor. Amy'nin gözünden, kişisel şarkı sözlerinden esinlenerek yapılan film, sanatçının katmanlı hayatını ve efsanevi albümün merkezindeki fırtınalı aşk hikayesini keşfediyor.

1970’lerin Paris’inde, dünyaca ünlü opera sanatçısı Maria Callas’ın çalkantılı, güzel ve trajik hayatının son günlerini yeniden yaşatan ve hayal ettiren filmin başrollerinde Angelina Jolie, Haluk Bilginer ve Alba Rohrwacher var.


Francisco Goya, 1700'lerin sonunda İspanya'nın en ünlü ressamı olarak Kral IV Carlos'un himayesinde sanatının en başarılı eserlerini vermektedir. İlham perisi olarak kabul ettiği güzeller güzeli Inés, Engizisyon Mahkemesi ve bu mahkemenin kararlarına gizliden gizliye etkide bulunan rahip Lorenzo tarafından ahlaksızlık ve toplum değerlerine karşı gelmekle suçlanınca Goya, Inés'in bağışlanması için büyük bir savaş verecektir.Güzel Inés'i mahkumiyetten, işkenceden ve ölüme terkedilmekten kurtaramasa da, 20 yıl sonra Fransızlar Engizisyonu kaldırıp mehkumlar serbest bırakılınca, Goya, Lorenzo ve Inés arasındaki asıl hesaplaşma o zaman başlayacaktır.Sinema tarihinin unutulmaz filmleri Guguk Kuşu, Hair ve Amadeus gibi filmlere imza atmış Milos Forman imzalı film, Javier Bardem, Natalie Portman, Stellan Skarsgård gibi güçlü isimlerden oluşan kadrosu ile de dikkat çekiyor.

Virginian adındaki transatlantikte görev yapan Danny Boodman, 1900 yılının ilk haftasında balo salonunda üstünde T.D. Lemons yazan bir kutunun içinde yeni doğmuş bir bebek bulur. Bebeği herkesten gizleyen Danny, onu evladı gibi görmeye başlar. Ona, kendi adını, bulduğu kutunun üstünde yazanları ve bulduğu yıl olan 1900 (Novecento) ismini koyar. Yasal yollarla elinden alınır korkusuyla Novecentoyu asla gemiden indirmez. Fakat Novecento 8 yaşındayken, Danny makine dairesindeki bir kaza yüzünden ölünce yetim kalır. Bir gece piyano çalmaya başlayan Novecento gemideki herkesi kendine hayran bırakır; piyano çalmaktan vazgeçmeyen Novecento, yayılan ününe rağmen, doğup büyüdüğü gemiyi asla terk etmeyecek, arkadaşlığı, aşkı ve hayatı da burada tanıyacaktır.

Bir gencin hayatı, kendisine nadir görülen bir kemik kanseri teşhisi konulması ile alt üst olur. Yaşadığı şoku atlatmasının ardından genç, hayatta az kalan zamanını değerli bir şekilde geçirmeye karar verir. Bu süreçte genç başkalarına ilham olmanın yolunu bulur * İnsanın burnunun direğini sızlatan tarz bir film. Zaman zaman neşeli, zaman zaman esprili ama genelde hüzünlü. Gerçek hayattan olması filme artı değer katıyor. Hele "Yaşamaya başlamak için ölmek üzere olduğunuzu öğrenmenize gerek yok" cümlesi nasıl da son noktayı koyuyor. Ailece izlenebilecek güzel bir film, En son sahnede gerçek kişilerin gösterildiği bölümleri es geçmemenizi öneririm.

İtalyan göçmen Francesca Cabrini, 1889'da New York'a vardığında hastalık, suç ve yoksul çocuklarla karşılaşır. Cabrini, toplumun en savunmasız kesimleri için barınma ve sağlık hizmeti sağlaması konusunda düşmanca davranan belediye başkanını ikna etmek için cesur bir misyona atılır. Kıt İngilizcesi ve zayıf sağlığına rağmen Cabrini, girişimci zekasını kullanarak dünyanın daha önce hiç görmediği bir umut imparatorluğu inşa eder.

The story of Edgardo Mortara, a young Jewish boy living in Bologna, Italy, who in 1858, after being secretly baptized, was forcibly taken from his family to be raised as a Christian. His parents’ struggle to free their son became part of a larger political battle that pitted the papacy against forces of democracy and Italian unification.

Tár, dünya çapında sanatının en iyilerinden biri olarak kabul edilen ve büyük bir Alman müzik orkestrasının ilk kadın şefi olmayı başaran Lydia Tár'ın hayat hikayesini konu ediyor.

In late 18th century Venice, in a convent school for girls, Teresa, a student with prophetic gifts, joins forces with some amazing music-makers. They create a new kind of pop, bright and bold, and challenge the ancient and rigid system.

Stephen Glass, "Başkanın Uçağı'nın Uçuş Dergisi olarak tanıtılan The New Republic'te yıldızı yükselen bir muhabirdir. Doğum gününüzü hatırlayan, tereddüt etmeden size iyilikte bulunan türden biridir. Hayret verici haberler yapan ve yazdıklarının çoğunu özenle uyduran biri. Glass, şirket ortamına kesinlikle yatkın, eşsiz becerileri sayesinde ayakta durmayı başarır. Adi bir yalancı olduğundan, ofisteki herkesin gözüne girerek suçlanmaktan kurtulmayı becerir. Her daim hazır bir göz yaşartıcı öyküsü bulunan Glass, yalanı ortaya çıktığında bile, aralarında bazı editörlerin de bulunduğu mesai arkadaşlarını sadece bir hata işlediği konusunda inandırır. Her şey yolunda giderken öyle bir habere çatar ki, çileden çıkardığı seçmenler altta kalmayı reddeder. Ve işler çığrından çıkar...

Britanya İmparatorluğu donanmasının en parlak dönemini yaşadığı 18. yüzyıl sonlarında geçen filmde. Bounty gemisinin mürettebatı aylar süren kötü muamelenin sonunda isyan çıkarır. Fletcher Christian’ın liderliğindeki mürettebat, acımasız Kaptan Bligh’ı denize bırakır. Kaptan olağanüstü şaşırtıcı bir gayretle limana geri dönmeyi başarırken, Bounty’ ise çeşitli zorluklarla mücadele ederek Güney Pasifik’e yelken açar.

11 yaşındaki yetim Stet, girdiği okul korosunda problem yaşamaktadır. Ancak hırslı koro şefi çocukta bir yetenek görmüştür ve onun sınırlarını zorlamak için elinden geleni yapacaktır.

Juilliard'daki ikinci yılında şizofreniye yakalanan müzik dahisi Nathaniel Ayers, hastalığının ilerlemesi üzerine evsiz barksız kalarak Los Angeles sokaklarına düşer. Hayatını keman ile çello çalarak sürdürmeye çalışan Ayers'ın, zamanla hayatı değişmeye başlar. Robert Downey Jr.'ın canlandırdığı Steve Lopez karakterinin gerçek hayattaki kitabından uyarlanan film, aynı zamanda rolü için bolca çello dersi alan metod oyuncusu oscarlı Jamie Fox'un da varlığıyla merak uyandırıyor.

A famous pianist at the twilight of his career meets a free-spirited music critic who soon becomes his rock as his mental state deteriorates.

Teen Spirit, hayallerine kavuşabilmek için şarkı yarışmasına katılan genç bir kızın hikayesini konu ediyor. Violet, küçük bir kasabada yaşayan utangaç bir genç kızdır. En büyük tutkusu şarkı söylemek olan genç kız hayallerinin peşinden gidebilmek için kasabadan ayrılmayı planlar. Bir şarkı yarışmasının ilanlarını gören Violet için hayalleri doğrultusunda harekete geçme zamanı gelmiştir. Ona bu zorlu macerasında karşısına çıkan bir akıl hocası yardım eder. Bu uluslararası yarışma Violet’ın sadece yeteneğinin değil dürüstlüğünün ve hırsının da teste tabi tutulmasına neden olur. Akıl hocasının desteği ile hayallerine kavuşabilmek için ter döken genç kız, yüzlerce rakibini geride bırakıp yarışmayı kazanabilecek midir?


1880'lerin Güney Amerika'sında, ormanın derinliklerinde bir misyoner çarmıha gerilerek öldürüldükten sonra Peder Gabriel sorumlu kabîle ile irtibat kurmaya çalışır. Fakat yüksek tepelerde yerlileri arayan tek kişi Peder değildir. Sevgiden yoksun köle avcısı Mendoza da bu dokunulmamış bölgeyi keşfetmiştir. Mendoza sevdiği yegâne iki kişi olan kardeşi Felipe ve zengin ve genç bir dul olan Carlotte'un ilişkisini öğrenince kardeşini öldürecek kadar katı kalplidir. Ancak Peder Gabriel'in çabalarıyla misyona katılacak ve vahşi ormanlarda yerliler için çalışacak, hatta Peder'in tepkisine rağmen bu yolda savaşacaktır.

Richard Jewell, 1996 Atlanta Olimpiyatları’nda Centennial Olympic Parkı’nda yaşananlara odaklanıyor. 1996 yılında düzenlenen Yaz Olimpiyatları sırasında Centennial Olympic Parkı’nda bombalı saldırı düzenlenmiştir. Yaşanan olayların suçlusu ise Richard Jewell görülür. Güvenlik görevlisi olarak çalışan Richard Jewell, saldırı sırasında onlarca insanın hayatını kurtarsa da basında çıkan haberler onun terörist olduğunu söylemektedir. Olayın ardından hayatı tepetaklak olan Jewell’in suçsuz olduğu ise birkaç ay sonra ortaya çıkar. Gerçek suçlunun ortaya çıkması ile aklanan Richard Jewell’in hayatı ise asla eskisi gibi olmaz.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir